Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/939 E. 2026/840 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/939
Karar No
2026/840
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/939

KARAR NO: 2026/840

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 31/03/2021

NUMARASI: 2018/1193 Esas, 2021/297 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 18/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır devam eden bir iş ve cari hesap ilişkisi bulunduğu, müvekkilinin davalı şirketin ... bölgesinde yapmış olduğu inşaat ve diğer işlerde alt yüklenici olarak çalıştığı, bu sözleşmelerin konusunun malzeme teminli eser sözleşmesi olduğunu, sürekli devam eden bu iş ilişkisi kapsamında da taraflar arasında cari hesap ilişkisi oluştuğu, tarafların 29.08.2012 tarihinde ''Düşey ve Yatay Trafik işaretleme" işinin yapılması amacıyla sözleşme imzaladıkları, müvekkilinin işini eksiksiz olarak tamamladığı, iş bu sözleşmenin bedelinin 335.972,38 USD olduğu, işin yapılması esnasında davalı borçlunun ekstra taleplerde bulunduğu, bu hususların da yerine getirildiğini; işin eksiksiz olarak yapıldığı, davalı ile yapılan mail yazışmalarından da sabit olduğunu, bunun yanı sıra taraflar arasındaki iş ilişkisine dayalı olarak kesilen faturaların hiçbirinin iade edilmediği, tarafların ticari defterlerine işlendiğini; davalı ile yapılan iş karşılığında bir kısım ödemeler yapmış ise de kalan bakiye olan 106.421,71 USD (hesaplanan kur değeri:5,2783)(561.725,71 TL) hesap bakiyesini ödemediğini, bu sebeple davalı ile defalarca iletişime geçilmiş olmasına karşın herhangi somut bir yanıt alınamadığı gibi ödemenin de yapılmadığını, ödemenin yapılmaması üzerine müvekkilinin 23.11.2018 tarihinde İstanbul .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine 03.12.2018 tarihinde itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, kötü niyetli borçlu aleyhine % 20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe dayanak faturanın tarihinin 2013 olduğunu; takipten yaklaşık 5 yıl öncesine dayanan bakiye alacağın varlığı iddiasıyla takip başlatıldığını, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, öncelikle davanın zamanaşımı sebebiyle reddini, tahakkuk ettirilen faturalara ilişkin davacının müvekkili şirketten herhangi bir hak edişi bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2 maddesinde düşey trafik işaretlerinin ... Belediyesi standartlarında ve onaylı projelere uygun olarak imal edilip yola monte edilmesinin kararlaştırıldığını; yine 6.1. maddesinde, trafik işaretleme projelerinin çizilmesi ve onayının alınması, projede belirtilen levhaların imalatı, levhaların projeye uygun olarak yerlerine montajının ... tarafından yapılması, yine sözleşmenin 10 ve 18. maddesinde, ...'in bir tutanakla işin onaylı projesine göre idarenin onayına sunmasından sonra ...'a teslim edilmesinin kararlaştırıldığını; sözleşmenin 9. maddesi uyarınca da, proje bedelinin % 40'ını avans olarak, 60 günlük çek ile % 30'unu malzeme sevkiyatı yapıldığında, kalan % 30'unun ise, işin ...'a teslimi tarihinde 60 günlük çek ile yapılacağının kararlaştırdığını, dolayısıyla davacı şirketin hak edişlerinin kesin kabule bağlı olduğunu, somut olayda, kesin kabul ve kesin hakedişin gerçekleşmediğini, durumun ... Belediyesi'nden sorulması gerektiğini, henüz idare tarafından kesin kabul yapılmadığını, bu nedenle de % 5 kesin teminatı ve 6.174,38 USD nakit teminatın müvekkili şirket uhdesinde tutulduğunu, iddianın aksine taraflar arasında yıllardır devam eden bir iş ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını, ...'deki proje dışında başka bir ticari ilişkileri bulunmadığını, davacının hesaplama yaparken kesintileri dikkate almadığını, Türkiye'de nakit ödenen ve ...'de yapılan 296.255,00 USD tutarındaki harcama, 17.871,00 USD % 5 kesin kabul teminatı, idare tarafından uygulanan 37.120,00 USD gecikme cezası mahsup edildiğinde, davacıya iddia edildiği tutarda bir borcu bulunmadığının aşikar olduğunu, davacıya defaten belirtildiği üzere, sadece 6.174,38 USD nakit teminat ve 17.871,00 USD % 5 kesin kabul teminatı tutulduğunu, sözleşmenin teminata ilişkin hükümlerine göre, teminatın uhdesinde tutulmasının yerinde olduğunu, kesin hesabın yapılması ile teminatların ödenebilir hale gelmesi halinde, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılacağını, ancak, asıl iş sahibi idare tarafından müvekkili şirkete ceza, masraf vb. kesinti uygulaması halinde davacıya yansıtılacağından bahisle, yerinde olmayan davanın reddiyle, davacının %20 kötüniyet ödencesine mahkum edilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, davalı yanca sunulan ve aleyhine delil teşkil eden "... trafik yapılan imalatlar toplamı", " ... trafik kesin hak ediş" başlıklı bila tarihli belgede yapılan imalatların toplam bedeli 357.421,49 USD olduğu, davacının kabulünde olan ödemenin 260.500,00 USD olduğu, davacının bakiye iş bedeli alacağı bilirkişi heyeti tarafından 96.921,49 USD olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki diğer bir ihtilaflı husus davacının belirlenen bakiye iş bedeli alacağından bila tarihli kesin hak ediş başlıklı belgede belirtilen 37.120,16 USD idare tarafından uygulanan gecikme cezası ve bu belgede belirtilen davacıya ödediği belirtilen 35.755,88 USD bedellerin alacaktan mahsup edilip edilmeyeceği hususunda olduğu, davalı taraf cevap dilekçesinin 3. sayfasında idare tarafından kendilerine bir ceza, kesinti vs. uygulanması halinde davacı alacağından mahsubu gerektiğini savunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin incelendiği, gecikme halinde gecikme cezası uygulanacağına dair bir hüküm olmadığının görüldüğü, davalı taraf söz konusu belgede davacı şirketi temsilen imza atan kişinin davacı şirketin yetkilisi olduğunu bu nedenle bu belgede yazan gecikme cezası ve yine davacıya ödendiği belirtilen yukarıdaki iki kalem bedellerin alacaktan mahsubu gerektiğini savunduğu, söz konusu belge incelendiği, davacı şirket firma yetkilisi altında ... imzası ile belgenin imzalandığı anlaşıldığı, bu kişinin aynı zamanda davalı şirket tanığı olarak ismi verildiği, söz konusu bu şahıs mahkemeye celp edilerek beyanı alındığı, beyanlarında özetle belgedeki imzaların kendisine ait olduğunu, o tarihlerde davacı şirkette işçi olarak çalıştığını, ekip başı olduğunu ve 1.800 TL maaş aldığını, en yetkili kimsenin orada kendisi olduğunu, kendisine verilmiş bir yetki belgesi olmadığını, aynı zamanda şöfor olduğunu, davacı firma tarafından kendisine hak ediş imzalama yetkisi verilmediğini ancak bu hak edişten davacı firmanın haberi olduğunu , onların bilgisi dahilinde bu belgeyi imzaladığını, davacı firmanın ceza yediğini de bildiğini, başka işlerde hiçbir zaman hak ediş imzalamadığını davacı şirketle işçilik alacaklarına dair derdest davası olduğunu beyan ettiği, somut olayda davacı şirket adına kesin hak ediş başlıklı belgeye imza atan kişinin davacı şirketin çalışanı olduğu, bu kişinin şöför olduğu sgk kayıtlarından anlaşıldığı, yine kendi beyanından aylık 1.800 TL maaş ile çalıştığı, bu işçinin aynı zamanda davacı şirket ile husumetli olduğu, işine kod 29 kodu ile son verildiği, işçilik alacaklarına dair davasının da halen istinaf aşamasında olduğu, bu işçiye davacı şirket adına bir temsil, vekalet verildiğinin ispat edilemediği, nitekim işçinin de zaten kendisine böyle bir belge verilmediğini daha önce de davacı şirket adına hiçbir hak ediş belgesine imza atmadığını belirttiği, temsilci ile işlem yapan kimsenin temsilcinin yetki sınırlarını araştırmak zorunda olduğu, davacı yanca yetkisiz temsilci konumunda olan bu kişi ile yapılan işleme sonradan icazet verildiğinin de davalı yanca ispat edilemediği, bu nedenle kesin hak ediş başlıklı belgede belirtilen idare tarafından uygulanan gecikme cezası ve davacıya yapıldığı belirtilen ödemeler olarak zikredilen 2 kalem bedelin davacı alacağından mahsup edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, davacının davalıdan alacağının takip tarihi itibarı ile 96.921,49 USD olduğu gerekçesiyle bu tutar üzerinden takibin devamına karar verildiği, davacının yaptığı tüm imalatlar toplamı davalının sunduğu ve aleyhinde delil teşkil eden kesin hak ediş başlıklı belgeden 357.421,49 USD olarak tespit edildiği, davalının, davacıya yaptığı ödemeleri de bilebilecek durumda olduğu bu nedenle alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalı yanın icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, talep konusu olan alacak yani sözleşme bedeli, müvekkil defterlerinde açık olarak göründüğü davalının işin yapılmadığı veya belirtilen bedele yapılmadığı yönünde bir itirazı da bulunmadığı, davalı her yıl sonunda yabancı bir şubedeki defterlerini asıl şube ile birleştirmesi gerekirken bu hukuki yükümlülüğünü de yerine getirmediği, bu kapsamda sözleşme bedelinin 335.972,98 USD değil müvekkili şirketin defterlerinde görünen ve davalı tarafça itiraza uğramamış toplam imalat miktarı olan 366.921,71-USD olarak kabulünün gerektiği, artan bu bedelin yapılan imalat artışlarından kaynaklandığı davalının sunmuş olduğu "... İnşaat İmalatlar Toplamı" başlık belge de imalat toplamı 357.421,50 USD olarak gösterildiği yani sözleşme bedelinden yaklaşık olarak 22.000,00 USD fazla bir miktar bizzat davalı tarafından tespit edildiği, bu hususun davalının sözleşme dışı yapılmış olan imalat artışlarını kabul ettiğini açık bir ikrarı olduğu, cevap dilekçesinde dahi işin yapılmadığı veya imalat fazlası olmadığı yönünde bir itirazda bulunulmadığı, davalının ticari kayıtlarını sunmaktan imtina ettiği, yurt dışı şube kayıtlarını kendi defterlerine aktarmadığı da gözetildiğinde müvekkili şirket defterlerinin delil niteliğinde olduğu ve imalat artış miktarını ispat ettiği, bu nedenle takibin 106,421.71 USD üzerinden devamının gerektiği iddiasıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, gerek Borçlar Kanunu ve İİK, gerekse Türk Ticaret Kanunu mucibince, davacının iddia ettiği alacağın üzerinden 2 yıllık süreyi geçtiğinden zamanaşımına uğradığı, müvekkili şirkete tahakkuk ettirilen faturalara ilişkin olarak davacının herhangi bir hak edişi bulunmadığı, sözlemede belirtildiği ve tarafların da üzerinde mutabık kaldığı üzere, davacı şirket tarafından idarenin onayı alındıktan sonra işin müvekkil şirkete teslimi kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı şirket hak edişlerinin kesin kabule bağlı olduğu, kesin kabul ve kesin hak ediş gerçekleşmediği, zira henüz İdare (... Belediyesi) tarafından kesin kabul yapılmadığı, bu nedenle de %5 kesin kabul teminatı ve 6.174,38.-USD nakit teminat müvekkilinin uhdesinde tutulduğu, Türk Ticaret Kanunu’nun 89. Maddesi uyarınca, cari hesap ilişkisinde, kalem kalem alacak ve borç miktarları kaydedilerek, hesabın kesilmesinden sonra ortaya çıkacak artan tutar talep edilebileceği, bu emredici hükme rağmen davacı şirket tarafından salt kendi alacak kalemleri üzerinden hesaplama yapılarak, faturalandırılmış alacağı bulunduğundan bahisle alacak talebinde bulunulduğu, oysaki davacı şirket bu hesaplamayı yaparken kesintileri hiçbir şekilde dikkate almadığı, Türkiye’den nakit ödenen ve ...’den yapılan 296.255.-USD tutarında harcama, 17.871.-USD tutarında %5 kesin kabul teminatı ve İdare tarafından uygulanan 37.120.-USD tutarında gecikme cezası mahsuplaştırıldığında, müvekkilinin davacıya iddia edildiği tutarda bir borcu bulunmadığı, bu hususta ilk derece mahkemesi tarafından tanık da (...) dinlendiği, taraflar arasında akdedilen 29.08.2012 tarihli sözleşme konusu işleri yapmak üzere davacı şirket tarafından ...'e 3 (üç) kişi gönderildiği, bu kişilerden biri ve en yetkilisi ... olduğu, proje boyunca davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri, sözleşme ve işle ilgili en ufak detaylara kadar (avans, malzeme tedariği vs.) sadece bu kişiler yerine getirdiği, müvekkili şirkettin ...'de davacı şirket ile olan tek muhatabının bu üç kişi olduğu, içlerinde en yetkili/inisiyatif sahibi olan kişinin de ... olduğu, şantiye süreci boyunca, davacı şirketten ...'e bu üç kişi dışında ne başka bir yetkili geldiği ne de müvekkiliyle iletişime geçtiği, davacı tarafından kabul edilmeyen 35.755,88 USD tutarlık bölüme bakıldığında görüleceği üzere, harcamaların özetle, yerel işçi ücreti, hi up vinç kirası, gümrük, makine tamir gideri, personel uçak biletleri, personel ödemeleri, ikamet masraflarıdır. dolayısıyla davacı şirket için yapılan, davacı şirket tarafından ödenmesi gereken, davacının sorumluluğunda olan harcamalar olduğu, davalı şirket çalışanı ...’ın da, ... projesinde şirket adına işlerin takibi, iş ve işlemlerin imzalanmasında yetkili olduğu, tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, fiili olayları bilen ve orada sözleşme konusu işler yapılırken bulunan, belgeleri, kasa fişlerini imza edenlerin onlar olduğu, sözleşme gereği gümrük vb ödemeleri yapması gereken davacı şirketin adına ödemelerin şirket yetkilisi ... tarafından yapıldığı, bu hususun da davacı şirket yetkilisi ve orada bulunan ... ve dolayısıyla davacı şirketin talep ve oluru ile yapıldığı gibi hususların tanık beyanları ile aydınlatılması gerekmekteyken, kayıtların ve belgelerin düzgün tutul(a)madığı ... bölgesindeki dava konusu işte kimin çalıştığı, müvekkilin davacı şirket namına hangi kalemleri ödediği, sözleşmesi gereği bu kalemlerin davacı adına olup olmadığı gibi hususların aydınlığa kavuşturulabilmesi için elzem olduğu, sözleşmede İşin başlama tarihi 15.09.2012, İşin bitim tarihi ise 15.11.2012 olduğu, 2 (iki) aylık bir süre belirlendiği işin davacı şirket tarafından süresinde bitirilemediği, dolayısıyla ... belediyesi tarafından davacı şirkete gecikme cezası kesildiği, bu ahvalde, davacı şirketin, sözleşmesel yükümlülüğüne aykırı davranarak, işi süresinde tamamlaması dolayısıyla kesilen cezadan doğrudan sorumlu olduğu hususu izahtan vareste olduğu, davacının kötüniyetli olduğu ve dava konusu alacağı dava dışı şirkete temlik ettiği, kötüniyetli takip nedeniyle kötüniyet tazminatı talep ettiklerini, 26.03.2021 tarihli ikinci haciz ihbarnamesinin gönderilmesiyle, müzekkere borcu (64.507,83.-TL), "3. şahıs sıfatıyla" müvekkili şirket tarafından 02.04.2021 tarihinde daire hesabına yatırıldığı, sonrasında, dosya kapak hesabının Müdürlük tarafından hatalı yapıldığından bahisle, müvekkili şirkete 01.04.2021 tarihli para isteme müzekkeresi gönderildiği, bakiye miktar (27.274,78.-TL) da 13.04.2021 tarihinde yine dosya hesabına yatırıldığı, dolayısıyla, Müdürlük dosyasından Müvekkil Şirket'e gönderilen haciz ihbarnamelerinin gerekleri harfiyen ve süresinde yerine getiridiği ve belirtilen tüm miktar, ileride mahsup edilmek üzere yatırıldığı, iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.

Davacı tarafın, davalıyla olan anlaşmaya istinaden yaptığı iş karşılığı alacağını tahsil edemediği iddiasıyla icra takibi başlattığı, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilince 13/08/2021'de sunulan dilekçeyle istinaf başvurusundan feragat edilmişse de, davacı vekilinin mevcut vekaletnamesinde "istinaf başvurusundan" veya "kanun yollarından" feragat etmeye dair özel yetkisinin bulunmadığı, dairemizin geri çevirme kararı sonrasında da bu eksiklikliğin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.

Davalı vekili tarafından esas karara ve tavzih talebinin reddine dair ek karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekili tarafından, istinaf aşamasında 18/08/2021 tarihli "Sulh Protokolü" başlıklı belge sunulduğu görülmüştür.

Tarafların esas karara yönelik istinaf talepleriyle, davalı vekilinin tavzih kararına yönelik istinaf talebinin incelenmesi gerekiyor ise de, davacı vekilinin istinaf aşamasında 18.08.2021 tarihli "Sulh Protokolü" başlıklı belgeyi sunarak tarafların karşılıklı olarak sulh olduklarını beyan ettiği görülmüştür.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın protokol kapsamında olduğu anlaşılmakla, tarafların istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı vekilince istinaf aşamasında sunulan protokolün sıhhatıyla ilgili taraflar isticvap edilerek beyanlarının alınması, imza ve içeriğinin inkar edilmesi durumunda protokolün konusu ve uyuşmazlığa etkisi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesinde gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıdaki belirtilen nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen esas karar kaldırılmış olmakla, istinaf olunan tavzih talebinin reddine dair ek karar temelsiz kaldığından ek karara yönelik istinaf incelemesi yapılmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin sair istinaf nedenleri incelenmeksizin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin sair istinafları incelenmeksizin KABULÜNE,

2-İSTANBUL ANADOLU .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../03/2021 tarih, 2018/... Esas, 2021/.. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Kaldırma ve gönderme nedenine göre sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

4-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

5-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE,

6-Davacı ve davalı tarafca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/939, K. 2026/840, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-939-e-2026-840-k-c884609d54c6