Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/837 E. 2026/1339 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/837
- Karar No
- 2026/1339
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/837
KARAR NO: 2026/1339
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2025
NUMARASI: 2022/499 Esas - 2025/176 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... menşeli bir şirket olan davacının mineral gübre alanında faaliyet gösterdiğini, davalının ise yönetlelsi ve/veya pay sahibi olduğu şirketler vasıtasıyla davacıya uzun yıllar ürün sattığını, bu ticari faaliyetler sırasında davalının, davacı şirket yöneticilerinden bazı kişilere rüşvet vererek kendi şirketlerinden piyasanın çok üzerinde fahiş fiyatlarla ürün satın alınmasını sağlamış olduğunu, bu şekilde çok büyük komisyonlar elde etmiş olduğunu, davacı şirketi yaklaşık 40 milyon Amerikan Doları civarında zarara uğrattığını, bunun Üzerine davacı şirketin uğradığı zararın giderilmesi talebiyle davalı ve bağlantılı olduğu şirketler aleyhine ...Ticaret Mahkernesi nezdinde tazminat davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, bu konuda Doğu Karayipler Yüksek Mahkemesi ...Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün 12.04.2022 kararı ile davacı lehine tazminata karar verildiğini, davalının bu davadaki davalılar arasında "...” olarak yer aldığını, davalının bu davada, davacının uğradığı zararı tazminen 27 Milyon ABD doları ödemesine ve 06.10.2009 tarihinden itibaren karar tarihine kadar işleyen 5 faize karşılık olarak 16.358.269 ABD doları ödemesine karar verildiğini, kararda davalının adının yanlışlıkla “...” olarak yazıldığını, daha sonra bu yanlışlığın, Mahkemenin 06.05.2022 tarihli kararı ile düzeltildiğini, Mahkemenin tenfiz davasına konu olan 12.04.2023 tarihli kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, kararın kesinleşme şerhinin bulunduğunu, davalının alacaklılarından mal kaçırdığını, bu kapsamda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edilmesi gereğinin doğduğunu, tenfiz için aranan tüm şartların gerçekleştiğini, İngiliz ...ile Türkiye arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda karşılıklılık bulunduğunu, İngiliz Virjin Adalarının, Birleşik Krallığın denizaşırı topraklarından olduğunu, Yargıtay 11 HD, 2007/1335 Esas ve 2007/3808 Karar, 02.03.2007 tarihli kararında Türkiye ile İngiltere arasında hukuki mütekabiliyetin gerçekleştiğinin belirtildiğini, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir karar olduğunu, kamu düzenine aykırılık oluşturmadığını, savunma hakkına uyulduğunu, Yargıtay 12. HO, Esas 2009/2200, Karar 2009/9766, 05/05/2009 tarihli kararında da yer aldığı gibi 28.06.1932 tarihli Türkiye ileşartların gerçekleştiğini, İngiliz ...ile Türkiye arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda karşılıklılık bulunduğunu, İngiliz Virjin Adalarının, Birleşik Krallığın denizaşırı topraklarından olduğunu, Yargıtay 11 HD, 2007/1335 Esas ve 2007/3808 Karar, 02.03.2007 tarihli kararında Türkiye ile İngiltere arasında hukuki mütekabiliyetin gerçekleştiğinin belirtildiğini, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir karar olduğunu, kamu düzenine aykırılık oluşturmadığını, savunma hakkına uyulduğunu, Yargıtay 12. HD Esas 2009/2200, Karar 2009/9766, 05/05/2009 tarihli kararında da yer aldığı gibi 28.06.1932 tarihli Türkiye ile İngiltere arasındaki Anlaşma kapsamında teminat gösterme yükümlülüğünden muafiyet olduğunu, davalının alacaklılarından mal kaçırdığını ve bu kapsamda ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek sonuç itibarıyla Doğu Karayipler Yüksek Mahkemesi ...Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün ... (COM) 0097 OF 2015 sayılı 12.04.2022 tarihli kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın bir çok nedenle haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün olmadığını, tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararında davacı veya davalı olarak yer alan tüm ilgililerin tenfiz davasına dahil edilmesi suretiyle taraf teşkili sağlanmadan yabancı kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilemeyeceğini, yabancı mahkeme kararında 2 tane davacı ve 17 tane davalının olduğunu, davacılardan sadece birisi tarafından tenfiz davasının açıldığını, yine tenfiz davasında 1 tane davalırın bulunduğunu, davada taraf teşkilinin sağlanmamış olduğunu, tenfize konu olan yabancı mahkeme kararının ilam niteliği taşımadığını “...” şeklinde özet bir karar niteliğinde olduğunu, davacının talebi üzerine verildiğini, Türkiye ile ...arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyet /karşılıklılık bulunmadığını, Türkiye ile İngiltere arasındakl 28 Kasım 1931 tarihli Sözleşmenin mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin bir hüküm içermediğini, Virjin Adalarının bağımsız bir devlet olduğunu, kanuni mütekabiliyetin olmadığını, İngiltere ile arasındaki kanuni mütekabiliyetin Virjin Adalarını kapsamayacağını, tenfizi talep edilen ...Mahkeme kararına konu olan olayların ...'de gerçekleştiğini, bu Mahkemedeki davanın davacısının ... şirketi olduğunu, davalı ...'ın da ... vatandaşı olduğunu, dava konusu ile ilgili olarak 28 Aralık 2012 tarihinde ... şirketi tarafından Kopist şirketi ve ... aleyhine ICC Tahkim yoluna başvurulduğunu, ICC Tahkim yargılaması sonucunda, ilgili ödemelerin ... hukuku açısından yasal olması ve şirket defter kayıtlarına da usulüne uygun şekilde geçirilmiş olması nedeniyle ...'ırı ilgili ödemelerden haberdar olmadığının mümkün olmayacağından bahisle davanın reddedildiğini, ICC Hakem kararı Ile yabancı mahkeme kararına konu esas vakıalar arasında özdeşlik bulunduğunu, ...'ın rüşvet iddlalarına ilişkin olarak ICC Tahkim yargılamasında yargılandığını ve yasaya aykırı işlem yapılmadığının tespit edildiğini, bu durumda bir başka mahkemede yargılanarak tazminata hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olacağını, dava tarafı olan kişilerin ve uyuşmazlığın ...ile hiçbir ilgisinin olmadığını, davacının sadece kendi menfaatini temin etmek amacıyla; aleyhine verilen ICC Hakem Kararının dikkate alınmayacağı bir devlet mahkemesi bulmak amacıyla, uyuşmazlık ile hiçbir bağlantısı bulunmayan ...Mahkemesinde 2015 yılında dava açtığını, bu davada Mahkemenin yetkisine itiraz edildiğini ancak reddedildiğini, dolayısıyla dava konusu ve taraflarla gerçek bir ilgisi bulunmayan ...Mahkemesi tarafından verller kararın aşırı yetkill bir mahkeme tarafından verilmiş olan bir karar olduğunu, bu kapsamda tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğini, davalıya ...Mahkemesinde görülen davada usulüne uygun tebligat yapılmadığını, bir avukatla temsil edilmediğini, savunma hakkını kullanamadığını, “Summary Jüdgement” başlıklı kararın davalıya tebliğ edilmediğini bu kapsamda davalının temyiz yoluna başvuramadığını, tenfiz talep edilen Virjin Mahkemesi Kararının gerekçesiz olması nedeniyle ve davacının talebini birden fazla artırmasına müsaade edilerek verildiği için Türk kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu, davalının alacaklılarından mal kaçırma niyetinde olmadığını, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, bu taleplerin reddinin gerektiğini belirterek sonuç itibarıyla davaya konu ...Mahkemesi kararının tenfizinin mümkün olmadığını, bu karara dayalı olarak üçüncü bir kişiye alt taşınmaz üzerinde tedbir talep edilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bilirkişiden aldırılan kök ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde MÖHUK'un 54 kapsamında kanuni karşılıklılığının olduğunun kabul edilebileceği tenfizi talep edilebilen mahkeme ilamının kamu düzenine aykırı olmadığı 54/ç maddesi kapsamında davalının yabancı mahkemede yapılan yargılamada o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılıp temsil edildikleri ve savunma haklarının kullanıldığı, ancak tenfize konu yabancı mahkeme ilamı incelendiğinde davacı tarafın 2 kişi olduğu davalıların ise 17 kişi olduğu , 17 kişiden 4 kişi hakkında karar kurulduğu ve mahkememizde sadece davacılardan bir şirket tarafında davalı ... hakkında kararın tanınması istendiği, MÖHUK hükümlerine göre kararın yabancı mahkeme kararının bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği ve tarafların tamamı hakkında verilen mahkeme ilamının tanıma ve tenfizi talepli olması gerektiği, bu nedenle MÖHUK 52.maddeye göre taraf teşkilinin sağlanmadığı, yabancı mahkeme kararlarının taraflar bakımından kısmi olarak tenfizi ve tanıması mümkün olmadığından, mahkeme ilamının 2 davacı 17 davalı hakkında karar verilmiş ve kesinleşmiş olduğu gözetilerek tanıma ve tenfizine ilişkin reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin, uzman görüşleri ile mahkeme tarafından atanan bilirkişinin raporu arasındaki tutarsızlığı ve buna ilişkin dosyadaki eksikliği gidermeden karar vermesi, eksik ve hatalı olup kararın taraf teşkilinin sağlanmadığına ilişkin gerekçesi, usul ekonomisi ile hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu, Yabancı Mahkeme Kararı’nın Türkiye’deki hukuki niteliği ve kesin hüküm etkisi, tenfiz kararının verilmesine bağlı olduğunu, tenfiz davasında tarafları belirleme yetkisi davacıya ait olup, bunun açık hukuki dayanağı da MÖHUK’ta bulunduğunu, Yabancı Mahkeme Kararı’nda aleyhine hüküm kurulan diğer davalıların Türkiye’de yerleşim yeri/merkezi ya da malvarlığı bulunmadığından, bu kişilerin de tenfiz davasına dâhil edilmesinin beklenmesi başta usul ekonomisi ve hukuki yarar ilkesi olmak üzere hukuka aykırı olduğunu, davacı Şirket’in tenfiz talebini yalnızca Davalı ...’a yöneltmesinin temel sebebinin, diğer davalıların Türkiye’de herhangi bir malvarlığına sahip olmamaları ve bu nedenle Türkiye’de bu kişiler yönünden tenfiz kararı alınsa dahi alacağın tahsil edilebilir olmaması olup, bu husus, davacı Şirket tarafından temin edilen resmî belgeler ve beyanlarla somut olarak ortaya konulduğunu, Türkiye’de malvarlığı bulunmayan veya tasfiye hâlinde olan kişilerin davaya taraf olarak dâhil edilmesinin zorunlu tutulması hem usul ekonomisi ilkesine hem de Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ile makul sürede yargılanma hakkına açıkça aykırı olduğunu, Yabancı Mahkeme Kararı’nda yer alan davalılar, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın yalnızca tek bir davalıya karşı açılması hukuka uygun olduğunu, Yerel Mahkeme Kararının, tenfiz hukukunun amacına ve uluslararası yükümlülüklere aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararının yalnızca iç hukuk kurallarına değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine de aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber; Mahkemece, taraf teşkili eksikliği olduğu kanaatine varılması durumunda, bu eksikliğin giderilmesi için taraflarına süre verilmesi zorunluluğu bulunduğunu, zira taraf teşkili eksikliğinin bulunduğu kabul edilse bile, mahkemenin öncelikle eksikliğin giderilmesi için tarafımıza süre vermesi; bu süre içinde eksiklik giderilmezse ancak o zaman davanın reddini değerlendirmesi gerekeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının yalnızca taraf teşkili gerekçesiyle değil; yabancı ilamın davalı yönünden icra kabiliyeti bulunmaması, savunma haklarına riayet edilmemesi, mütekabiliyet şartının gerçekleşmemesi, yabancı mahkemenin aşırı yetki kullanmış olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için gerekli koşulların bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı ve dava dışı ... tarafından başvurulması üzerine 12.04.2022 tarihli ve Doğu Karayipler Yüksek Mahkemesi ...Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümü’nün .... (COM) 0097 OF 2015 sayılı karar verilmiştir.
Davacı tarafça, davaya konu yabancı mahkeme kararının icra edilebilmesi için kararın Türkiyede tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak 5718 sayıl Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK) hükümlerinin uygulanması gerekir.
MÖHUK'un 50/1. Maddesi, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır, şeklinde düzenlenmiştir. MÖHUK'un 53. maddesine göre, tanıma ve tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi gerekir.
MÖHUK'un 54. maddesine göre de, tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması, gerekir.
Tenfiz kararı ile, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş kararların Türkiye'de icra olunabilmesine imkan sağlanmaktadır. Buna göre, tenfiz kararı ile birlikte Türkiye'de icra edilebilir hale gelen yabancı mahkeme ilamının, ayrıca Türkiye'de infazının da mümkün olması gerekir. Türkiye'de uygulanma kabiliyeti bulunmayan yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilmesi mümkün değildir.
Tenfiz davasının davacısı, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de icra edilebilmesinde hukuki yararı bulunan kişi, davalısı ise kararın Türkiye'de uygulanmasından etkilenecek kişi olması gerekir. Bu bakımdan yabancı mahkeme kararında yer alan davacıların tamamı veya davalıların tamamının tenfiz davasında hep birlikte taraf olması gerekli değildir. Ancak, tenfiz davasındaki tarafların sıfatı tespit edilirken tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında taraflara tanınan hak ve yükümlülükler önem arz etmektedir. Zira, tenfiz davasında yabancı mahkeme kararının tenfizi şartlarının bulunup bulunmadığı incelenmekle birlikte verilen tenfiz kararı sadece bu davanın tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracak olup, davada taraf olmayanlar bakımından tenfizin sonuçları doğmayacaktır.
Somut olayda, tenfiz istemine konu 12.04.2022 tarihli ve Doğu Karayipler Yüksek Mahkemesi ...Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümü’nün .....sayılı kararında onuncu(...), on birinci, on ikinci ve on üçüncü davalıların derhal 27 Milyon USD tutarında tazminatı ödemekle yükümlü tutulmuştur. Ancak tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararında davalıların hangi oranda sorumlu oldukları belirtilmediği gibi davacıların birlikte alacaklı olup olmadıkları ya da hangi davacıya ne miktarda ödeme yapılacağı konusunda bir belirleme bulunmamaktadır. Faize ilişkin karar bakımından da davacıların durumuna ilişkin olarak aynı husus geçerlidir. Tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının kesin ve infaz edilebilir olduğunu belirten 15/06/2022 tarihli kararda davacıların hükmü derhal icra etme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Yabancı mahkeme kararında alacaklı olarak "davacılar" belirtilmiş olmasına karşın tenfiz isteminde sadece... bulunmuş, yabancı mahkeme kararında lehine hüküm kurulan diğer davacı ... tenfiz davasında yer almamıştır. Buna göre, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararı ile davacılara tanınan alacak hakkı üzerinde tenfiz davasının davacısı...'nin tek başına tasarruf yetkisi bulunmadığından, bu haliyle davacının sıfatına göre tenfiz koşullarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı tarafça, taraf teşkilinin yanı sıra yabancı ilamın icra kabiliyetinin bulunmaması, savunma haklarına riayet edilmemesi, mütekabiliyet şartının gerçekleşmemesi ve yabancı mahkemenin aşırı yetki kullanmış olması nedenleriyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davanın husumetten reddedildiği nazara alındığında bu aşamada esasa girilerek davalının itirazlarının incelenmesi mümkün görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı ve davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2026