Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2025/493 E. 2025/517 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/493
Karar No
2025/517
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 12/06/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:17/03/2025 DAVA:Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) TALEP:İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ:14/03/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/06/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; müvekkilleri ... ve ...'in ... Turizm İnşaat Tic. A.Ş. ortaklarından olduğunu, kendilerinin % 25'er hisselerinin sahibi olduğunu, diğer % 50 hissedarın ise ... olduğunu, birkaç gün önce müvekkilinin Web tapu üzerinden inceleme yaparken tesadüfen ilgili şirkete ait taşınmazın kaydı üzerinde intifa hakkı şerhi olduğunu görünce şaşırdığını, ilgili şirket ve sahibi olduğu tek otel olan ... açısından büyük bir taahhüt/mal kaybı riski taşıdığını öğrendiğini, yaklaşık 1 yıldır olumsuz ve güven kırıcı tavırları sebebiyle sağlıklı iletişim kurulamayan ...'ten bilgi alınamayacağını bilen müvekkilinin işbu dava yoluna ivedilikle başvurulmasını talep ettiğini, yapılan harici araştırmalar neticesinde şirket ana sözleşmesine iyi niyetli tacir teamüllerine ve ticaret hukuku temel ilkelerine açıkça aykırı, örtülü biçimde şirketin tek ve ana mal varlığı olan ilgili otelin yok pahasına devredilmeye çalışıldığının anlaşıldığını, bunu yaparken de tapudan açıktan satamadığından olsa gerek 100 yıllık intifa hakkı vererek hileli yollara tevessül edildiğinin anlaşıldığını, dava dışı sözde diğer şirketin sahibi ve tek yetkilisi ile aralarında şirketleri adına yaptıkları sözleşmeyle şirketin otelini ... Turizm Tic. A.Ş. isimli şirkete sözde intifa hakkı vererek devretmeye kalktığını, hatta bunu tapu kayıtlarına şerh verdirdiğinin anlaşıldığını, kaldı ki tapuya verilmiş şerhten de görüleceği üzere ilgili taşınmazın / otelin üzerinde banka rehni ve kredisinin bulunduğunu, ilgili şirket ve yetkilisinin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları incelendiğinde, 31/07/2024 tarihinde kurulduğu, sermayesinin sadece 1 milyon TL olduğu, şirketin tek yetkilisinin ise dava dışı ... olduğunun görüldüğünü, bu fason kurulduğu açıkça ortada olan şirketin yetkilisi olan ...'nun ise diğer davalı ...'in baldızı olduğunu, anılan sözleşme ile şirketin ve tüm gelirinin baldızı üzerinden aslında kendisine kaçırılması sürecinde ne kadar milyon euroluk bir kayıp yaşandığının bilinmediğini, davalının yönetim kurulu başkanı olarak münferiden yetkili sıfatının ve yetkilerinin kullanılmasının şirket ve davacı müvekkilleri açısından çekilmez hale geldiğini, davalının şirketin mahvına sebep olacak şekilde fakat kendisinin ve baldızının adına kurdurduğu şirketin lehine olacak biçimde tapu kayıtlarındaki şerhle somut olarak ortaya konulan muvazaalı sözleşmenin ve butlana tabi işlemleri nedeniyle mahkemenin acil müdahalesine ihtiyaç olduğunu beyanla davanın kabulü ile öncelikle TTK 235, 345, 613, 626, 630 maddeleri gözetilerek turizm sezonunun başlamak üzere olması, davalının yönlendirmesi ve imzalarıyla iyi niyetli veya kötü niyetli şahıs/şirketlerin fiilen oteli, işletmesini ve tüm yönetimi bedelsiz veya göstermelik düşük bedellerle devralması riskinin yüksek olması ayrıca bu ihtimalde de açılacak başka davaların uzun yıllara şamil olması, sorumluların aleyhine sonradan açılan tazminat davalarının fiilen infaz kabiliyetinin düşük olduğu da bilindiğinden kötü niyetli davalının uyap sms bilgi sisteminde işbu davadan haberdar olur olmaz yeni başka zararlandırıcı işlemlere tevessül edeceğinden şüphelendiklerinden davalı hakkında ivedilikle tensiple birlikte dava tarihinden geçerli olmak üzere bu konuda esas hakkında karar verilinceye kadar ihtiyati tedbir kararıyla şirketi münferiden temsil ve imza yetkilerinin sınırlandırılmasına, akabinde TTK 393, 395 vs maddelerindeki tüm yükümlülüklerini ihlal eden davalı hakkında ... Turizm inşaat Ticaret Anonim Şirketinde münferiden yetkili yönetim kurulu başkanı olarak yetkili ve sorumlu bulunan davalı ...'in yönetim kurulu başkanlığından azli ile şirketi münferiden temsil ve imza yetkilerinin kaldırılmasına, şirketin tek önemli mal varlığı olan ... otelini, YK kararı veya Genel Kurul Kararı olmadan ... Turizm Ticaret A.Ş. isimli şirkete sözde intifa hakkı vererek devretmeye kalkan hatta bunu tapu kayıtlarına şerh verdirdiği taraflarınca yeni anlaşılan yaklaşık ispat şartını yerine getirdikleri bu hususlarda ivedilikle esas hakkında karar verilinceye kadar şirketin temsili ve yönetimi için kayyum atanmasına, ilgili kararın ticaret sicil müdürlüğünce tescil ve ilanına, ... Turizm İnşaat Tic. A.Ş.' nde münferiden yetkili yönetim kurulu başkanı olarak sorumlu ve yetkili bulunan davalı ...'in imzasıyla davalı ... Turizm Tic. A.Ş. lehine imzalanmış intifa hakkı içerikli butlanla sakat sözleşmenin TTK 391 vd maddeleri gereğince tümüyle batıl olduğunun tespitine ve ilgili kararın gereği tapudaki intifa hakkına yönelik şerh veya şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 17/03/2025 tarihli ara karar ile; " ... davacı vekili şirket yönetim kurulu başkanının temsil yetkilerinin kaldırılması istemli davada ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması, mahkemenin faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzta tedbir kararı vermesi şirkete ve ortaklaklarına zarar verecek olması, mahkemece yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanması da faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzda tedbirlerden ve ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken tedbirlerden olması ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla tedbir kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispatın sağlanmaması ve ayrıca davacıların iddiaların yargılama ile ortaya çıkarılabilecek hususlara ilişkin olması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. Ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ...'in şirketin % 50 hissedarı olduğu ve yönetim kurulu başkanı olmanın verdiği kolaylıkla, ortağı bulunduğu ... Turizm İnşaat Anonim Şirketine ait tek ve ana mal varlığı olan otel ... Hotel&Spa adlı işletmeyi kötü niyetli ve diğer ortaklardan habersiz ve genel kurul kararı almaksızın örtülü biçimde yok pahasına devretmeye çalıştığını, bu amaçla ilgili otelin tapudan tek başına açıktan satışını gerçekleştiremeyecek olması nedeniyle, 31/07/2024 tarihinde ... Turizm Ticaret A.Ş. ünvanlı paravan şirket kurduğunu ve davalı şirkete yetkilisi olarak baldızını atadığını, akabinde şirket kurulduktan 7 gün gibi kısa bir süre içinde sermaye bedelinin çok üstünde bir bedelle ... Turizm İnşaat Anonim Şirketine ait tek malvarlığı olan otel ... Hotel&Spa üzerinde ... Turizm Ticaret A.Ş. lehine 08/08/2024 tarihinde 100 Yıllık İntifa hakkı tesis ederek hileli yollara tevessül edildiği ve buna ilişkin tapu kayıtlarına şerh verildiğinin anlaşıldığını, müvekkillerinin bunu otelin başkaca resmi işlemlerini yaparken tesadüfen öğrenmiş olduğunu, işlemin hukuki mahiyetini öğrendikten kısa bir süre sonra işbu davanın açıldığı ve ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talep edildiğini, ivedilikle şirket malvarlığı değerinin korunmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, şirket faaliyetlerinin devam edebilmesi için öz kaynakların nasıl kullanıldığının büyük öneme sahip olduğunu, davalı ...'in diğer şirket ortaklarından habersiz şekilde şirket adına tasarruf işlemleri yaptığını, intifa hakkına ilişkin yapılan sözleşme incelendiğinde yıllık 1,3 milyon TL gibi bir bedelle yok pahasına yüz yıllık intifa hakkı tesis edilmesinin mezkur otelin bedava denilecek bir bedelle devri anlamına geldiğini, öyle ki, benzer rayiçteki otellerin yıllık kirasının 2-3 milyon Euro'dan düşük olmadığını, sözleşmenin var olan haliyle bile şirketin kazancı olması gereken çok düşük gösterilmek istendiğini, bu sebeple tesis edilen hukuki işlemlerin tüm ortakları ve sermayeyi etkilediği için işlemin iptali gerektiğini, nitekim tesis edilen hukuki işlemin TTK'nın 408. maddesinin 2. fıkrasının d,e,f bentleri kapsamında genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri dahilinde kaldığını, genel kurul kararı olmaksızın tesis edilen intifa hakkının TTK'nın 391. maddesinin d bendi uyarınca batıl olduğunu, ilaveten, yapılan işleme ilişkin olarak TTK'nın 393 vd. maddelerinde şirket menfaatlerinin korunmasına yönelik düzenlemelerden olan toplantılara katılma yasağı, şirket ile herhangi bir işlem yapmama, rekabet etmeme, özen ve bağlılık yükümlükleri ile müzakerelere katılma yasaklarını ihlal ettiğini, yapılan hukuki işlem ve buna bağlı tesis edilen intifa hakkının hukuka aykırı olduğunun sabit olduğunu, buna bağlı olarak yapılacak yargılama sonucunda hukuka aykırılığın tespiti ile söz konusu intifa hakkına ilişkin şerhlerin kaldırılacağının açık olduğunu, bu bakımdan ihtiyati tedbir ve kayyum taleplerinin yerindeliği ve haklılığının açık olduğunu, yerel mahkemenin, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığından bahisle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tesis edilen hukuki işlem ve buna bağlı tapu kütüğüne yapılan şerhlerin hukuka aykırılığının izahtan vareste olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, yerel mahkemece şirkete ihtiyadi tedbirine ilişkin somut olay üzerinden tedbir şartlarının oluştuğunu yada oluşmadığını izah edilmeksizin kararın reddinin kabul edilemez olduğunu, davalı ortak ...'in halihazırda gerçekleştirdiği kötü niyetli işlem ve eylemlerinin, iyi niyetli tacir teamülleri ve ticaret hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, davalı ...'in, şuana kadar şirket ve gelinen durum ve yaklaşık 1 yıldır olumsuz ve güven kırıcı tavırları sebebiyle sağlıklı iletişim kurulamamakta ve güven ortamı sağlanamamakla şirketin işlerinin ortaklar tarafından sağlıklı bir şekilde takibinin de mümkün olmadığını, hukuka aykırı ve hileli bir şekilde tesis edilen intifa hakkının başlı başına ciddi bir zararın doğmasına sebep olduğunu, nitekim turizm sezonun geliyor olması ve otelin işleyişinin yoğunlaşacak olması sebebiyle de özenli ve güvenilir yönetiminin gerekli kılındığını, davalının yönetim kurulu başkanı olarak münferiden yetkili sıfatının ve yetkilerinin kullanılmasının şirket ve davacı müvekkiller açısından çekilmez hale geldiğini, somut koşulların yetkisinden azlini veya değiştirilmesi ihtiyacını adil gösterecek düzeye ulaştığı ve her halükarda şirketi zarara uğrattığının ortada olduğunu, bundan başka davalının diğer üyelere danışmadan, oyunu, olurunu almadan, genel kurul kararı da bulunmadan şirketin mahvına sebep olacak şekilde fakat kendisinin ve baldızının adına kurdurduğu şirketin lehine olacak biçimde, tapu kayıtlarındaki şerhle somut olarak ortaya konulan muvazaalı sözleşmenin ve butlana tabi işlemleri nedeniyle açıkça yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmiş olması nedeniyle mahkemece kararın icrasının durdurulmaması halinde telafi edilemez bir zararın oluşacağını, davalının bu işlemlerinin şirketin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine engel olmakta ve güven ortamını zedelemekte olduğunu, davalı tarafın şirketi zarara sokan davranışlarda bulunduğunu ve halen bu davranışlarına devam ettiğini, davacı müvekkil için çekilmez hale gelen Şirketin YK Başkanının basiretsizliği, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışları, şirketin açıkça zarara uğratılması ve şirketin içini boşaltmaya yönelik şirketten mal kaçırılması, davalı ve diğer ilişkili şahıslar hakkındaki şikayetlerin sonucunda ilgili yk başkanının azlini isteme ve ivedilikle ihtiyati tedbir kararı ve kayyum atanmasını isteme zarureti hasıl olduğundan şirketi temsil ve ilzam ile yetkilendirilen ... isimli şahsın mütemadiyen temsil yetkisini kötüye kullanmakta şirketi usulsüz borçlandırmakta, kişisel harcamalarını şirkete yüklenerek şirketi batık hale getirmekte, hatta şirketin ve işlettiği otelin tümüyle baldızına kurdurduğu başka bir şirkete, uydurma/cüz'i bir bedel gösterilerek fiilen devri etmesine imkan tanınmakta olduğundan izah edilen hususlar uyarınca ihtiyati tedbirin kapsamı dikkate alındığında ... Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketinin toplam 3 üyeli olması, ikisinin işbu davada davacı olması, geri kalan tek üye ve YK üyesinin (münferiden yetkili olması ve % 50 hissedar olması) ilerde genel kurul toplantısı yapılmasının da sonuca etki etmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'in şirket yönetim kurulu başkanlığından azli ile şirketi münferiden temsil ve imza yetkilerinin kaldırılması ve tedbiren kayyum atanması, şirket tüzel kişiliğinin, dava dışı iyi niyetli üçüncü şahısların, kamusal alacaklıların, ve müvekkillerin tümü açısından en faydalı, yararlı kararın ivedilikle ihtiyati tedbir kararı ile şirkete kayyum tayin edilmesine karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, görev süresi dolsa dahi yönetim kurulunun yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar görevinin devam ettiği ve şirkette organ boşluğunun oluşmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 12/06/2025 ...

Atıf: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/493, K. 2025/517, T. 10.06.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-11-hukuk-dairesi-2025-493-e-2025-517-k-25ec05ff4b21