Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1512 E. 2025/1431 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1512
- Karar No
- 2025/1431
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1512
KARAR NO : 2025/1431
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18.07.2025 tarihli ara karar.
NUMARASI : 2025/533 E.
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali İstemli
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 18.07.2025 tarihli ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ..., ... ve Remzi ... tarafından 1985 yılında kurulduğunu, daha sonra ...'ın vefat ettiğini, davacıların onun mirasçıları olduğunu ve %4,20'şer pay sahipleri olduklarını, davacıların babalarının vefatındna sonra şirket yönetimine katılmalarının engellendiğini, 2022 yılı faaliyet raporunu incelediklerinde mali bilançoda pek çok şüpheli işleme rastladıklarını, şirketin kuruluşundan itibaren kar payı dağıtılmadığını, davalı şirketin 17.03.2025 tarihli 2023 yılı olağan genel kurul toplantısının ilkin 17.01.2025 tarihinde yapıldığını, davacıların erteleme taleplerinin kabul edilmesi ile genel kurulun 17.03.2025 tarihinde yapıldığını, 17.03.2025 tarihli genel kurul toplantısında daha önce finansal tablolara ilişkin yeterli bilgi verilmediğinden yeniden erteleme talep edildiğini, ancak bu taleplerinin kanbul edilmediğini, iki toplantı arasındaki süreçte finansal tabloların şüpheli noktalarına ilişkin soruların şirkete yönetildiğini ancak davalı şirket tarafından sorularımıza dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmediğini, talep edilen belgelerin paylaşılmadığını, bu sebeple söz konusu genel kurulda alınan 3,5,6,7,8 sayılı kararların yoklukla malul olduğunu, şirketin kredi kullanmasına rağmen bunun hangi yatırım faaliyetinde kullanıldığının açıklanmadığını, kredi kullanılmasına rağmen duran varlıkların artmadığını, Kastamonu fabrikasında üretimin durdurulduğunu, hakim ortak ve yönetim kurulu üyesi Remzi ...'ün yine hakim ortağı olduğu ...... AŞ'ye davalı şirket tarafından yüksek miktarda borç verildiğini, bu borcun tahsil edilmediğini faiz işletilmediğini, davalı şirketin bu şirkete finansman sağladığını, finansal tablolarda milyetlerin yüksek, net karın düşük gösterildiğini, 3 no'lu finansal tabloların onaylanması maddesinin iptali gerektiğini, finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı olduğunu, 5 no'lu maddede kar payı dağılmamasına karar verildiğini, ancak genel kurulun bu hakkını keyfi kullandığını, 32 yıllık süreçte şirketin kar payı dağıtmadığını, bunun amacının da yönetim kurulu üyeleri Remzi ... ve ...'a örtülü kazanç sağlamak olduğunu, 6 ve 8 numaralı kararlar ile yönetim kurulunun ibra edildiğini ve yenisinin seçildiğini, ancak şirketi korumakla görevli kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, görevlerinini gereği gibi yapmayan yönetim kurulu üyelerinin ibrasının ve yendien seçilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alınan kararların iptali gerektiğini, 7.maddede huzur hakkı kararı alındığın, ancak ücretlerin benzer şirketlerdeki yönetici ücretlerine nazaran fahiş olduğunu, huzur hakkı adı altında örtülü kar dağıtımı yapıldığını, bu sebeple bu maddenin de iptali gerektiğini, 9.maddede TTK'nın 395 ve 396.maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine izin verildiğini, ancak yönetim kurulu üyesi Remzi ...'ün ... şirketini fonladığını, sadekat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, bu sebeple 9. maddenin iptali gerektiğini, 10.maddede kabul edilen bağımsız denetçi raporunun da dürüst resim ilkesine aykırı olduğunu, bu maddenin de iptali gerektiğini ileri sürerek, 17.03.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3,5,6,7,8 numaralı kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, her halde, 3,5,6,7,8,9 ve 10 no'lu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca, ihtiyati tedbir olarak şirkete denetim kayyumu atanmasına bu talepleri yerinde görülmez ise ihtiyati tedbir olarak 17.03.2025 tarihli 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın yürütmesinin durdurulmasına ve yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerinin yargılama süresince kaldırılması yönünde tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince 18.07.2025 tarihli ara kararda özetle; "...Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Bir şirkete kayyım atanmasının yegane yolu, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. Maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olayda davacı vekili; davalı şirkete denetim kayyumu atanması, mahkeme 1 numaralı talepleri yönünden aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir olarak 17.03.2025 tarihli 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın yürütmesinin durdurulmasına ve yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin yargılama süresince kaldırılması şeklinde ihtiyati tedbir talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı, dosyanın henüz bilirkişiye gönderilmediği, delillerin de tümüyle toplanmadığı, ayrıca yargı organları ancak yasanın öngördüğü hallerle sınırlı olarak (organ boşluğu gibi) şirket yönetimine kayyım atayabilecek olup davacının, davalı şirkette organ boşluğu olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge olmaması nedeniyle, ayrıca kayyım atanması için istenecek delillerin bilirkişi raporu ile tesbitinin uyuşmazlık konusu itibariyle sağlanacağı, raporun ibrazından sonra itiraz aşamasında değerlendirilebileceği, ihtiyati tedbir talebinin HMK nun 389. vd maddelerindeki koşulların da oluşmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir olarak 17.03.2025 tarihli 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın yürütmesinin durdurulmasına ve yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin yargılama süresince kaldırılmasına ilişkin olarak da HMK nun 389. vd maddelerindeki koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, bilirkişi incelenmesi ve rapor ibrazına müteakip rapora itiraz aşamasında yazılı talep halinde tekrar değerlendirmeye alınmasına, bu aşamada HMK 389. Maddesi uyarınca taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; şirketin çoğunluk pay sahibi konumunda bulunan Remzi ...'ün şirketi, iştirak şirketlerini ve ilişkili konumda bulunan şirketleri şirket menfaatleri ve pay sahiplerinin haklarını ihlal etmek suretiyle yönettiğini, kâr payı dağıtımı yapmayarak ilişkili şirketler üzerinden örtülü kazanç aktarımı sağladığını, yaklaşık ispat ölçütünün düzenlenme amacı gereği bilirkişi raporu ve sair kesin ispat yöntemlerine ihtiyaç duyulmadığını, faaliyet raporları ile geri dönülemez zararların oluşacağına yönelik yaklaşık ispat şartının karşılandığını, aksi kanaatte olunması durumunda ise ve BA/BS kayıtlarının celbi ile bilirkişi raporu beklenmeden karar verilebileceğini, davalı şirkette örtülü kazanç aktarımı gerçekleştirildiğini ve davalı şirket ile pay sahiplerinin menfaatlerine aykırı işlemler gerçekleştirildiği hususlarının finansal tablolar, ilişkili şirket kayıtları ve davalı taraf ikrarı ile ispatlandığını, bu sebeple yönetim kuruluna denetimi kayyımı atanması, aksi kanaate olunması durumunda ise TTK 449 uyarınca TTK md. 395-396'da yer alan izinlerin verilmesine ilişkin 17.03.2025 tarihli 2023 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan 9 numaralı kararın yürütülmesinin geri bırakılması gerektiğini, mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, yaklaşık ispat ölçütünün ivedilikle karar verilmesi gereken durumlar için düzenlenmiş istisnai bir yol olması ve tam ispat ölçütünden farklı olarak bir bilirkişi değerlendirmesine gereksinim duyulmaması gerektiği göz önüne alındığında şirket bilanço ve faaliyet raporları ile yaklaşık ispat ölçütüne ulaşıldığını, aksi kanaatte olunması durumunda dahi şirket BA/BS kayıtlarının, dosyaya celbi ile eksiklik giderilebileceğinden bilirkişi raporu beklenmeksizin BA/BS kayıtlarının celp edilmesi sonrası tedbir talebi hakkında karar verilmesi gerektiğini, dosya muhteviyatında sundukları bilgi ve belgeler ile özellikle şrket bilanço ve faaliyet raporları incelendiğinde yaklaşık ispat şartının sağlandığının görüleceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yaklaşık ispat ölçütü “Yani ispatı gereken hususları tam olarak ispat etmeyecek, ancak talebinin haklı olduğunu kuvvetle muhtemel, başka bir ifadeyle büyük ihtimal dâhilinde olduğunu ispatlayacaktır. (Yargıtay HGK., E. 2021/658 K. 2023/867 T. 27.9.2023)” şeklinde değerlendirilerek tam ispat ile yaklaşık ispat arasındaki farklılık ların ortaya konulduğunu, mahkemesi kararında ileri sürülen dosyanın bilirkişiye gitmemiş olmasının ve tüm delillerin dosyaya dahil edilmemiş olmasına ilişkin gerekçelerin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından ortaya koyulan bu yaklaşıma taban tabana zıt bir yaklaşım olduğunu, bilirkişi incelemesi/incelemeleri ile somut gerçeklik ortaya konularak uzmanlarca değerlendirilip iddia ispat edileceğini, ... Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Enerji A.Ş., ... AŞ, ... Giyim A.Ş., ... Tarım Tic ve San A.Ş., ... Teknoloji A.Ş., ... Gayrimenkul Geliştirme ve Turizm A.Ş., ... ... Nakliyat Turizm İşletmeciliği Ltd Şti, ... Tarım Hayvancılık Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi, ... Tarım Gıda Enerji Madencilik Ulaşım Turizm San. Tic. Ltd. Şti., ... Enerji A.Ş.'den oluşan -ki bu kişiler ve şirketler de ... Ailesi'nin kontrolünde olduğunu, şirketlere kârını örtülü olarak aktararak davacıalrın şirketten menfaat elde etmesini engellediğinden BA/BS formları olmaksızın değerlendirme yapılmasının uyuşmazlık esasına yönelik eksik değerlendirme teşkil ettiğini, bu doğrultuda, 9 numaralı kararının iptalinin gecikmesi durumunda şirketler arası kazanç aktarımının tespit edilemeyeceğini, telafi edilemez bir hal alacağını, davalı şirketten ... şirketine önemli miktarda para aktarıldığını, borçlanma yolu ile örtülü kazanç aktarımı yapıldığ ve kur farkı gerekçe gösterilerek borcun eritildiğinin faaliyet raporunda sabit olduğunu, şirketler arasındaki kazanç aktarımı unsurlarının yalnızca ... şirketi ile de son bulmadığın, Remzi ...'ün hâkim hissedar olduğu ... Tarım Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı olarak yer aldığı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmekte olan 2024/343 Esas sayılı dosyada ... Tarım'ın BA/BS kayıtlarının dosyaya sunulduğunu, bu kayıtlarda ... Tarım tarafından 2020 yılında yalnızca toplam 1.784.896,00 TL tutarında satın alım yapıldığını ve bu satın alımın tamamen ... Giyim ve bağlı şirketi ... Tarım Gıda Ltd. Şti 2021 yılında toplam 2.924.691,46 TL tutarında satın alım yapıldığını ve bu satın alımın 2.177.326,70 TL tutarındaki bölümünün ... Giyim ve bağlı şirketi ... Tarım Gıda Lüd. Şti. ile gerçekleştirildiğini, toplam 1.856.675,00 TL tutarında hizmet satışı gerçekleştirildiğini ve bu tutarın 1.516.000 TL tutarının ... Giyim ve bağlı şirketi ... Tarım Gıda Ltd. Şti. ile gerçekleştirildiğini, 2022 yılında toplam 4.264.824,90 TL tutarında satış gerçekleştirildiğini ve bu tutarın 3-980.314,00 TL tutarındaki bölümünün ... Giyim ve bağlı şirketi ... Tarım Gıda Ltd. Şti. ile gerçekleştirildiğinin, belirlenmiş olmasına karşın finansal tablolar ve bilançolarda ... Tarım ile ... bir ticari borç/alacak ilişkisi tespit edilemediğini, ayrıca, şirket bilançolarında şirket aktif ve pasiflerinin zorlama bir yöntem ile birbirine denklenmiş olmasının, 3.127.03.108,00 TL ciro elde eden şirketin yalnızca 51.788.175,00TL tutarında net dönem kârının bulunmasının, genel yönetim giderlerinin 165.008.155 TL olmasının hayatın olağan akışına ve basiretli bir tacir tarafından yönetilen bir şirketin ticari yapısına uygun olmadığını, bu doğrultuda, dava dışı ilişkili şirket ... Tarım'ın neredeyse tek satım/alım yaptığı şirketin ... Giyim olması, diğer şirketler ile gerçekleştirdiği ticari gelir/giderler ile ... Giyim ve bağlı şirketi ile gerçekleştirilen ticari gelir/giderler arasında afaki farklılıkların bulunması iki şirket arasında transfer fiyatlandırması yolu ile örtülü kazanç aktarımı yapıldığına dair güçlü bir şüphe uyandırdığını, KVK'nun 13.maddesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı, kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunarak kazancın tamamen ve kısmen dağıtılması işlemi olarak tanımlanmış olup ... Tarım'ın ... Giyime ya satmış/almış olduğu ürün tutarının ya da sayısının emsallere uygun olmadığından dava dilekçemizde de talep ettiğimiz üzere davalı şirket BA/BS kayıtlarının celbi doğrultusunda şirketler arasındaki transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç aktarıldığı hususunun kesinlik kazanacağını, şirket, ne şekilde fayda sağlayacağı meçhul olan “... yatırımı”nın finansmanını sağlamakta, bu amaçla birikmiş alacaklarını tahsilinden imtina etmekte, bunun yerine (kendi beyanlarıyla) işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak üzere ilave kredi kullanmakta, Şirket'in gereksiz yere kredi masraflarına katlanmasına sebep olduğu, 2023 yılı şirket genel kurul kararıyla yönetim kurulu başkanı olarak seçilen ...'ın şirket menfaatlerine aykırı işlemlerde bulunduğunu, ... şirketine örtülü kazanç aktarımı sağladığını, ... şirketinin menfaatinin ... Giyim şirketinin menfaatinden üstün tutulduğunun ikrar edildiğini, ... Tarım ve henüz tespit edilemeyen ilişkili şirketler ile transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç aktarımı sağlandığı yönünde güçlü delillerin bulunduğunu, şirket bilançolarında aktif ve pasiflerin denkleştirilmesi ve olduğundan fazla gider gösterilmesi ile kar payı dağıtımından imtina edildiği yönünde güçlü bir şüphe bulunduğunu, hususlar göz önüne alındığında şirket yönetim kurulunun TTK madde 395-396'da yer alan yükümlülüklerinin kaldırılması durumunda şirketin zarar görmeye devam edeceğini, bu sebeple TTK madde 395 ve 396 uyarınca öngörülen yasakların genel kurulca kaldırılması halinde menfaat çatışması yaşanacağını, ... Giyim Şirketinin menfaatleri gözetilmeyerek örtülü kazanç aktarımı yoluyla azınlık pay sahipleri zarara uğratıldığını, bu sebeple, şirket faaliyetlerinin tespiti ile şirketin ve pay sahiplerinin daha fazla zarar görmemesi adına şirkete denetim kayyımı atanmasının zaruri olduğunu, aksi halde genel kurulun 9 numaralı kararı bakımından TTK 449 uyarınca kararın uygulanmasının geriye bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir olarak şirkete denetim kayyumu atanmasına, genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, 17.03.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,5,6,7,8 numaralı kararların yoklukla malul olduğunun tespiti ve 3,5,6,7,8,9 ve 10 no'lu kararların iptali istemine; istinaf, davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve genel kurulun 9.gündem maddesinin yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen 18.07.2025 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasın davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve genel kurulun 9.gündem maddesinin yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin dair 18.07.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili, davalı şirketin17.03.2025 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3,5,6,7,8,9,10 numaralı kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 3,5,6,7,8 numaralı kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve 3,5,6,7,8,9 ve 10 no'lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını, bu talep kabul görmezse genel kurul toplantısında alınan 9 no'lu kararın yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, 18.07.2025 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu başkanına görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin vekilince beyanda bulunulduğu görülmüştür. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.17.03.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın TTK'nın 395 ve 396.maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin olduğu, davacıların anılan karara karşı olumsuz oy kullandığı, muhalefet şerhinin bulunduğu görülmektedir.Dava dilekçesinde, 17.03.2025 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararlarının butlanı ve iptali ile 9 no'lu kararın icrasının geri bırakılması talep edilmiş, bu taleplere ilişkin iddialar ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesi tarafından somut olayda, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbirde kararının verilebilmesi için tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda, dava konusu 17.03.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı karar yönünden ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından, şirket ana sözleşmesi ve ticari hayatın gereklerine göre yönetilmesidir. Somut olayda, herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi tüzel kişinin mal varlığının azaltıldığına, yöneticilerin şirkete zarar verici eylemlerde bulunarak şirketi zarara uğrattıklarına ilişkin davacı iddialarının, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından da söz edilemez. Mahkemenin bu aşamada tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.09.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.