Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2067 E. 2026/892 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2067
Karar No
2026/892
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2025/2067

KARAR NO : 2026/892

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 15/02/2023

NUMARASI : 2016/408 Esas - 2023/101 Karar

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 15/04/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 15.04.2014 tarihinde saat 10:00-10:30 sularında ... Caddesi üzerinde bulunan ... merkezi önündeki otobüs durağından davalılardan ... yönetimindeki ... plaka sayılı 72 T hatlı özel halk otobüsüne yolcu olarak bindiğini, davalılardan... A.Ş kazanın meydana geldiği aracın maliki olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle davacı tarafından tedavi gideri olarak ödenmiş olan 2.829 TL tedavi giderinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve davacının yaşamış olduğu ızdırap nedeniyle 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılar müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin huzurdaki davada taraf olarak gösterilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu sebeple müvekkili yönünden işbu davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekmekte olduğunu, ihale makamı sıfatını haiz müvekkili davalının asıl işveren olarak da nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bir an için müvekkilinin kusursuz sorumlu olduğu kabul edilecek olsa dahi kusursuz sorumluluğa ilişkin illiyet bağı, zarar görenin ağır kusuru sebebiyle kesildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 925,82-TL tedavi giderinin, 17/04/2014 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 10.000-TL manevi tazminatın, 15/04/2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı.... A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada husumetin müvekkili şirkete yöneltilmesinin hatalı olduğu gibi İlk Derece Mahkemesi tarafından bu yöndeki itirazlarının dinlenilmemesi ve itirazlarına itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, araç sürücüsünün kusuru oranında müvekkilinin de kusuru olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, İstanbul Büyükşehir Belediye meclisi meclis kararı ile hatların özel müteşebbislere hale edilmesi hususunda yetkili kılınmış olup; otobüs hattının işletmecisi veya işveren sıfatına haiz olmayıp, ihale makamı konumunda olduğunu, müvekkili şirket yönünden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığını, manevi tazminat talebinin zenginleşme amacı gütmemesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

2918 sayılı Kanun’un 85. maddesinde araç işleteninin sorumluluğu düzenlenmiş, işletenin ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı belirtilmiştir.

Davalı ... A.Ş. her ne kadar özel halk otobüsünün maliki olmasa da özel halk otobüsleri tamamen bağımsız olmayıp davalı ...'nin ve ... A.Ş. denetim ve kontrolünde olduklarından davalı ... A.Ş. 'nin halk otobüsünün sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi ve otobüsün maliki ile birlikte işleten sıfatı ile sorumlu olacaktır. Bu nedenle ... plakalı otobüs sürücüsünün kusurundan dolayı davalı .... A.Ş. Bakımından da tazminattan sorumluluğuna karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/5513 Esas - 2019/1755 Karar, 2016/18604 Esas - 2019/9140 Karar sayılı kararı).

Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.

22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).

Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenlerle; davalı .... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı .... A.Ş vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 746,34 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 130,94 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2067, K. 2026/892, T. 15.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2067-e-2026-892-k-55a560f51a6d