Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1772 E. 2026/2121 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1772
Karar No
2026/2121
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1772

KARAR NO : 2026/2121

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 21/05/2026

NUMARASI : 2026/202 Esas, (Derdest)

DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 09/03/2012 tarihinde .... Ltd. Şti. İle Satış vaadi Sözleşmesi ile İstanbul ili, ... İlçesi, 2/3 pafta ... ada, 15 parsel numarasında kayıtlı bulunan ...Projesinden D Blok 3 nolu daireyi bedelinin tamamını ödemek suretiyle satın aldığını, 87.000 TL tutarındaki sözleşme bedelini 09/03/2012 tarihinde 27.000 TL peşin, 60.000 TL'yi ise 15/05/2012 vadeli 20.000 TL, 16/06/2012 vadeli 20.000 TL ve 16/07/2012 tarihli vadeli 20.000 TL tutarlı 3 ayrı senetle ödediğini, davalı şirketin mevcut proje hakkında televizyon ve internette yoğun reklamlarının olması, inşaa edilen projenin edindiği dönemde projedeki A1,A2,A3,A4 ve C blokların %80 oranında zaten bitmiş olması ve davalının ... bölgesinde ...projesi haricinde İstanbul ili, ... ilçesi, ... ada, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa edilecek ''...Projesi'' ve yine İstanbul ili, ... ilçesi, ... parselde inşa edilen ''... Projesi''nin de müteahhidi olması güven duygusu oluşturduğunu, dava konusu bağımsız bölümün içinde olduğu ...projesinin dava tarihi itibariye kat irtifakına tabi olduğunu haricen elde ettiği bilgilere göre %90'ının tamamlanmış olduğunu, davalı şirket ile yaptığı sözleşmede satın almış olduğu bağımsız bölümlerin en geç 30/06/2012 tarihinde sözleşmeye uygun şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, davalı yanın sözleşmenin resmi şekle uyulmadan yapılmış olması sebebiyle geçersizliğini iddia edemeyeceğini, öncelikle İstanbul ili, ... ilçesi 2/3 pafta ... ada, 15 parsel numarasında kayıtlı bulunan D Blok 3 nolu daire üzerine 3. Kişilere devir ve temliki önlemek amacıyla davalıdır şerhi ve ihtiyati tedbir konulmasını, dava konusu mülkiyet hakkına ilişkin olması sebebiyle icra yoluyla satışların tedbiren durdurulmasını, İstanbul ili, ... ilçesi, 2/3 pafta, ... ada, 15 parsel numarasında kayıtlı bulunan D Blok 3 nolu dairenin sözleşme tarihinden sonra 3. Kişiler lehine konan haciz ve ipoteklerin terkin ettirilmesini, tapu iptallerinin yapılarak tarafına tescil edilmesini, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren davalının tacir olmasından dolayı en yüksek ticari faizi ile birlikte rayici belli olmadığı takdirde satış bedellerinin şimdiye kadar işleyen tüm faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmeye göre teslim tarihi olan 30/06/2012 tarihinden itibaren bilirkişi marifetiyle rayiç kira bedeli belirlenerek bedelin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davaya konu olan bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesini, tespit edilen bedelin güncel değeriyle davalıdan alınarak tarafına verilmesini, talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, eksik yatırılan harcın tamamlatılması gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında gerçekleştirilen sözleşmenin geçersiz olduğundan davacı taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkilinin taşınmazın geç tesliminde herhangi bir kusuru bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, bu sebeplerle davanın öncelikle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahmesince "Davalı iflas idaresi vekilinin taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmasına yönelik talebinin Reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İflas kararı ile birlikte dava kayıt kabul davasına dönüştüğünden taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, görevsiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının zorunlu olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve talepten fazlasına veya farklı bir hukuki sonuca karar veremeyeceğini, Somut olayda; mahkeme davanın niteliğinin kayıt kabul davasına dönüştüğünü kabul etmekte, ancak buna rağmen taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin devamına karar vermektedir.

Bu durum açık bir çelişki doğurduğunu, bir yandan mahkeme alacak davası niteliğinde karar vermekte, diğer yandan aynî hak talebi varmış gibi tedbirin devamını sağladığını, oysa ihtiyati tedbir kurumu HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca aynî talebi korumaya yönelik geçici hukuki koruma niteliğinde olduğunu, ayni talep ortadan kalktığı halde tedbirin devamına karar verilmesi; hem tedbir kurumunun amacına hem de HMK 26’daki taleple bağlılık ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tüm takyidatlardan ari şekilde tescil yada tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyadi tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

Davalı vekili 12/06/2026 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir kararının HMK'nun 396.maddesi kapsamın da yeniden değerlendirilerek kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece talebin incelemesi sonucunda 21/05 /2026 tarihli ara kararı ile tedbirin kaldırılmasına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin dilekçesinden HMK'nun 396 maddesi gereğince durum ve koşulların değişmesi sebebiyle verilen ihtiyati tedbir kararının yeniden değerlendirilerek kaldırılmasını talep ettiği açıkça anlaşılmaktadır.

6100 sayılı HMK'nın 396/1.maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması düzenlenmiş olup durum ve koşulların değiştiği sabit olursa talep üzerine her aşamada tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası bu husustaki itirazlara ilişkin düzenlemeyi de yapmış ve itiraz hususunda 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağını belirtmiştir.

İlgili fıkralar yukarıda açıklanmış olup özetle itirazın incelenmesi usulüne ilişkindir.

İtiraz kararına karşı kanun yolunun açık olduğuna dair düzenleme 394. maddenin 5. fıkrasında düzenlenmiş olup 396/2. madde 394. maddenin 5. fıkrasına atıfta bulunmamıştır.

Bu durumda; istinafa konu ara karardan önce davacı ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, yargılamanın devamı sırasında davalı vekilinin 12/06/2026 tarihli dilekçe ile HMK'nin 396. maddesine göre ihtiyati tedbirin değerlendirilerek kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece 21/05/2026 günü HMK 396 madde kapsamında değerlendirme yapıldığı ve tedbirin kaldırılmasına yönelik taleplerinin reddine karar verildiği ve gerekçeli ara kararı yazıldığı anlaşılmakla yukarıda açıklanan yasal prosedür gereğince HMK 396 madde aynı kanunun 394/5.maddesine atıfta bulunmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebine ilişkin verilen kararlara karşı istinaf kanun yolunun açık olmadığı, istinaf edilen ara kararın istinaf yolunun kapalı olduğu, mahkemece istinaf yasa yolunun açık olduğu yazılmış ise de kanun yolunun yanlış gösterilmesinin bağlayıcılığı bulunmadığı ve yasa yolu kapalı olan karara karşı yasa yolunu açık hale getirmeyeceği, bu karar nihai olup ara kararına karşı yukarıda açıklanan HMK düzenlemeleri karşısında istinaf kanun yoluna başvurma olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 21/05/2026 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun ara kararının kesin olması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının istem halinde iadesine,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1772, K. 2026/2121, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1772-e-2026-2121-k-f2fe702f4123