Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/56 E. 2026/638 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/56
Karar No
2026/638
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/56

KARAR NO:2026/638

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/439 Esas, 2024/1009 Karar, 15/11/2024

DAVA KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:04/06/2026

KARARIN YAZILDIĞI TARİH :04/06/2026

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA VE İDDİA:

Davacı vekili, dava dilekçesinden özetle; müvekkili tarafından davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davacı ve davalı arasında “Otomatik Döküm Kaplama Tesisi” konusunda ticari ilişki kurulduğunu, söz konusu ilişki kapsamında davalıya fatura tanzim edildiğini ve tebliğ edildiğini, fatura konusu tüm işlerin ifa edildiğini, mal ve hizmetlerin teslim edildiğini, ancak fatura bakiyesinin ödenmediğini, davalının itirazında hiçbir borcunun olmadığını beyan ettiğini, davalı iddiasının asılsız olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacının alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını beyanla itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ... tarihinde “Döküm Tesisi Satış Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmede tarafların alıcı ve satıcı olarak adlandırıldığını, bahse konu sözleşmenin iş yapım sözleşmesi niteliğinde eser sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin imzalanmasına müteakip ilk proje avansının yatırılmasından itibaren 36 hafta içinde teslimin gerçekleştirilmesi gerektiğini, ilk ödemenin 08.12.2017 tarihinde 500.000 TL olarak yapıldığını, işin bitim tarihinin 08.03.2018 olduğunu, yüklenicinin davacının sözleşmeyi gereği gibi yerine getirmediğini, dosyadaki Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022-D.İş sayılı dosyasıyla alınan bilirkişi raporunda bu hususların yazılı olduğunu, mevcut ... tesisinin projeye ve sözleşmeye aykırı olduğunu, eserdeki ayıbın giderilmesi ve sözleşmeye uygun hale getirilmesinin de süre ve masrafları dikkate alındında mümkün olmadığını, davalının sözleşme kapsamında ödemeleri yapmasına rağmen, eserin mevcut durumu, gecikme süresi, kalan alacağı bulunduğu gerekçesiyle iş bu davaya konu takibi başlatması göz önünde bulundurulduğunda, sözleşme ile borçlandığı eser meydana getirme ve teslim borcunu yerine getirmediğinin ortada olduğunu, davacının eseri ayıpsız olarak tamamlaması gerektiğini, teslim borcunu yerine getirmediğini, borca aykırılık halinin mevcut olduğunu, temerrüt bulunduğunu, sözleşme konusu edimi yerine getirmesi konusunda defalarca uyarıldığını, iş sahibinin ödemelerini yaptığını, ancak buna rağmen davacının eser meydana getirme ve teslim borcunu ifa etmeye yanaşmadığını beyanla, davanın reddine karar

verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:

Mahkemece; "..kural olarak borç ilişkisi kimler arasında meydana gelmiş ve kurulmuş ise alacaklılık ve borçluluk sıfatları da bu kişilere ait olup, her ne kadar faturaya dayalı takip yapılmış ve dayanak fatura davalı ... Limited Şirketi adına düzenlenmişse de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin dosyada mevcut olan ... tarihli Döküm Tesisi Satış Sözleşmesi'ne dayandığı, bu sözleşmenin tarafının ''...- ... olduğu'' nitekim iş bu dosya davalısı tarafından aynı sözleşme ilişkisine dayalı olarak Mahkememizin 2022/517 esas sayılı dosyasında görülen maddi ve manevi tazminat istemli davanın, davacı ... Limited Şirketi'nin sözleşme tarafı olmadığı ve bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verildiği, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/417 Esas 2024/290 Karar sayılı ilamıyla, reddedilen manevi tazminat yönünden de davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu, karara karşı temyiz yoluna başvurulmaması üzerine kararın kesinleştiği, bu haliyle davalı şirketin Döküm Tesisi Satış sözleşmesinin tarafı olmadığının kesinleştiği, davacı tarafça iş bu davalıya karşı takip yapılamayacağı ve dava açılamayacağından davalının takip ve dava yönünden pasif ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davacının başlatmış olduğu icra takibinde kötü niyetli hareket ettiği kanıtlanamadığından talebin reddine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile,

1-Açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle HMK' nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,

2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı ve yanlış olduğunu, davanın kabulü ile davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiğini,

Davaya konu icra takibinin dayanağının hesap ekstresi, ticari kayıtlar ve 26/07/2019 tarihli fatura bakiye alacağı olduğunu, bu hususun bilirkişi tarafından da tespit edildiğini,

Takip talebi, dava dilekçesi, bilirkişi raporuna beyan dilekçesi, duruşma tutanakları, diğer tüm beyan ve dilekçeleri incelendiğinde bu sözleşmenin takibe veya davaya konu edildiğine dair tek bir ibare bulunmadığının görüleceğini,

... tarihli Döküm Tesisi Satış Sözleşmesi'ni hiçbir şekilde takibe ve davaya dayanak etmemelerine ve davalının bu yöndeki beyanlarını açıkça reddetmelerine rağmen davalının gerçeğe aykırı beyan ve dilekçelerle bu sözleşmenin takibe ve davaya dayanak olarak sunulduğuna, üstelik bunun taraflarınca ikrar edildiğine yönelik gerçek dışı iddiasını mahkemeye kabul ettirmeye çalıştığını, bununla da kalmayıp kendi sunduğu bu sözleşmeye taraf olmadığı için davanın husumetten reddini talep ettiğini, davalının kendisinin bir sözleşme sunarak, sunduğu bu sözleşmeye taraf olmadığı için davanın husumetten reddini talep etmesinin abesle iştigal olduğunu fakat Mahkemece hukuki karşılığı olmayan bu taleplere itibar edildiğini,

Takibe dayanak faturayı ticari defterlerine kaydeden, faturaya itiraz etmeyen davalı tarafın BA-BS kayıtlarına ve bilirkişi raporuna göre müvekkil şirkete borçlu olduğunu,

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/517 Esas sayılı dosyasında davanın konusunun, dava dayanağı ve taleplerinin farklı olup, işbu dava ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını,

Davalı Şirket ile dava dışı ...'in farklı tüzel/gerçek kişiler olduğunu, birbirleri adına işlem yapma yetkisi bulunmadığını,

Davalı ve dava dışı ... arasındaki ilişkinin sadece kendilerini bağladığını, davalının tarafı olmadığı, davalıya devredilmeyen, taraf değişikliği olmayan ... tarihli Döküm Tesisi Satış Sözleşmesi'nin işbu davanın ve icra takibinin konusu olmadığını, işbu sözleşmeye dayalı olarak açılan herhangi bir davanın emsal gösterilerek bu sözleşmeye göre karar verilmesinin mümkün olmadığını, huzurdaki fatura ve ticari kayıtlardan kaynaklı itirazın iptali davasında hüküm verilebilmesinin, görülmekte olan işbu davadan sonra açılmış konusu satış sözleşmesi olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/517 Esas sayılı davanın sonucuna bağlı olmadığını, bu davaların aynı maddi veya hukuki sebepten kaynaklanmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tümüyle kabulüne, takibin devamına, davalının itirazının kötü niyetli olması sebebiyle davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;

Dava, genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, toplam 205.573,97-TL üzerinden takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 17/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine 17/02/2022 tarihinde itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince, davaya ve takibe konu faturanın dayanağı olan sözleşmenin davalı şirket tarafından imzalanmadığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davalı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığı, dolayısıyla maddi hukuk bakımından borcun yükümlüsü sıfatını taşımadığı gerekçesiyle davanın davalı sıfatı yokluğu (husumet) nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak tutulan ticari defterler kayıtları, belirli şartlar dâhilinde sahibi aleyhine delil teşkil eder. Bununla birlikte, vergi mevzuatı gereğince şirketlerin vergi dairelerine sundukları Ba (Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu) ve Bs (Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu) bildirimleri, resmi kurumlara yapılan tek taraflı ve bağlayıcı irade beyanları niteliğindedir.

Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından takibe ve davaya dayanak yapılan faturanın, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve dahası davalı şirket tarafından ilgili döneme ait Ba formu ile Vergi Dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır.

Bir faturanın davalı şirketin ticari defterlerine işlenmesi ve kamu kurumuna Ba formu ile beyan edilmesi; maddi hukuk ve ticari teamüller bakımından, faturaya konu mal veya hizmetin teslim alındığının, taraflar arasında zımni bir akdi ilişkinin kurulduğunun ve fatura muhteviyatı kadar karşı tarafa borçlanıldığının net, kesin ve zımni kabulü niteliğindedir.

Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve bunun bir uzantısı olan "kendi davranışı ile çelişki yaratma yasağı" uyarınca; ticari defterlerine kaydedip vergi matrahından düşerek lehine sonuç doğurduğu bir faturanın varlığını, icra takibi ve dava aşamasında "Sözleşmenin tarafı değilim, aramızda hukuki ilişki yoktur" diyerek inkar etmek ve husumet itirazında bulunmak hukuken korunamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Dairelerinin istikrarlı içtihatlarında da vurgulandığı üzere, davaya konu faturanın davalının Ba formu ile vergi dairesine bildirildiğinin veya ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespiti halinde, taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının kabulü gerekir. Bu durum, davalı şirketin davada "borçlu/davalı sıfatını" (pasif husumeti) haiz olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu itibarla, ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; taraflar arasındaki akdi ilişkinin (pasif husumetin) varlığını kabul ederek, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde uzman bilirkişi heyeti vasıtasıyla inceleme yaptırmak, faturaya konu mal veya hizmetin bedelinin ödenip ödenmediğini, takibin haklılık miktarını davanın esasına girerek incelemek ve hasıl olacak sonuca göre esastan bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, akdi ilişkinin varlığına delalet eden ticari defter kayıtları ve Ba-Bs bildirimleri göz ardı edilerek, eksik inceleme ve hatalı gerekçeyle davanın husumetten reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır,

Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin "2022/2329 Esas ve 2023/2427 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere; takibe ve davaya konu faturanın davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmiş olması, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını tek başına ispata yeterli hukuki bir karine teşkil etmektedir. Yargıtay’ın bu yerleşik içtihadı karşısında, somut olayda BA formu ile faturayı bildiren ve ticari defterlerine kaydeden davalının sözleşmeye taraf olmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddi açıkça usul ve yasaya aykırıdır."

Yukarıda açıklandığı şekliyle davalının husumet ehliyetinin yendin değerlendirilerek işin esasına girilmesi gereği ile mahkeme hükmünün kaldırılması ve yukarıda tespit edilen hususlar doğrultusunda yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2024 gün ve 2022/439 E. 2024/1009 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-İstinaf kanun yoluna başvuranın yaptığı istinaf giderlerinin kararın niteliği gereği İlk Derece Mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

7-Kararın taraflara Mahkemesince tebliğine,

8-... ltd şti. tarafından Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yatırılan 41.716,51 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. fıkrası gereğince yatırana iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a.6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/56, K. 2026/638, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-56-e-2026-638-k-32c364be62ab