Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/706 E. 2025/777 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/706
- Karar No
- 2025/777
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... KARAR TARİHİ : 30/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 05/12/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALILAR : 1- ........ VEKİLİ : Av...... 2- ........ VEKİLİ : Av..... 3- ........ DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/04/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/06/2023 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde başvuruya konu trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza ile ilgili olarak davacının herhangi bir kusurunun olmadığını, dava konusu trafik kazasına karışarak davacının yaralanmasına, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğramasına ve bakıcı ihtiyacı doğmasına neden olan ... plaka sayılı araç kaza tarihi itibariyle ... Acente ve ... Nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi uyarınca davalı ........ A.Ş.'nin teminatı kapsamında olduğunu, trafik kazası sebebiyle davacının ağır şekilde yaralandığını Çumra Devlet Hastanesi'ne daha sonra ise NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldığını, davacı dava konusu trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralandığını, vücudunun muhtelif yerlerinde kemik kırığı meydana geldiğini, hayati tehlike atlatığını, tedavisi tamamlanıncaya kadar yatağa mahkum olduğunu, bu süreçte bakıcı gideri ihtiyacının da oluştuğunu, davalı ........ A.Ş.'ye, 13.07.2023 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, davalı sigorta şirketi nezdinde ........ nolu hasar dosyası açıldığını, öncelikle ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz talebinin kabulü ile davalılar adlarına kayıtlı UYAP kanalıyla tespit edilecek tüm taşınmaz, araç, bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu vb. tüm hak ve alacakların, hak edişlerin dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla davacının uğramış olduğu zararın yoğunluğu ve kazada kusursuz olması ile davalı sürücünün kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olması gözetilerek takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini, davacının uğramış olduğu kalıcı iş göremezlik oranının tespiti ile; kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100 TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100 TL, belgeli ve belgesiz tedavi giderleri için şimdilik 100 TL olmak şimdilik toplam 400 TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, 60.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konusu kazaya ilişkin olarak kusur raporunun adli tıp kurumundan alınması gerektiğini, davacının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e uygun olarak maluliyet raporunun alınması gerektiğini, tedavi giderleri ve geçici iş görmezlik talebine karşı davalı sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının müterafik kusurunun araştırılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbedilerek uzlaşma sağlanıp sağlanamadığının araştırılması gerektiğini belirterek, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde öne sürdüğü iddiaları kabul etmediklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka uygun olmadığını, dava bakımından kendilerine isnat edilebilecek bir kusurun bulunmadığını, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, kendisine atfedilen kusuru kabul etmediğini, davacının maluliyetine ilişkin olarak rapor alınması gerektiğini, davanın oluşumuna davacının sebebiyet verdiğini ve davacının tam kusurlu olduğunu, davacının zarar gördüğünü iddia ettiğini fakat bunu ispatlayamadığını, davacının sigortaya başvuru yaptığını gösterir bir belge sunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafından iddia edilen hususları kabul etmediklerini, davalıya isnat edilen kusuru kabul etmediklerini, maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, davacının iddiasını ispatlamadığını, davacının sigorta şirketine başvurduğunu gösterir bir belge sunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; 12/06/2023 tarihinde, ... plakalı araç ile ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 05/03/2024 tarihli raporunda ve 30/07/2024 tarihli ek raporunda davalı sürücü ........'in %90 oranında, davacı sürücü ........'in %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, N.E.Ü. Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan 18/04/2024 tarihli raporunda; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %8 olduğu ve kalıcı olduğu, iyileşme süresinin 1,5 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağını, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu süre zarfında %100 oranında malul olacağı, bu süre zarfında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının olmadığını, ancak fatura edilmeyen giderlerinin 3.000 TL olduğu belirtiliği anlaşılmakla, aktüerya raporu ve bedel artırım dilekçesi dikkate alınarak, davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede ise ; kazanın meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumu, davacının yaralanmasının derecesi, kalıcı maluliyet durumunun bulunması ve oranı, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve istenilen manevi tazminatın miktarı ile manevi tazminatın amacı göz önünde bulundurularak, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile; Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı 454.271,13 TL geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 13.829,55TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 2.700,00 TL olmak üzere toplam 470.800,68 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi açından temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla), davalılar ........ ve ........ açısından kaza tarihi olan 12/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve ........ açısından kaza tarihi olan 12/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan kusur ve maluliyet oranları ile hesap raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hüküm sonucunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağına göre başvurucunun kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, hastane kayıtlarına göre de davacının baş bölgesinden yaralandığını, davacının maluliyet tespitine yönelik yargı denetimine açık olacak şekilde rapor düzenlenmediğini, maluliyet hususunda ATK 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, istinaf itirazlarının kabulünü, mahkeme kararının kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Mahkemece 11/02/2025 tarihli ek karar ile; "Davalı ........ vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK.m.344 gereğince yapılmamış SAYILMASINA," kararı verilmiş olup davalının bu ek kararı istinaf etmediği anlaşılmıştır.. Davalı ........ A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza sonrasında yaralanma zamanına ait Epikriz Raporunda aynen "hasta bt çektirmek istemedi. Kendi isteği ile tedavi red formunu imzalayarak acil servisten ayrıldı." şeklinde belirtildiğini, bu durumda c6 vertebra kırığının varlığını ortaya koyan Servikal MR tetkiki ile değerlendirilmesi gerektiğini, erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümleri gereğince üniversitelerin adli tıp ana bilim dallarının maluliyet raporu düzenleme yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin taraf olduğu bir başka davada raporun düzenleme yetkisinin sorulması için Sağlık Bakanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevapta üniversitelerin adli tıp ana bilim dallarının maluliyet raporu düzenleme yetkisinin bulunmadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin tedavi giderleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, başvurucunun baş bölgesinden yaralanmasının emniyet kemerinin takılı olmadığının işareti olduğunu, tazminat tutarlarından %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik, tedavi, bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, kusura itiraz ettiklerini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri şeklinde karar verilmesini dilemiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 12/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin raporlara göre %8 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğunu, çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri hükümlerine göre de %23,20 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğunun tespit edildiğini ancak müvekkilinin maluliyetinin tespit olunandan çok daha ağır derecede olduğunu, aktüer raporunda aleyhe hususları kabul etmediklerini, raporun TRH2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, avans faiz talep edilmesine rağmen yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri şeklinde karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasını dilemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede : AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır. Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından ; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. Davacı taraf ıslah dilekçesini miktarı daha az olan TRH 2010 göre vermiş olup PMF 1931) Tablosu na göre alaca daha fazla isede taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerektiğinden itirazın reddi gerekmiştir. 2- Kusur itirazının incelenmesinde : Olaya ilişkin tutlan kaza tespit tutanağında davalı sürücünün ali davacı sürücünün tali kusurlu olduğunun tutanağa bağlandığı .Mahkemece Ankara trafik ihtisas dairesinden alına 05/03/2024 tarihli raporda ; davalı sürücü ........'in %90 oranında, davacı sürücü ........'in %10 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği ve yine 30/07/2024 tarihli ek raporda da yine davalı sürücü ........'in %90 oranında, davacı sürücü ........'in %10 oranında kusurlu olduğu rapor edilmiş olup kaza tespit tutanağı ile raporlar birbirleri ile ve olayla uyumlu olup itirazın reddi gerekmiştir. 3- Tedavi giderlerine ilişkin itirazın incelenmesinde : 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanunun 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten ve işleten hukuki sorumluluğunu yüklenen sigortacının sorumluluğu devam etmektedir. TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile ,hakim ,görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K) Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının %23.2 oranında kalıcı maluliyetinin bulunduğu ve iyileşme süresinin 1,5 ay olduğu;Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlığının raporuyla saptanmış olup,bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır. Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazının reddi gerekmiştir. 4-Davalı vekilinin geçici iş göremezliğin,bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde: 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 20/12/2022 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR. Bu halde davalı vekilinin geçici iş görmezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir. Bu karara karşı davacı ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvuruların HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı ........ A.Ş'den alınması gereken 32.160,39 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 8.015,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.145,29 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan harcın yeterli olduğundan bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00 TL) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/04/2025
..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.