Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2025/1580 E. 2026/12 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1580
Karar No
2026/12
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2025/1580

KARAR NO : 2026/12

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 30/09/2025 ara karar

NUMARASI : 2025/135 E.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; daha önce sundukları delil durumu ile ve dilekçe ekinde sunulan haber ve açıklamaların yargılama aşamasında davalı ... medya ile diğer davalı ...'ün mal kaçırma ve alacaklılarını zarara uğratmaya yönelik fiilleri bulunduğunu, davalılara ait malvarlığı sorgusu yapılarak özellikle sahip olduğu taşınmaz ve araçlar yönünden ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle 2.000.000 tl ve ayrıca 200.000 usd alacağı karşılacak kadarına teminatsız olarak veya az miktarda bir teminat ile ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını , tüm alacaklarının tamamı üzerinden ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz taleplerinin kabul görmemesi halinde davalılara ait malvarlığı sorgusu yapılarak özellikle sahip olduğu taşınmaz ve taşınır mallar, araçlar, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle 100.000 tl (kısmi dava) ve ayrıca 10.000 usd alacaklarını karşılayacak kadarına teminatsız olarak veya az miktarda bir teminat ile ihtiyati haciz konulmasını talep etmişlerdir.İlk derece mahkemesince 30/09/2025 tarihli ara karar ile; "Davacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Türkiye'de bir çok sinema filmi projesine Yönetmen ve Senarist olarak imza atmış olan müvekkil ...'nın, davalıların dava konusu ettiğimiz hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle çok ciddi mağduriyetler yaşamış olduğunu, dosyada mübrez sözleşmeler, ihtarnameler ve yazışmalar ile diğer belgeler ile müvekkilinin alacaklı olduğu ve proje kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğinin ortaya koyulduğunu, davalı yapım şirketi tarafından sunulan cevap dilekçesinde, müvekkili ile yapılan sözleşmeler ve hukuki ilişki inkar edilmediğini; sadece feshin haklı olup olmadığı gibi hususlar kendi hukuki görüşlerine göre yorumlanıp davanın reddi talep edildiğini, davalının tüm iddialarının aksi yazılı belge ve delillerle tek tek çürütülmüş olduğunu, esasen yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunu,-bilirkişi incelemesi yapılması gerekeceğinin belirtildiğini ancak teknik değil, hukuki bir mesele olduğunu, İhtiyati haciz taleplerinin esas sebebinini, davalıların üstlendikleri film projesinde seti durdurmak zorunda kaldıkları, çalışanların ücretlerini dahi ödeyemedikleri ve projenin tamamlanamadığına ilişkin basına ve sosyal medyaya yansıyan haberler gereği davalıların mal kaçırma ve müvekkilin alacağını imkansız kılmasına karşı gelişen durum nedeniyle müvekkilinin dava sonunda verilecek hükümle elde edeceği hakları teminat altına almak olduğunu, -... Sendikası'nın yaptığı açıklamalar, basına yansıyan haberler, röportajlar, görseller, sosyal medya paylaşımları ve tüm bu olayları örtbas etme çabası içinde yapımcı tarafından yapılan açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde; setin durduğu, çalışanlara ödeme yapılmadığı ve projenin atıl kaldığı yönündeki bu iddialar artık şüphe olmaktan çıkıp gerçekliği tartışmasız hale geldiğini,-Davalının cevap dilekçesinde ikrar niteliğinde ifadeler bulunduğunu, davalı ... Medya aşamalarda film hazırlık sürecinin başlamadığını söylerken cevap dilekçesinde filmin hazırlık sürecinin başladığını KKTC'ye çekim yapılacak sahaların tespiti incelenmesi için gidildiğini kabul ettiğini, -Davalı feshi kendilerinin yaptığını da ikrar ettiğini ancak fesih tarihi konusunda ilk mailin gönderildiği ve Yönetmenlik Sözleşmesi'nin feshedildiği 27 Mart 2025 tarihinde değil noterden ihtarname gönderdikleri 15 Nisan 2025 tarihinde fesih yaptıkları gibi aslında muğlak ifadelerde bulunduklarını, -Mahrum kalınan kazanç olan 3. taksit yönetmenlik ücreti bedeli zaten feshin doğal sonucu olup sözleşmeyi haksız şekilde fesheden tarafın, sözleşmenin diğer tarafının uğradığı mahrum kalınan kazançlarını, ücretlerini ödemesi gerektiği TBK düzenlemeleri gereği olduğundan burada da yukarıda bahsettiğimiz gibi fesih haksız olunca bu alacak hakkı da doğduğunu,-...'ün ''...'' sinema filmi projesinde ortak yapımcı olduğunu, dosyada mevcut deliller ile ...'ün de adi ortaklık hükümleri kapsamında sorumluluğu yönünde yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, 15.10.2019 tarihli 30919 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan film çekim izinleri ve ortak yapımlar hakkında yönetmelik hükümlerinde 4. maddenin d) bendinde Ortak yapımcı: ''...Bir ortak yapım sinema filmini meydana getirmek için bir araya gelmiş yapımcıları,...'' h) bendinde ise: ''...Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapımcıları veya ilgili mevzuata göre kurulmuş tüzel kişileri,...'' ifade ettiği, davalıların sinema filmini meydana getirmek için bir araya geldiklerini, Linkini koydukları gazete haberinde kurdele kesilmesi fotoğrafında ... Medya ortakları diye bahsedilen kişiler en sağda yapımcı davalı ... yetkilisi olduğunu söyleyen ... ve onun yanındaki ortak yapımcı ... olduğunu, ... Medya ile ... arasındaki dava dilekçesinde bahsini ettikleri adi ortaklığa ilişkin belgelere örneğin aralarındaki sözleşmeye, para akışlarına ve sair ulaşmalarının mümkün olmayıp delil listesinde talep edilmiş olduğunu ancak yaklaşık ispat koşuluna ilişkin delillerin sunulduğunu, -film çekimlerinin durduğu, set ekibinin paralarını alamadığı, sendikanın açıklama yaptığı, konunun basına da yansıdığı, davalı yapımcının derhal çıkıp bu iddiaları yalanladığı ancak bu olaylardan sonra film çekimlerinin devam ettiğine yönelik tek bir hareket olmadığı, ana kadro oyuncuların projeyi bıraktığı ortada olup ihtiyati haciz talep dilekçesinde bazı delillere yer verildiğini, Davalı yapımcı şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getiremediğini, projeye bütçe ayıramadığını, feshin haklı olduğunu, ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir için gereken yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla sağlandığını,-davalıların içinde bulunduğu mali durumun son derece sıkıntılı olduğunu ve borçlarını ödemekten aciz hale düşebileceklerini, bu şartlar altında, alacağın ileride hüküm kesinleştikten sonra fiilen tahsil edilebilmesini güvence altına almak için ihtiyati haciz mahiyetindeki koruyucu tedbire başvurulduğunu, -Yerel Mahkeme kararında HMK 389. Maddede düzenlenen ve ayrı bir geçici hukuki koruma olan tedbir ile İİK'da düzenlenen ihtiyati haczi birbirine karıştırdığını ve dava konusu edilmeyen mal üzerinden tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesi ile ihtiyati haciz taleplerini reddettiğini, talep edilen tedbirin, İİK 257 vd. maddeleri ile düzenlenen ihtiyati haciz niteliğinde bir geçici hukuki koruma olup amacı borçluların mal kaçırmasını önleyerek alacaklının hakkını güvence altına almak olduğunu, tedbir kararının, sadece dava konusunu oluşturan alacak miktarıyla sınırlı şekilde araç veya taşınmaz gibi tescile tabi malvarlığı değerleri üzerine işlenen şerh ile konulmakta ancak satışa geçilememekte, banka hesaplarında ise ihtiyati haciz şerhi ile hesaptaki para bloke edilmekte ancak tahsil edilememekte, bankanın uhdesinde borçlunun hesabında kalmaya devam etmekte olduğunu, HMK m.389 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişim nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsız hale gelmesi tehlikesinin bulunması gerektiğini, Somut olayda bu tehlike somut biçimde mevcut olduğunu, -dava kısmi dava olarak açılmış olsa dahi, Yargıtay uygulamasına göre ihtilafın tamamı üzerinden ihtiyati haciz konulmasında engel olmadığını, Müvekkilinin davası her ne kadar 100.000 TL ve 10.000 USD tutarlı kısmi alacak davası olarak açılmış ise de, dava dilekçesinde de izah olunduğu üzere müvekkilinin toplam alacağının çok daha yüksek olduğunu, müvekkilinin toplam alacağını karşılayacak tutar üzerinden karar verilmesi gerektiğini, -Müvekkilinin, Senarist ve Yönetmen olarak, 2025 yılında sırf davalıya ve bu işe güvenerek kendisine gelen teklifleri ret etmiş olduğundan bu aşamada başka proje de alamamış olup mağdur durumda olduğunu, film sektöründe projeler 1 yıl öncesinden hazırlanmaya başlanmakta olup son dakika başka bir projeye dahil olma diye bir çalışma şekli olmadığından müvekkilinin adeta ortada bırakıldığını, alacağın tamamı üzerinden ihtiyati haciz talepleri kabul edilmez ise açtıkları kısmi dava üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edildiğini, taleple bağlılık ilkesi gereğince asıl talepleri ihtiyati haciz olup; ihtiyati haczin “tam alacak” yönünden uygulanmasında tereddüt doğarsa terditli olarak ''2.000.000 TL + 200.000 USD'' toplam alacağın tamamını karşılayacak şekilde davalıların tüm malvarlığı, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını, Teminat yönünden ise İİK m.259 rejimi ve AYM 30.11.2023, 2023/203 sayılı karar çerçevesinde teminatsız veya çok düşük teminatla karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İhtiyati haciz ve ihtiyati hacze itiraz 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257. vd maddelerinde düzenlenmiştir.İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.İstinafa gelen taraf, esasa ilişkin olarak davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, zararın mevcut olduğunu, mal kaçırma şüphesi olduğunu ileri sürmüş ve talebin ihtiyati tedbir değil, ihtiyati haciz olduğu beyan edilmiş ise de, İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmekte olup, İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebepleri olarak, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edilebileceği, tarafların sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, zararın ne kadar olduğunun, feshin sonuçlarının ne olduğu gibi tüm hususların yargılama gerektirdiği, yargılama gerektiren istinaf istemlerinin ihtiyati haciz kapsamındaki nedenler arasında değerlendirilemeyeceği, her ne kadar ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz istendiği ileri sürülmüş ise de, ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz istenemeyeceği, Mahkemenin sonuç olarak vermiş olduğu kararda aykırılık bulunmadığı. HMK'nın 353/1-b/1. ve İİK'nın 265. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/09/2025 tarih ve 2025/135 E., sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/1580, K. 2026/12, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-44-hukuk-dairesi-2025-1580-e-2026-12-k-30fa3935674a