Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/648 E. 2025/790 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/648
Karar No
2025/790
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/648 Esas

KARAR NO: 2025/790

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 07/02/2025

NUMARASI: 2024/689 Esas

DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas)

KARAR TARİHİ: 29/05/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin işleteni olduğu aracın %100 kusurlu olduğu trafik kazasında müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının tahsili için açılan davada İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/692 Esas sayılı dosyasında değer kaybı tutarının 320.000,00 TL olarak belirlendiğini, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan genel iflas yoluyla takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, alacağını tahsil etmek isteyen alacaklının, elinde ilam olsa dahi ilamların icrası yoluna başvurmayıp iflas yoluyla takip başlatabileceğini belirterek iflas talebinin ilanına, teminatsız olarak muhafaza tedbirlerinin alınmasına ve devamında takibe dayanak ilamın kesinleşmesinin beklenmesine, ilamın kesinleşmesinin akabinde ise davalı şirketin icra dosyasına yönelik itirazının iptaline ve depo emrine rağmen borcun ödenmemesi halinde iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, elinde bir mahkeme ilamı bulunmasına rağmen iflas yolu ile ilamsız iflas takibi başlatmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığından davanın bu sebeple reddi gerektiğini, takibe konu mahkeme kararına karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf aşaması sonuçlanmadan huzurdaki davada herhangi bir değerlendirme yapılamayacağını, elinde mahkeme kararı bulunan davacının öncelikle ilamlı takip yoluna başvurarak alacağını talep etmesi, işbu talebin sonuçsuz kalması halinde iflas yolu ile takip veya doğrudan doğruya iflas talebi ile hukuki yollara başvurması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesi 07/02/2025 tarihli ara kararı ile; davacının, davalı şirket ile ilgili "borçluya bildirim ve ödeme yapılmasının yasaklanması, taşınır ve taşınmazların devrinin önlenmesi, maden sahası, şantiye, mağaza, depo, şube vb. yerlerin varsa mühürlemesi veya bu yerlerdeki faaliyetlerin denetiminin iflas dairesine bırakılması gibi gerekli muhafaza tedbirlerinin alınmasına" dair tedbir taleplerinin yasal koşullar oluşmadığından dolayı reddine, buna mukabil davacı vekilinin dava dilekçesinin içeriği ve somutlaştırdığı deliller karşısında ve İstanbul BAM 17. HD'nin kararı nedeniyle davacının, davalı borçlu şirkete ait malların defterlerinin tutulmasına dair muhafaza talebinin İİK m.59 ve m.161 hükmü uyarınca kabulüne; bu suretle davalı şirketin defterlerinin İİK m.161 hükmü uyarınca iflas dairesince tutulmasına; defter tutulması işlemlerinin icrası açısından, davacının aleyhine tedbir talep etmiş olduğu şirketin anonim şirket olması, şirketin faaliyet sahası, muhtemel defter tutmaya konu mallar ve harcanacak emek ve zaman karşısında takdir olunan 16.000,00 TL defter tutma masraflarını davacının karşılamasına, akabinde muhafaza tedbirinin icrası için iflas dairesine müzekkere yazılmasına dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Ara karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; elinde ilam bulunan alacaklının ilamlı icra takibi yerine genel iflas yolu ile takip yapmasında hukuki yararın bulunmadığını ve alacaklı tarafından ilamsız iflas takibi yoluna başvurulması tehir-i icra prosedürünü yürütme haklarını engelleyeceğinden müvekkili aleyhine telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilecek nitelikte olan ara kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket, günümüzde yaklaşık 3.000 araçtan oluşan filosu ile müşterilerine devamlı olarak dijital ortamda araç kiralama hizmeti sunan bir şirket olduğundan davacı tarafından talep edilen tutarı ödeme güçlüğü içerisinde olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iflas takibine dayanak ilama karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, istinaf aşaması tamamlanmadan huzurdaki davada itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılamayacağını, müvekkilinin ülke ve dünya çapında yaptığı işler kıyaslandığında davacının sözde alacağının ne kadar cüzi kaldığı, bu cüziliğe karşılık uygulanması istenen tedbirin de bir o kadar ağır olduğunu, müvekkili şirketin malvarlıklarının deftere yazılmasının, şirket bünyesinde çalışan her bir personelin moral ve motivasyon kaybına sebep olacağı gibi şirketin ticari itibarının da zedeleneceğini, ara kararın uygulanması halinde muaccel bir borcu olmayan ve muaccel bir borcu olsa dahi bu borcu ödemekten kaçınmayan müvekkili şirketin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratacağını, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz etmesi halinde mahkeme tarafından öncelikle itirazın kaldırılmasına ilişkin yargılama yapılarak alacağın haklılığı değerlendirileceğinden bu yargılama yapılmaksızın verilen her türlü tedbir kararının kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin 07/02/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, iflas yoluyla yapılan takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin olup derdest dava kapsamında borçlu şirkete ait malların defterinin tutulmasına ilişkin Mahkemece tesis edilen 07/02/2025 tarihli ara karar istinaf istemine konu edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. İlk derece Mahkemesinin, davacının, lehine olan ilamı icra emrine konu etmek yerine bu ilam ile adi iflâs yolu ile takip yapmakta hukuki yararının olmadığından bahisle davanın usulden reddine yönelik kararı Dairemizin kararı ile, davacının, lehine olan ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapmadan genel iflas yoluna başvurabilmesine yasal olarak bir engel bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılıp geri gönderilmiş olup davanın yeni esasa kaydedilmesinden sonra yürütülen yargılama kapsamında ilk derece mahkemesince istinaf başvurusuna konu işbu ara kararın verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 394/1 maddesinin ilk cümlesi uyarınca karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aynı Kanunun 341/1 fıkrasında, ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf kanun yoluna başvurulabilecek olan kararlar düzenlenmiş olup buna göre, nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Somut olayda Mahkemenin istinaf talebine konu 07/02/2025 tarihli ara kararı ile davalı borçlu şirkete ait malların defterlerinin tutulmasına dair muhafaza tedbirine hükmedilmiş olup geçici hukuki koruma niteliğindeki bu karara karşı öncelikle mahkemede itiraz edilmesi gerekirken istinaf kanun yoluna başvurulduğundan 6100 sayılı HMK'nun 341/1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 07/02/2025 tarihli ara kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi gereğince usulden REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.29/05/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/648, K. 2025/790, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-648-e-2025-790-k-ca9e9ff7b65b