Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/414 E. 2025/692 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/414
Karar No
2025/692
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/414 Esas

KARAR NO: 2025/692 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/620 Esas - 2024/1025 Karar

TARİH: 25/12/2024

DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi

KARAR TARİHİ: 24/04/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Vekil eden şirketin muhasebe işlemlerini yapan Muhasebeci ... olup yevmiye defteri ...'in muhasebe ofisine gönderilmek üzere şirket çalışanımız ... tarafından ... Kargo'ya verilmiş, kargo üzerine ...'in cep telefonu numarası ve T.C. Kimlik Numarası yazılmıştır. Ancak söz konusu yevmiye defterini içeren kargo şirket muhasebecisi ...in ofisine ulaşmamış olup kargonun gelmemesi sebebiyle muhasebeci ... tarafından Çankaya Posta Dağıtım Müdürlüğü'ne gidilmiş ve kargonun durumunun tespit edilebilmesi için 02/09/2024 tarihinde bir dilekçe verilmiştir.Verilmiş olan 02/09/2024 tarihli dilekçeye istinaden Çankaya Posta Dağıtım Müdürlüğü tarafından tarafımıza 03/10/2024 tarihinde dönüş yapılmış ve 03/10/2024 tarih ve ... sayılı yazı ile tarafımıza ait kargodan sorumlu posta memurunun savunması ve teslim evrakı tarafımızca teslim alınmıştır. Gelen yazı cevabında "Müdürlüğümüzce yapılan inceleme sonucunda, 01/08/2024 tarihinde ... Mah. ... Sok No:... Fatih/İSTANBUL adresinde ... tarafından adınıza gönderilen ... barkod numaralı gönderi 02/08/2024 tarihinde Müdürlüğümüze intikal ettiği aynı gün de teslimi edilmek üzere, ... Mah. ... Sok. No:... Kızılay/ANKARA adresinize gelen dağıtım görevlisi personelce adresinizde olmamanız nedeniyle görevli personelimiz şahsınızı telefon ile arayarak gönderinizin olduğunu, teslimini sağlamak istediğini belirtmesi üzerine gönderinizi doğalgaz sayacının üzerine bırakılmasını istemeniz üzerine T.C. Kimlik Numaranız (T.C. ...) alınarak belirttiğiniz yere bırakıldığı..." denilmek suretiyle gönderinin muhasebecimiz ... aranarak onun beyanı ve talebi üzerine doğalgaz sayacı üzerine bırakıldığı iddia edilmiş ancak muhasebecimiz aranmamış ve böyle bir talepte bulunmamıştır. Dolayısıyla Çankaya Posta Dağıtım Müdürlüğüne bağlı posta memurunun hatalı ve ihmalkar davranışı sebebiyle şirkete ait yevmiye defteri zayi olmuştur.davamızın kabulü ile zıyaa uğramış vekil eden şirkete ait yevmiye defterinin zayi olduğunun tespiti ile yevmiye defteri için zayi belgesi verilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/12/2024 tarih ve 2024/620 Esas - 2024/1025 Karar sayılı kararında; "Dava, TTK 82/7 maddes uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari defter ve belgelerin zayi olduğuna dair belge verilmesi talebine ilişkindir. TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.6102 sayılı TTK' nın 18/2. maddesine göre her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı (insanı) gibi hareket etmesi gerekir.Davacı tarafın zayi belgesi talep ettiği defterin kaybını 03/10/2024 tarihinde öğrendiği, dolasıyla talebin, TTK'nın 82/7. maddesinde öngörülen hakdüşürücü süre içinde yapıldığı anlaşılmaktadır.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça, şirkete ait yevmiye defterinin postada kaybolması nedeniyle TTK 82. Madde uyarınca zayi belgesi verilmesinin talep edildiği ancak postada kaybolma fiili TTK'nın 82/7. Maddesi anlamında talep eden tacire kusur izafe edilemeyecek, onun iradesi dışında gerçekleşen bir olay olarak kabulü mümkün olmadığı, Türk Ticaret Kanununa göre zayi belgesi verilmesi için gerekli olan yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık gibi sebeplerden hiçbirisinin gerçekleşmediği (Yargıtay 11. HD'nin emsal nitelikteki 19/06/2017 tarih ve 2016/817 Esas-2017/3842 Karar, 07/01/2013 tarih ve 2011/15162 Esas-2013/105 Karar, 13.11.2018 tarih 2017/1467 Esas-2018/7030 Karar, 16/05/2018 tarih ve 2016/11963 Esas-2018/3664 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''Davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/620 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ''Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça, şirkete ait yevmiye defterinin postada kaybolması nedeniyle TTK 82. Madde uyarınca zayi belgesi verilmesinin talep edildiği ancak postada kaybolma fiili TTK'nın 82/7. Maddesi anlamında talep eden tacire kusur izafe edilemeyecek, onun iradesi dışında gerçekleşen bir olay olarak kabulü mümkün olmadığı, Türk Ticaret Kanununa göre zayi belgesi verilmesi için gerekli olan yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık gibi sebeplerden hiçbirisinin gerçekleşmediği (Yargıtay 11. HD'nin emsal nitelikteki 19/06/2017 tarih ve 2016/817 Esas-2017/3842 Karar, 07/01/2013 tarih ve 2011/15162 Esas-2013/105 Karar, 13.11.2018 tarih 2017/1467 Esas-2018/7030 Karar, 16/05/2018 tarih ve 2016/11963 Esas-2018/3664 Karar sayılı kararları da bu yöndedir. ) anlaşılmakla davanın reddine..." şeklinde kaar verilmiştir. Yerel mahkeme tarafından verilen bu karar USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP vekil eden lehine bozulması gerekmektedir. Şöyle ki; Vekil eden şirketin muhasebe işlemlerini yapan Muhasebeci ... olup yevmiye defteri ...'in muhasebe ofisine gönderilmek üzere şirket çalışanımız ... tarafından ... Kargo'ya verilmiş, kargo üzerine ...'in cep telefonu numarası ve T.C. Kimlik Numarası yazılmıştır. Ancak söz konusu yevmiye defterini içeren kargo şirket muhasebecisi ...'in ofisine ulaşmamış olup kargonun gelmemesi sebebiyle muhasebeci ... tarafından Çankaya Posta Dağıtım Müdürlüğü'ne gidilmiş ve kargonun durumunun tespit edilebilmesi için 02/09/2024 tarihinde bir dilekçe verilmiştir. Verilmiş olan 02/09/2024 tarihli dilekçeye istinaden Çankaya Posta Dağıtım Müdürlüğü tarafından tarafımıza 03/10/2024 tarihinde dönüş yapılmış ve 03/10/2024 tarih ve ... sayılı yazı ile tarafımıza ait kargodan sorumlu posta memurunun savunması ve teslim evrakı tarafımızca teslim alındığını, Gelen yazı cevabında "Müdürlüğümüzce yapılan inceleme sonucunda, 01/08/2024 tarihinde ... Mah. ... Sok No:... Fatih/İSTANBUL adresinde ... tarafından adınıza gönderilen ... barkod numaralı gönderi 02/08/2024 tarihinde Müdürlüğümüze intikal ettiği aynı gün de teslimi edilmek üzere, ... Mah. ... Sok. No:... Kızılay/ANKARA adresinize gelen dağıtım görevlisi personelce adresinizde olmamanız nedeniyle görevli personelimiz şahsınızı telefon ile arayarak gönderinizin olduğunu, teslimini sağlamak istediğini belirtmesi üzerine gönderinizi doğalgaz sayacının üzerine bırakılmasını istemeniz üzerine T.C. Kimlik Numaranız (T.C....) alınarak belirttiğiniz yere bırakıldığı..." denilmek suretiyle gönderinin muhasebecimiz ... aranarak onun beyanı ve talebi üzerine doğalgaz sayacı üzerine bırakıldığının iddia edildiğini ancak muhasebecilerinin aranmadığını ve böyle bir talepte bulunmadığını, Dolayısıyla Çankaya Posta Dağıtım Müdürlüğüne bağlı posta memurunun hatalı ve ihmalkar davranışı sebebiyle şirkete ait yevmiye defteri zayi olmuş, dosya kapsamında tarafımızca ... tanık olarak bildirilmesine ve ...'ye ilişkin evraklar sunulmasına rağmen tanığımız yerel mahkemece dinlenmemiş, delillerimiz toplanmamıştır. Yerel mahkemece yalnızca "Türk Ticaret Kanununa göre zayi belgesi verilmesi için gerekli olan yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık gibi sebeplerden hiçbirisinin gerçekleşmediği..." açıklaması ile ilk celse davanın reddedildiğini, Huzurdaki uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 82. Maddesi; “…(7) Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” hükmünü içermekte olduğunu; bu bağlamda meydana gelen hadisenin 03.10.2024 tarihinde öğrenildiği ve netleştiği göz önünde bulundurulduğunda işbu davanın süresinde açıldığı ve somut olayda beklenilmeyen bir hal sonucu yevmiye defterinin zayi olduğunu; bu hususta; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/4865 E. 2017/2800 K. 10.05.2017 tarihli kararı; “Dava, davacı bankanın zemin katta bulunan arşivini su basması nedeniyle arşivde yer alan belgeler için zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. TTK’nin 82/7. maddesine göre, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine zayi belgesi verilmesini isteyebilir.Davacının zemin kattaki arşivinin vananın patlaması sonucunda sular altında kaldığı, madde metninde yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan 'gibi' sözcüğüyle ./. benzer olayların kastedildiği, ziya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği, olağanüstü sebeplerden kaynaklı su baskını şartı olmadığı, somut olayda beklenilmeyen bir hal sonucunda su baskını oluştuğu ve davacıya ait arşivde saklanan belgerin zarar gördüğü sabit olduğuna göre, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” şeklinde olup söz konusu emsal kararda da belirtildiği üzere ve yerel mahkemenin gerekçesinin aksine madde metninde yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan 'gibi' sözcüğüyle ./. benzer olayların kastedildiği, ziya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği açıkça belirtildiğini, Bunun yanı sıra, zayi olan defter şirket işlemlerinin ve şirketin ticari hayatının devamı için gerekli olup söz konusu defter olmadan şirketin ticari faaliyetlerini yürütebilmesinin mümkün olmadığını; bu nedenle yapılacak istinaf incelemesinde bu hususunda göz önünde bulundurulması gerektiğini, Ayrıca, hükmün yeterli gerekçeye sahip olmadığını, Ancak bilindiği üzere mahkeme kararları gerekçeli olmak zorundadır bu husus anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde belirtilmiştir. Bunun yanı sıra aynı husus HMK'nın 297. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde de "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri." şeklinde hükmün kapsamında olması gereken hususlar olarak vurgulandığını, Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/25371 E. 2017/3755 K. 03.04.2017 T. sayılı kararında, "Anayasanın 141/3. maddesi "bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3. bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur." diyerek mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunluluğunu ifade ettiğini ancak istinafa konu yerel mahkeme kararının bu madde hükümlerinden hareketle bakıldığında yeterli gerekçeye sahip olmadığının açıkça ortada olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıkladığımız nedenlerle, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/620 E. 2024/1025 K. sayılı kararının istinaf incelemesi sonucu vekil edenimiz lehine kaldırılmasına ve yargılama yapılarak davanın kabulüne veya davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari defterine dayanak olan belgelerin zayi olduğuna dair belge verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 82/7. maddesi; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." şeklinde düzenlenmiştir.TTK'nın 82/1. maddesi uyarınca Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür. Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8) Yukarıda belirtilen yasal mevzuat dikkate alındığında zayi belgesi talebi çekişmesiz yargı işi olduğundan, HMK'nın 385/2.maddesi uyarınca, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, vekil eden şirketin yevmiye defterinin muhasebecisine gönderilmek üzere ... Kargo'ya verildiğini, ancak muhasebeciye teslim edilmediğini ve zayi olduğunu iddia ederek zayi belgesi verilmesi talebinde bulunulmuştur. ... Kargo tarafından davacıya verilen cevapta, kargonun muhasebecinin adreste olmaması ve defterin doğalgaz sayacına üzerine bırakılmasının muhasebeci tarafından telefon ile söylenmesi üzerine doğalgaz sayacı üzerine bırakıldığı belirtilmiş, ancak bu iddia davacı tarafından kabul edilmemiştir. Ancak dava konusu defter TTK'nın 82/7 maddesinde öngörülen sebeplerden biri sonucunda zayi olmadığı gibi, davacı tarafından söz konusu defter muhasebecisine gönderilmek üzere daha güvenli bir yol tercih edilmeden muhasebecisine gönderildiği ve defterin saklanması hususunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği, yeterli muhafaza tedbirlerini almayarak kusurlu davrandığı ve TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı anlaşılmış olup, Mahkemece bu gerekçe ile red kararı verilmesi yerindedir. Ancak zayi belgesi verilmesi talebi ancak tacir tarafından ileri sürülebilir. Davacı vekili, dilekçesinde vekil eden şirketten bahsettiği, ancak dava dilekçesi ve dosyaya sunulan beyan ve istinaf dilekçesinde söz konusu şirket belirtilmediği gibi Mahkemece de davacı vekiline bu konuda açıklama yaptırılmadığı, ve davanın gerçek kişi adına mı şirket adına mı açıldığının netliğe kavuşturulmadığı, şirket adına açılması halinde maddi hata yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek doğru kişinin kararda gösterilmediği, gerçek kişi adına açılmış olması halinde davacının gerçek kişi tacir olup olmadığı ve zayi belgesi talep etme hakkının bulunup bulunmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılarak aktif husumet ehliyetinin değerlendirilmediği ve kararın bu yönleriyle usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/414, K. 2025/692, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-414-e-2025-692-k-71b5a37d4a8e