Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/681 E. 2025/781 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/681
- Karar No
- 2025/781
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/681 Esas
KARAR NO: 2025/781
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/04/2024
NUMARASI: 2017/453 Esas, 2024/254 Karar
DAVANIN KONUSU: İflas (İflasın Açılması)
KARAR TARİHİ: 27/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra emrinin 04.03.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı/borçlunun borcu ödemediğini, şikâyet ya da icranın geri bırakılması yollarına da başvurmadığını, davalı/borçlunun borcunu ödememesinden dolayı müvekkilinin alacağının semeresiz kaldığından, huzurdaki iflas davasını (İİK m. 177/4 uyarınca) açma zarureti hâsıl olduğunu, ne icranın geri bırakılması kararı alındığını ne de teminatın yatırıldığını, bu halde ilamın kesinleşmesinin hiçbir surette beklenmeyeceğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, davalının müvekkiline borcunu ödemeyerek ciddi zararlara sebep olduğunu, davalı şirketin büyük şirketler grubunda olmasına ve büyük projelerde yer almasına rağmen borcunu bilinçli olarak ödemediğini belirterek İlamlı icra takibine rağmen borç ödenmediği için davalı/borçlu ...’nin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından açılan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/643 E. 2015/786 K. sayılı 28.12.2015 tarihli kararının davalı müvekkili şirketi adına 11.03.2016 tarihinde tehiri icra talepli olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/3782 E. sayısı ile 11.03.2016 tarihinde temyiz edildiğini, dosyanın halen ilgili dairede inceleme aşamasında olduunu, dolayısı ile mahkemenin kararının henüz kesinleşmediğini, diğer taraftan, “davacı tarafın kasten ödenmeyen bir para bulunmaktadır” şeklinde ki dilekçelerindeki ifadelerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, temyiz edilen dava dosyasında temyiz nedenlerinin haklı nedenlere dayandığını, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın eser sözleşmelerinden kaynaklandığını ve davacının işbu davada sözleşmenin feshini kabul ettiğini ve müvekkili şirkete bir kusur atfetmediğini ve asıl üst işverene kabul ettirmediği işlerden dolayı haklı bir hak edişinin mevcut olmadığını, ortada sözleşme gereği kesinleşmiş herhangi bir hak ediş olmadığı halde, mahkeme hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verdiğini, kararın bozulması ihtimali de yüksek olduğunu, davacı tarafin dava dilekçesinde belirttiği Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2007/2503 E. Ve 2007/6485 K. sayılı 21.06.2007 tarihli ilamının eski bir karar olduğunu, ayrıca İİK'nin 177/4 maddesi “... ilama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse” ibaresini taşıdığını, bu maddeden mahkeme kararının kesinleşmeden de icra edileceğini, iflasa konu edileceği anlamını çıkarmanın hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, kararın kesinleşmesi hususu adalete ve hukuka daha uygun olduğunu, davalı şirketine gönderilen, davacı dava dilekçesi, mahkemenin tensip tutanağı ve Arabuluculuk teklifi ve Bilgilendirme Formunun 07.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, Mahkemenin Tensip tutanağının 2 nolu ara kararı gereği davacı tarafa Arabuluculuk Kanunu kapsamında Arabulucuğa başvurma teklifinde bulunduklarını, bu bağlamda Arabuluculuk Kanunun bu konudaki gerekçeleri yerine getirmeyi ve müracaatta bulunmayı her türlü diğer yasal haklarını saklı kalmak kaydı ile davacı tarafa teklif ettiklerini belirterek Arabuluculuk Kanunu kapsamında Davacı tarafa Arabuluculuğa başvurma teklifinde bulunduklarını, davanın arabuluculuk yolu ile halledilemediği takdirde, davaya konu İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/643 E. 2015/786 K. sayılı kararı kesinleşmeden işbu dava açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, Davacı yanında feri müdahiller de bulunmakta olup, feri müdahale HMK'nın 66.Maddesinde düzenlendiği buna göre, "3.kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar, feri müdahil olarak davada yer alabilir" denildiği, HMK 69. Maddesine göre feri müdahalenin etkisi başlığı ile yapılan düzenlemede feri müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm taraflar hakkında verilir denildiğinden, iş bu dosyada asıl davacı ... Ltd. Şti'nin davadan feragat etmesi nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bir kısım feri müdahiller de feragat dilekçesi verir iken bir kısım müdahiller ise davaya devam edilmesi yönünde beyanda bulunmuşlar ise de, iş bu davanın niteliği gereği (İİK 177/4'e dayalı ... tarafından başlatılan ilamlı icra takibi neticesinde iflas istemine ilişkin olup) müdahillerin durumunun feri müdahil niteliğinde olduğu, HMK'nın 65. Maddesinde düzenlenen asli müdahil niteliğinde bulunmadığı, kaldı ki davanın niteliği gereği müdahale türünün hiçbir şekilde asli müdahale şekline uymadığı gerekçesi ile davacı şirketin davadan feragat etmesi nedeniyle feragat nedeniyle karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde, mahkemenin gerekçeli kararı feri müdahil ... vekiline elektronik tebligat yöntemi ile 31/03/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Feri müdahil ... vekili 15/04/2025 tarihli istinaf dilekçesi ile ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmiş, aynı tarihte istinaf başvuru harcını yatırmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 181. madde başlığı “Usul “ dur. Maddede,159,160,164,165 ve 166’ncı maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunacağı belirtilmiştir. İcra iflas Kanunun 164. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren “İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır” düzenlemesini içermektedir. 7201 sayılı yasanın 7a Maddesinde "aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur." Aynı maddenin 9. Bendinde baro levhasına yazılı avukatlara elektronik tebligat yapılması düzenlenmiş, 4. bendinde ise elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarih izleyen beşinci günden sonra yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı feri müdahil ...'in vekiline 31/03/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, iki haftalık sürenin 14/04/2025 tarihinde dolduğu, ilk derece mahkemesi kararını kanunda belirtilen iki haftalık süre geçtikten sonra 15/04/2025 tarihinde istinaf ettiği anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 346/1 ve 352/1.c maddeleri gereğince istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Feri müdahil ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 346/1 ve 352/1-c bendi gereğince süre yönünden REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Feri müdahil ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 346/1 ve 352/1-c maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27.05.2025