Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/343 E. 2025/1422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/343
Karar No
2025/1422
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/343 Esas

KARAR NO : 2025/1422 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/11/2023

NUMARASI : 2021/236 E. - 2023/276 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 13/11/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2011 senesinden bu yana Türkiye'de faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." esas unsurlu birçok marka tescilinin bulunduğunu, müvekkili firmanın özgün üretim anlayışı ile sektöründe lider konumda olduğunu, ancak hal böyle iken davalı tarafın müvekkiline ait "..." esas unsurlu markayla iltibasa sebebiyet verecek kullanımlar gerçekleştirdiğini, davalının müvekkili şirketin seri markalarının itibarından haksız bir şeklide yararlanma gayesinde olduğunu, bu hususların mahkemenin 2021/211 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal edildiğini iddia ederek, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, ref'ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi ve 20.000,00 TL itibar tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 25/09/2023 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 40.444,65 TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısaltımı "..." olan firmanın 2012 yılında müvekkili ... ve kardeşleri ..., ... tarafından ortaklık şeklinde kurulduğunu, sonrasında hissedarların ortak iradesi sonucunda firma kurucusunun müvekkili olduğunu, müvekkilinin kurucusu olduğu firmanın dokuz yılı aşkın bir süredir aktif bir şekilde altın üreticisi olarak bilinen bir işletme olduğunu, müvekkilinin herhangi bir taklit amacı olmaksızın davacı firmadan habersiz ve bağımsız kardeşlerinin baş harflerinden oluşan bir marka oluşturmak istediklerini, davacı tarafın kötü niyetli olarak kendisinin marka adı ile benzerlik göstermeyen birçok firmaya dava açtığını, açılan bu dava neticesinde müvekkilinin itibarının zedelendiğini, asıl zarar görenin müvekkili olduğunu, davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEME KARARI:Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 16/11/2023 tarihli 2021/236E. - 2023/276 K. sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları , taraf iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; “...” esas unsurlu markaların 2002 yılından bu yana 14 ve 35. sınıflarda (kuyumculuk emtiaları ve kuyumculuk hizmeti) davacı adına tescilli olduğu, davalının kuyumculuk alanındaki faaliyetlerinde “...” ibaresini markasal etki yatacak şekilde kullandığının dosya kapsamında ihtilafsız olduğu, davalının kullandığı “...” ibaresi davacı adına tescilli markalar ile bir bütün olarak (görsel, işitsel ve kavramsal yönden) benzer olduğundan tüketici nezdinde ürünlerin kaynağının aynı işletme olduğu veya birbiri ile bağlantılı işletmeler olduğu izlenimi yaratabileceğinden marka hakkına tecavüz koşullarının gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalının yargılama aşamasında tescil edilen “2021/129513 no'lu ... ...” markasından daha önce davacı markaları tescil edilmiş oldukları tespit edilmiş olmakla, “öncelik hakkının ve tescil önceliğinin davacıda olduğu”, davalının kullanımındaki ibarenin davacı markaları ile benzer olduğu tespit edilmiş olmakla, SMK m.155 gereğince sonraki kullanımın tescile dayanmasının tecavüzü ortadan kaldırmayacağından davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; son bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tazminat seçeneğine göre , dava konusu markanın kazanca olan muhtemel etkisi de gözetilerek dava konusu marka kullanımı nedeni ile davalı tarafın elde ettiği muhtemel net kazancın 40.444,65 TL olarak hesap edildiği görülmekle, maddi tazminat talebi kabul edilmiştir. Davalının tecavüz teşkil eden eylemi aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 30.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Davalının kullanımının kötü olduğu ve bu nedenle davacı tarafın itibarının sarsılıp bu itibarı eski hale getirmek için masraf yapıldığı hususu ispatlanamadığından ve böylece itibar tazminatı koşulları oluşmadığından davacının itibar tazminatına yönelik talebi yönünden dava reddedilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında; "... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabet isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, men'ine, durdurulmasına ve önlenmesine, 2-Davalının davacı markası ile iltibas olacak şekilde "..." ibaresini taşıyan ürün, evrak, broşür, tanıtım malzemesi, tabela, vs. tanıtım evraklarına, el konularak imhasına, (değeri olan ürünlerin şeklinin bozulup davalıya iadesine),3-Toplam 40.444,65 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (en yüksek mevduat faizini geçmemek kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Haksız rekabet ile fazlaya dair manevi tazminat ve itibar tazminatı taleplerinin reddine," karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ülkemizdeki enflasyon, davalının kötüniyeti ve tarafların faaliyet gösterdikleri sektör dikkate alındığında 30.000,00 TL manevi tazminatın düşük olduğunu, Manevi tazminat taleplerinin tümden kabul edilmesi gerektiğini,Davalının düşük kaliteli ürünlerinin müvekkilinin markası ile iltibas yaratıldığından müşteriler tarafından satın alındığını, bu durumun müvekkilinin markasının itibarına zarar verdiğini, Müvekkilinin seri markaları ile gerçekleştirdiği ticaretin hacmi ve müvekkilinin markasının 20 yıldan bu yana tescilli olması nedeniyle manevi tazminatın yeterli olmadığını,Davalının marka kullanımlarının müvekkilinin itibarına da zarar verdiğini, tüketicilerin yanılgıya düştüklerini, zira davalının faaliyetini kuyumculuk sektörünün kalbi sayılan Kuyumcukent'te gerçekleştirdiğini,Bu nedenle 20.000,00 TL itibar tazminatı ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, Davalının eyleminin aynı zamanda TTK'nın 55/4. maddesinde belirtildiği gibi başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak niteliğinde haksız rekabet olmasına rağmen, Mahkemece aksi yönde karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, arz ve izah olunmaya çalışılan gerekçeler ve Mahkemece re 'sen göz önünde bulunduracak nedenlerle, yerel Mahkeme tarafından tanzim edilmiş olan kararın müvekkili aleyhine olan kısımlarının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, haklı davalarının tümden kabulüne, davalı yanın haksız ve mesnetsiz istinaf istemlerinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin 11 yıldır aktif şekilde sektörde faaliyet gösterdiğini,Davacı firmanın ise 2015 yılında şirket türünü değiştirerek 14-35. sınıflarda faaliyet göstermeye başladığını,Müvekkilinin 14-35. sınıflarda öncelik hakkı bulunduğunu, Müvekkilinin kullandığı "..." ibaresinin davacının markaları ile benzer olmamasına rağmen, Mahkemece bu markayı taşıyan ürün, evrak, broşür, tanıtım malzemesi, tabela ve benzerlerinin toplatılarak imhasına karar vermesinin hukuksuz olduğunu, Davacının ... Altın Rafinerisi A.Ş. İle müvekkilinin ... İzettin Örgen ticaret unvanlarının birbirlerinden farklı olduklarını, Davacının kötüniyetli olarak başka firmalara da benzer davalar açtığını öğrendiklerini,Müvekkilinin işbu dava açılmadan önce TPMK'dan "... ..." marka başvurusunun incelenerek markanın tesciline karar verildiğini,İyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan ve makul derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve ihtiyatlı kimse olarak tanımlanan ortalama tüketicinin tarafların markalarını karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının kendine özgü özellikleri olan bir marka olduğunu belirterek, arz ve izah edilen ve re'sen araştırılacak nedenlerle, istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilk derece mahkemesine gönderilmesi konusunda daire aksi kanaatte ise davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 200/14040, 2010/83824, 2011/93430, 2014/19127, 2014/45044, 2015/06961, 2015/06965, 2015/06981, 2017/29410, 2017/32846, 2018/25964, 2020/72096, 2020/72101, 2020/72104 ve 2020/72116 tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların 09, 14, 16, 35, 36 ve 40. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin 2021/211 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; davacı şirket tarafından davalı aleyhine markaya tecavüz iddiasıyla 10/09/2021 tarihinde delil tespiti ve ihtiyati tedbir talep edildiği, dosya kapsamında yapılan delil tespiti kapsamında, davalı tarafın işyerinin ön cephesinde, masa üstü takviminde, kartvizitler üzerinde, duvar tablolarında, duvar afişinde ve sipariş formunda "..." ibaresinin kullanıldığının tespit edildiği, marka vekili ...r'ın hazırladığı 16/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "...Tespit talep edene ait ve ... asli unsurlu markalarının tespite konu ve Nice Sınıflandırması 14. Sınıf “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil)” emtiasında tescilli olduğuna, aleyhine tespit istenen tarafın, tespit talep eden tarafla aynı/benzer sektörde faaliyet gösterdiğine, aleyhine tespit istenen tarafın faaliyetlerinin, tescil talep eden markaları kapsamında olduğuna, aleyhine tespit istenen tarafa ait adreste yapılan incelemelerde; ön cephe tabelasında, kartvizitlerinde, masa üstü takvimlerinde, duvar tablosunda, duvar afişinde ve sipariş formları üzerinde, tespit talep eden adına tescilli ve asli unsuru "..." markalarına benzer şekilde ... şeklinde marka kullanımı olduğu..." yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir. İlk derece mahkemesince marka vekili ..., kuyumcu ustası ... ile serbest muhasebeci Yıldırım Şabançelebi'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 20/06/2022 tarihli raporda; "...davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davacı markalarının, davalının yargılama aşamasında tescil edilen “2021/129513 no'lu ... ...” markasından daha önce tescil edilmiş oldukları tespit edilmiş olmakla, “öncelik hakkının ve tescil önceliğinin davacıda olduğu”, davalının kullanımındaki ibarenin davacı markaları ile benzer olduğu tespit edilmiş olmakla, SMK m.155 gereğince “sonraki kullanımın tescile dayanmasının tecavüzü ortadan kaldırmayacağı”,

davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği bu sebeple, yukarıdaki tespitler ışığında, karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanım yönünden haksız rekabet oluşacağı, dosyadaki tespitler sonucu; davalının markaya tecavüzü sabit görülür ve kusurlu olduğu noktasında bir görüş takdir edilirse maddi tazminata ilişkin koşulların oluşacağı, aksi takdirde; maddi tazminata ilişkin koşulların oluşmayacağı, davacının talebi olan SMK 151/2-b kapsamında, ... Markasının, markasal olarak satışlara ne kadar etki ettiği tespit edilememekle birlikte, davalının dava tarihinden önceki son 5 yıllık sürede karının 127.121,80 olduğu..." yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 15/12/2022 tarihli ek raporda; "...davalının kullanımındaki ibarenin davacı markaları ile benzer olduğuna ilişkin olarak bilirkişi heyetinin kök rapordaki görüşünü sürdürmekte olup, kök raporda açıklanan nedenlerle, ulaşılan tespit ve sonuçlardan dönülmesini gerektirir bir durum olmadığı, davalının zarar ettiği dönemler gösterilmiş olup davalının beyan ettiği zarar toplamının 131.889,48 TL olarak tespit edildiği, kök raporda yalnızca kar hesaplanmış olup kar zarar mahsubu yapılmadığı, 127.121,80 beyan edilen toplam kar, 131.889,48 beyan edilen toplam zarar 4.767,68 TL kar/zarar mahsubundan sonra kalan zarar, toplam kar - toplam zarar mahsubu yapıldığından davalının incelenen dönem toplamında 4.767,68 TL zarar beyan ettiğinin tespit edildiği..." yönünde görüş belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince mali müşavir..., kuyumculuk sektöründen...ve marka vekili Dr.... 'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 22/05/2023 tarihli raporda; "...“...” esas unsurlu markaların 2002 yılından bu yana 14 ve 35. sınıflarda (kuyumculuk emtiaları ve kuyumculuk hizmeti) davacı adına tescilli olduğu, davalının kuyumculuk alanındaki faaliyetlerinde “...” ibaresini markasal etki yatacak şekilde kullandığının dosya kapsamında ihtilafsız olduğu, davalının kullandığı “...” ibaresi davacı adına tescilli markalar ile bir bütün olarak (görsel, işitsel ve kavramsal yönden) benzer olduğundan tüketici nezdinde ürünlerin kaynağının aynı işletme olduğu veya birbiri ile bağlantılı işletmeler olduğu izlenimi yaratabileceğinden marka hakkına tecavüz koşullarının mevcut olduğunun kabul edilebileceği, mahkeme nezdinde davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil kanaatine varılacak olursa, aynı markanın taklit üründe kullanılması suretiyle bir çıkar elde etmiş olmanın TTK m. 55/1/a/4 uyarınca davacının emeğinden haksız faydalanma olarak haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceği, Mahkemece davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaati oluşması ihtimalinde, tazminat talebi için aranan kusur şartının gerçekleşmiş olduğunun kabul edilebileceği, davalının kuyumculuk faaliyetlerinde “...” ibaresini kötü veya uygun olmayan şekilde kullanmak suretiyle davacının marka itibarını zedelediği iddiasını ispat eder deliller dosyada bulunmadığından bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı, davalı tarafın, ticari faaliyete başladığı 20.04.2015 tarihinden itibaren dava konusu markanın satış faturalarının sol üst köşesinde logo olarak kullanıldığı, 20.04.2015 kuruluş tarihinden, 04.10.2021 dava tarihine kadar olan dönem içerisinde, dava konusu markaya yönelik satışlarından elde ettiği net satış hasılatı ve mali tablolarında görülen Genel Yönetim Giderleri öncesi Faaliyet Karlılık tutarları üzerinden yapılan hesaba göre, davalı tarafın 134.815,50 TL muhtemel kazanç elde ettiği, dava konusu markanın kazanca olan muhtemel etkisi üzerinden yapılan hesaba göre, dava konusu marka kullanımı nedeni ile davalı tarafın elde ettiği muhtemel kazancın 40.444,65 TL olarak hesap edildiği, raporumuz içerisinde yapılan tespitler doğrultusunda, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu..." yönünde görüş belirtilmiştir.

G E R E K Ç E : Dava; davalı eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i ile maddi, manevi ve itibar tazminatı davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalıya ait işyerinde yapılan delil tespiti ve alınan bilirkişi raporları ile; davalı tarafça markasal olarak kullanılan "..." ibaresinin, davacı adına 2010 yılından bu yana tescilli olan markaların esas unsuru olan "..." ibaresi ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu, davalının faaliyetinin davacının markalarının tescilli oldukları 14. sınıfta ve bu sınıfta yer alan ürünlerle ilgili 35. sınıf kapsamında kalan satış hizmetlerinde kullanıldığı, ortalama tüketici tarafından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalının marka üzerinde öncelik hakkı olduğunu ispatlayamadığı, davalının bu kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, SMK'nın 155. maddesi uyarınca davalının sonradan tescil edilen markasını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede ise; tecavüz eyleminin süresine ve davalının ticaret hacmine göre takdir edilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, SMK’nın 150/2. maddesinde belirlenen itibar tazminatı koşullarının mevcut olduğuna dair dosyada bir delil ve tespit bulunmadığından Mahkemece itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu, davalının eylemi marka hakkına tecavüz niteliğinde olup, aynı zamanda TTK uyarınca haksız rekabet hükümleriyle kümülatif koruma sağlanamayacağından haksız rekabetle ilgili davanın reddine karar verilmesi de hukuka uygun olmakla, davacı vekilinin de istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 4.812,07 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.203,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.609,05 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak; yalnız davacı avansından kullanıldığı anlaşılan 220,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 110,00 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 13/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/343, K. 2025/1422, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-343-e-2025-1422-k-937ab2ed831a