Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/589 E. 2025/788 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/589
Karar No
2025/788
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2025/589

KARAR NO: 2025/788

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 13/03/2025

NUMARASI: 2025/43 D.İş - 2025/46 K.

DAVANIN KONUSU: İnternet İçeriğinin Yayından Çıkarılması/Engellenmesi

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili D.İş başvuru dilekçesinde özetle; ... A.Ş. (“...”), Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenlemesine tabi bir portföy yönetim şirketi olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenlemesine tabi yatırım fonlarından oluşan geniş bir yatırım stratejisi yelpazesi sunan ... hem bireysel hem kurumsal nitelikli yatırımcılara katma değerli çözümler sunan önde gelen şirketlerden biri olduğunu, müvekkili şirket tarafından üç farklı internet sitesi üzerinde dolandırıcılık, izinsiz ünvan, logo, marka ve müvekkili şirketin misyonu ile kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde toplandığı ve kaydedildiğinin tespit edildiği, ilgili internet sitesi incelendiğinde, sitenin müvekkili şirket bünyesinde olduğuna dair kişileri yanıltmak üzere ... ünvan, marka, logo kullanıldığı, sitelerdeki "..." isimli şahsın müvekkili şirketin bir çalışanıymış ve müvekkil Şirket bünyesinde çalışırken seminerlerler verilmiş gibi bir izlenim yaratıldığını, erişimin engellenmesi talep edilen internet sitelerinde müvekkil Şirketin unvanı ve logosu hukuka aykırı biçimde kullanılmış olup, bu suretle müvekkil Şirketin sektördeki itibarı üzerinden haksız kazanç sağlanmaya çalışıldığını, bununla birlikte, söz konusu üç internet sitesinin müvekkili şirket ... A.Ş. ile herhangi bir hukuki, ticari veya kurumsal bağı bulunmadığını, ancak, müvekkil Şirketin adı ve kurumsal kimliği açıkça kullanılmak suretiyle yanıltıcı bir izlenim yaratıldığını, bu durum müvekkilimizin ticari itibarı ile marka haklarına açıkça zarar verdiğini, ayrıca,web sitesinin alt kısmında yer alan 'Basın İletişim' başlığı altında, ... adlı kişinin müvekkili şirkette çalıştığı ve web sitesindeki içeriği kaleme aldığı izlenimi yaratılmaya çalışıldığını üstelik, ...'un adını içeren sahte bir e-posta adresi dahi eklenerek yanıltıcı bir algı oluşturulduğunu, bu nedenlerle her türlü hukuki ve cezai başvuru ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, “https://www..../...”, "https://...com/.../..."ve "ttps://www.....com/.../..." internet siteleri tarafından müvekkili şirket hakkında gerçeğe aykırı içeriklerin yayınlanması, izinsiz ve gerçek dışı olarak müvekkil şirket isim, logo, marka ve misyonunu kullanılması suretiyle üçüncü kişiler nezdinde güven algısı oluşturulmaya çalışılması ile internet sitesi tarafından dolandırıcılık ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak toplanması, işlenmesi ve kaydedilmesi ile ilgili internet sitesinde müvekkili şirket hakkında yer alan tüm içeriklerin yayından çıkarılması, ayrıca içerikten çıkarma kararı yetersiz kalacağından bu sitelere erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince 13/03/2025 tarih, 2025/43 D.iş-2025/46 D.İş karar sayılı kararı ile; "Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında; talep eden şirket vekilinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ilgili maddeleri uyarınca belirttiği internet sitelerindeki içeriklerin yayından çıkarılması ve internet sitelerine erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir talep ettiği, talebin ...olarak ileri sürüldüğü, isteme konu internet sitelerine inandırıcılık katmak ve ihtiyati tedbir talep eden şirketin ticari itibarını suistimal ederek haksız kazanç sağlamak amacıyla kullanıldığı iddiası ile talep eden şirketin ticari itibarının zedelendiğinin beyan edildiği görülmüş ise de ...ileri sürülen iddianın ileri sürülüş şekli, delil durumu ve paylaşımlar kapsamında SMK'nın 29 ve 7. maddelerinde betimlenen şekilde markasal /ticari kullanımın bulunmadığı saptanmıştır. Nitekim talep eden şirketin adı, unvanı, marka, logosunun izinsiz ve gerçeğe aykırı şekilde kullanımı ile ticari itibarının zedelendiği, kişilik haklarının hukuka aykırı şekilde ihlal edildiği iddiası ile TMK hükümlerine dayalı olarak mahkememize başvurulmuş ise de mahkememizin ihtiyati tedbir talepleri yönünden görev kapsamını da belirleyen SMK'nın 159/1. maddesi gereğince bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkememizden talep edebilmeleri mümkündür. Somut olayda internet sitelerine inandırıcılık katmak ve şirketin ticari itibarını suistimal ederek haksız kazanç sağlamak amacıyla kullanıldığı iddiası TMK hükümleri kapsamında ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de talep eden şirketin ticari itibarının zedelenip zedelenmediği, izinsiz ve gerçeğe aykırı şekilde içerik kullanımlarının olup olmadığı meselesinin SMK'nın koruma alanında kalmadığı anlaşılmakla; SMK hükümleri kapsamında yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir talebinin reddine dâir aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle, Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF: Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından “https://www....com/.../...”, "https://www....com/.../..." ve "https://www...." alan adlı 3 farklı internet sitesü üzerinde dolandırıcılık, izinsiz ünvan, logo, marka ve müvekkil şirketin misyonu ile kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde toplandığı ve kaydedildiğinin tespit edildiğini, ilgili sitenin müvekkili şirket bünyesinde olduğuna dair kişileri yanıltarak ... unvan, marka ve logo kullanıldığını, sitelerde ... isimli şahsın müvekkili şirket çalışanıymış ve müvekkili şirkette çalışırken seminerler vermiş gibi bir izlenim yarattığını, bahsi geçen internet sitelerinde müvekkili şirketin unvan ve logosunun hukuka aykırı biçimde kullanıldığını, müvekkilinin itibarı üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, müvekkilinin ticari itibarı ve marka haklarına zarar verdiğini, https://www...com/.../... alan adlı internet sitesine giriş yapıldığında, ... unvan, marka ve logosu ile "..." adlı şahsın müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı algısı oluşturan bir yazı içeriği oluşturduğunu, bu siteyi ziyaret eden kişilerin sözde müvekkili şirkette analist olan ...'ın müvekkili şirkete duyulan güveni kullandığını, müvekkilinin ticari itibarı ve kişilik hakkını zedeleyecek bir şekilde hukuka aykırı şekilde yayınlandığını, sitenin devamındaki açıklamalarda da bu durumun aynen devam ettiğini, web sitesinin altında yer alan Basın İletişim başlığı altında ... adlı kişinin müvekkili şirkette çalıştığı ve web sitesindeki içeriği kaleme aldığı izlenimi yaratılmaya çalışıldığını, ... adını içeren sahte bir e-posta adresi dahi eklenerek yanıltıcı bir algı oluşturulduğunu, sitenin devamında da müvekkilinin unvan ve logosu bulunan videolar olduğunu, "https://www....com/article/..." web sitesinde aynı dumun söz konusu olduğunu, ... adlı şahsın yine "..." unvanıyla sitede yer aldığını, cümlelerinin müvekkili şirketin uzmanlık ve çalışma alanlarına ilişkin olması sebebiyle ... adı altında bu cümlelerin söylenmesinin müvekkilinin ticari itibarını zedeleyen kötü niyetli girişimler olduğunu, bu internet sitesi hakkında erişimin engellenmesi kararı verilmesi gerektiğini, sitenin devamında müvekkili şirketle herhangi bir bağı bulunmayan kaynağı belirsiz girişimlere ilişkin ifadeler yer aldığını, müvekkili şirketin ağzından çıktığı iddia edilen gerçeği yansıtmayan beyanlarla kamuyu yanıltmaya çalışıldığını, bu suretle haksız kazanç elde edilmesinin amaçlandığını, "ttps://www....com/.../..." sitesinde yine müvekkilinin adı ve unvanı kullanılarak aynı gerçek dışı seminerler ve söylemlerin müvekkilinin adı ve logosunun yer aldığı resimlerin bu sitede de kullanıldığını, söz konusu sitelerin dolandırıcılık ve kişisel verileri elde etme amacıyla faaliyet gösterdiğini, halihazırda müvekkili şirkete ulaşan kişilerin bu yanıltıcı siteler sebebiyle işlem gerçekleştirdiklerini, site kullanıcılarının kendilerini bir Whatsapp grubuna alarak hem müvekkili şirket hem de faaliyetleri konusunda yanıltıcı bilgiler verdiğini, bu sebeple zarara uğradıklarını belirttiklerini, söz konusu sitede faaliyet gösteren şahısların '... Ticaret' adı altında bir WhatsApp grubu oluşturduklarını, ... isimli şahsın, ... numaralı telefondan kendisini müvekkili şirket ...’un baş analisti olarak tanıttığını, bu suretle dolandırıcılık amacı güttüğünün açık olduğunu, bu siteleri açan şahısların açtığı Whatsapp gruplarındaki asılsız bilgileri görerek çok sayıda kişinin müvekkilini arayıp, mail atmaya başladığını, bu durumun artık müvekkili şirket açısından çekilmez bir noktaya geldiğini, müvekkilinin bizzat kendi müşterilerinin dahi bu asılsız eğitimi almak için kendilerine ulaştığını, erişim engeli verilmemesi halinde bu durumda müvekkilinin müşteri portföyü ve ticari itibarının zarar göreceğini, yerel mahkemenin tüm şartları taşımasına rağmen kanundan kaynaklanan haklarını kullanmalarının önüne geçtiğini, erişimin engellenmesi ve içeriğin yayından kaldırılması talepleri hakkında Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu 11.10.2023 tarih, 2020/76 Esas, 2023/172 Karar sayılı iptal kararı uyarınca huzurdaki talepleri bakımından Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar tarafından Sulh Ceza Mahkemesi'ne yapılabilecek başvurular ile ilgili 9.maddenin bütünüyle iptal edildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İhtiyati tedbir talep eden vekili ...olarak açmış olduğu D.İş dosyasında başvuru dilekçesinde özetle; ... A.Ş. (“...”), Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenlemesine tabi bir portföy yönetim şirketi olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenlemesine tabi yatırım fonlarından oluşan geniş bir yatırım stratejisi yelpazesi sunan ... hem bireysel hem kurumsal nitelikli yatırımcılara katma değerli çözümler sunan önde gelen şirketlerden biri olduğunu, müvekkili şirket tarafından üç farklı internet sitesi üzerinde dolandırıcılık, izinsiz ünvan, logo, marka ve müvekkili şirketin misyonu ile kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde toplandığı ve kaydedildiğinin tespit edildiğini belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ilgili maddeleri uyarınca belirttiği internet sitelerindeki içeriklerin yayından çıkarılması ve internet sitelerine erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır. HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Tedbir isteyen vekilinin, üç internet linkinde ... isimli şahsın müvekkilinin çalışanıymış ve müvekkili bünyesinde çalışıyormuş izlenimi vererek müvekkilinin unvan ve logosunu hukuka aykırı şekilde kullandığını ileri sürerek erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delil olarak üç adet 18.02.2025 tarihli noter tespit tutanakları sunduğu, whatsapp yazışmaları sunduğu (... adına ... numaradan yazışmaları, ...Ticaret Whatsapp grubundaki yazışmaları sunduğu) ancak delil tespiti yada bilirkişi incelemesi talebinde bulunmadığı anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir talep eden vekilinin, marka ve logo üzerinde hak sahibi olduğuna dair herhangi bir delil sunmadığı görülmekle SMK 159 ve HMK 389. Maddeler gereğince yaklaşık ispat koşullarının bulunmadığı görülmüştür. İhtiyati tedbir talep eden tarafından talebin ...talepte bulunulduğu, tedbirin yöneltileceği gerçek kişi ya da tüzel kişinin gösterilmediği anlaşılıyorsa da, tedbir istenilebilmesi için aleyhine tedbir uygulanacak gerçek yada tüzel kişi/kişilerin dilekçede gösterilmesi gerektiği, tedbir isteyen tarafça tespit edilememesi halinde, mahkemeden aleyhinde tedbir istenilenin tespiti için yapılması gereken usulü işlemlerin ( bilirkişi incelemesi, ilgili kurumlardan sorulması vs) gösterilmesi gerektiği, somut olayda yaklaşık ispat koşullarının oluşmaması ve ...olarak talepte bulunulması nedeniyle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde ihtiyati tedbir talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/03/2025 tarih ve 2025/43 D.İş, 2025/46 K. sayılı kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı talep eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Talep eden tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394 (5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/589, K. 2025/788, T. 15.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-589-e-2025-788-k-e78f1bacc33c