Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1612 E. 2025/1416 K. – İhtiyati Tedbir

Konu: İhtiyati Tedbir

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1612
Karar No
2025/1416
Karar Tarihi
Konu
İhtiyati Tedbir

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1612 Esas 2025/1416 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1612 KARAR NO : 2025/1416

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/09/2025 NUMARASI : 2025/644 Esas (Ara Karar)

TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 02/09/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025

Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmasının talep edildiğini, ancak TTK 638/2 ve HMK 389 maddeleri gereğince şirket adına kayıtlı taşınmazlar ve araçların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi açısından taşınmazların tapu kaydına, araçların siciline teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması için tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava dilekçesine ekli belgelerin davanın esası yönünden davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek düzeyde olmadığı, uyuşmazlık konusunun limited şirketten çıkma olması ve davalı şirketin taşınır taşınmaz mallarının davanın konusu olmadığı, ihtiyati tedbir kararının ancak uyuşmazlık konusu hakkında tesis edilebileceği anlaşılmakla, yerinde görülmeyen talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; diğer ortağın davacıya yönelik onur kırıcı ithamlarda bulunarak başından beri mevcut olan yöneticiliğine son verilerek şirketle irtibatının kopartılmasının, bu tutumunun davacının ortak olduğu diğer şirketlerde de göstermesi, taraflar arasında hukuki ihtilafların bulunması ve ihtara rağmen davacının ihtilaflı olduğu ve aynı konuda faaliyet gösteren başka bir şirket yetkilisi diğer kardeşi ...'e şirket işlerini yapması için yetki verilmesi, işe alınması ve şirket zararına işlemlerin yapılması nedeniyle, kardeş olan ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığı sabit olduğunu, mevcut halde davacıdan ortaklığı devam ettirmesi de beklenemeyeceğini, davalı tarafın ortaklıktan çıkma talebine yönelik bir itirazı da bulunmadığını, davalı şirketin diğer ortağı ve yöneticisi ... halen milletvekili olup, tüm mesaisini siyasete ayırdığını, şirket şu anda fiilen davacının husumetli olduğu ve sınırsız yetki verilen ... tarafından keyfi olarak yönetildiğini, 6102 sayılı Kanunun 641/1 Maddesi "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir" hükmünü içerdiğini, anılan hüküm gereği şirket ortağı davacı esas sermaye payının gerçek değerinin dava konusu olduğu da sabit olduğunu, sunulan belgeler görmezden gelinerek, gerekçe olarak yasada yer alan ibareyi tekrarla ve dava konusu olmadığı şeklindeki tedbir talebinin reddine ilişkin gerekçenin kabul edilemeyeceğini, mahkemece tedbirin reddine ilişkin ara kararın dava süresince ortağın haklarını koruyucu tedbirleri alması gerektiği şeklindeki hükme de aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; TTK'nun 683/2 ve HMK'nun 389 maddesine dayalı ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, davacı tarafça ortağı olduğu davalı şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmayı ve güncel çıkma akçesinin tarafına ödenmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı ve şirket adına kayıtlı taşınmazlar ve araçların III. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edildiği, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararında her ne kadar şirkete ait taşınmazlar ve araçların davanın konusu olmadığı yönündeki gerekçesi davanın niteliği ve TTK'nun 638/2. maddesi dikkate alındığında yerinde değil ise de, mahkemece aynı zamanda somut olayda yaklaşık ispatın gerçekleşmediği nedeniyle de tedbirin reddi yönünde ara karar verdiği, bu bağlamda dosya kapsamı itibariyle HMK 390. maddesi gereğince davacı tarafça ihtiyati tedbir talebinin kabulünü gerektirir mahiyette haklı sebebe ilişkin yaklaşık ispat koşuluna uygun belge ve delil sunulmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat yokluğundan reddi gerekçesi gözetildiğinde ara karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında sonuç itibari ile usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.04/12/2025

Başkan- Üye - Üye Zabıt Katibi

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1612, K. 2025/1416, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1612-e-2025-1416-k-b085f76d9853