Bölge Adliye Mahkemesi · Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/408 E. 2025/1220 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/408
- Karar No
- 2025/1220
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/408 - 2025/1220 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/408 KARAR NO : 2025/1220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/09/2023 NUMARASI : 2021/365 Esas - 2023/459 Karar
DAVACI : MAPAVRİ MOBİLYA VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (V.K. NO: 6120720749) - Kullar Yakacık Mah. Yılmaz Sk. No:16/A Başiskele/KOCAELİ VEKİLİ : Av... DAVALI : TASFİYE HALİNDE YÖRE KONUT YAPI İNŞAAT NAKLİYE OTOMOTİV GIDA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Aydıntepe Mah. Hudut Sk. No:1 İç Kapı No:1 Tuzla/İSTANBUL VEKİLİ : Av..
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/08/2021 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 03/07/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişkiye dair sözleşmeden ve faturadan kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine Kocaeli İcra Dairesinin 2021/49748 E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emrinin tebliğiyle birlikte davalı, yetkiye ve borca itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiğini, akabinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkil ile davalı taraf arasında 18.04.2019 tarihli "Malzeme Alım Sözleşmesi" yapıldığını, sözleşme Kocaeli/Körfez ilçesi'nde yapılan 3 adet Lise Binası Yapımı ve Çevre Tanzimi İşleri kapsamında olup sözleşme bedeli 525.432,00 TL+KDV (620.009,76) olarak kararlaştırıldığını, sözleşme bedeline ilişkin ödeme detaylarında avans olarak toplam 250.000,00 TL belirlendiğini ve kalan ödemeler için hak ediş şeklinde ödeme yapılması kararlaştırıldığını, icra takibine konu belgelerden ilki; ... alt hesap kodlu ve 03.03.2021 muavin defter kayıtları olduğunu, davalı tarafın ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelendiğinde sözleşme kapsamındaki kalan bakiye borcun dayanak belgelere uygun şekilde 7.015,54 TL olduğu görüleceğini, bu faturalar, irsaliyeler ve tarafların ticari defterleri incelendiğinde sözleşme kapsamında kalan bakiye borcun 7.015,54 TL olduğu sabit hale geleceğini, takibe dayanak edilen belgelerden bir diğeri ise; 34.102,00 TL tutarlı, 20.01.2021 tarihli ve ... numaralı sözleşme dışı yapılan işlere dair düzenlenmiş fatura olduğunu, ilgili fatura sözleşme dışı işlere dair olup fatura bedeli halen müvekkile ödenmediğini, davalı taraf her ne kadar borçlu olmadığını iddia etse de sözleşmeye uygun hareket etmediğini, ödeme yönündeki edimini gereği gibi yerine getirmediğini ve sözleşme dışındaki işler için düzenlenen fatura bedelini ödemediğini, müvekkil şirket sözleşmeye uygun olarak işleri ve sözleşme dışı düzenlenen fatura içerisinde yer alan mal hizmet kalemlerini teslim ettiğini, davalı (borçlu) tarafından yapılan itirazın iptaline, güncel faiz ve masraflarla birlikte tüm alacak miktarı üzerinden %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında 18.04.2019 tarihinde malzeme alım sözleşmesi akdedildiğini, mezkur sözleşme uyarınca MAPAVRİ MOBİLYA VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ sözleşmede tedarikçi olan taraf olduğunu, mezkur sözleşme kapsamında yapılacak işin adı; yangın kapıları, ahşap kapıları ve tüm ahşap işlerinde kullanılacak malzemelerinin satışı ve birtakım malzemelerin montajına ilişkin olduğunu, Kocaeli 8. İcra dairesinin 2021/49748 E. Sayılı dosyasında icra takibine konu belgelerden ... alt hesap kodlu ve 03.03.2021 tarihli muavin defter kayıtlarına göre cari hesaba işlenmiş olan 7,015,54 TL tutarındaki bakiye borcun müvekkil şirkete ait olduğu iddia edildiğini, müvekkil firma, sözleşme kapsamı içerisinde edimini ifa edecek davacı şirket personellerinin montaj ve diğer işçilikleri sırasındaki istihdam ve her türlü ihtiyaçlarının masraflarını (yemek vs. Gibi) davacı şirketle de görüşerek şantiye katışlım bedeli olarak fatura ettiğini, ilgili ticari defterler de incelendiğinde söz konusu faturanın her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve herhangi bir itiraz ve iadenin olmadığı açıkça görüleceğini, davacı tarafın talep etmiş olduğu diğer bir alacak kalemi 34.102,00 TL tutarlı 20.01.2021 tarihli ve ... no'lu sözleşme dışı düzenlenmiş fatura dolayısıyla talep ettikleri miktar olduğunu, davacı taraf söz konusu faturanın muhteviyatını açıkça ne olduğunu, sözleşme dışı diye bahsedilen faturanın ispat yükümlülüğünü neden yerine getiremediğini, hangi yapılan işe istinaden kesildiğini izah edemediğini, müvekkilinin davacı tarafından ödemekle sorumlu tutulduğu bu kalem taraflar arasında hiç gerçekleşmediğini, öncelikle davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötüniyetli davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ ile, 2-Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/49748 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin icra dosyasında talep edilen temerrüt faiz oranı ile devamına, 3-Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 41.117,54 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davalının ticari defterlerinde yer aldığını, davacı yanın kendi davasını ispat edememişken mahkemece salt davacı yanın beyanlarını esas alarak davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturasının yerinde olmadığına karar vermesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının talepleri doğrultusunda inceleme yapılması gerekirken talep dışında inceleme yapılmasının açıkça hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, mahkemece gerek davalı ile davacı arasında akdedilen sözleşme gerekse bilirkişi raporlarına itirazları ve cevap dilekçelerinin gereği gibi incelenmediği, gerekli incelemeler yapılmaksızın mahkemece mezkur gerekçeli kararın tanzim edildiğini, nitekim yazılı belge ile alacağını ispat edemeyen davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın hukuka uygun bir istinaf nedeni sunmadığını, dinlenen tanık beyanından, yapılan keşiften ve denetime elverişli, gerekçeli, bilimsel verilere uygun, hüküm kurmaya elverişli 09.05.2023 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacının sözleşme dışı işlerle ilgili düzenlediği 20.01.2001 tarihli ... numaralı 34.102,00 TL tutarlı faturasına konu ek işlerin yerinde ifa edilmiş olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davalının bahsettiği iade faturasının yerinde görülmediğini, ayrıca davalının açıkça borcunu sıfırlamak üzere düzenlediği 03.03.2021 tarihli 7.015,52 TL “şantiye katılım bedeli” açıklamalı faturanın da sözleşme kapsamına göre herhangi bir dayanağının bulunmadığının sabit olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2023 tarih, 2021/365 Esas - 2023/459 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında “Malzeme Alım Sözleşmesi” düzenlendiği, bu sözleşme kapsamında davacının edimlerini yerine getirdiği, davalının sözleşme gereği davacıya ödemesi gereken 7.015,54 TL bakiye sözleşme bedelinin bulunduğu, ayrıca davalının davacıya sözleşme dışı bir kısım işler için talepte bulunduğunu, davacının bu hususu kabul ederek sözleşmeye dahil olmayan ilave işleri yerine getirip, bu işlere ilişkin 34.102,00 TL bedelli fatura düzenlediğini, bu şekilde davacının davalıdan toplam 41.117,54 TL alacaklı olduğundan bahisle takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı; davalı taraf sözleşme konusu ifa edilen işlerle ilgili 7.015,54 TL için, davacının çalıştırdığı işçilerin yemek vb masraflarının davalı tarafından karşılanması nedeniyle 7.015,52 TL’lik katılım bedeli içerikli fatura düzenlediği, diğer fatura için ise davalının iade faturası düzenlediğinden borcunun olmadığını savunarak davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı) Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı ile davalı arasında “Malzeme Alım Sözleşmesi” bulunduğu, davacının anılan sözleşme kapsamında yükümlülüklerini ifa ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık konusu husus, sözleşme kapsamında davalının ödemesi gereken bakiye 7.015,54 TL’lik alacak bulunup bulunmadığı hususlarındadır. Davacının tutulması gereken ticari defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen 06.09.2022 tarihli rapora göre; davacının tutulması zorunlu defterlerinin uyuşmazlık konusu dönem için usulüne uygun tutulduğu, defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, defterlerin davacı lehine delil olma vasfına haiz olduğu tespit edilmiş, taraflar arasındaki ilişki nedeniyle 7.015,54 TL’lik alacak kaydının bulunduğu, davalının düzenlediği 7.015,52 TL bedelli şantiye katılım bedeli içerikli faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, BA olarak davacının kayıtlı olduğu vergi dairesine de bildirilmediği; yine davalının tutulması zorunlu ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 11.02.2022 tarihli raporda davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, davalının düzenlediği 7.015,52 TL bedelli şantiye katılım bedeli içerikli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen 7.015,52 TL bedelli şantiye katılım bedeli içerikli faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmaması, davacının BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmemesi, anılan faturanın tebliğ edildiğine ve fatura konusu hizmetin davalı tarafından davacıya verildiğine dair bir delil de sunulmaması nedeniyle, anılan fatura bedelinin sözleşme bedelinden davalı tarafından mahsup edilmesinin yerinde olmadığı, anılan 7.015,54 TL’lik bakiye sözleşme bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmediği anlaşılmıştır. Taraf defterleri arasındaki diğer uyuşmazlığın davacı tarafından düzenlenen 34.102,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından kendi defterlerine kaydedilmesinden sonra davalı tarafından iade faturası düzenlenerek alacak kaydının kapatılmasından kaynaklandığı görülmüştür. Ayrıca davalı taraf, anılan fatura konusu hizmetin sözleşme dışı işler olmayıp sözleşme kapsamında yapılan iş olduğu, dolayısıyla sözleşme bedeli dışında ayrı bir fatura düzenlenmesinin yerinde olmadığını savunmuştur. Az yukarıda açıklandığı üzere; Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Bu bağlamda davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı defterlerine kaydetmesi nedeniyle ve yine mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 09.05.2023 tarihli heyet raporundaki tespitlere göre fatura konusu işlerin davacı tarafından yerine getirildiğinin tespit edilmesi ve yine davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmaması karşısında, fatura konusu işlerin davacı tarafından ifa edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya gelen 09.05.2023 tarihli heyet raporundaki tespitlere göre, davacı tarafından düzenlenen 20.01.2021 tarihli 34.102,00 TL bedelli faturaya konu işlerin sözleşmede kararlaştırılan işlerden farklı olduğu, sözleşme dışı işlerden olduğunun tespiti karşısında davalının anılan fatura konusu işlerin sözleşme kapsamında kaldığı yönündeki istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 2.808,73-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 703,00-TL'nin mahsubu ile kalan 2.105,73-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2025
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*