Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/626 E. 2022/568 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/626
Karar No
2022/568
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/134 KARAR NO : 2025/1003 KARAR TARİHİ : 13/05/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2024 NUMARASI : 2024/581 Esas 2024/877 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2025 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı Şubat 2023 tarihinden itibaren; ticari ilişki içerisinde bulunmakta olup, ziraat aletleri imalatı ile iştigal etmekte olan müvekkili şirket ile yine tarım sektöründe ticari faaliyet gösteren davalı yan 01/11/2023 tarihine kadar açık hesap çalışmaya devam ettiklerini, 01/11/2023 tarihinden sonra davalı yan ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki fiili olarak sona ermiş, akabinde ekte yer alan muavin defter özeti ve ticari belgeleri tetkikinden de anlaşılacağı üzere, davalı yanın müvekkiline 52.240,78 TL bakiye borcu bulunduğunu, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı-borçlu ile ticari faaliyetler tamamen durdurulmuş ve akabinde Tire İcra Müdürlüğü'nün 2024/626 E. Sayılı dosyası ile davalı-borçluya karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibi borçlunun 07/03/2024 tarihli usul ve yasaya aykırı itiraz dilekçesi ile durdurulduğunu, borçlu şirket itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmiş, ayrıca müvekkili şirkete bir borcunun olmadığını iddia ettiğini, davalı taraf borca yaptığı itirazında akdi ilişkiyi inkar etmemiş, sadece borcu olmadığını bildirdiğini, davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı mal bedeline ilişkin faturalar vs olup dava bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkin olduğunu, somut olayda TBK'nun 89/1.(Eski BKm.73/1) ve HMK'nun 10.maddesi uyarınca alacaklı davacının muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesi ve mahkemesinin de yetkili olduğu tartışmasız olduğunu, davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 Ödeme Emri gönderildiğini, ilâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmadığını, taraflar arasındaki akdi ilişki inkâr edilmemiş olup, dosya kapsamına göre sözleşmenin ifa edileceği yer de açıkça belirlenmediğinden davacı, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabileceğini, borca ilişkin düzenlenen ve tebliğ edilen faturalar, irsaliyeler, yapılan ödemeler, hesap ekstreleri ve ticari defterler ve tüm kayıtlar incelendiğinde; müvekkili alacağının sabit olduğu, gerekirse yapılacak bilirkişi incelemesi ile de açıkça anlaşılacağını, davanın kabulü ile borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının itirazı haksız ve kötüniyetli olduğu için asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin ve eklerinin tebliğ edildiği, ancak yasal süre içerisinde cevap dilekçesinin sunulmadığı belirtilmiştir. MAHKEMECE: "... Tire İcra Müdürlüğü'nün 2024/626 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının dosyamız davacısı olduğu, borçlusunun da dosyamız davalısı olduğu, 52.540,78 TL Sözleşme (İstenen: Yıllık Reeskont Avans), 7.622,74 TL Asıl alacağın (Yıllık)%44,25 işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.163,52 TL alacağın tahsili için yapılan Örnek No.7 ödeme emri ile yapılan takibe davalı vekilinin yetkiye, ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itiraz eder, açılan icra takibinin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 114.maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartları arasında sayılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ile davacı arasında ticari ilişki olduğu, davalı yanın davacışa 52.240,78 TL bakiye borcu bulunduğundan bahisle Tire İcra Müdürlüğü'nün 2024/626 E. Sayılı dosyası ile davalı-borçluya karşı ilamsız icra takibi başlatıldığı, yapılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı talep olunduğu anlaşılmışsa da, Antalya BAM, 7. HD., 29.10.2022 tarih, 2022/512 E. 2022/568 K. sayılı kararında; “..İtirazın iptali davası için İİK’da özel bir yetki kuralı düzenlenmemiştir. Bu nedenle yetkili mahkeme HUMK’nun 9. ve devamı maddelerinde tanzim edilen yetki kurallarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemede görüleceği yönünde bir yetki kuralı bulunmamaktadır. İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu hukuk mahkemesinin de yetkisini kabul etmiş sayılmaz. Yani bu halde alacaklı, aslında yetkisiz olan icra dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açamaz; Açarsa, borçlu hukuk mahkemesinin yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda icra takibi sırasında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması takibin yapıldığı yer mahkemesini yetkili hale getirmeyeceğinden, itirazın iptali davasının açıldığı mahkemenin yetkisine bir itirazda bulunulduğu takdirde, mahkemenin davada yetkili olup olmadığını, yetki itirazında gösterilen mahkemenin yetkili bulunup bulunmadığını ayrıca incelemesi gerekir.” şeklinde hükümde bulunduğu, Bu doğrultuda dosyada yapılan incelemede; İcra müdürlüğü takip itirazında yetkiye de itiraz edilmesi ile itiraz sonrası takibin durdurulması karşısında yetkili İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılacak takip dosyasına müteveccih olarak itirazın iptali davasının açılacak olması hasebi ile usulüne uygun davaya konu takip dosyası bulunmaması münasebeti ile Özel dava şartı anlamında dava şartı bulunmadığı ve bu cihetle yetkili icra müdürlüğü nezdindeki icra dosyası gösterilmeksizin dosya yetkili yere intikal edip ilgili dosyanın davaya konu edilmediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın HMK 114/h maddesi mucibince hukuki yarar yokluğundan usulden REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı hakkında, para alacağına dayalı olarak Tire İcra Müdürlüğü'nün 2024/626 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından hem yetkiye hem de borca itirazda bulunulması üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine yetkiye ilişkin itirazın taraflarınca kabul görmeyerek önce zorunlu dava şartı yönünden arabuluculuğa başvurulduğunu, ardından da anılan davanın ikame ettirildiğini, mahkemece yetkili İcra Dairesinde takip yapılmadığından mı davanın reddine karar verildiğinin yoksa başka bir sebep gösterilmeye çalışılarak mı ret kararı verildiğinin anlaşılamadığını, ancak ret kararında Tire İcra Müdürlüğü'nün yetkili olmadığı sonucuna varılır ise, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin ve yetkili İcra Dairesinin hükümde gösterilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda böyle bir hususun bulunmadığını, borçlunun İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz etmesi halinde, alacaklının yetki itirazını kabul etme gibi bir mecburiyetinin bulunmadığını, hem yetkiye hem de borca itiraz edilmesi halinde, alacaklı tarafça yetki itirazının kabul edilmemesi durumunda açılacak itirazın iptali davasında mahkemece öncelikle İİK madde 50 uyarınca İcra Dairesinin yetkisinin incelenecek, ardından takip yapılan İcra Dairesinin yetkisinin bulunduğu anlaşılırsa mahkemece esasa girilip ona göre bir karar verileceğini, takibe konu alacaklarının para alacağı olduğunu ve alacaklının ikametgahında yer alan İcra Müdürlüğünün de yetkili olduğunun tartışmasız olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıdan alacaklı olduğunu belirterek davalının ödeme emrine ve icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı tarafça ödeme emrine itirazda asıl borca ilişkin itirazla birlikte icra dairesinin de yetkisine itiraz edildiği, davacı tarafça gerek icra dairesinin yetkisine gerekse de borca itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği halde, Mahkeme icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususunda yeterince inceleme yapılmadan, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmekle buna karşı itirazın iptali davası açılmış olduğundan mahkemece bu hususta karar verilmeden ve davacı(alacaklı) tarafından icra dairesinin yetkisine ilişkin bir kabulü olmadan icra dairesince dosyanın resen yetki itirazında belirtilen icra dairesine gönderilmesi kanunen mümkün olmadığından, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; taraf defterleri ve tarafların ba bs formları üzerinde inceleme yapılarak taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı var ise taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğundan para alacağı sözkonusu olduğundan alacaklının yerleşim yeri icra dairesi yetkili olacağını belirlemek, aksi durumda genel yetkili mahkemeye göre icra dairesinin yetkisinin belirlemek, icra dairesinin yetkili olduğuna karar verilmesi halinde de davanın esasına girerek taraf delilleri toplanarak dosya kapsamına uygun bir karar vermek olmalıdır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-4, 353/1-a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/11/2024 tarih ve 2024/581 Esas 2024/877 Karar sayılı hükmünün, 6100 sayılı HMK.' nın 355 ve 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/626, K. 2022/568, T. 29.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-626-e-2022-568-k-1ed5aa5e7446