Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/456 E. 2025/1408 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/456
Karar No
2025/1408
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/456 Esas

KARAR NO : 2025/1408

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/11/2023

NUMARASI : 2022/9 Esas, 2023/240 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/11/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin 20.08.2013 tarihinde kurulduğunu, yurtiçinde ve yurtdışıda e-ticaret yolu ile internet üzerinden her tülü otomobil, kamyon, pikap, kamyonet, çekici arabaları, konteyner, römork ve diğer kara, hava, deniz motorları araçlarının alım ve satımına ilişkin aracılık faaliyetlerinde bulunduğunu, davalının davacı ile aynı alanda iştigal ettiğini, 2000 yılında otomobil ilanlarının internete taşınması için kurulduğunu, davalıya ait markaların ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığını, dava konusu olayda SMK madde 5/1-b uyarınca ilgili oldukları mal/hizmeti tanımlayan işaretlerin ayırt edici olmamaları nedeniyle marka olarak tescil edilemeyeceklerini, bir markanın tanımlayıcı olmasının ve kötü niyetle tescil edilmesinin SMK m.25/1 gereği aynı zamanda hükümsüzlük sebebi olduğunu, davalı adına tescilli “...”, “alan memnun satan memnun” ve “alan memnun satan memnun fiyatı A” ibarelerinin davalının faaliyet gösterdiği sektörde kullanılan genel ifadeler olduğunu, markaların ayırt edici değil, hukuka aykırı şekilde tanımlayıcı olduğunu, davalının kimsenin tekeline verilemeyecek işaretleri marka olarak kullanmasını, rekabetin bozulmasına ve diğer üreticiler ile tüketicilerin bundan zarar görmesine neden olduğunu ileri sürerek 6100 sayılı HMK m.166 uyarınca işbu davanın İstanbul Anadolu 1.FSHHM “nin 2021/221 E. Savılı dosvası ile birleştirilmesine, 2019/36139 nolu ... markasının tescilli olduğu tüm sınıflar (37/37/38/39/42) bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 20208/102391 nolu "alan memnun satan memnun" markasının tescilli olduğu tüm sınıflar (9/12/35/36/37/38/39/41/42/45) bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2020/102390 nolu "alan memnun satan memnun fiyatı A" markasının tescilli olduğu tüm sınıflar (9/12/35/36/37/38/39/41/42/45) bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili ... Ve Bilgi Hizmetleri Anonim Şirketi ("... COM'”) 2000 yılında kurulmuş olup an itibariyle Türkiye'nin otomobil alım-satım pazarında lider online pazar yeri olan www.....com internet ve android cihazlar için hazırlanan “....com” mobil uygulamasının sahibi olduğunu, müvekkili şirketin www.....com internet sitesinden ve ....com mobil uygulaması üzerinden online araç alım-satım ve değerleme hizmeti verdiğini, müvekkili şirketin 2016 yılında sigortam.net, kariyer.net ve emlakjet.com'u bünyesinde bulunduran ilan holding ailesine katıldığını, müvekkilinin markalarının cins, çeşit, nitelik, nicelik bildiren tanımlayıcı ibareler olmadığını ve SMK'nın 5/1(c) maddesi uyarınca tesciline herhangi bir engel bulunmadığını, davacının müvekkiline ait başta “...”, “... com” ve “...” ibareli markalar olmak üzere markalarından doğan haklarını ihlal edecek şekilde, “... com”, “....com”, “...”, “....com ...”, “...”, “... kaç para eder” şeklindeki marka ve ibareleri, Google aracılığı ile Ads ve benzeri uygulamalar üzerinde, anahtar sözcük, yönlendirici kelime vb. olarak yoğun biçimde kullandığını, müvekkili tarafından açılan bu haklı davanın ardından davacı yanın, kötüniyetli bir biçimde tamamen ve sadece müvekkilin davasının yasal dayanağını oluşturan ...” ve “...” ibarelerini içeren markalarını hükümsüz kıldırmak ve Müvekkilin davasını dayanaksız bırakmak amacıyla ilk olarak müvekkilin aşağıda listelenen 14 adet Markasının SMK Md. 5/1(a), (b), (c) ve 6/9 uyarınca ayırt edicilikten yoksunluk, tanımlayıcılık ve kötü niyet gerekçeleriyle kısmen hükümsüzlüğü talebiyle İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/221 Esas sayılı dosyasına kaydolan marka hükümsüzlük davasını ikame ettiğini, davacının müvekkil tarafından ikame edilen davaya konu filleri müvekkil ve markalarına karşı tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacı şirketin ise bahsi geçen davayı ve işbu davayı açarak kendi hukuka aykırı fiillerini “hukuka uygun hale getirme” çabası içine girdiğini, nitekim davacının diğer davada müvekkilinin kimi 20 yılı aşkın süredir tescilli olan markalarının dahi hükümsüzlüğünü talep ettiğini, müvekkilinin markalarının SMK'nin 4. maddesi atfıyla SMK M. 5/1(a) kapsamında ayırt edici olmadığı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilin markalarının SMK' nın 5/1(b) ve 5/1(c) maddeleri kapsamında hükümsüzlüğü talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve sair tüm masrafların davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/11/2023 tarih ve 2022/9 Esas, 2023/240 Karar sayılı kararıyla; "...Mahkememizce dosya kapsamı bakımından yapılan incelemede hem davacı şirketin hem de davalı şirketin araç kiralama ve 2. El araçların alım satımı alanında faaliyette bulundukları, faaliyet alanlarının benzer olduğu, davaya konu edilen 2019/36139 numaralı marka içerisinde yer alan ... ibaresinin özellikle ticari alanda ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğu fakat bu ibarenin tek başına tescil edilmeyip sarı renkte araba kadranı ile birlikte tescil edildiği, bu markanın kullanım yolu ile ayırt edici hale gelip gelmediği hususunun sektörel bazda değerlendirilmesi gerektiğinden aldırılan 07/11/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı şirketin ... ibaresinin kullanım ve özellikle bu yönde yapılan yoğun reklamlar ve çalışmalar neticesi ayırt edici hale getirdiğinin belirtildiği buna göre de ... ibaresinin her ne kadar mahkememizde oluşan kanaate göre alım satıma ilişkin ticari alanda zayıf bir ibare ise de davalının yoğun reklam çalışmaları, bu yöndeki kullanımları ayrıca markanın tek başına kelime olarak değil renkli ve şekil ibaresi ile birlikte tescil edilip kullanıldığı da dikkate alındığında kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği anlaşıldığından hükümsüzlük talebinin bu yöndeki iddialar bakımından reddine karar vermek gerekmiş, davaya konu edilen 2020/102391 numaralı Alan Memnun Satan Memnun + Şekil markası ile 2020/102390 numaralı Alan Memnun Satan Memnun Fiyatı a + Şekil ibareli markaların içerisinde yer alan Alan Memnun Satan Memnun ibaresinin ticari alanda sıklıkla kullanılan zayıf ibarelerden olduğu hatta tanımlayıcı olarak dahi nitelendirilebileceği fakat davalının bu markayı salt cümle olarak değil aynı zamanda renkli saat kadranından oluşan şekil unsuru ile birlikte tescil ettirip kullandığı, davalının özellikle ticari unvanının ve esas markasını oluşturan ....com markası ile birlikte bu ibareleri kullandığı, bu konuda yoğun tanıtım ve reklam çalışmaları yaptığı, bilirkişi raporuna göre kullanım yoluyla ayırt edici hale getirdiği görüşü de dikkate alındığında, artık markanın tanımlayıcı ibare olduğu veya ayırt edici olmadığından bahsedilemeyeceği bu sebeple bu markalar yönünden de davanın reddinin gerektiği, kötü niyetli tescil iddiası yönünden ise, asıl olan iyi niyet olup kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından davalının bu markaları kullanarak davacı aleyhinde haksız davalar açtığını ve suç duyurusunda bulunduğunu iddia ettiği bu durumunda bu tescillerin bu amaçla kötü niyetli olarak tescil ettirildiği iddiasında bulunmuş ise de marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin iddiaların davamız konusu olmadığı, davalı tarafından davacı aleyhine tecavüz ve haksız rekabette bulunup bulunulmadığının somut olaya göre ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiği, bir marka tesciline dayanılarak haksız rekabet ve marka tecavüz davaları açılmasının tek başına kötü niyetli tescil olarak değerlendirilemeyeceği, davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak marka tescilinden kaynaklanan hakları kötü kullanıp kullanmadığının somut o konuya ilişkin davalarda değerlendirileceği, tescil aşamasında bu yöndeki bir kötü niyetin olduğu hususunun ispatlanamadığı mahkememizce de böyle bir kanaat oluşmadığı anlaşıldığından bu yöndeki taleplerin reddi ile neticeten davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM:Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın davaya konu markaların tanımlayıcı olması, ayırt edici olmaması ve kötü niyetle tescil edilmiş olması nedenleriyle hükümsüzlüğü noktasında toplandığını, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; eksik inceleme ile hatalı olarak davaya konu markaların kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı kanaatine yer verildiğini, kötü niyet iddialarının incelenmediğini, Rekabet Kurulu tarafından davalı hakkında rekabeti bozucu kötü niyetli eylemleri nedeniyle soruşturma açılmasına karar verildiğini, Davalının davaya konu markaları tescil ettirme amacının faaliyet gösterdiği pazardaki rakiplerine karşı haksız olarak üstünlük sağlamak, rakiplerinin pazardaki payını haksız olarak azaltmak ve rakiplerini yok etmek olduğunu, Davalının bu amacını gerçekleştirmek için faaliyet gösterdiği ticari alanda kullanılan, internet ortamında tüketicilerin serbest piyasa ortamında sektörde yer alan şirketlere ulaşabilmek için arama motoruna yazdıkları kelime ve kelime öbeklerini marka olarak adına tescil ettirdiğini, sektörde tüketicilerin ulaşabilecekleri diğer şirketlere ihtarname göndererek ve haksız davalar açarak bu kelime ve kelime öbeklerinin sonuçları arasında sadece kendisinin yer almasını, diğer şirketlerin yer almamasını ve böylece tüketicilerin diğer şirketlere ulaşamamasını hedeflediğini, davalının kötü niyetli ve haksız eylemlerine maruz kalan müvekkili şirketin ... ve ...'dan başka, davalının sektörde yer alan rakibi diğer şirketlere de kötü niyetli ve sistematik olarak ihtarname ve bildirimlerde bulunduğu davalı tarafından ikame edilen İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/262 E. Sayılı dosyasındaki açık ikrarı ile de sabit olduğunu, davaya konu markaların kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı tespiti hatalı olduğunu, davaya konu ibarelerin birçok firma tarafından benzer veya farklı sektörlerde sıklıkla kullanıldığını, bunların kullanımının haksız rekabet oluşturacak şekilde tek kişinin tekeline bırakılamayacağını, ibarelerin tanımlayıcı olan, ayırt ediciliği bulunmayan ve tescil edilmesi mümkün olmayan ibareler olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, marka hükümsüzlük istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının 2019 36139 sayı ile tescilli " ...+şekil " ibareli , 2020 102391 sayılı " alan memnun satan memnun+şekil " ibareli , 2020 102390 sayı ile tescilli " alan, memnun, satan memnun fiyatı a +şekil " ibareli markaları bulunduğu, alınan bilirkişi raporu ile uyuşmazlığa konu ibarelerin ticari alanda "zayıf ibare oldukları, ancak slogan sözcüklerin araba kadranı ile birlikte tescil edildiği, ibarenin yoğun reklam ve çalışmalar neticesinde ayırtedici hale geldikleri, sunulan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, kötüniyetli tescil iddiasına ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/456, K. 2025/1408, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-456-e-2025-1408-k-4d7deb80545d