Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/359 E. 2026/346 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/359
Karar No
2026/346
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/359

KARAR NO: 2026/346

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/12/2025 ARA KARAR

ESAS NO: 2025/974

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)|Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 18/02/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 18/02/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı taraf dava dilekçesiyle özetle; ".... Davaya konu GES lisansının bulunduğu ... Ltd. Şti. adına kayıtlı lisansın üçüncü kişilere devrinin, temlikinin, rehninin veya sair tasarruf işlemine konu edilmesinin tedbiren durdurulması ile projenin bağlı bulunduğu dağıtım şirketi ... (... AŞ)’a müzekkere yazılarak, GES üretim gelirlerinin (mahsuplaşma ödemeleri ve satış gelirleri dahil) davalı şirket lehine ödeme yapılmaması ve bu bedellerin mahkeme veznesinde bloke edilmesine ve nemalandırılmasını ..." talep etmiştir.

İstenen ihtiyati tedbir hakkında mahkemece 02/12/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla:

"....HMK'nun 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zarlaşacak yada tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallarendi uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

HMK'nun 390/2. maddesi uyarınca talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK'nun 390/3. maddesine göre tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

İhtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumlarında meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte hukuki korumadır.

İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebeplari de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür.

Az yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı tarafça 17/02/2017 tarihli sözleşmeye dayanılmış ise de ... tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 21/07/2017 tarihli genel kurul kararı ile davacı tarafından asıl dosya davalısı ...'e ... Ltd. Şirketine ait hisse devrinin yapıldığı dikkate alınarak davacının iddiaları yönünden ihtiyati tedbir taleplerinin haklılığı konusunda yaklaşık ölçüde kanaat verici delil sunulmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine,

2-Kararın bir suretinin davacı vekiline tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere..." karar verilmiştir.

Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece verilen 02/12/2025 tarihli ara karar ile; davacı müvekkili ile davalı ... arasındaki 17.02.2017 tarihli inançlı işlem sözleşmesine dayanılmasına rağmen, 21.07.2017 tarihli genel kurul kararı ile hisse devrinin yapıldığı gerekçe gösterilerek "yaklaşık ispat" koşulunun sağlanmadığı belirtilerek tedbir taleplerinin reddedildiğini, ancak söz konusu kararın, dosya kapsamındaki delillerin mahiyeti, inançlı işlemin hukuki niteliği ve yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile örtüşmediğini, yerel mahkeme dosyasına dilekçeleri ekinde sundukları belgeler ile inançlı işlem sözleşmesi ve "yaklaşık ispat" koşulunu tam olarak sağlandığını, mahkemenin ret gerekçesinde, 2017 tarihli hisse devrini (genel kurul kararını) esas aldığını, huzurdaki davanın temeli, bu devrin " 17.02.2017 tarihli inançlı işlem sözleşmesi" kapsamında teminat amacıyla 21.07.2017 tarihli genel kurul kararı ile hisse devrinin yapıldığı ve iade yükümlülüğüne uyulmadığı iddiası olduğunu, müvekkili ile davalı önce inançlı işlem sözleşmesini yaptığını ve bu kapsamda daha sonra geri alacağı düşüncesi müvekkili ile şirketi davalı ...e devrettiğini, davalıların kötü niyetli ve muvazaaları ikrar düzeyinde delillerle sabittir tedbir taleplerinin reddi, davalıların mal kaçırma operasyonlarını tamamlamasına olanak tanıyacağını, dosyaya sunulan yahyalı asliye ceza mahkemesi’nin 2023/85 e. sayılı dosyasındaki ifade tutanakları, yaklaşık ispatın ötesinde bir delil niteliğinde olduğunu, davalı ..., ceza yargılamasındaki ifadesinde; dava konusu ... ltd. şti.'nin aslında müvekkil ...'a ait olduğunu bildiğini açıkça beyan ettiğini yargıtay 1. hukuk dairesi’nin 2015/1648 e. sayılı kararında vurgulandığı üzere; inançlı işlemin varlığının ikrar edilmesi veya üçüncü kişinin durumu bildiğinin anlaşılması halinde, muvazaalı temlikler yasal koruma görmez. davalı ...'nın, şirketin müvekkile ait olduğunu bilmesine rağmen hisseleri ve lisansı devralması, tmk m. 2 (dürüstlük kuralı) ve tmk m. 1023 (iyiniyet) korumasından yararlanamayacağını gösterir. bu durum, tedbir kararı verilmesi için gereken "haklılık" kanaatini kuvvetle muhtemel kıldığını, telafisi imkansız zarar ve hakkın elde edilmesinin imkansızlaşması riski sayın mahkemenin vermiş olduğu red kararı ile dahada yükseldiğini, şu an itibariyle tedbirler konulmazsa; davalılar yeniden ges lisansını iyiniyetli üçüncü bir kişiye devredebileceğini, aylık yaklaşık 30.000 usd tutarındaki enerji satış gelirleri (kepsaş ödemeleri) davalılarca tahsil edilip harcanabileceğini, bu durumda müvekkil davayı kazansa dahi, içi boşaltılmış bir şirket veya tahsili imkansız bir alacakla karşı karşıya kalacağını, yargıtay 23. hukuk dairesi’nin 2013/5786 e. sayılı kararı da, muvazaa iddiası bulunan hallerde taşınmaz/malvarlığı devrinin önlenmesi için tedbirin devamının zorunlu olduğunu, aksi halde telafisi güç zararların doğacağını teyit ettiğini , talep ettikleri tedbirin kapsamı ve ölçülülüğü dava konusu ile uyumlu olduğunu , taleplerinin davalı şirketin ticari faaliyetlerini tamamen durdurmak olmadığını, dava konusu olan ve mülkiyeti çekişmeli hale gelen ges lisansının 3. kişilere devrinin önlenmesi, lisansın getirisini oluşturan gelirlerin (dava sonuna kadar güvence altına alınması için) mahkeme veznesine depo edilmesi ,bu tedbirler, hmk m. 389'daki "verilecek tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında " olma şartını sağlamakta ve ölçülülük ilkesine uygun olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; yerel mahkemenin 02/12/2025 tarihli ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararının, itirazımız üzerine kaldırılmasına, dosyada mübrez inançlı işlem sözleşmesi, ceza mahkemesi ifade tutanakları ve muvazaalı devir zinciri gözetilerek, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığının kabulüne, telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla; davalı ... ltd. şti. adına kayıtlı ges lisansının üçüncü kişilere devrinin, temlikinin ve sair tasarrufların tedbiren durdurulmasına, ... (... a.ş.) nezdindeki enerji satış gelirlerinin davalıya ödenmeyerek mahkeme veznesinde veya belirlenecek bir hesapta bloke edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin, davacının ihtiyati tedbir isteminin reddi yönünde kurduğu gerekçe dosya kapsamına ve hukuka uygun olup, ayrıca cevap dilekçesinde arz ettikleri hususlar da dikkate alındığında davacının isteminin yersiz ve iyi niyetten uzak olduğu anlaşılacağını, cevap dilekçelerine atıfla, davacının ihtiyati tedbir isteminin kısmen reddine ilişkin itirazının reddine karar verilmesini talep etmiştir

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşılmakla,ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır.

İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan 02/12/2025 tarihli gerekçeli ara kararında yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; derdest işbu davada, Davacı vekilince istenen sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK 389 vd md leri uyarınca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli yasal koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin sözkonusu nitelikteki ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de , 02/12/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı vekilinin söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmiş olduğundan, işbu ara kararda usul,yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/974 Esas sayılı, 02/12/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Davacının adli yardım talebinin ilk derece mahkemesince 02/12/2025 tarihli ara kararıyla kabul edilmiş olması ve HMK 335/3 md uyarınca da adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam ettiğinin hüküm altına alınmış olması nedeniyle derdest işbu dava yönünden halen devam ettiğinden, alınması gereken istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı hakkında bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,

3-Yapılan istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 md leri uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/359, K. 2026/346, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-359-e-2026-346-k-bebb7c0c1f18