Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/356 E. 2025/448 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/356
Karar No
2025/448
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/09/2021 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:18/04/2025

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Davalıların kredi borçlarını ödememesi üzerine noter ihtarnamesi ile usulüne uygun keşide edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine, davalılar hakkında Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, borçlunun kredi sözleşmesini imzalayarak tüm sözleşme koşullarını en baştan kabul ettiğini ancak icra takibi aşamasında borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, davalıların tüm itirazlarının iptaline, %40'dan aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar ... ve ... vekili, söz konusu davaya dayanak yapılan sözleşme incelendiğinde taraflarının sorumlu olduğu tutara ilişkin tek sözleşmenin 20/06/2014 tarihli ve 700,00 TL tutarlı sözleşme olduğunu, bunun haricinde taraflarının şahsi olarak imzalıdığı ve üstlendiği hiçbir borç ve sözleşme bulunmadığını, buna rağmen davacı tarafından diğer borçlular ile birlikte tüm borçtan sorumlu tutulmalarının tüm sözleşmelerin taraflarından imzalanmış gibi borçlu gösterilmelerinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde taraflarının ne miktarda alacaklı olduklarının açıklanmadığını ve %40 icra inkar tazminatı talebinide kabul etmediklerini, borcu olmadıkları halde tüm borçtan sorumluymuş gibi gösterilmeleri nedeniyle davacının kötüniyetli takip yapmış olduğunun açık olduğunu ve davanın reddi ile %40'tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; Davaya konu icra takibinde esas borçlunun müvekkilinin olmadığını, müvekkilinin ... Ltd. Şti ile hiçbir hukui bağı olmadığını diğer davalı ...e ait olduğunu, dava konusu icra takibinden ve davacı tarafça husumet yöneltilen şirketin ... A.Ş. Olmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin taraf olarak gösterilmesini kabul etmediklerini, davaya konu borcun ... A.Ş. Faaliyetlerinin bir hukuki bağı olduğu iddia edilmesi halinde ise müvekkilinin 16/05/2014 tarihinde tüm hisselerini ve boçlarıyla birlikte ... A.Ş'ni diğer davalılar ... ve ...ye'de devrettiğini, müvekkilinin davaya konu icra takibiyle ilgili taraf sıfatlarının bulunmadığını, husumet itirazın da bulunduklarını, müvekkili ile diğer davalı ... ile ... A.Ş adına davacı bankadan 100.000,00 TL değerinde kredi başvurusunda bulunurken bu başvurusuna istinaden bankada imza verdiklerini, müvekkilinin tek yetkilisi olduğu ve adına işlem yaptığı şirket ... A.Ş olduğunu, bu şirketinde 2014 tarihinde diğer davalılara borçlarıyla birlikte devredildiğini, davacı bankaya iş bu dava ve dayanakları kapsamında borcunun bulunmadığını bu sebeplede davanın esastan reddi ile davacı taraf aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Sadece, bilirkişi raporunda, 13.03.2017 havale tarihli davacı tarafın dilekçesinden bahsedildiği, ancak mahkememizce dilekçe görülemediği anlaşılmakla celse arasında tekrar kontrol edilmiş, bilirkişi ile iletişime geçilmiş ancak bahsedilen tarzda bir dilekçe görülmemiştir. ...in sehven dava dilekçesinde yer aldığına yönelik bir belirleme yoktur ki ayrıca istinaf ilamı öncesi verilen hükümde de adı geçen taraf gösterilmiş, istinaf ilamında ve davacı vekilince bu konuda bir itiraz görülmemiştir. ...in ismi dava dilekçesinde iki defa yazıldığı, birisinde üstünün çizildiği, yanında paraf tarzında işaret konulduğu görülmekle beraber son tahlilde ... ismi ile bir kişinin hüküm başlığında, yargılamada yer aldığı, ancak ilk hükümde adının geçmediği de anlaşılmakla, bilirkişi raporundaki bu tespit hükme engel görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ilamında da belirtildiği üzere, dava dilekçesinde husumet, ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ye yöneltilmiş ancak mahkememiz hükmünde bu şirket yerine ... San. ve Tic. A.Ş aleyhine hüküm kurulmuştur. Davaya konu takip dosyasında borçluların davalı gerçek kişiler ile birlikte ... Petrol Doğalgaz Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... San. ve Tic. A.Ş. olduğu, davada takip borçlusu gerçek kişiler ile birlikte yalnız ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da anlaşıldığı üzere, ... San. ve Tic. A.Ş asıl borçludur. ... esas sayısı üzerinden yürütülen, istinaf ilamı öncesi yargılamanın 13/05/2016 tarihli 1'inci celsesinde davacı vekili de açıkça davayı ... Petrol Doğalgaz Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında açtıklarını beyan etmiştir. Anlaşılmaktadır ki, kabule göre, davalı şirket ... Petrol Doğalgaz Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'dir. Ticari kart kredisi sözleşmesine dayalı kullandırılan ticari kart kredisinde müteselsil kefiller ... ve ... yönünden bakıldığında; öncelikle belirtmek gerekir ki; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 581. maddesi kefalet sözleşmesi; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” Kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında yapılır ve kefalet sözleşmesinin hukuki sebebi alacaklıya teminat sağlamaktır. Kefalet sözleşmesi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir (YHGK., T. 24/05/2017, E. 2017/1135, K. 2017/1012 ) Kefalet sözleşmesinde şekil, madde başlığından de açıkça anlaşılacağı üzere TBK m. 583 de düzenlenmiştir. Buna göre; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir(TBK m. 12/2). Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Kanun metninin açık ifadesi gereği kanunda kefalet sözleşmeleri için belirtilen şekil koşulu ispat şekli olmayıp, geçerlilik şeklidir. Kanunda belirtilen şekilde yapılmayan kefalet sözleşmesi hükümsüzdür. Bu genel açıklamalar ışığında bakıldığında, dosyada mevcut bilirkişi raporunda incelenen business kart sözleşmesinde 3.000,00 TL. kefalet tutarı üzerinden davalılar ... ve ...’ in imzaları bulunmakla birlikte kefalet beyanları ve kefalet türünün el yazısıyla yazılı olmaması nedeniyle zorunlu şekil şartının bulunmadığı ve dolayısıyla adı geçen kefillerin ticari kart borcundan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır. Bu yönüyle adı geçenler yönünden, talebin reddine karar verilmiş iş bu açıklamayı yapmak gerekmiştir. Yine, taşıt kredisi ile ilgili bakıldığında, kural olarak, takipten sonra davadan önce dosyaya bir ödeme olursa, bu miktar bakımından itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Dosyada, krediye konu taşıtın Antalya 10. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı rehnin paraya çevrilmesi takip dosyasından yapılan satışından tahsilat yapıldığı anlaşılmaktadır. Buradaki ödeme, dava konusu dosyaya iradi yapılan bir ödeme değildir. Bu nedenle, bu kısım bakımından , tahsilde tekerrür edilmeme şartı da mevcut olduğundan, hukuki yarar yokluğu şeklinde kabule gidilmemiş, infazda değerlendirilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin imzaladığı tek sözleşmenin 20/06/2014 tarihli ve 700,00 TL'lik sözleşme olduğunu, Antalya BAM 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı kararında takipte istenen banka alacaklarının bu sözleşmeye istinaden kullandırılmadığının tespit edilmiş olduğunu, müvekkillerinin 736,10 TL borçtan sorumlu tutularak yine bu bedel üzerinden tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalılar ... ve ... vekili davada reddedilen kısım yönünden kötü niye tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan ederek bu yönden de kararı istinaf etmişler ise de; Borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; alacaklının takipte kötü niyetinin tespitine ilişkin haksızlığının yanı sıra ayrıca kötü niyetli takip başlattığının da ispat edilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise davacının kötü niyetli takip başlattığı ispat edilemediğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekili vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 11.509,38 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.698,30TL harcın mahsubu ile bakiye 8.811,08 TL istinaf karar harcının davalılar ... ve ... taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/356, K. 2025/448, T. 18.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-356-e-2025-448-k-591c45355511