Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2025/600 E. 2025/547 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/600
- Karar No
- 2025/547
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/600
KARAR NO:2025/547
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:06.01.2025 tarihli ara karar.
NUMARASI:2024/899 E.
DAVANIN KONUSU:Şirket ortaklık payı alacağının tahsili
Taraflar arasında görülen şirketin feshi, tasfiyesi, kar payı ve hisse bedeli ödenmesi talepli davada, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen 06.01.2025 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın davacının abisi olduğunu,davacının da hissedarı olduğu davalı ... Şirketinin hissedarı olduğunu, şirket kuruluşunda her iki kardeşin % 50 payla ortaklık kurduğunu, davacıya 02.12.2021 tarihinde zor ve şiddet uygulanarak şirketin ... şubesinde bulunan fabrikasına ve iş yerine girmesinin engellendiğini, bu sebeple davalı Halis hakkında Eskişehir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/485 Esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, kendi şirketine sokulmayan müvekkilinin yaptığı araştırmalarda geçmiş dönemde yapılan genel kurul toplantılarında kendisinin adına sahte imzalar atıldığını, alınan kararlar ile şirketteki payının sermaye artırımı yoluyla hileli bir şekilde eritildiğini, kendisi üzerinden sahte imzalarla bir çok usulsüz işlem yapıldığını öğrendiğini, bu konularla ilgili de suç duyurusunda bulunduğunu, Eskişehir ... Noterliğinin 31 Aralık 2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şüphelinin yönetimindeki şirkete 6102 Sayılı T.T.K’nın 634. Maddesi gereğince şirketin tüm defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirketin ...Eskişehir adresinde bulunan şubesinde hazır edilmesi yönünde ihtar gönderildiğini, davalı tarafından bu ihtara cevap verilmediği gibi yaptığı usulsüzlüklerin belge ve delillerini yok etmek amacıyla şirket merkezinin bulunduğu İstanbul ilinde şirketin defter ve belgelerinin (özellikle pay defterinin ) zayi olduğu iddiasıyla İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret dava açıldığını, bunun öğrenilmesi üzerine dosyaya müdahale talebinde bulunulduğunu, daha sonra pay defterini bulduklarını beyan ederek açtıkları davadan feragat ettiklerini,davacının davalı ...'in zor ve cebir içeren eylemleri ile iş yerine sokulmadığını, şirketin defter ve delilleri şüpheli tarafından yok edildiğini, şirketin mal varlığının şüpheli ve suç ortakları tarafından fiilen ve fiziken kaçırıldığını, şüpheliler tarafından suç işlendiğini, bu konuyla ilgili de Eskişehir C Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu (... Sor.No) davalı ...'in diğer şirketi olan ... AŞ'de de benzer işlemler ile diğer bir kardeşi olan ... aleyhine de aynı hileli işlemleri yaptığını, davacının bu ortaklık yapısı içinde gecesini gündüzüne katarak büyük fedakarlıklarla şirkette çalıştığını, davacının İstanbulda imalattan sorumlu olduğu için sürekli üretimin başında olmasından ve Eskişehir'e taşınmasından sonra Eskişehir de olmasından dolayı bir çok belgenin davacının adına atılan sahte imzalar ile düzenlendiğini, geçen zaman zarfında ...'in oğlu olan diğer bir davalı ...'ın da büyüdüğünü, onun da şirketlere ortak olarak sokulmaya başlandığını, yıllar öncesinden ustaca hazırlanan plan adım adım devreye sokularak uygulandığını, sahte genel kurullar yapılarak sahte imzalarla müvekkilinin payının iç edildiğini, ancak davalılardan ...'in eşi ...'ın ölümünden sonra olayların patlak vermesi üzerine konunun açığa çıktığını, davacının kurucu ortak ve hissedar olması sebebiyle birçok kez şirket hakkında ve şirketin hissedarı olduğu sair şirketler hakkında (mali durum, yatırımlar, kar payı, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve kâr dağıtımı vb. konularda) bilgi ve belge istemiş olmasına rağmen bugüne kadar davalılar tarafından hiçbir bilgi ve belge verilmediği gibi kanunen zorunlu genel kurul toplantılarının dahi yapılmadığını, şirketin tüm defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirketin Eskişehir OSB 21. Cd Odunpazarı/ Eskişehir adresinde bulunan şubesinde hazır edilmesini ve ayrıca müvekkili adına sahte imzalar atılarak yapılan genel kurul toplantılarında %50 seviyesinden eritilen paylarının kendisine geri verilmesini (Eski hale getirilmesini)" ihtar edildiğini, fakat davalı tarafından söz konusu ihtara her hangi bir cevap verilmediğini, davacının zor ve cebir içeren eylemleri ile iş yerine sokulmadığını, şirketin defter ve delilleri şüpheli tarafından yok edildiğini, buna rağmen hakkını yasal yollardan aramaya çalışan müvekkilimin gönderdiği ihtarların sonuçsuz kaldığını, bir de bunun üzerine ortağı olduğu şirketin mal varlığı şüpheli ve suç ortakları tarafından fiilen ve fiziken kaçırıldığını, davalıların TCK kapsamında suç teşkil eden resmi evrakta sahtecilik, sahte imza, hizmet suretiyle emniyeti suistimal vb. muvazaalı iş ve işlemler sebebiyle müvekkilinin Eskişehir C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğun (2022/15768 sor.) sahte imzalarla yapılan genel kurullarda alınan kararlar doğrultusunda müvekkilin hisselerinin eritildiğini, şirkete yeni ortaklar alınarak müvekkilinin azınlık hisseye düşürüldüğünü, bu nedenle mevcut hissedarlar aleyhine de dava açıldığını, zira hali hazırda şirket ortaklarının şirket tüzel kişiliğinin dışındaki diğer davalılardan oluştuğunu, sahte imzalar ve yapılan muvazaalı işlemler ile müvekkilinin payı eritildiği için genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitinden sonra şirket paylarının eski hale getirilmesini ve müvekkili adına tescil edilmesin talep ettiklerini, şirketin feshini de talep ettiklerini, izah edildiği üzere tüm bu gelişmelerden sonra şirket ortaklarının ortaklığa devam etmelerinin imkanı kalmadığını, haklı nedenlerden dolayı şirketlerin feshine karar verilmesini gerektiğini, ayrıca tedbir de istediklerini, tüm bu olaylara sebep olan kişi davalı ...'ın şirket müdürü olarak görev yaptığını, büyük bir hızla şirketin içini boşaltma faaliyetinde olduğunu, dolaysıyla bir an önce yetkilerine son verilmesi gerektiğini, müdürlük görevini kötüye kullandığını, davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesi gerektiğini, aradan geçen zaman zarfında şirket tarafından hiç bir kar payı dağıtılmadığını, davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını, oysa bu süreçte şirketin sürekli büyüdüğünü, kar paylarının da davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı ... Şirketi' nin tüm genel kurul kararlarının usule aykırılığının tespitine ve iptaline, atılan sahte imzalar ve yapılan muvazaalı işlemler ile müvekkili payı eritildiği için genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine, şirket paylarının eski hale getirilmesine ve davacı adına tescil edilmesine, şirket ortaklarının ortaklığa devam etmelerinin imkanı kalmadığından şirketin feshine, fazlaya dair her türlü ıslah, dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan artırmak kaydıyla şimdilik, ... Şirketi'nin gerçek değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle tespiti ile davacının... Ltd. Şti.’ndeki başlangıçta yer alan % 50 oranındaki hisselerinin değerinin ve bugüne kadar ödenmeyen kar paylarına karşılık şimdilik 500.000,00 TL'sinin işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, müdürlük görevini kötüye kullandığı apaçık ortada olan davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesini istemiştir.Davacı vekili 10.09.2024 tarihli ihtiyati tedbir talep dilekçesinde özetle; iş bu dosyada bilirkişi tarafından rapor hazırlanmış olduğunu, söz konusu raporda bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda 11.01.2023 tarihli dilekçeleri ile incelenmesini talep ettikleri kararlarda müvekkili adına atılan imzaların sahte çıktığını, bilirkişi raporu ile kanıtlandığı üzere, davalı ...'ın davacının imzalarını taklit ederek sahte imzalarla şirket hisselerini ve kontrolünü hukuka aykırı şekilde ele geçirdiğini, bilirkişi raporu sonrası ...'ın, şirket varlıklarını kaçırma, azaltma ve şirketin içini boşaltmaya yönelik işlemler başlattığını dilekçe ekinde görüleceği üzere, şirket varlıklarının topluca satışa çıkarıldığını ve adeta şirketi tasfiye edercesine varlıkları satma çabası içine girildiğini, sahte imzaların tespiti ile birlikte, ...'ın bu işlemleri hızlandırdığını ve şirket varlıklarını elden çıkarma girişimlerine başladığını, bu kapsamda,... şirketine ait şirketin kritik öneme ve yüksek değere sahip tüm taşınmaz gayrimenkullerini satışa çıkardığını ve şirketin içini boşaltma amacıyla harekete geçtiğini, davalı ...'ın, daha önce benzer eylemleri nedeniyle Beykoz 2.Aile Mahkemesi nezdinde görülmekte olan 2022/149 dosya numaralı dava kapsamında tedbir kararı uygulanmış bir şahıs olduğunu, bu sebeple, davalı şirketin ve diğer ilgili firmaların varlıklarının korunması amacıyla aynı şekilde tedbir kararı alınmasının elzem olduğunu, tüm bu nedenlerle mülkiyeti Teknofan şirketine ait olan, tapunun Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, ...mahallesi, ... mevkii, ... pafta, ... ada, ... no'lu parselde kayıtlı taşınmaz ve yine tapunun Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi,... mahallesi, ...mevkii, ... pafta, ... ada, ... no'lu parselde kayıtlı taşınmaz üzerine dava sonuna ve karar kesinleşinceye kadar satışının durdurulması yönünde tedbir konulmasını, davalının bu yerleri satışa çıkarmasının daha önceki 22.03.2024 tarihli tedbir taleplerini de haklı çıkarmış olduğunu söz konusu dilekçelerinde de belirttikleri üzere ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 06.01.2025 tarihli ara kararıyla; "...Mahkememizin 2022/673 Esas sayılı dosyasında 12/09/2024 tarihinde verilen, davacı vekilinin 10/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair kararın davacı tarafça istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2024 tarih, 2024/1668 esas ve 2024/1615 karar sayılı ilamında;"İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3 hükmü uyarınca, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.İlk derece mahkemesince, ara kararının verildiği tarih itibariyle, davacının talep ettiği ihtiyati tedbir bakımından, yasada aranan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.Davada aynı zamanda haklı sebeplerle davalı şirketin feshi talep edilmektedir.Davacı vekili, davalı şirket müdürünün, şirket mal varlığını azalttığını, şirketin içini boşalttığını iddia etmektedir. İlk derece mahkemesince tanık dinlenmiş, geçersiz olduğu iddia edilen genel kurul kararlarındaki davacı imzaları bakımından imza incelemesi yapılarak rapor düzenlendiği, bir kısım kararlardaki davacı adına atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığına dair tespit yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının şikâyeti üzerine, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/15768 sayılı soruşturmasının açıldığı beyan edilmiştir.İlk derece mahkemesince, ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle tedbir talebi reddedilmiş ancak talep bakımından dosyadaki deliller bağlamında değerlendirme yapılmamıştır. HMK'nın 391/3 hükmü uyarınca, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilmelidir.Gerekçe ise delil değerlendirmesi içerir.Mahkemece, dinlenen tanık beyanı, alınan imza inceleme raporu, ceza soruşturma dosyası içeriği ve dosyaya sunulan diğer deliller değerlendirilerek ve ayrıca imza sahteliği incelemesine konu belgelerin asıl belge olup olmadığı, bu grafolojik tespitlere itibar edilip edilmeyeceği, sahte imzalarla alındığı iddia edilen kararların içeriklerinin ne olduğu, davadaki talepler bakımından sahteliğin etkisinin ne olduğu hususları değerlendirilerek, ihtiyati tedbir bakımından yaklaşık ispatın gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenebilir bir şekilde oltaya konulması gerekirken genel ve soyut bir gerekçeyle ret kararı verilmesi usule aykırı bulunmuştur. Bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir.Diğer taraftan, eldeki tedbir talebi esas dava içinde yapılmış olup, istinafa konu ara kararından sonra şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılması suretiyle yeni bir rapor alındığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince yeniden yapılacak değerlendirmede bu rapordaki tespit ve değerlendirmelerde de yararlanılması mümkündür.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçesiyle mahkememizin 12/09/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2024 tarih, 2024/1668 esas ve 2024/1615 karar sayılı ilamı doğrultusunda mahkememizce Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/15768 soruşturma sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.Mahkememizin 12/09/2024 tarihli ara kararından sonra -ara karar istinaf incelemesi için BAM'da bulunduğu esnada-Mahkememizin 2022/673 Esas sayılı dosyasının 04/12/2024 tarihli celsesinde 3 nolu ara karar ile, yargılamanın daha sağlıklı yürütülebilmesi ve açılan davaların niteliği göz önünde bulundurularak davalılardan... LTD Şirketine yönelik fesih ve tasfiye ile şirket hisse bedeli ve kar payı ödenmesine ilişkin açılan davanın HMK 167 maddesi uyarınca işbu dosyadan tefriki ile mahkememizin yeni esasına kaydedilmesine dair karar verilmiş, tefrik edilen dosya Mahkememizin 2024/899 Esasına kaydedilmiştir.Davacı vekili tefrik edilen dosyaya sunduğu, 30/12/2024 tarihli talep dilekçesi ile özetle, ... ve diğer şirketlerin mal varlıklarının korunması ve mal kaçırma eylemlerinin engellenmesi amacıyla 14/11/2024 tarihli İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2024/1668 E.- 2024/1615 K. Sayılı kararı göz önünde bulundurularak mahkemece yeniden değerlendirme yapılması sonucunda ivedilikle; mülkiyeti ... LTD.’ye ait tapunun Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi,... mahallesi, Ortaseki mevkii, ... pafta, ... Ada, ... No'lu parselde kayıtlı taşınmaz ve yine tapunun Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, Yassıhüyük mahallesi, Ortaseki mevkii, ... pafta, 122 Ada, 1 No'lu parselde kayıtlı taşınmaz üzerine dava sonuna ve karar kesinleşinceye kadar SATIŞININ DURDURULMASI YÖNÜNDE TEDBİR KARARI VERİLMESİNİ ve davalı ...'IN müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair de tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İhtiyati tedbir talebinin konusu 2022/673 Esas sayılı dosyasının tefrik edilen kısmına ilişkin olduğundan, Mahkememizce İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2024/1668 E.- 2024/1615 K. Sayılı kararı sonrası, değerlendirme işbu dosya üzerinden yapılmıştır.TTK'nın 636/4. Maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca;"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2024 tarih, 2024/1668 esas ve 2024/1615 karar sayılı ilamı ile her ne kadar; dinlenen tanık beyanı, alınan imza inceleme raporu, ceza soruşturma dosyası içeriği ve dosyaya sunulan diğer deliller değerlendirilerek ve ayrıca imza sahteliği incelemesine konu belgelerin asıl belge olup olmadığı, bu grafolojik tespitlere itibar edilip edilmeyeceği, sahte imzalarla alındığı iddia edilen kararların içeriklerinin ne olduğu, davadaki talepler bakımından sahteliğin etkisinin ne olduğu hususları değerlendirilerek, ihtiyati tedbir bakımından yaklaşık ispatın gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenebilir bir şekilde oltaya konulması gerektiği gerekçesiyle Mahkememiz ara kararı kaldırılmış ise de;Mahkememizce yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, öncelikle celp edilip incelenen Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/15768 soruşturma sayılı dosyasında davacının Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma iddiası ile yaptığı şikayete istinaden başlatılan soruşturma sonucunda davalı ... ve diğer şüpheliler yönünden takipsizlik kararı verildiği, verilen kararın itiraz üzerine yapılan inceleme sonucu da kesinleştiği, yapılan imza incelemesine istinaden alınan bilirkişi raporu uyarınca bir kısım toplantı tutanaklarındaki imzaların davacı eli ürünü olmadığı ortaya çıkmış ise de bu toplantılarda alınan kararların sermaye artırımı, rüçhan hakkı kısıtlaması, ana sözleşme değişikliği ve müdür atama gibi kararlar olduğu ve bu hususun davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılması gereğine dayanak teşkil etmeyeceği, Mahkememizce 12/09/2024 tarihli ara karar tarihinden sonra şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine istinaden alınan rapordaki tespitler de nazara alındığında, dosyanın mevcut haline göre gerek davalı şirkete ait taşınmazlara yönelik gerekse şirket müdürünün yetkisinin sonlandırılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispatın oluşmadığı sonuç ve vicdani kanaati oluştuğu, şirketlerde asıl olanın, ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olup,davalı şirkette hali hazırda organ boşluğu bulunmadığı, ayrıca tarafların menfaat dengesinin de gözetilmesi gerektiği de düşünülerek dava dosyası içerisindeki tüm bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tanık ... beyanında "davalı... Şirketinin kuruluş ana sözleşmesini dahi ben hazırladım, söz konusu şirket aile şirketi olduğu için genel kurul karar metinlerini bizzat ben hazırlayıp davalı ...'e vermekteydim, kendisi de Eskişehir'e gidip geldiğinde kararı imzalattırırdı, ortaklar fiziken bir araya gelip hiçbir zaman genel kurul toplantısı yapmamışlardı, rüçhan hakkı kısıtlaması yapıldığı dönemde ben davalı ... davacı ...'ı arayıp bilgi verip vermeyeceğini sordum ancak kendisi benim konuşmama gerek olmadığını kendisinin bilgi vereceğini söyledi, ben hazırlamış olduğum genel kurul kararları ile ilgili hiçbir zaman davacı ile görüşüp kendisine bilgi vermedim, böyle bir sorumluluğum da yoktu, ben davacı ...'ın herhangi bir karara imza attığını bizzat görmedim, ben kararları a4 kağıdında hazırlayıp davalı vermekteydim, imzalandıktan sonra kararlar bana getirilirdi, hazırlamış olduğum genel kurul karar içeriklerinin talimatlarını sadece davalı halis'den almaktaydım, "dediğini, tanığın açıkça tüm süreçlerde davalı ...'dan emir ve talimat alarak iş ve işlem tesis ettiğini, müvekkilinin imzasının birebir müvekkili tarafından atıldığını bizzat hiçbir zaman görmediğini, imzaların tamamlanıp ... tarafından teslim edildiğini, bizzat müvekkilin hiçbir toplantıda yer almadığını açıkça beyan ettiğini, alınan imza incelemesi raporu incelendiğinde 22/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda fotokopi belgenin incelenmesi üzerine müvekkil ...'ın adına atfen atılı imzaların müvekkilin el ürünü olmadığının tespit edildiğini, 22/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda 7 adet belge asıllarının incelenmesi üzerine müvekkilinin adına atfen atılı imzaların müvekkilinin el ürünü olmadığının yine tespit edildiğini, soruşturma dosyası incelendiğinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/15768 sayılı dosyasında şikayetçi olunan hırsızlık ve güveni kötüye kullanma suçları yönünden Savcılık KYOK kararı verildiğini, ancak verilen KYOK kararı şüphelilerin suç işlemediği konusunda kanılara göre değil hukuki yargılamayı ilgilendirir bir konu olduğundan mütevellit verilen bir karar olduğunu, KYOK kararına karşı tarafımızca itiraz edilmiş ise de Sulh Ceza Hakimliğinin işbu talebi reddettiğinden takipsizlik kararı kesinleştiğini, dolayısıyla Savcılık dosyasında verilen takipsizlik kararı işin esasına girilerek verilmiş bir karar olmayıp gerekli tahkikatlar yapılmadan verilmiş bir karar olduğunu, davacı adına asıl devam eden ve yargılamayı ilgilendiren İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/135416 soruşturma numaralı dosyasında şüpheli ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına binaen soruşturma yapılması ve şüphelinin kamu davası açılarak cezalandırılması talep edildiğini, iş bu dosyanın celbi ile davalının resmi belgede sahtecilikten cezalandırılacağının elzem olduğunu, işbu dosyanın da celbi ile beraber davalının her türlü hukuksuz eylemler içerisinde olduğunun kanıtlanacağını, mahkemenin ise işbu dosyanın celbine dair bir inceleme tesis etmediğini, aynı zamanda Eskişehir ... Noterliğinin 27/09/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "taşınmazların satışa çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarıldı ise buna neden gerek duyulduğu, satış fiyatının neye göre belirlendiği, fabrika binaları satıldığında şirketin faaliyetine nasıl devam edeceği, satıştan gelen paranın nerede ve nasıl kullanılacağı, taşınmazların satışına dair herhangi bir resmi karar alınıp alınmadığı hususlarında" davalı ... ve davalı şirketlerden açıklama yapılması istendiğini,Eskişehir ... Noterliğinin 03/10/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameye cevap ile beraber cevapta "Şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili olan kişisinin ... olduğu, henüz satış işleminin gerçekleşmediği, gerçekleşeceği zaman ilgililere bilgi verileceği, satışın gerçekleşmesi halinde satıştan elde edilen gelirin mülk sahibi....şirketinin uhdesinde kalacak olup şirketin herhangi bir maddi zarara uğramadığı" denildiğini, ihtarnameye cevapta taşınmazların satışının inkar edilmediğini, davalı ...'ın her türlü yetkiye dayanarak satış eylemini gerçekleştirmesine bir mani söz konusu olmadığını beyan ederek mal kaçırma eylemlerinin altının hukuki dayanaklar ile geçerli hale getirilmeye çalışıldığını, davalı ...'ın işbu yapmış olduğu eylemlerin şu aşamada şirket içini boşaltma eylemleri olarak devam ettiğini, şirket varlıkları topluca satışa çıkarıldığını, adeta şirketi tasfiye edercesine varlıkları satma çabası içine girildiğini, sahte imzaların tespiti ile birlikte ... bu işlemleri hızlandırmış ve şirket varlıklarını elden çıkarma girişimlerine başladığını, şirket gayrimenkullerinin topluca satışa çıkarmak suretiyle, bu şirketlerin de varlıklarını azaltmaya ve mal kaçırmaya yönelik eylemlere girişildiğini, tedbir şartlarının oluştuğunu, bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına, mülkiyeti davalı şirkete ait tapunun Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ... pafta, ... Ada, ... No'lu parselde kayıtlı taşınmaz ve yine tapunun Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ... pafta, ... Ada, ... No'lu parselde kayıtlı taşınmaz üzerine dava sonuna ve karar kesinleşinceye kadar satışının durdurulması yönünde tedbir konulmasına ve ayrıca ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, şirketin feshi ve tasfiyesi ile hisse bedelinin ve kâr payının tahsili istemine; istinaf başvurusu ise dava içinde ihtiyati tedbir isteminin reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair 06.01.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, davacı ... tarafından ilk olarak 20.09.2022 tarihinde,mahkemenin 2022/673 Esas sayılı dosyası ile davalılar ..., ..., ... AŞ,... Ltd.Şti.ile davalı... Ltd. Şti.aleyhine açılmış, davacı vekilince 10.09.2024 tarihli dilekçe ile mülkiyeti davalı... Ltd. Şti.'ne ait olan, Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, ... mahallesi, ... pafta, ... ada, ... no'lu parsel ile ... no'lu parselde kayıtlı taşınmazlar üzerine dava sonuna ve karar kesinleşinceye kadar satışının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir konulması, davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkemenin 12.09.2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, davacı vekilince bu ara karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine dosya Dairemize gönderilmiş, ilk derece mahkemesi ara kararı, Dairemizin 14.10.2024 tarih, 2024/1668 Esas ve 2024/1615 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme yapıldığı anlaşıldığından yeniden bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince dosya istinaf incelemesindeyken 04.12.2024 tarihli duruşmada verilen ara karar ile yargılamanın daha sağlıklı yürütülebilmesi ve açılan davaların niteliği göz önünde bulundurularak davalılardan ... Ltd. Şti.'ne yönelik fesih ve tasfiye ile şirket hisse bedeli ve kar payı ödenmesine ilişkin açılan davanın tefrikine karar verilmiş, dosya mahkemenin 2024/899 Esasına kaydedilerek, bu dosya üzerinden Dairemiz kaldırma kararı gereğince tedbir talepleri hakkında istinafa konu eldeki ara karar verilmiştir.Dava, davalı şirketin TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca tasfiyesi, hisse bedeli ile kar payının tahsili taleplerine ilişkindir.Davacı tarafça, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, şirketin feshi ile tasfiyesi, sermaye payının ve kara payının tahsili istemi ile açılan eldeki davada, dava içinde davalı şirketin iki adet taşınmazına ihtiyati tedbir konulması, davalı şirket müdürü ...'ın temsil yetkisinin kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.TTK'nın 638/2.maddesi "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir."hükmünü içermektedir.Bu maddede, çıkma talep edenin haklarının korunması için gerekli tedbir kararlarının alınacağı belirtilmiş olup, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığının HMK'nın 389 vd. hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.Yani,TTK'nın 638/2. maddesindeki tedbirlere hükmedebilmek için, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunması gerekir. Bu bağlamda davacı, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır.Davacı taraf, davalı şirketin mal varlığının şirket müdürünce azaltıldığını, şirketin için boşaltıldığını ileri sürerek, şirketin tasfiyesi,ortaklıktan çıkma ve çıkma payının ödenmesini talep etmiş, ayrıca TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca şirketin iki taşınmazına devrinin önlenmesi için tedbir konulmasına karar verilmesini, şirket müdürünün temsil yetkisinin kaldırılmasına dair tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi ara kararında, dosya kapsamında bulunan delillerin HMK 389 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu, HMK'nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. Somut olayda, davacının ileri sürdüğü hususlar bakımında ilk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı kapsamında inceleme yapıldığı,gerekçelendirilerek tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, gerek bilirkişi raporları gerekse savcılık dosyası nazar alındığında somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispatın oluşmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, değişen durumlara göre ilk derece mahkemesinde yeniden tedbir talep edilmesi de mümkün olduğundan, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025