Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/550 E. 2026/345 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/550
- Karar No
- 2026/345
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2025/550 Esas
KARAR NO : 2026/345
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2025
NUMARASI : 2014/94 ESAS, 2025/26 KARAR
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
KARAR TARİHİ: 27/02/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı adına 14/02/2005 tarih ve ... nolu tescilli makanın davalı tarafından haksız ve izinsiz olarak kullanıldığını ileri sürerek davalı tarafından devam eden marka tecavüzünün önlenmesi için markanın yer aldığı tabelaların indirilmesine, marknın kullanıldığı internet alan adlarına ve akıllı telefonlarda bulunan uygulama merkezlerindeki "..." ibareli uygulamalara erişimin engellenmesine, basın yayın ve internet yoluyla yapılmış olan satış, ilan, reklam vs. her türlü yayının durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir karar verilmesini, haksız rekabetin ve marka hakkına vaki tecavüzün tespitine, menine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Alışveriş Merkezi'nin 06.01.2005 tarihinde açıldığını, bu tarihten itibaren kesintisiz olarak kullandığını, ... yılı Şubat ayından bu yana aralıksız olarak ve ciddi şekilde kullandığını, tanınır hale geldiğini, üstün hakkı bulunduğunu, 09.06.2014 tarihinde "... ..." ibaresinin marka olarak tescili için başvurduğunu, Mahkememizin 2014/41 Değişik iş sayılı dosyasında ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiğini, davalının markayı hiçbir zaman ciddi olarak kullanmadığını, davalının marka tescili müvekkilinin markasına itirazı ve bu davanın ikame edilmesinin kötüniyetli olduğunu, tecavüze sessiz kalma ve müdahalede bulunmamanın hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/02/2025 tarih ve 2014/94 Esas - 2025/26 Karar sayılı kararıyla; ''...Bu açıklamalardan sonra TPMK kayıtları incelendiğinde dava konusu ... tescil numaralı "..." markasının 25,35 ve 40. Sınıfta 14.02.2005 tarihinden geçerli olmak üzere tescil edildiği, davalı tarafın da ... 09.06.2014 tarihinde "... ..." markasının tescili için başvuruda bulunduğu sabittir. Yargılama devam ederken davalı taraf davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü talebi ile Mahkememizin 2014/107 Esas sayılı dosyasında; davacı ... A.Ş tarafından davalı Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti aleyhine .../... sayılı markanın hükümsüzlüğü ve önceye dayalı hak sahipliğinin tespitine ilişkin dava açıldığı ve davacı şirketin markayı kullandığı alış veriş merkezinin açılış tarihinin 12/02/2015 olduğu, davalının ise bu markayı daha önceden 2004 yılından bu yana kullandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar istinaf edilmiş İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesinin 2020/1469 Esas 2022/1790 sayılı 22.12.2022 tarihli kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş karar davacı vekilince temyiz edilmiş 2023/1471 Esas 2024/5760 sayılı 10.07.2024 tarihli kararı ile onanmasına karar verilmiş olup hüküm 10/07/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Bu kesinleşmiş karar ve TPMK kayıtları dikkate alındığında davacı tarafın markasının tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu sabittir. Bu tespitten sonra davacı tarafın mark hakkına tecavüz talepleri değerlendirilmiş, davacı tarafın markasının ana unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı tarafın kullanımlarının da "... ..." şeklinde olduğu, yine www...com internet sitesindeki kullanımın da "... ..." şeklinde olduğu, "..." şeklinde davalı tarafın tabela, tanıtım ve broşürlerinde kullanımlarının sabit olduğu, bu kullanımların birebir aynı kullanımlar olduğu, dolayısıyla ses, şekil ve görüntü itibariyle iltibasın oluştuğu, yine davalı kullanımlarının davacı tarafın markasının tescilli olduğu 40. Sınıftaki kullanımlar olduğu dikkate alındığında marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ve davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı talepleri yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir Davacı tarafın davalı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine dair talepleri de değerlendirilmiş, az yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafın davacının markasını birebir kullandığı bu kullanımın haklı bir sebebe dayanmadığı, bu haliyle davalı kullanımlarının TTK'nın 55/4-a kapsamında “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü gereği haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiş ve davalı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet hükümleri gereği de ihlal oluşturduğu kabul edilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı tarafın "..." şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın ... ... tescil numaralı "..." markası yönünden marka hakkına tecavüzde bulunduğu ve aynı eylemin haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, davalı tarafın “...” ibaresini markasal olarak kullanmasına son verilmesine,Davalı tarafça “...” ibaresinin yazıldığı ve yer aldığı tabelaların yerlerinden indirilmesine ve karar kesinleştiğinde imhasına;Davalı tarafın “...” markasının kullanıldığı internet sitesi/sitelerinde kullanılmasının men'ine, akıllı telefonlarda bulunan uygulama merkezlerindeki “...” ibareli uygulamalarda kullanılmasının men'ine,Davalı tarafın “...” markasının basın yayın ve internet yoluyla yapılmış olan satış, ilan, reklam vs. her türlü yayında kullanılmasının men'ine ve markanın geçtiği tüm materyallerin karar kesinleştiğinde imhasına;2-Kararın karar kesinleştiğinde masrafı davalı taraftan alınarak ülke çağında yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birisinde bir kez ilanına,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Uyuşmazlıkta SMK uygulanması gerektiğini, bu hususta mütalaa sunulduğunu, mülga 556 sayılı KHK kapsamında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte- tecavüze sessiz kalma ve müdahalede bulunmamanın hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketin “...” ve “... ...” ibarelerini 06.01.2005 tarihinden beri kesintisiz olarak ve ciddi bir şekilde kullandığını, davacının 2014 yılına kadar hiçbir ihbar ve itirazda bulunmadığını ve nihayetinde bu konudaki ilk ihbarını huzurdaki davalar ile birlikte tasfiye sürecine girdikten sonra yapılmasıın kötü niyetli olduğunu, davacının -tıpkı Yargıtay emsal kararında olduğu gibi- 10 yılı bulan süreler sonra üstelikte aynı coğrafi bölgede popüler hale getirilmiş davaya konuyu markayı fark ederek aksiyon almamış olmasını dikkate almayarak hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, TTK'nın 60. Maddesindeki "zamanaşımına" ilişkin düzenleme göz ardı edildiğini, ilgili maddede "(1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." düzenlemesi yer aldığını, davacının bu sürelerde davasını açmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, Markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince markaya tecavüz ve haksız rekabet istemleri yönünden davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
TPMK kayıtlarından; Davacı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın 05, 25, 35 ,40. Sınıflarda tescilli olduğu, 14/02/2005 tarihinde marka tescil başvurusu yapıldığı ve markanın 21/06/2006 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Davalı adına 09/06/2014 başvuru tarihli ve 19/01/2016 tescil tarihli "... ..." ibareli markanın ise 35, 37, 40, 43,44. Sınıflarda tescilli olduğu görülmüştür.İstanbul Anadolu 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2014/107 E. - 2019/115 K. 09/04/2019 Tarihli kararına konu uyuşmazlıkta; Davacı ... tarafından, davalı ...'ye karşı "gerçek hak sahipliği ve tanınmış marka iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü" istemli yargılamada, ilk derece mahkemesince "..." ibareli marka kullanılmasında öncelikli ve gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğu ve kötü niyet tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf ve yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.Davacının marka hakkına dayalı olarak davalının "..." ibareli kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülerek açılan davada, ilk derece mahkemesince marka hükümsüzlüğüne ilişkin açılan davanın bekletici mesele yapılarak sonuca gidilmesi yerinde ise de davalı cevap dilekçesinde "sessiz kalma nedeniyle hak kaybı savunmasında" bulunmasına karşın, savunmaya ilişkin inceleme yapılmadan ve karar yerinde tartışılmadan sonuca gidilmesi yerinde değildir.Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/02/2025 Tarih ve 2014/94 Esas 2025/26 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,
6- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 260TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.943,10TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 295TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.27/02/2026