Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/247 E. 2026/1176 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/247
- Karar No
- 2026/1176
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/247 - 2026/1176 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/247 KARAR NO : 2026/1176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.12.2024 NUMARASI : 2023/762 Esas 2024/751 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 26.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.10.2017 tarihinde davacı şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı aracın dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeyken 0.92 promil alkollü şekilde seyrederken ... plakalı araca çarpması sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan dava dışı ...'in yaralandığını, zarar gören tarafından Sigorta Tahkim Komisyona yapılan başvuru neticesinde varılan sulh kapsamında davacı şirket tarafından dava dışı ...'e ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücünün kusurlu olması ve alkollü araç kullanması nedeniyle rücu şartlarının oluştuğunu, davacı şirket tarafından ödenen toplam 45.652,60 TL'nin tahsili için Ankara 5. Genel İcra Dairesi'nin 2023/19237 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketinin davalı şirketten rücu talebinde bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının araştırılması gerektiğini, takibe konu alacağın likit olmadığını, davalı şirketin kusur durumunun net şekilde ortaya koyan mahkeme kararı olmaksızın dava dışı ...'e ödeme yapıldığını, ödemenin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 24.10.2017 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın, davalı şirketin maliki ve işleteni olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın seyir halindeyken olay mahalli olan yere geldiğinde, dava dışı... yönetimindeki ... plakalı aracın sol arka kısmına çarpıp, çarpma neticesi her iki aracın sürücüsünün seyir dengesinin bozularak direksiyon hakimiyetinin kaybederek yolun sağındaki çelik bariyerlere çarpıp, çarpan davalıya ait alkollü sürücü yönetimindeki ... plakalı aracın sol bariyere daha sonrada sağa savrularak sağ bariyere çarptıktan sonra duruşa geçtiği sırada, aynı istikamette seyir halinde devam etmekte olan dava dışı ... plakalı ve dava dışı...plakalı araçlarda bu araçlardan kopan metal parçaları üzerinden geçmeleri sonucu ... plakalı araca arkadan çarpılan araç içinde yolcu olarak bulunan ...'in yaralanmasıyla trafik kazasının meydana geldiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; kaza anında 0,92 promil alkollü olduğu tespit edilen ... plaka sayılı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 asli kusurlu olduğu, kazaya etken başka bir sebebin bulunmadığı, kazanın münhasıran ... plaka sayılı araç sürücüsünün alkollü olmasından kaynaklandığı, davacı sigorta şirketinin, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava dışı üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemeyi, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4-d maddesi uyarınca davalı sigortalı şirkete rücu edebileceği kanaatine varıldığı, davacı sigorta şirketinin, kesinleşen Komisyon kararı uyarınca, ... plakalı araç içeresinde yolcu olarak bulunan dava dışı ...'e 40.000,00 TL ödeme yaptığı ve yaptığı bu ödemeyi işleten sıfatıyla davalı şirkete rücu edebileceği belirtilerek, Davanın kabulü ile Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/19237 Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynı miktar ve şartlar üzerinden devamına, İcra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haksız fiilden doğan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davalıya ihbar edilmiş bir yargılama olmaksızın herhangi bir yargı kararı olmaksızın davacının kendi tasarrufu ile ödemiş olduğu fahiş bir ödemenin rücuen ödenmesini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, araç sürücüsünün 0,92 promil alkollü olmasının güvenli sürüş yeteneğini kaybettirecek miktarda olduğu ve kazanın tek sebebi olduğu kabulünün yerinde olmadığını, davalı lehine olan hususların yeterince incelenip araştırılmadığını, kazaya sebebiyet veren olaydan salt davalı şirketin sorumlu tutulmasının hayatın olağan akışına aykırı oluğunu, dava dışı ...'in kaza zamanı çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa, çalıştığı döneme ilişkin olarak ücret bordrolarının teminin gerektiğini, SGK tarafından yapılan bir ödemenin yapılıp yapılmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, borç ilişkisinin en önemli unsuru olan edim unsuru somut olayda bulunmadığından asıl borca bağlı faizin de davacı tarafından talep edilemeyeceği belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında davacının zarar gören üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemenin alkollü araç kullanılması nedeniyle sigorta sözleşmesine aykırılık nedenine dayalı olarak araç maliki davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır. Somut olayda rücu şartlarının belirlenmesinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir. Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlâli sonucunda meydana gelmiş ise, c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı isteyebilir. Zira, davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan sorumludur. Bu durumda, mahkemece ödeme tarihi itibari ile zarar görenin uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekir. Davacı tarafından zarar gören ile yapılan sulh sözleşmesi gereğince yapılan ödemenin rücuen tahsilinin talep edilmiş olması nedeniyle esasen eldeki davada ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı, dava dışı üçüncü kişinin uğradığı zararı ve bu zararın giderildiğini ispat etmelidir. Davacının bu davayı açabilmesi için öncelikle zarar gören üçüncü kişiye haklı bir ödeme yapmış olması elzemdir. Bu nedenle davacı yapmış olduğu ödemenin yersiz bir ödeme olmadığını, bir başka değişle haklı bir ödeme olduğu ispat etmek zorundadır. Zira, rücunun konusu gerçek zarardır. Bu kapsamda, gerçek zararın varlığının tespiti için somut olayın özeliğine göre öncelikle zarar görenin üçüncü kişinin maluliyeti bulunup bulunmadığının varsa oranının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi gerekir.(Yargıtay 4. HD'nin 2022/2037 E. - 2023/6368 K. ) Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nın 29.06.2022 tarih ve 2021/15362 E. - 2022/9643 K.) Mahkemece davacı sigorta şirketi ödediği değil ödemesi gereken gerçek zararı sigortalısına rücu edebileceğinden zarar gören kişinin maluliyetin usulüne uygun olarak belirlenmesinden sonra ödeme tarihi itibariyle gerçek zararın tespiti için Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde tazminat hesabı yapılması için aktüerya hesaplamaları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerçek zarar hesabı yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n