Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2024/42 E. 2024/1059 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/42
- Karar No
- 2024/1059
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/42 - Karar No:2024/1059 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/42 KARAR NO : 2024/1059
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2020/498 E-2023/672 K
ASIL DAVADA DAVACI- KARŞI DAVALI : VEKİLİ DAVALI-
ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARŞI DAVA KONUSU : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVALARIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 27/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/12/2024
Asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davalı- karşı davacı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl davada alacağın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali, karşı davada istirdat ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada alacak, birleşen 2023/143 Esas sayılı davasında davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasında mahkemece asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davanın reddine, karşı davanın kabulüne, birleşen 2023/143 Esas sayılı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davacı- karşı dava ve birleşen 2023/143 Esas sayılı davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında Bafra Ovası Sol Sahil Projesi işinin ana kanal kazısı, ana kanal kaplama betonu, ana kanal sanat yapıları, drenaj kanal kazısı, drenaj yol geçişleri, kanalet ve ayak montajları, kanalet sanat yapıları işlerinin yapılması işinin 01/01/2013 tarihli alt yüklenici sözleşmesi gereğince müvekkilinin yüklendiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin işleri süresinde tamamlayarak teslim ettiğini, kesin kabulün yapıldığını, kesin hak edişlerin hiç bir itirazı kayıt olmadan düzenlendiğini, müvekkilinin kesin hak edişlerini sözleşmenin kat'i hak ediş ve alt yüklenicinin yükümlülüğünü düzenleyen 13. maddesi gereğince düzenlediğini, hak edişlerin her ayın sonunda ödenmesine rağmen, 31/07/2015 tarihli 114.117,99 TL hak edişten 647,07 TL'nin ödendiğini, bakiye 113.470,92 TL'nin ödenmediğini, 31/08/2015 tarihli 125.251,54 TL 'lik hakediş, 30/09/2015 tarihli 80.329,96 TL'lik hakediş, 31/10/2015 tarihli 79.800,00 TL değerinde olmak üzere toplam 398.852,42 TL hakediş tutarının ödenmediğini, hakediş bedellerinin tahsil etmek amacıyla davalıya Ankara 56. Noterliği'nin 19/11/2015 tarihli 15961 yevmiye numaralı ihtarname ile ihtar çektiklerini, hem söz konusu ödenmeyen hakediş bedellerini hem de 407.000,00 TL'lik teminat tutarının iadesinin ve imzalanan sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle fesih edildiği hususunun ihtar edildiğini, davalı tarafın ise ihtarnameye vermiş olduğu cevapta hakedişlerin yanlış olarak hesaplandığını, davalı firmadan alındığı iddia edilen 1.480.272,24 TL 'lik yakıt tutarının da hesaba dahil edilmesi gerektiğini, bu hesaplama ile müvekkilinin davalıya 674.409,59 TL borçlu olduğunun iddia edildiğini, 27/11/2015 tarihli Ankara 56. Noterliği'nin 16365 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile birlikte kendilerine yakıt faturası gönderdiklerini, uyuşmazlığın konusunu oluşturan yakıtın davalı tarafça karşılanacağı hususunun sözleşmede yazılmış olduğunu, kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak kendilerine gönderilen yakıt faturasına 01/12/2015 tarihli Ankara 56. Noterliğinin 16470 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz ettiklerini, davalı şirketin hatalı olarak kesmiş olduğu 36547 seri nolu 25/11/2015 tarihli faturayı iptal ettiğini ve bunu noter ihtarnamesi ile kendilerine bildirdiğini, faturanın iptalinden sonra 10/12/2015 tarihli Ankara 56. Noterliği'nin 17192 yevmiye numaralı ihtarı ile 10/12/2015 tarihli şantiyede kullanılan malzeme bedeli adı altında ve 1.254.468,00 TL tutarında alacaklı olduklarını gösteren kesin hak ediş düzenleyerek kendilerine gönderdiklerini, davalı tarafın malzeme bedeli adı altında kendilerine karşı düzenlemiş olduğu faturanın hangi tür malzemeye dayalı olarak kestiğini ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2015/26105 esas sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, davalı borçlunun takibe haksız olarak itiraz ederek, takibin durmasına neden olduğunu, icra takibine dayanak yaptıkları kesin hak edişlerdeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğunu, davalı tarafın kesin hak edişlerdeki imzaya itirazlarının olmadığını, belgenin münceratınada bir itirazlarının olmadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili; davacı tarafın, temin edilen yakıtın KDV'li tutarını hesaba dahil etmeden kesin hakediş alacağının tahsili talebinde bulunduğunu, borçlu olmadıklarını, bilakis yapılan hesaplamalara göre alacaklı oldukları gerekçesiyle itiraz ettiklerini, sözleşmenin " Birim Fiyat Cetveli " başlıklı EK-C bölümünde " ... C.elektrik,gaz, akaryakıt, su ve vb. çeşitli yardımcı madde ve malzemelerin temini ve kullanılması ile ilgili masraflar.. " birim fiyatlara dahil işler arasında sayıldığını, geçici hak edişlerde davacı firmaya temin edilen yakıt bedelinin düşülmeden sehven fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığını, kesin hesap ve kesin hak edişe esas olmak üzere davacı firmanın müvekkili şirkete KDV dahil olmak üzere 1.480.272,24 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın ise dava dilekçesinin 5. bendinde uyuşmazlığa konu sözleşme gereğince yakıtın davalı tarafça karşılanacağının belirtildiğini, bunun davacı tarafça da teyit edildiğini, davacı firmanın dışarıdan da yakıt temin ettiğini, hak edişlerdeki hatalı işlemin düzeltmek suretiyle hazırlanan kesin hakedişin davacı firmaya Ankara 56. Noterliğinin 10/12/2015 tarih 17192 yevmiye numaralı ihtarname ile gönderildiğini, davacının imzalamaktan imtina ettiğini, bunun üzerine kesin hakedişden doğan alacak açıklaması ile davacı adına KDV dahil 1.480.272,24 TL tutarında 22/12/2015 tarih 036589 numaralı faturanın tanzim edilerek tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça faturanın iade edildiğini belirterek, asıl davanın reddi gerektiğini ve davacının %20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, karşı davada ise müvekkili tarafından temin edilen akaryakıt bedeli düşülmeden ödenen geçici hak edişlerle 1.480.272,24 TL fazla ödemenin davalıdan tahsili gerektiğini, ancak davacı tarafından müvekkili aleyhine Ankara 14. Asliye ticaret mahkemesinin 2015/1700 E. sayılı davası dosyasında 407.000,00 TL nakit teminatın iadesi için alacak davası açıldığını, belirtilen davadaki alacağın muaccel olmadığını, davacının yargılama sırasında teminatın iade şartlarının yerine getirmesi veya yargılama sonunda teminatın iadesine karar verilirse 407.000,00 TL için mahsup talebinde bulunulduğunu, takibe konu edilen asıl davadaki 398.852,42 TL'nin de mahsup edilerek, mahsup talebinin kabulü halinde bakiye alacak olan 674.419,82 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari ve reeskont avans faizi oranında davacı-karşı davalıdan tahsiline, mahsup talebinin gerçekleşmemesi halinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı- karşı davalı vekili ise iddiaları reddederek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen Ankara 14. Asilye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/700 Esas sayılı dava dosyasında; Davacı vekili; davalı ile 01/01/2013 tarihinde alt yüklenici sözleşmesini yaptıkları, sözleşme gereğince Bafra Ovası Sol Sahil Projesi işini yaptığını, kesin hakedişlere hiç bir itirazı kayıt konulmadan davalı tarafça hakedişlerin imzalandığını, hakedişlerle ilgili olarak ödenmeyen bakiye alacak için Ankara 2. ATM'de dava açtıklarını, sözleşmenin haklı nederlerle fesih edilmiş olması nedeniyle 407.000,00 TL teminat tutarının davalıdan ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili; davacının talebinin dayanağının yapılan sözleşmenin "teminatlar ve teminatların çözülmesi" başlıklı 14. maddesi olduğunu, sözleşmenin 14. maddesi şartlarının oluşmadığını, sözleşmenin fesih edilmiş olmasının edimlerinin yerine getirilmeden teminatın iadesinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, kendi kayıtlarına göre, davacıdan alacaklı olduklarını, 407.000,00 TL teminatın iadesine karar verilmesi halinde takas ve mahsubuna karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/143 Esas- 2023/124 Karar sayılı dosyasında; Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı firma arasında Bafra Ovası Sol Sahil Sulama Projesi İşi ile ilgili imzalanmış bulunan alt yüklenici (Taşeron) sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı firma arasında imzalanmış bulunan bu sözleşmenin 3. maddesine göre, "İşveren tarafından Bafra Ovası Sol Sahil Projesi işinin işbu Sözleşme ve Anakanal Kazısı, Anakanal Kaplama Betonu ve Anakanal Sanat Yapıları, Drenaj Kanal Kazısı Drenaj Yol Geçişleri, Kanalet ve Ayak Montajı, Kanalet Sanat Yapıları işlerinin, Sözleşme şartlarına,fen ve sanat kaidelerine ve Ana Sözleşme’nin proje tarif ve şartnamelerine ve iş programına uygun olarak işin Alt Yüklenici tarafından tam ve kusursuz olarak yapılmasının" sözleşmenin konusunu oluşturduğunu, sözleşmenin; “Birim Fiyat Cetveli” başlıklı Ek-C bölümünde; "...Elektrik, gaz, akaryakıt, su vb. çeşitli yardımcı madde ve malzemelerin temini ve kullanılması ile ilgili bütün masraflar..." birim fiyatlara dahil işler arasında sayıldığını, davalı firmanın müvekkili şirket aleyhine eksik ödenen hakediş bedeli ile ilgili icra takibi başlattığını ve itirazları üzerine de bu davanın birleştirilmesini talep ettikleri Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/498 Esas sayılı dosyasında derdest olan itirazın iptali davasını açtığını beyanla, davanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/498 Esas sayılı dosyası ile tensiben birleştirilmesine, 398.852,42 TL alacağın 22.12.2015 fatura tarihinden itibaren avans faizi oranında faizi ile birlikte davalı ... Petrol Ürn. İnş. Nak. ve Taah. San. Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; iddianın tacir olan davacı ile bağdaşmadığını, ticari hayatta hiç kimsenin bu kadar büyük rakamların konuşulduğu karşı alacağını sehven unutamayacağını, ki davacı tarafın hak edişleri arasında "muhtelif malzeme bedeli" olarak yapılan kesintilerin mevcut olduğunu, davacının kendi alacaklarını "sehven unutan" bir şirket olmayıp bilakis alacaklarını sıkı sıkıya takip eden hak ediş ödemeleri sırasında var olan alacaklarını mevcut hak edişlerden mahsup eden bir şirket olduğunu, bunun yanında davacının yan akaryakıt satışı veya dağıtımı yapma lisansına da sahip olmadığını, bu konuda sanki lisans sahibi şirketmiş gibi akaryakıt tedariki (dağıtımından) iddiasının hukuken dinlenebilir olmadığını, müvekkilinin alacaklarını bertaraf etmek için iddianın ortaya atıldığını, hatta bu iddiasını güçlendirmek için başlangıçta "akaryakıt" faturası dahi düzenlediğini, usulsüzlüğünü (hatasını) anlayınca bu bahse konu faturayı iptal ettiğini, iddiasını ıspatla mükellef olan davacının bu iddiasını kanıtlayacak delil sunmadığını, dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda belirtilen ve davacının birleşen davasındaki iddialarının haklılığının delili olarak gösterilen akaryakıt teslim fişlerinin belge aslı değil "fotokopi" olmasına göre ispat gücü bulunmadığı tartışmasız olduğunu, ayrıca bu yeni davanın derdest olarak açılmış bir dava olduğunu, bu nedenle birleşen bu davanın gerek zamanaşımına uğraması gerekse de derdestlik nedenleri ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece verilen 27/12/2017 tarih ve 2015/867 Esas- 2017/1039 Karar sayılı asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine ve birleşen davanın ise kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı-karşı davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 10/09/2020 tarih ve 2018/649 Esas- 2020/832 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen davalarda davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereğince, mahkemece yapılan 15/12/2021 tarihli duruşmada; dosyanın rapor alınan bilirkişilere tevdi edilerek ve bilirkişi heyetine bir makine mühendisi eklenerek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararı dikkate alınarak, davalı- karşı davacının akaryakıttan dolayı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa alacağının miktarı, dosyaya sunulan tüm deliller incelenerek ve davacı- karşı davalı tarafından üstlenilen ve teslim edilen işin miktarı dikkate alınarak davalı karşı davacının talep edebileceği akaryakıt bedeli ve teminatın iadesi koşulları yönünden değerlendirme yapılarak, kesin hesabın çıkarılmasının istenmesine karar verildiği, bilirkişi kurulundan kök ve ek raporlar alındığı, bilirkişi kurulu tarafından kök raporda yapılan hesaplama sonucunda; asıl davaya konu ödenmeyen hakediş miktarının 395.850,76 TL olarak belirlendiği, teminatın iade şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden ise DSİ Bölge Müdürlüğü'ne ve SGK'ya yazı yazıldığı, Bafra Sosyal Güvenlik Merkezi'nden 23/05/2022 tarihli cevabi yazıda; davaya konu işle ilgili işin bitim tarihinin 10/03/2014 tarihi olduğunun, işin bitimi nedeniyle kanunun kapsamından çıktığından iz olduğu ve bu nedenle prim borcunun bulunmadığının bildirildiği, DSİ Bölge Müdürlüğü tarafından 22/11/2021 tarihli verilen cevabi yazıda ise idarede tutulan kesin teminat mektuplarının, kesin hakedişin 17/06/2019 tarihinde onaylandığı dikkate alınarak iade edilmesinin uygun olduğunun ve genel müdürlükçe 28/10/2019 tarihinde Olur verildiğinin anlaşıldığı, bilirkişi kurulu tarafından sunulan 14/04/2023 tarihli ek raporda; akaryakıt bedeli için davalı karşı davacı iş sahibi tarafından fazla yapılan ödeme miktarının 1.480.001,32 TL olarak tespit edildiği, iş sahibinin alacak miktarının teminatın iade şartlarının oluşması halinde 677.150,56 TL, teminatın iade şartlarının oluşmaması halinde ise 1.084.150,56 TL olduğu, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden, bilirkişi kurulunun kök rapor ve 14/04/2023 tarihli rapordaki kesin hesaba göre, davacı yüklenicinin ödenmeyen 395.850,76 TL alacağının bulunduğu, akaryakıt bedeli kapsamında iş sahibi tarafından yükleniciye 1.480.001,32 TL ödeme yapıldığı, akaryakıt giderlerinin sözleşmenin 5. maddesi ve EK-c 1-c maddesi gereğince yükleniciye ait olduğu, bu nedenle akaryakıt giderini yüklenicinin talep edemeyeceği, bu kapsamda iş sahibi tarafından yapılan fazla ödemeyi iş sahibinin isteyebileceği, iş sahibinin alacağının yüklenicinin hakediş alacağından fazla olması ve asıl davada iş sahibinin takas mahsup talebinde bulunması nedeniyle, asıl davaya konu alacak yönünden davacının davasında haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, DSİ Bölge Müdürlüğü ve SGK Bafra Sosyal Güvenlik Merkezi'nden gelen yazı cevabına göre, sözleşmenin 14.maddesine göre teminatın iadesi şartlarının oluştuğu, birleşen 2015/700 Esas sayılı dosyada davacı yüklenicinin talep ettiği 407.000,00 TL miktarında teminat alacağının doğduğu ancak davalı iş sahibi tarafından fazla yapılan ödeme nedeniyle takas mahsup talep edildiğinden ve davalı iş sahibinin alacağı teminat miktarından fazla olduğundan yüklenicinin birleşen 14 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/700 Esas sayılı dosyasındaki davasında haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, asıl dava ve birleşen 2015/700 Esas sayılı dosyasındaki davada takas mahsup nedeniyle davacı yüklenicinin 407.000,00 TL ve 395.850,76 TL alacağının, iş sahibinin 1.480.001,32 TL alacağından mahsubu sonucu iş sahibinin bakiye alacağının 677.150,56 TL kaldığı, davalı- karşı davacı iş sahibi tarafından karşı dava olarak bakiye 674.419,82 TL miktar üzerinden dava açıldığından ve mahsup sonucu iş sahibinin belirlenen alacağı dava konusu miktardan fazla olduğundan karşı davanın kabulüne, her ne kadar birleşen 2023/143 Esas sayılı dosyasında davacı iş sahibi tarafından asıl davaya konu edilen miktar kadar alacağın tahsili için dava açılmış ise de, söz konusu davaya konu alacağın asıl davada değerlendirildiği, yüklenicinin alacağının takas mahsup sonucu sona erdiği ve davanın reddine karar verildiği, bu şekilde birleşen davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, birleşen 2023/143 Esas sayılı dosyası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davacı- karşı dava ve birleşen 2023/143 Esas sayılı davada davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının usule ilişkin eksiklik içerdiğini ve gerekçesiz olduğunu, Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri gereğince hakimlerin, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vereceği ve mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olacağı kabul edilmiş olup, bu gerekçede de mahkemelerin hukuki esaslara ve kurallara dayanması , kabul ve red nedenlerinin de açıklanması gerektiğini, diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkının kurala bağlandığını, dinlenilme hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olduğunu, eksik, şeklen ve görünüşte gerekçe yazılmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, mahkemece verilen kararın gerekçesinde; davacının iddiası ile davalının savunması özetlendikten sonra dosyadaki delillerin yetirince tartışılmadığını, dosyaya sunulu raporların arasındaki çelişkinin giderilmediğini, sadece 14/04/2023 tarihli ek rapora atıfla yazılı şekilde karar verildiğini, mahkemenin bir bilirkişi raporuna atıf yapmasının o kararın gerekçeli olduğunu göstermeyeceğini, ayrıca davada çok sayıda rapor alındığını ve mahkemece bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden ve 14/04/2023 tarihli ek rapora neden üstünlük verdiğinin de gerekçede açıklanmadığını, mahkeme kararının bu hali ile Anayasa ve yasanın aradığı anlamda kabul edilebilir bir gerekçe içermediğini ve yine bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmemesinden ötürü anılan kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, esasa ilişkin olarak ise dosyadaki öncelikli uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı taşeron tarafından yapılacak işte kullanılacak akaryakıt bedelinin kim tarafından karşılanacağı hususunda olup, bu konuda sözleşmede hüküm bulunup bulunmadığı, sözleşmede hüküm varsa taraflarca bu hükmün revize edilip edilmediği, yine taşeronun hakedişlerinden kesilen teminatların iade koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmakta olduğunu, işbu dosyadaki delilleri de taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, iş durum belgesinin, faturanın ve SGK yazılarının oluşturduğunu, bu delillerin kapsamına/ içeriğine bakıldığında ise, taraflar arasında “Bafra Ovası Sol Sahil Sulaması İnşaatı” konulu taşeronluk sözleşmesi imzalandığını ve işbu dava tarihi itibariyle bu işin sonlandırıldığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak sözleşme hükümlerinin başında sözleşmenin 6. ve 14. maddesi gelmekte olup, 6.maddesinde hak edişlerin hesaplanma yönteminin açıklandığını, buna göre, “Aylık alt yükneci hakedişlerinden alt yüklenici nam ve hesabına yapılmış harcamalar, işçi ücreti ödemeleri ile her türlü borç ve kesintiler düşülür” hükmünün yer aldığını, “Teminatlar Ve Teminatların Çözülmesi” başlıklı 14.maddesinde ise; hakedişlerden %5 oranında kesinti yapılacağının belirtilerek beşince paragrafında aynen; “İşin bitiminde Alt yüklenici’nin nezdinde mahfuz teminatı ihale konusu işin işverence ikmal edilmesini müteakip iade edilir. Alt yüklenici teminatını, işveren firmanın işi bitmeden önce isterse ilgili SGK’nın Samsun Sosyal Sigorta İl Müdürlüğünden borcu yoktur, teminatın çözülmesinde mahsur yoktur yazısını getirecektir. Şayet bu yazı alınmazsa şu yolda işlem yapılacaktır...” hükmünün bulunduğunu, son olarak sözleşmenin “Özel Şartname” başlıklı EK-B maddesinde "İşbu Alt Yüklenici Sözleşmesi herhangi bir özel şarta gerek duyulmadan işleyeceği düşünülmüştür. Ancak proje gereklerinin herhangi bir Hükmün değiştirilmesini veya sözleşmeye hükümler ilave edilmesini gerektirmesi halinde değişiklikler ve ilaveler özel şartname altında belirtilecektir. Bu gibi hükümlerin tasarlanması sırasında alt yüklenici sözleşmesi madde 4te belirtilen özel şartnameye yüksek öncelik verilmesine öncelikle dikkat edilecektir." hükmünü içerdiğini, İşin Durumuna İlişkin Belgede; somut olayda iş olarak tanımlanan “Bafra Ovası Sol Sahil Sulaması İnşaatı” işi Genel Müdürlük Olur’u alınarak tasfiye edildiğinin, tasfiye protokolünün taraflarca imzalanmış olup, bu durumun DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’nce de teyit edildiğini, yine SGK Samsun İl Müdürlüğü’nün 02.02.2016 tarihli yazısında açıkça ... Petrol Ür. İnş. Nak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti'nin 02.02.2016 tarihi itibariyle Kuruma (SGK'ya) borcunun olmadığının belirtildiğini, davalı işverenin dosyadaki savunmalarında davacıya verdiğini iddia ettiği akaryakıta ilişkin faturayı iptal ettiğini, yukarıda sayılan ve kapsamları/ içerikleri özetlenen bu delillerin bir arada değerlendirildiğinde davacı taşeron tarafından yapılacak işte kullanılacak akaryakıt bedelinin kim tarafından karşılanacağı, bu konuda sözleşmede hüküm bulunup bulunmadığı, sözleşmede hüküm varsa taraflarca bu hükmün revize edilip edilmediği hususlarını incelendiğinde, askıda referans noktasını müvekkili firmanın yaptığı işin maliyetlerinin oluşturması gerektiğini, zira müvekkilinin tacir olup, yaptığı işten kar elde etmenin asıl amacı olduğunu, bu kapsamda bir an için davalı işverenin iddiasının kabul edildiğinde, yani birim fiyatlara yakıtın da dahil olduğu kabul edildiğinde müvekkili firmanın kar elde etmek bir tarafa yaptığı iş için her ay binlerce lirayı cebinden karşılaması gerekeceğinin ve bunun ise hayatın doğal akışına aykırı olacağının açık olduğunu, böylesi bir kabulün hayatın olağan akışına aykırı olmasının yanında davalı işverenin mazot parasını müvekkilinin hakedişlerinden uzunca bir süre kesmemesi de yine hayatın olağan akışına aykırı olup, bunun sehven denilerek açıklanmaya çalışılmasının kabul edilebilir olmadığını, buna göre mantığın sürüklediği doğal neticenin ise işbu davaya konu sözleşmenin taraflar arasında revize edildiği noktasında olup, böylesi bir kabulün dosyadaki verilere daha uygun olduğunu, böylesi bir kabul sözleşmenin EK-B "Özel Şartname" başlıklı maddesine de uygun bir yorum olduğunu, zira sözleşmenin EK-B "Özel Şartname" başlıklı maddesine bakıldığında işin gereğine göre taraflar arasında sözleşmenin tadili yoluna başvurulabileceği kararlaştırılmış olmakla birlikte, bu tadilin illaki "yazılı şekilde yapılması" gerektiğine dair sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığını, yani tarafların işbu davaya konu Bafra Ovası Sol Sahil Sulama Projesi işi sözleşmesinin kendi aralarında revize edildiğini ve bunun en büyük delilinin müvekkili tarafından yapılan işin ortalama maliyetleri ile yine davalı işverenin mazot iddiasını uzunca bir süre dile getirmemesinin oluşturduğunu, bunun yanında dosyadaki mevcut tüm belgelerin incelenmesi sonucunda varılan değerlendirmede davalı işverenin dosyadaki savunmalarında davacıya verdiğini iddia ettiği akaryakıta ilişkin faturayı iptal ettiğini, bu olgunun da istinaf incelemesi sırasında gözden kaçırılmış bir husus olduğunu, somut olayda tarafların tacir olup, tarafların sözleşmeye uygun olarak birbirlerinden talep edebileceklerini, alacaklarını da Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca tanzim etmelerinin zorunlu olduğunu, bu kapsamda ticari defterlerine TTK madde 64 ve devamı maddelerinde gösterilen usule uygun olarak tanzim ve kayıt edilmiş faturalara göre talepte bulunulabileceğini, bu itibarla, her ne kadar davalı- karşı davacı asıl ve birleşen dosyalardaki cevap dilekçelerinde davacı taşerona akaryakıt verdiğini iddia etmiş ise de, dosyaya akaryakıt kullanımına ilişkin bir faturanın ibraz edilmediğini, hatta davalının daha önce tanzim ettiği akaryakıt faturasını kendisinin iptal ettiğini, buna göre davalının davacı taşerona mazot kullandırdığı yönünde dosyadaki beyanlarına dayanak bir kayıt kalmamış durumda olup, cari hesapta davacı taşeronun hakedişinden mahsup edilecek bir akaryakıt bedelinin, davalı işverence mazot alacağı iddiası muhasebeleştirilmediğinden bulunmadığını, birleşen 2015/700 Esas sayılı dosya yönünden ise, öncelikle sözleşmenin 14. maddesine bakılması gerektiğini, “Teminatlar Ve Teminatların Çözülmesi” başlıklı 14.maddede; hakedişlerden %5 oranında kesinti yapılacağı belirtilerek, 5.paragrafında aynen "İşin bitiminde alt yüklenicinin işveren nezdinde mahfuz teminatı ihale konusu işin işverence ikmal edilmesini müteakip iade edilir. Alt yüklenici teminatını, işveren firmanın işi bitmeden önce isterse ilgili SGK’nın Samsun Sosyal Sigorta İl Müdürlüğünden borcu yoktur, teminatın çözülmesinde mahsur yoktur yazısını getirecektir" hükümlerini içerdiğini, sözleşmenin ilgili maddesindeki bu hükümler uyarınca teminatın iadesi şartlarının işin bitmesi veya bitmemesi durumunda borcu yoktur yazısı getirilmesi olduğunu, işin tasfiye protokolünün taraflarca imzalanarak işin bittiğini, SGK Samsun İl Müdürlüğünün 02.02.2016 tarihli yazısı içeriğinde ise müvekkilinin 02.02.2016 tarihi itibariyle SGK'ya borcunun olmadığının belirtildiğini, bu itibarla teminatın iadesi için gerek işin bitmesi, gerekse de SGK'ya prim borcu bulunmaması koşullarının sağlandığı açık olup, bu taleplerinin haklılığının ortada olduğunu, sözleşmenin "Teminatlar Ve Teminatların Çözülmesi" başlıklı maddesindeki yeter koşulların mevcut olduğunu ve sözleşme gereği kesin hakedişin ise geçici kabule müteakip 1 ay içinde taraflar arasında müştereken yapılması gereken bir iş olup, bu noktada ancak karşılıklı mutabakat ile kesin kabulün vuku bulacağını, zaten işbu dosyadaki ihtilafı da bu konunun oluşturduğunu, ihtilaf dışı olan hususun müvekkilinin sözleşme gereği kendi edimlerini tastamam yerine getirdiği noktasında olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği kendi edimlerini yerine getirmekle birlikte, davalı- karşı davacı işverenin müvekkilinin bir kısım imalatlar karşılığı olan hakedişleri içerisine "yersiz mahsup kalemleri" eklemek istediğinden olduğunu, işverenin mahsuba konu bu borç iddialarını ispatlamak durumunda olduğunu, davalı- karşı davacının somut olayda üzerine düşen ispat külfetini hiçbir şekilde yerine getirmediğini ancak mahkemenin yazılı şekilde davalı- karşı davacı lehine karar vermesinin kabul edilemeyeceğini, davalı- karşı davacının açtığı ve işbu dosya ile birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası bakımından ise mahkemece değerlendirme hatası yapıldığını, zira birleşen bu davanın, davaya konu edilen alacağın hem zamanaşımına uğradığı, hem de derdest olarak açıldığını, davanın (Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/143 Esas) davacısı olan karşı tarafın (... İnş. A.Ş.) sonradan açtığı bu davaya konu taleplerinin, asıl dava olan 2020/498 Esas sayılı davaya cevapla birlikte açtığı karşı davada zaten talep konusu edilmiş olduğunu, mahkemece bu hususun atlanıldığını ve hatalı bir değerlendirme ile birleşen dava bakımından "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verildiğini, oysa birleşen bu dava bakımından verilmesi gereken kararın HMK 115/2 maddesi kapsamında derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin olması gerektiğini, mahkemece diğer davalar bakımından olduğu gibi birleşen bu dava bakımından da hata yapıldığını, kararın bu yönüyle de bozulması gerektiğini, eldeki dosyanın geniş kapsamı ve karmaşıklığına göre işbu dosyadaki ihtilafın özünü taraflar arasında akdedildiği tartışmasız olan 01/01/2013 tarihinde alt yüklenici (taşeronluk) sözleşmesinin yorumlanmasındaki farklılıkların oluşturduğunu ve anılan bu sözleşme gereğince davacı müvekkili Bafra Ovası Sol Sahil Projesi işinden kaynaklı bir takım yapım ve imalat işlerini üstlenmiş olup, üstlendiği tüm işleri sözleşmeye uygun olarak süresinde tamamladığını, hal böyle olmasına rağmen müvekkilinin hakedişleri olan; 31/07/2015 tarihli 114.117,99 TL'lik hakedişin 113.470,92 TL'sinin, 31/08/2015 tarihli 125.251,54 TL'lik hakedişin, 30/09/2015 tarihli 80.329,96 TL'lik hakedişin ve 31/10/2015 tarihli 79.800,00 TL'lik hakedişin tamamı olmak üzere toplam 398.852,42 TL hakediş tutarının müvekkiline ödenmediğini, hakediş bedellerinin tahsili ve teminatın iadesi amacıyla davalı- karşı davacıya Ankara 56. Noterliği’nin 19/11/2015 tarih ve 15961 yevmiye no’lu evrakı ile ihtar gönderildiğini, davalı- karşı davacı şirketin bu ihtara yakıt bedelinin hakedişler düzenlenirken sehven hesaptan düşülmediği cevabı verilerek, müvekkilinin borcunu ödemeyeceğini bildirdiğini ve alacak iddiasında bulunduğunu, dosya kapsamında bulunan tüm delillerin bir arada incelenmesinden ve yukarıdaki anlatımlardan anlaşıldığı üzere, işbu dosyaya konu davaların asıl uyuşmazlık konusunu davacı- karşı davalı müvekkilinin hakedişlerinden davalı- karşı davacının akaryakıt bedeli kesintisi yapmasının yerinde olup olmadığı hususunun oluşturduğunu, bahse konu bu uyuşmazlığa ilişkin eldeki dosyada birden çok rapor alındığını ve bu raporların ağırlıklı bölümünde yerinde bir tespit ile davalı- karşı davacının akaryakıt bedeli kesintisi yapmasının yerinde olmadığı değerlendirmesinde bulunulduğunu, davalı- karşı davacının akaryakıt bedeli iddiasının neden yerinde olmadığının dosyaya sunulu raporların ağırlıklı bölümünde 01/01/2013 tarihli sözleşmenin eki olan Ek-C2:1-c maddesinde akaryakıt giderinin yüklenicinin uhdesinde olduğu bildirilmiş ise de, dosyada yer alan belgelerden anlaşıldığı üzere 2012 yılından 2015 yılının sonuna kadar taraflar arasında 46 adet hakkediş düzenlendiğini, bilirkişilerin hakedişler üzerinde yaptıkları incelemelerde, 2013 yılı Şubat ayı sonuna kadar davacı hakedişlerinin 350.000,00 TL ile 500.000,00 TL arasında olduğunun, müteakip 2013 yılı Mart ayı itibariyle hakedişlerin ciddi oranlarda düşerek 70.000,00 TL ile 100.000,00 TL arası miktarlara gerilediğinin, davalı- karşı davacı tarafından sunulan mazot teslim fişlerinin başlangıcının da tam bu gerileme dönemi olan 2013 yılı Mart ayına denk gelmesi nedeniyle bu tarihten itibaren akaryakıtın zaten iş sahibi tarafından hakedişlerden düşüldüğünün tespit edildiğini, bunun yanında davalı- karşı davacının kesin hakediş sonrası müvekkiline gönderdiği alacak faturasına dayanak yaptığı akaryakıt alacağını aylık olarak resmi defterlerinde takip etmediğini, bu durum bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, ayrıca dosyaya sunulan hakedişlerin bilirkişi heyetince incelenmesinde, hakedişlere esas metrajların DSİ birim fiyatları doğrultusunda düzenlendiğinin, DSİ birim fiyat analizlerine göre bilirkişi heyetinin yapmış olduğu kıyaslamada verilen akaryakıt ile yapılan iş arasında büyük orantısızlık olduğunun analizlerde belirtilen akaryakıt durumuna göre yapılan işin en az 4-5 kat daha fazla olması gerektiğinin ya da yapılan işte kullanılan akaryakıtın verilen akaryakıtın 1/5 oranında olması gerektiğinin tespit edildiğini, davalı- karşı davacı tarafından verilen akaryakıt fişlerinin bilirkişi heyetince incelenmesi neticesinde sadece 5 iş makinasına verildiğini, yapılan işlerin yapılabilmesi için belirtilen iş makineleri harici başka iş makinelerine ihtiyaç duyulan işler olduğunun da tespit edildiğini, davalı- karşı davacı tarafın aynı dönemde yüklenici olan müvekkiline dışarından da akaryakıt temin ettiği dosyaya sunulan belgelerden tespit edilmiş olup, dosyada bulunan hakediş evrakları, faturalar, davalı- karşı davacı tarafın ticari defter ve kayıtları, sunulan akaryakıt fişlerini birlikte incelenerek düzenlemiş bilirkişi raporlarının ağırlıklı kısmında yerinde bir tespit ile; davalı- karşı davacı (... İnş. A.Ş.) tarafın iş bittikten sonra müvekkilinin hakedişlerini tahsil etmek için icra takibi başlattıktan sonra sehven akaryakıtın hakedişlerden düşülmeden hakedişlerin hesaplandığı iddiasında bulunmasının hayatın olağan akışına ve en önemlisi de basiretli tacir davranışına uygun bulunmadığını, hakedişlerin düzenlenmesi anında akaryakıt bedelinin sehven unutulduğu iddiasının bu yönüyle kabul edilebilir bir iddia olmadığını, dolayısıyla işbu dosyada karşı tarafın sırf bu yöndeki iddiasına itibar ile karar verilmesinin doğru olmadığını, bunun yanında davalının akaryakıt satışı veya dağıtımı yapma lisansına da sahip olmadığını, buna rağmen müvekkiline akaryakıt faturası kestiğini, oysa Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 5.maddesinde “Lisans, bir gerçek veya tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu izin belgesidir. Her bir piyasa faaliyeti ve piyasa faaliyeti yürütülen her bir tesis için ayrı lisans alınır. Lisanslarda, lisans kapsamında yer alması halinde tesise özgü hükümlere yer verilir.” denildiğini, aynı yönetmeliğin 37.maddesine göre de “Bayilik lisansı sahipleri piyasada, lisanslarında düzenlenen alt başlığa göre akaryakıt bayisi, ihrakiye bayisi; kategoriye göre ise istasyonlu bayi ve istasyonsuz bayi olarak bayisi olduğu dağıtıcıdan temin ettiği akaryakıt veya ihrakiyenin kullanıcılara satışı faaliyetinde bulunabilir.” hükmünün bulunduğunu, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu 3.maddesine göre ise “Petrol ile ilgili rafinaj, işleme, madeni yağ üretimi, depolama, iletim, serbest kullanıcı ve ihrakiye faaliyetlerinin yapılması ve bu amaçla tesis kurulması ve/veya işletilmesi, akaryakıt dağıtımı, taşıması ve bayilik faaliyetlerinin yapılması için lisans alınması zorunludur.”hükmünün bulunduğunu, yine aynı yasanın 19. maddesine göre; “Bu Kanuna göre idari para cezalarının veya idari yaptırımların uygulanması, bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu kanuna göre verilen ceza ve tedbirler diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez. Bu Kanuna göre lisans almaksızın lisansa tabi faaliyetlerin yapılması halinde bir milyon Türk Lirası idari para cezası verilir.” denilmek suretiyle, davalının yukarıda bahsedilen şekle uygun lisansı bulunmayıp, bu konuda sanki lisans sahibi şirketmiş gibi akaryakıt tedariki (dağıtımından) iddiasının hukuken dinlenebilir olmadığını, tamamen müvekkilinin alacaklarını bertaraf etmek için ve olası sonuçlarını çok da düşünmeden böylesi bir iddia ortaya atıldığını, hatta bu iddiasını güçlendirmek için başlangıçta "akaryakıt" faturası dahi düzenlendiğini, usulsüzlüğünü (hatasını) anlayınca bu bahse konu faturayı iptal ettiğini, davalı yanın akaryakıt temin etme veya dağıtma lisansı olmadığından bu temele dayanan yani "akaryakıt temin ettim" temeline dayanan alacak iddiasının hukuken dinlenebilir olmadığını, bir an için davalının akaryakıt temin etme veya dağıtma lisansı olmadığı halde "akaryakıt temin ettim" temeline dayanan alacak iddiasının hukuken dinlenebilir olduğunu kabul edilse bile, bu kez bu iddialarının ispat külfetinin kendilerinde olduğunun açık olup, davalının mevcut iddiasını bu güne kadar ispatlayamadığını, dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda belirtilen ve davalı- karşı davacının karşı dava ve birleşen davasındaki (12 ATM'nin 2023/143 Esas) iddialarının haklılığının delili olarak gösterilen akaryakıt teslim fişlerinin belge aslı değil "Fotokopi" olmasına göre ispat gücü bulunmadığının tartışmasız olduğunu, bu nedenle somut olayda davalı- karşı davacının (... İnş. A.Ş.'nin) müvekkiline akaryakıt verdiğini ispatlayamadığının kabul edilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, müvekkili tarafından açılan asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davaların kabulü ile karşı davalı ve birleşen 2023/143 Esas sayılı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 19/12/2023 tarih ve 2023/1284 Esas- 2023/1283 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece eksik istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının ikmal edilerek, dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve ve özellikle asıl ve birleşen davalardaki asıl uyuşmazlık noktasının akaryakıt bedelinin kim tarafından karşılanacağı noktasında toplandığı, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasından sonra mahkemece yapılan yargılama ve sonrasında alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile dosya kapsamından akaryakıtın davacı taşeron tarafından karşılanacağının ve bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin kesin hesabın çıkarıldığının anlaşılmasına göre, asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davacı- karşı dava ve birleşen 2023/143 Esas sayılı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Hüküm: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl dava ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davacı- karşı dava ve birleşen 2023/143 Esas sayılı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince; a-Asıl davada alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, b-Karşı davada alınması gereken 46.069,61 TL istinaf karar harcından peşin alınan 11.518,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 34.551,61 TL harcın karşı davalıdan tahsili ile Hazine’ye irat kaydına, c-Birleşen 2015/700 Esas sayılı davada alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, d-Birleşen 2023/143 Esas sayılı davada alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının peşin alınan 1.635,39 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.207,79 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine’ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden asıl ve birleşen 2015/700 Esas sayılı davada davacı- karşı davada ve birleşen 2023/143 Esas sayılı davada davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 27/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır