Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/139 E. 2026/344 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/139
Karar No
2026/344
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2026/139 Esas

KARAR NO:2026/344

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ:11/12/2025 (Ara Karar)

NUMARASI:2025/118 E.

DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Açıkladıkları sebeplerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararları tazmin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının terkin edilen markaları halen kullanıldığından ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle; müvekkili markalarına tecavüz teşkil eden ve terkin edilmiş olan "...", "... ..." ve "..." ibarelerinin ve işaretlerinin her türlü ticari kullanımı ile her türlü mecrada, şubelerde ve işletmelerde kullanımının durdurulmasına, "...", "... ..." ve "... hair design studio" ibareleri ve bu ibareleri ile iltibas teşkil eden her türlü işaretin ticari evraklarda, her türlü ürün ile tanıtım vasıtasında, katalogda, reklam vasıtalarında, faturalarda, tabelalarda, promosyon ürünlerinde ve işyerinde bulunan işletmeye dahil olan her türlü ürün üzerinde (havlu, demirbaş, totem, tabela, her türlü taşınır mal ve taşınmaz mallar vs) kullanımının durdurulmasına, ve mevcut ürünlerin toplatılarak el konulmasına, davalılara ait internet ve sosyal medya hesapları olan;... .../.../ .../ ... sitelerine erişimin engellenmesine ve ticari faaliyetlerinin tanıtımında kullanmasının önlenmesine, SMK 149.maddesinin uygulanmasına ve davalı tarafın eylemlerinin tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, ref'ine, SMK'nın 150/3 maddesi uyarınca zarar miktarının belirlenmesine, davalının kötü niyetli marka tescili ve tecavüzü ile haksız kullanımı nedeniyle, daha sonar artırılmak üzere şimdilik 100.000 TL maddi tazminat ve 500.000 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari iş avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şimdilik fazlaya ilişkin hak ve alacakları ile maddi manevi tazminat talepleri de saklı kalmak kaydıyla tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesinin 18/07/2025 tarihli ara kararıyla; Tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik sebebiyle, hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunduğu ve ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu kanaatine varıldığından, SMK'nın 159 ve 6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri gereğince ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak KABULÜNE, karar verildiği görülmüştür.Davalı vekili 23/07/2025 tarihli dilekçesinde özetle: Açıkladıkları nedenlerle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36.Avrupa İnsan Haklara Sözleşmesinin 6. ve 6100 sayılı HMK'nın 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme ve savunma hakkının ihlaline yol açan, usule ve maddi hukuka ilişkin koşulları taşımayan 18/07/2025 tarih ve 2025/118 Esas sayılı ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulüyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, kararın infazı halinde müvekkili geri dönülemez zararlara uğrayacağını, ihtiyati tedbir kararının infazının gecikmesizin durdurulmasına, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için açıkladıkları ilk taleplerinin kabul görmemesi halinde, bu kez terditli olarak, tesis edilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının, müvekkilinin şu an için ülke içinde Levent, Cadde, Nişantaşı, Florya, Bahçeşehir, Göktürk, Bodrum, Kuruçeşme, Ataşehir, Vadi, Kayseri gibi yerleşir yerlerinde ve Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan, Almanya gibi yabancı ülkelerdeki 23 işletmesinde 15 yıldan bu yana kullandığı işaretin terki ve bu suretle işletmelerinin mahvına yol açacak olması nedeniyle sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ve birlikte var olma olgularının varlığının tartışılacağı işbu davada ölçülü ve taraflar arasındaki menfaatler dengesine uygun olarak, tesis edilen ihtiyati tedbir kararının, SMK m.159/1-c hükmü uyarınca müvekkilinden alınacak makul bir tersine teminata dönüştürülmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 11/12/2025 tarihli ara kararıyla; gelinen aşamada ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu ve tedbirin ölçülü olduğu kanaatine varılmakla; HMK'nın 394/2. maddesi kapsamında davalı vekilinin yerinde görülmeyen ihtiyati tedbire yönelik itirazının REDDİNE,karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların 1990 yılından beri kullandıkları "..." ibareli markalarına dayanarak açtıkları tecavüz ve haksız rekabet davasında, yerel mahkemenin başlangıçta ihtiyati tedbir talebinin ön inceleme duruşmasında değerlendirilmesine karar verildiğini, davacının talebini yinelemesi üzerine dosyayı resen ele alarak müvekkiline savunma hakkı tanımadan, teminatsız, duruşmasız ve asıl davadaki talebi de aşacak şekilde "..." ibareli tüm kullanımların durdurulmasına ve dijital mecralara erişimin engellenmesine yönelik tesis ettiği ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli tanıtım işaretlerini 15 yılı aşkın süredir 23 farklı işletmesinde herhangi bir karışıklığa yol açmadan kullandığını, davacının bu süreçteki fiili kullanıma sessiz kalarak hak kaybına uğradığını ve markaların birlikte var olma koşullarının oluştuğunu, mahkemenin gıyapta verdiği bu kararın hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, gecikmede tehlike ve yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığını, müvekkiline ait bazı işaretlerin Türkpatent nezdinde tescilli olup yargı kararlarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının saptandığını, kararın infazının müvekkilini telafisi imkansız yıkıcı zararlara uğratacağını belirterek mahkemenin 18.07.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının itiraz üzerine kaldırılmasını, bu talebin kabul görmemesi halinde tedbirin tersine teminata dönüştürülmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; sektörde tanınmış marka olduğu kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olan "..." markasının eski çalışanları olan davalıların, bu markanın tanınırlığından haksız şekilde yararlanmak amacıyla "..." ibaresini kötü niyetli olarak tescil ettirdiklerini, ...-... veya ...-... örneklerinde olduğu gibi hukuki varlığı kesin hükümle son bulmuş ve sicilden terkin edilmiş markaların teminat karşılığında dahi kullanımına izin verilmesinin hukuk düzeninde mümkün olmadığını, davalıların markalarının hükümsüzlüğüne dair ilamın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini ve davalı tarafın markayı kullanmaya devam etme isteğinin "mahkeme içi ikrar" niteliğinde olup SMK m. 159 uyarınca tecavüz olgusunu ispatladığını, davalıların internet sitelerinde davacı markasının eski çalışanları olduklarını belirterek tanınmış markayı sulandırmaya çalıştıklarının ve bu seri kullanımların iyi niyetli kabul edilemeyeceğinin yargı kararıyla tescil edildiğini, güncel noter tespitleri ve sosyal medya hesaplarıyla tecavüzün sürdüğünün açıkça görüldüğünü belirterek kötü niyetli ve taklit nitelikteki kullanımların durdurulmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması, talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İstinafa konu karar, mahkemenin 11/12/2025 tarihli ara kararıdır.İstanbul 2.FSHHM'nin 18/02/2021 gün, 2019/68 E. 2021/76 K. Sayılı kararında, davacının ..., davalının ... Şirketi, davanın Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini olup, davanın kabulüne; TPMK nezdinde davalı adına tescilli "..." ibareleri ..., "... ...+şekil" ibareli ..., "... ...+şekil" ibareli ... numaralı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği, kararın 07/04/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Somut olayda davacı tarafından,, davalının mahkeme kararı ile terkin edilen markaları halen kullanıldığını, müvekkili markalarına tecavüz teşkil eden ve terkin edilmiş olan "...", "... ..." ve "..." ibarelerinin ve işaretlerinin her türlü ticari kullanımı ile her türlü mecrada, şubelerde ve işletmelerde kullanımının durdurulmasına, "...", "... ..." ve "..." ibareleri ve bu ibareleri ile iltibas teşkil eden her türlü işaretin ticari evraklarda, her türlü ürün ile tanıtım vasıtasında, katalogda, reklam vasıtalarında, faturalarda, tabelalarda, promosyon ürünlerinde ve işyerinde bulunan işletmeye dahil olan her türlü ürün üzerinde (havlu, demirbaş, totem, tabela, her türlü taşınır mal ve taşınmaz mallar vs) kullanımının durdurulmasına, ve mevcut ürünlerin toplatılarak el konulmasına, davalılara ait internet ve sosyal medya hesaplarında kullanılmasının önlenmesine ve markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece davalının tedbir talebine konu web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, davalının hangi eyleminin davacıya ait markalara tecavüz ettiğine yönelik somut tespit yapılmadan, mahkemece verilen önceki karara istinaden karar verildiği, eksik inceleme neticesinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair karar verilmesi dosya kapsamına göre yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Kaldı ki mahkemenin kabulüne göre de, ihtiyati tedbirin teminatsız olarak verilmesi ve neden teminatsız olarak karar verildiğinin karar gerekçesinde açıklanmaması yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde, inceleme yapılması için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/12/2025 tarih, 2025/118 E. Sayılı Ara Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

-Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kabulüne,

- İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2025 tarihli, 2025/118 Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/139, K. 2026/344, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-139-e-2026-344-k-cd56729edcff