Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3345 E. 2024/2582 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3345
- Karar No
- 2024/2582
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/6 KARAR NO : 2025/1279 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2021 NUMARASI : 2018/910 Esas 2021/621 Karar DAVA : MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 03/07/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/910 Esas ve 2021/621 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı .... tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili Mahkememize verdiği dilekçe ile; davalılardan .....'in sürücüsü olduğu, davalı .....'e ait olan ve davalı .....'ya sigortalı olan ..... plakalı otobüsün tek taraflı kaza yapması sonucu otobüste yolcu olarak bulunan müvekkilinin olay nedeni ile yaralanması nedeniyle maluliyetinin oluştuğunu, olay nedeni ile Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/194 Esas ve 2016/277 karar sayılı kararı ile sanık ....in cezalandırılmasına karar verildiğini, ve cezanın ertelendiğini, müvekkilinin olay nedeni ile bedensel zarara uğraması nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile alacak belirlenebilir hale geldiğinde artırılmak üzere davalılardan .... ve..... A.Ş yönünden olay tarihinden itibaren ve sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere kusur oranı dahilinde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının ve adli yardım talebinin kabulü ile tüm davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline , ayrıca davacı lehine olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar .... ve ....'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda; GEREKÇE: Davacı tarafça adli yardım talebinde bulunulmuş ise de, davacının adli yardıma muhtaç olduğuna dair delil sunmadığı, şahsın çalıştığı ve anaokulu öğretmeni olduğu anlaşılmasına göre talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kazaya karışan otobüsün ne işleteni ne maliki olduğunu, müvekkili şirket ile taşıt sahipleri ....ve ....arasında imzalanmış olan Eyüp 7.Noterliğinin 23.10.2012 tarih ve 13010 yevmiye nolu taşıt sözleşmesi gereğince müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, davanın husumet nedeni ile reddinin gerektiğini, davanın sigorta şirketlerine ve taşıt sahiplerine ihbar edilmesini, istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Şirketi sunduğu cevap dilekçesinde, davada Yetkili Mahkeme'nin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisizlikten reddinin gerektiğini, davacının talep ettiği geçici iş göremezlik, ulaşım nakil giderleri, bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğunu, davacının kaza nedeni ile elde ettiği gelirlerin mahsubunun gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan .... ve .... sundukları cevap dilekçesinde kazaya karışan.... plakalı aracın maliki olduklarını, olayda kusurlarının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İhbar olunan .... Şirketi .... plakalı aracın manevi tazminata ilişkin Artan Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, araç sürücüsünün dava konusu olayda atfı kabil kusurunun bulunmadığını, davanın reddine karar verimesin talep etmiştir. Davalı ....'e yapılan tebligata rağmen davaya karşı bir cevap vermediği anlaşılmıştır. Davaya konu aracın trafik tescil kayıtları, davalı ....'in sunduğu taşıt sözleşmesi ve ihbar olunanlar .... ve ....'in beyanlarına göre, kazaya karışan .... plakalı aracın kaza tarihindeki işleteninin ... olmadığı, .... olduğu, zaten Trafik sigortası Poliçesini yaptıran kişinin de.... olduğu, dolayısı ile dava konusu olay nedeni ile ....e husumet yöneltilemeyeceğinden davanın bu davalı yönünden husumetten reddine karar vermek gerekmiştir. Poliçe ve hasar dosyası, Ceza Dosyası içeriği, tedavi evrakları, SGK kayıtları, ekonomik sosyal duruma ilişkin belgeler, davacının maluliyet durumunu gösteren rapor , aktüer inceleme raporu dosya içerisinde mevcuttur. Yetki itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; davacının ikametgahı olan İzmir ilinde dava açılabileceğinden, yetki itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Tüm dosya içeriğine göre, davacının sürekli bir maluliyetinin bulunmadığı Ege ATK raporu ile tespit edilmiştir. Davacının bu rapora itirazı nedeni ile İstanbul ATK dan rapor aldırılması için davacı tarafa verilen süre ve ihtaratlı kesin sürelere rağmen davacının gerekli başvurularda bulunmaması nedeni ile mevcut duruma göre karar verilmesi icap etmiştir. Davacının tespit edilen geçici iş göremezlik durumu dikkate alındığında olayın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmadığından yapılan hesaplamalara göre sonuç itibari ile 677,25 TL geçici iş göremezlik, 850,50 TL bakıcı gideri ve 190,00 TL pansuman vs gideri toplamı 1.717,75 TL tazminat talep edebileceği anlaşılmıştır. Davalılar Trafik Sigortacısı .... ve sürücü .....yönünden yapılan değerlendirmede, sürücü bakımından davacının oluşan bu zararından dolayı sorumluluğunun bulunduğu, ancak davalı .... yönünden de .... plakalı aracın öncelikle tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunan ve ihbar olunan .... tarafından düzenlenmiş Zorunlu Koltuk Ferdi kaza Sigortası bulunduğundan ve hesaplanan bu miktarın teminat limiti dahilinde bulunduğundan bu zarardan sorumluluğunun bulunmadığı..." gerekçesi ile; 1-Maddi tazminat talepleri yönünden; Davalılardan ....'e karşı açılan davanın husumetten REDDİNE, Davalı .....'ya karşı açılan davanın REDDİNE, Davalı ....'e karşı açılan davanın KABULÜ ile, 677,25.TL geçici işgöremezlik, 850,50.TL bakıcı gideri, 190,00.TL pansuman ve tedavi gideri toplamı 1.717,75.TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Manevi tazminat talepleri yönünden; Davalı .... ...'e karşı açılan davanın REDDİNE, Davalı ....'e karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, takdiren 5.000,00.TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı .... tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığına ilişkin ATK raporunun hatalı olduğunu, eksik ve hukuki denetime elverişli olmadığını, müvekkilinin pandemi nedeniyle iki defa hastaneye gitmesine rağmen hastane kapısından içeri dahi alınmadığını ve İstanbul ATK'nda muayene dahi edilmeden dosyanın eksik ATP raporuyla karara çıkmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 29/06/2014 tarihinde geçirmiş olduğu kaza neticesinde uzun bir tedavi süreci geçirdiğini ve sıkıntılarının halen daha devam etmekte olduğunu, müvekkilinin muayenesinde sağ kolunda his kaybı olduğunu, sağ koluyla ağır yük kaldıramadığını, normalde sağ kolunu kullanmaktayken kazadan sonra sol kolunu kullanmaya başladığını, yüzünde vücudunun farklı yerlerinde halen daha cilt altında çok sayıda yabancı cisim olduğunu ve bundan çok rahatsız olduğunu, o bölgelerin kaşındığını beyan ettiğini, müvekkilin meydana gelen kaza nedeniyle kafasının içinde çok sayıda cam kırıkları bulunmakta olduğunu ve zaman zaman ağrı zaman zaman da kaşıntı yaparak tüm günlük hayatını etkilemekte olduğunu, hayat kalitesini de düşürmekte olduğunu, müvekkilinin anaokulu öğretmeni olup, bu sebeple mesleğini yerine getirirken zorluk çekmekte olduğunu, ATK raporunda müvekkilinin bedensel zararının tespitinin nasıl yapıldığına ilişkin açıklık ihtiva etmeyen, müvekkilinin yaşına ve mesleğine göre meslekte kazanma gücündeki azalmanın hesabında hangi zararın meslekte kazanma gücü oranını nasıl etkilediğinin kalem kalem belirtilmediğini hükme esas alınan 25.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun da hatalı ve eksik olduğunu, müvekkilinin iyileştikten sonrada hastaneye kontrole gitmek zorunda olduğunu, manevi tazminatın oldukça düşük olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ....istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, araç içerisinde davacının kendisi ve muavince yapılan "emniyet kemerlerinizi takın" ikazına ve zaruretine uymadığını, yerel mahkemece yapılan kusur değerlendirmesinde TBK madde 52 hükmünün nazara alınmadığını, davacının en azından müterafik kusurunun bulunduğunu, kusur oranının yeniden tespit edilmesi gerektiğini ayrıca sürücüyle birlikte işletenin de Karayolları Trafik Kanumu ilgili hükmü gereğince sorumlu tutulduğundan yerel mahkemece sadece şoför konumunda bulunan kendisinin sorumlu tutulmasının, işleten (malik) konumunda bulunan kişi bakımından ise bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, dava konusu araç bakımından Kasko (İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ) yaptırılmış olup anılan sigorta şirketinin davaya dahil edildiğini ve yine Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında ..... A.Ş nin de davalı olarak anılan davada yer almaktayken mahkemece kurulan davalı..... yönünden de .... plakalı aracın öncelikle tedavi giderlerinden sorumlululuğu bulunan ve ihbar olunan .... tarafından düzenlenmiş Zorunlu Koltuk Ferdi kaza Sigortası bulunduğundan ve hesaplanan bu miktarın teminat limiti dahilinde bulunduğundan bu zarardan sorumluluğunun bulunmadığı denilerek kurulan hükümde isabet bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasında yaralanmadan dolayı taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi "tüketici", 3/ı bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem "tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. Ayrıca, davaya konu temel uyuşmazlığın, tüketici işlemi sayılan taşıma ilişkisinden kaynaklanması ve anılan davalılar hakkındaki davanın da ticaret ve asliye hukuk mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 355. maddesindeki "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir." şeklindeki düzenlemeyle kamu düzenini ilgilendiren hususların istinaf incelemesi sırasında re'sen gözetileceğine işaret edilmiştir. "...I. BAŞVURU Başvurucu Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 27.11.2024 tarih, 2024/844 muhabere sayılı yazısı ile taşıma ilişkisine dayalı taşıyıcı, sürücü ve sigorta şirketleri aleyhine açılan tazminat davalarının birlikte tüketici mahkemesinde görülüp görülemeyeceği hususunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4, 5, 13. Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasında farklılık bulunduğunu belirterek bu farklı uygulamaların giderilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 03.01.2025 tarihli ve 2024/21 Esas, 2025/2 Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı ile; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2024/3345 E. sayılı kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2024/590 E., Bursa 13. Hukuk Dairesinin 2022/408 E., Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/456 E. sayılı kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğuna, uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birlikteliğinin sağlanması amacıyla 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca ilgili belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine oy birliği ile uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin kararları yönünde giderilmesine dair görüşte bulunulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR A.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2024/3345 E., 2024/2582 K. sayılı kararıyla; "... bir davalı yönünden görevli olan tüketici mahkemesi ile diğer davalı yönünden görevli olan ticaret mahkemesi değerlendirildiğinde, ticaret mahkemesinde yazılı yargılama usulünün uygulanırken, tüketici mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Her iki mahkemede açılacak davalarda alınacak harç farklıdır.Bu durumda her ne kadar somut olayda uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve davacının taleplerinden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte ise de, davalıların sorumluluğuna ilişkin hukuki sebeplerin niteliğine göre davaların görülmesi gereken asliye ticaret mahkemesi ve tüketici mahkemesinin yargılama usullerinde esaslı farklılıklar bulunduğundan aynı dava dilekçesi ile birden fazla davalı hakkında açılan bu davada tüm davalılar hakkındaki davanın bir bütün olarak asliye ticaret mahkemesinde ya da tüketici mahkemesinde görülmesi mümkün değildir. O halde ticaret mahkemesince davalı gerçek kişiye yönelik davanın tefrik edilerek tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi, davalı sigorta şirketi ile ilgili davanın ise esasının görülmesi için Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği, B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin ve 2024/590 E, 2024/618 K. sayılı kararıyla; "... davanın, müteveffa ...’in yolcu olarak seyahat ettiği davalı .... Ltd. Şti şirketin işleteni olduğu otobüsün kaza yapması sonucu vefat etmesinden doğan maddi-manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, muris/müteveffanın tüketici vasfına sahip olup, davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle, davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden uyuşmazlık tüketici mahkemesi görev alanına dahil değil ise de, usul ekonomisi, ihtiyari dava arkadaşlığı ve müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince bu davalı hakkındaki davanın diğer davalı ile birlikte tüketici mahkemesinde görülmesinin zorunlu olduğu, ilk görevsizlik kararı veren mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin taraflara tebliğ edildiği, dosyaya her iki davalı tarafça cevap dilekçesinin ibraz edildiği gözetildiğinde, davalı ... Ltd.Şti vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği, C.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/408 E. ve 2023/804 K. sayılı kararıyla; ".... Kaza tarihinde davacı ile bir kısım davalılar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki bulunmaktadır. Davacının bu sözleşme uyarınca tüketici (yolcu), davalı ...'nın da mesleki ve ticari faaliyeti kapsamında (kazanın ticari aracın seyir faaliyeti sırasında meydana gelmesi nedeniyle) hareket eden gerçek kişi olduğu ve dava tarihi gözetildiğinde, davanın temel dayanağının bizatihi tüketici işleminden (taşıma sözleşmesinden) kaynaklandığı ve eldeki davanın daha özel nitelikte mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, her ne kadar davalı .... yönünden genel mahkemeler görevli ise de; davacı tarafça davalıların müteselsil sorumluluğuna dayanıldığı, 6100 sayılı HMK 57. maddesi gereği davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, diğer davalı .... yönünden de özel görevli mahkemenin uyuşmazlığa bakmakla görevli olduğu ... göz önüne alındığında, tüm taraflar yönünden uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılarak diğer dava şartlarının değerlendirilmesi gerekmekte olup ilk derece Mahkemesi tarafından davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği, D.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/456 E., 2024/926 K. sayılı kararıyla; "... Somut olayda; taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacıların da tüketici vasfına sahip olması, davacı yolcular ile davalı ..... Ltd. Şti. arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında kalması gözetilerek, davanın görülmesinde Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde yargılamaya devam edilerek esastan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf eden davacılar vekili ve davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, taşıma ilişkisine dayalı, birden çok kişi aleyhine, ihtiyari dava arkadaşlığı şeklinde açılan davalarda, davalılardan biri yönünden tüketici mahkemesi, diğeri yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu durumda, davaların birlikte tüketici mahkemesinde mi, yoksa ayrı ayrı görevli mahkemelerde mi görülmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. B. İlgili Hukuk 1.Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesinde yer alan düzenlemedir. 2.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK). C. Değerlendirme 1.TKHK'nın 3/1-l bendi, "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder," düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 2.Anılan hükümler çerçevesinde, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden tüketicinin taraf olduğu bir taşıma sözleşmesi, tüketici işlemidir. Böyle bir sözleşme/işlem nedeniyle sürücü ve işleten/malik olanlara karşı birlikte açılan davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir. Taşınan tüketici ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketine/ şirketlerine karşı açılan davalarda ise görevli mahkeme, ticaret mahkemesidir. 3.Dava, sürücü ve işleten/malik olanlarla birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir. V. KARAR 1.Taşıma ilişkisine dayalı, birden çok kişi aleyhine, ihtiyari dava arkadaşlığı şeklinde açılan davalarda, davalılardan biri yönünden tüketici mahkemesi, diğeri yönünden ticaret mahkemesinin görevli olduğu durumda, davaların birlikte tüketici mahkemesinde mi, yoksa ayrı ayrı görevli mahkemelerde mi görülmesi gerektiği noktasında toplanan uyuşmazlıkta, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kalması, ihtiyari dava arkadaşlığı, usul ekonomisi ve özellikle müteselsil sorumluluk ilkesi gözetilerek davaların birlikte TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE GÖRÜLMESİNİN GEREKTİĞİNE, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine,..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2025 tarih ve 2025/616 Esas 2025/1428 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair ilamı) Bu açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlık; davalı şirkete ait, davalı sigorta şirketine sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ....'in sevk ve idaresindeki...... plakalı ticari otobüste yolcu olan davacının, tek taraflı trafik kazası sonucunda yaralanmasından doğan maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmakta olup, kaza tarihinde davacı ile davalı işleten şirket arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki bulunmaktadır. Davacı bu sözleşme uyarınca tüketici (yolcu), davalı işletenin de mesleki ve ticari faaliyeti kapsamında hareket eden şirket olduğu ve dava tarihi gözetildiğinde, davanın temel dayanağının bizatihi tüketici işleminden (taşıma sözleşmesinden) kaynaklandığı ve eldeki davanın daha özel nitelikte mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. (Aynı yönde Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2019 tarih ve 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı) O halde yerel mahkemece; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 83/2. maddesinde yer alan ve taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine ilişkin hüküm ile bu davanın açıldığı yerde müstakil Tüketici Mahkemesi'nin bulunduğu gözetilerek uyuşmazlığı esas yönünden incelemede yetki ve görevin İzmir Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilerek dosyanın İzmir Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olarak işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-3. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararın re'sen kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili ile davalı ...'in istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2018/910 Esas 2021/621 Karar sayılı hükmün, dava dosyasının esası incelenmeksizin 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-3. maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dava dosyasının yetkili ve görevli İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Karardan bir örneğin istinaf kaydının kapatılması ve gerekli işlemlerin yapılması için İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili ve davalı .....'in istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-Kararın re'sen kaldırılması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvuran davacı ve davalı .....tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran taraflara iadesine, 6-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında davacı ve davalı ...... tarafından yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf edenler yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avans iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.