Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/606 E. 2019/5615 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/606
- Karar No
- 2019/5615
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/745 Esas KARAR NO: 2025/932 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2024/606 Esas - 2025/90 Karar TARİH: 12/02/2025 DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:29/05/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu ... (“Davalı”) ile ... arasında 21.12.2023 tarihli ... Üye İşyeri Sözleşmesi akdedildiğini, 21.12.2023 tarihli ... Üye İşyeri Sözleşmesi Davalı ile Müvekkili Şirket, Sözleşme imza tarihinden itibaren, Müvekkili Şirket adına tescilli markalı satışa hazır yemek ve içeceklerin satış noktalarında satışı faaliyetlerini gerçekleştirilmesi, Müvekkili Şirket tarafından izin verilen ürünlerin Davalı tarafından satış, dağıtım ve pazarlamasının yapılması çerçevesinde ticari faaliyetlerini yürütüldüğünü, yer alsa da İstanbul ... Noterliğince ... yevmiye numarası ile keşide edilen 03.07.2024 tarihli ihtarname ile Davalı, Sözleşme uyarınca belirlenen fesih usulüne riayet etmediğini Sözleşme’yi feshettiğini Müvekkili Şirket’e bildirdiğini, cari hesap ve mutabakat uyarınca mevcut borcuna yönelik herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, detaylı şekilde açıklanacağı üzere, Sözleşme’nin imzalanma aşamasında iyiniyetli şekilde Müvekkili Şirket tarafından karşılanan komisyon ve hizmet bedelleri desteği yeniden faturalandığını ve bu doğrultuda Müvekkili Şirket’in Davalı’dan 23.200,74 TL ciro komisyonu ve 6.400,00 hizmet bedelleri olmak üzere KDV dahil toplam 35.520,89 TL (otuz beş bin beş yüz yirmi Türk Lirası seksen dokuz kuruş) ek alacağı ortaya çıktığını, bu dava dilekçesinde yer alan mutabakat mailinde ve her şekilde ticari defter incelemesi sonucunda açıkça görüleceği üzere Müvekkili Şirket’in Davalı’dan toplamda 78.213,89 TL (yetmiş sekiz bin iki yüz on üç Türk Lirası seksen dokuz kuruş) alacağı bulunduğunu, Davalı adına keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği’nin 18.07.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, davalının Müvekkil Şirket’e toplamda 78.213,89 TL (yetmiş sekiz bin iki yüz on üç Türk Lirası seksen dokuz kuruş) borcu olduğu, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 (üç) gün içerisinde bu borcun ödenmesi gerektiği, aksi halde işbu borcun ödenmemesi sebebiyle borç bakiyesinin faiz ve ferileri ile birlikte tahsili için dava açılması ve/veya icra takibi başlatılması dahil tüm yasal yollara başvurulacağı iyi niyetle ihtar olunduğunu, Davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nde ... Esas numarası ile icra takibi başlatıldığını, Davalı bu takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlamadıklarını, davalı’nın İstanbul ... İcra Dairesi'nde ... Esas numaralı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptalini, takibin tüm ferileriyle birlikte devamını, davalı’nın alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla ödeme emrine yaptığı işbu haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin Davalı’ya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalının usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/02/2025 tarih ve 2024/606 Esas - 2025/90 Karar sayılı kararında; "Dava; taraflar arasında imzalanan 20/12/2023 tarihli "Üye İş Yeri" sözleşmesi gereği davacının cari hesap alacağı için davalıya karşı başlattığı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takiben vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla mahkememizce davanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktada incelenmiştir. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların;'' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. Yukarıda açıklanan hususlarda yapılan incelemede; huzurdaki davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda ise her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmektedir.Açıklanan hususlarda yapılan incelemede; davanın itirazın iptalinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı ile arasındaki ilişkinin acentelik olduğu ileri sürülmüş ise de TTK 102. ve devamında düzenlenen maddeler gereği taraflar arasında imzalanan 20/12/2023 tarihli "Üye İş Yeri Sözleşmesi"nin acentelik sözleşmesi vasıflarını taşımadığı ve bayiilik sözleşmesi olduğu görülmekle davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. O halde mahkememizin görevli olup olmadığının anlaşılması için TTK 4/1. maddesi gereği davanın nispi dava niteliğinde olup olmadığının tespiti gereklidir. Bu kapsamda davalı ... hakkında Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye ;"...Dairemizin ... (TC Kimlik No: ...) vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ... hakkında ilgide kayıtlı yazınıza istinaden bilgisayar kayıtlarımızın tetkiki neticesinde; 07.10.2022 tarihi itibariyle şahıs mükellefiyet kaydının yapıldığı ve yazımız tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının devam ettiği görülmüş olup ödevlinin Dairemizdeki mükellefiyeti nedeniyle son olarak 213 Sayılı VUK kapsamında İşletme Hesabı Esasına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğu anlaşılmıştır.., " şeklinde yanıt verildiği, davacı tacir olmakla birlikte davalının tacir olmadığı böylece eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı anlaşılmıştır. Yapılan incelemeler sonrası somut uyuşmazlık yönünden Asliye Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalı tarafın tacir olmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, hatalı tespite dayanarak verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerektiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2024/606 E. sayılı dosyası kapsamında görülmekte olan yargılamada Yerel Mahkeme tarafından davalı ... hakkında Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye Vergi Dairesi tarafından "..Dairemizin ... (TC Kimlik No: ...) vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ... hakkında ilgide kayıtlı yazınıza istinaden bilgisayar kayıtlarımızın tetkiki neticesinde; 07.10.2022 tarihi itibariyle şahıs mükellefiyet kaydının yapıldığı ve yazımız tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının devam ettiği görülmüş olup ödevlinin Dairemizdeki mükellefiyeti nedeniyle son olarak 213 Sayılı VUK kapsamında İşletme Hesabı Esasına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğu anlaşılmıştır..." şeklinde yanıt verildiğini, Yerel Mahkeme'nin ilgili yanıta istinaden Davalı'nın tacir olmadığı yönündeki tespiti ile vermiş olduğu görevsizlik kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu; uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir sıfatına haiz olduğunu; itiraza konu gerekçeli kararda Vergi Dairesi'nin müzekkere cevabına rağmen Yerel Mahkeme'nin Davalı'nın tacir olmadığına ilişkin tespiti açıkça gerçekliğe aykırı olduğunu; işbu hatalı tespitin gerekçe gösterilerek görevsizlik kararı verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, Konuya ilişkin Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 08.10.2019 tarihli ve 2019/4302 E., 2019/5615 K. sayılı kararı da “Kocasinan Vergi Dairesinin 01.08.2017 tarihli yazısında davalı ...'un ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilmekle dosya da her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. Maddesine göre tacir konumundaki tarafların ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava niteliğindedir ve ticaret mahkemelerinde görülmeleri gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.” şeklinde olup açıkça usule ve yasaya aykırı nitelikteki görevsizlik kararının iptali gerektiğini, Mahkemenin tespiti uyarınca taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu kabulünde dahi sözleşmenin niteliği gereği dava ticari dava olup görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Taraflar arasında akdedilmiş olan Sözleşme'nin hukuki niteliği acentelik sözleşmesi olduğunu; acentelik TTK'nın 102 vd. maddelerinde düzenlenmekte olup kanunen mutlak ticari davalardan olduğunu; bu sebeple tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın işbu Sözleşme'den doğan uyuşmazlıklar bakımından görevli mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemeleri olacağını; görülen uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen “Mizanplus Üye İşyeri Sözleşmesi” açıkça tarafların ticari işletmelerine ilişkin olup Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesi “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” hükmü amir olduğunu, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Yerel Mahkeme'nin sözleşmenin niteliğinin bayilik sözleşmesi olduğu yönündeki tespitine riayet edildiği durumda bile sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu; sözleşmenin “- sui generis” yapısı nedeniyle bünyesinde acentelik sözleşmesinin unsurlarını barındırması, işin niteliği ve işin tarafların ticari işletmesine ilişkin olması gibi unsurlar üzerinden de değerlendirme yapılması gerekirken eksik değerlendirme ve inceleme ile verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, Bu doğrultuda, her iki tarafın da tacir olması, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren bir uyuşmazlık çeşidi olması, uyuşmazlığın temelinde yer alan sözleşmenin acentelik sözleşmesi niteliğinde olması, mahkemenin sözleşmenin niteliğinin bayilik sözleşmesi olduğu yönündeki hatalı tespitine riayet edilse dahi görevli mahkeminin asliye ticaret mahkemesi olduğu açıkça ortadayken yerel mahkemenin görevsizlik nedeniyle vermiş olduğu usulden red kararının kaldırılması gerektiğinin tespit edileceğini, İleri sürerek, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/606 Esas, 2025/90 Karar sayılı karının kaldırılmasına, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesine, yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 20/12/2023 tarihli Mizanplus Üye İşyeri Sözleşmesi kapsamında doğduğu iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan bahisle, göreve ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Mahkemece gerçek kişi davalının tacir kaydı bulunup bulunmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden sorulmuş, gelen yazı cevabından davalının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine mahkemece davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine yazılan yazı cevabı kapsamından, davalının ikinci sınıf tacir olduğu ve işletme esasına göre defter tuttuğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ile davacı adına tescilli markalı hazır yemek ve içeceklerin davalıya ait üye işyerinde ve davalının kendi adına ve hesabına satış, pazarlama ve dağıtımının yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmenin mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere acentelik sözleşmesi niteliğinde olmayıp, sürekli nitelikteki bir bayiilik ilişkisi mahiyetinde bulunduğu, TTK'nun 4/1 maddesi kapsamında mutlak ticari dava sayılamayacağı, davalının tacir olmadığının anlaşılmış olması nedeniyle davanın nispi ticari dava olduğunu da kabul edilemeyeceği, göreve ilişkin kurallar dava şartı mahiyetinde ve kamu düzenine ilişkin olduklarından yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelerinin gerektiği, bu çerçevede mahkemece göreve yönelik yapılan araştırma sonucu, uyuşmazlığı çözme görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu tespit edilerek, göreve ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.