Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/496 E. 2026/1491 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/496
- Karar No
- 2026/1491
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/496 KARAR NO : 2026/1491
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2019/100 Esas - 2023/821 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/11/2023 tarih 2019/100 Esas 2023/821 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı ...'nın arkadaş olduklarını, müvekkili şirket yetkilisinin davalı şirketin merkezinde ...'yı ziyareti sırasında yanında bulunan çek ve sözleşmelerin fotokopilerinin alınması için kendisine teslim edildiğini, taraflar arasında birlikte iş yapılması ve çeklerin ticarette kullanılması konusunda görüşmeler de gerçekleştirildiğini, fotokopileri alındıktan sonra iade edilen çeklerin kontrol edilmeden teslim alındığını, daha sonra keşidecisi .... Şirketi, lehtarı müvekkili şirket olan 16/05/2016 tarihli 45.400,00-TL ve 19/05/2016 tarihli 58.750,00-TL bedelli iki çekin eksik olduğunun anlaşıldığını, davalı ...'nın çeklerin yanlışlıkla kendisinde kaldığını kabul ederek iade edeceğini bildirmesine rağmen çeklerin iade edilmediğini, taraflar arasındaki mesaj kayıtlarının da bu hususu doğruladığını, çeklerin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında sahte ciro oluşturularak tahsil edildiğini ileri sürerek toplam 104.150,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkillerinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu çeklerin davacı tarafından müvekkillerine olan borcuna karşılık teslim edildiğini ve alacaklarına karşılık tahsil edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çeklerin davacı şirket yetkilisinin rızası dışında ele geçirilerek sahte ciro ile tahsil edildiği iddiasıyla çek bedellerinin davalılardan tahsilinin talep edildiği, yaptırılan imza incelemesi sonucunda davacı şirket kaşesi üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun ispatlanamadığı, imza itirazının herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olduğu, davacı şirket yetkilisince imzalanmayan çekler nedeniyle davacı şirketin davalı ...ne borçlu olmadığının sabit olduğu, davalı ...'nın ise dava konusu çekler üzerinde imza ve cirosunun bulunmadığı, çeklerin bu davalı tarafından alındığının ve imzalandığının ispatlanamadığı, bu nedenle davalı ...'nın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile ... yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden kabulüne, 104.150,00-TL alacağın 45.400,00-TL'sine 16/05/2016 tarihinden, 58.750,00-TL'sine 19/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nın çeklerin ibraz edildiği tarihte davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, yazışmalardan çekleri alan ve şirket kaşesini basan kişinin bu davalı olduğunun anlaşıldığını, davalının çekleri iade edeceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını, buna rağmen çekleri takasa ve ibraza verdiğini, işlemlerden pişmanlık duyduğunu ve mağduriyeti gidereceğini ifade ettiğini, çeklerin fotokopi alınması amacıyla teslim edildiğini, eksik olduklarının anlaşılması üzerine davalının çeklerin yanlışlıkla kendisinde kaldığını kabul ettiğini, çeklerin alınması ve kullanılmasının yazılı delillerle sabit olmasına rağmen ... yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davaya konu çeklerin davacı şirketin rızası dışında ele geçirilerek tahsil edildiği iddiasına dayalı olarak alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davalı şirket yönünden kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekilinin, davalı ...'nın uyuşmazlık konusu çeklerle ilgili olarak şahsi sorumluluğu bulunduğuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; davalı ...'nın dava konusu çekler üzerinde imzasının bulunmadığı, dayanılan ceza soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlandığı, anılan karar hukuk hAkimini bağlayıcı nitelikte olmamakla birlikte dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafça sunulan mesaj kayıtlarının çeklerin rıza dışında elden çıkmasından ziyade kullanılmaları aşamasında yaşanan ihtilafa ilişkin olduğu, yazışmalarda yer alan beyanların davalının çek bedellerini şahsen ödemeyi üstlendiğini veya şahsi sorumluluğunu gerektiren hukuka aykırı bir fiili gerçekleştirdiğini ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket adına gerçekleştirilen işlemler nedeniyle şirket yetkilisinin salt bu sıfatından dolayı şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceği, davalı ...'nın sözleşmeden veya haksız fiilden kaynaklanan şahsi sorumluluğunu doğuran koşulların gerçekleştiğinin somut delillerle ispatlanamadığı gözetildiğinde, bu davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.