Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3323 E. 2024/5474 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3323
- Karar No
- 2024/5474
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2022/1835 KARAR NO:2025/713 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/03/2022 NUMARASI:2018/1110 Esas - 2022/177 Karar DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 28/04/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin 08/05/2017 tarihinde aracı ile ..’e doğru seyir halindeyken, trafik kaydında davalı ...Şti adına kayıtlı olan davalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın dikkatsiz, tedbirsiz ve aşırı süratli bir şekilde yola çıkarak müvekkilin aracının sol ön çamurluk kısmına çarpması sonucu müvekkilinin sağ el başparmağının kırıldığını, müvekkilinin kendi imkanlarıyla hastaneye gittiğini, müvekkilinin kırılan parmağı işlev kaybı ve kaynamama riski oluştuğunu bu nedenle operasyonlar geçirdiğini, müvekkilinin parmağında 2 adet vida, 2 adet kirschner teli bulunduğunu, parmağında iz kaldığını, müvekkilinin 14/05/2017-28/09/2017 tarihleri arasında işine devam edemediğini, çok ihtiyaç olmasına rağmen araç kullanamadığını ciddi anlamda iş kaybı yaşadığını, müvekkilinin aracında kaza sonucu 64.000,00-TL lik hasar meydana geldiğini bu miktarın bir kısmının Trafik Sigortası ve Kasko tarafından ödenmesine rağmen hasarın giderilemediğini, iş kaybı ve hastane masrafları nedeniyle müvekkilin aracını hala yaptıramadığını açıklanan nedenlerle 50.000,00-TL manevi ve iş gücü kaybından kaynaklı ileride kazanması muhtemel iken yoksun kaldığı kazanımlara dair fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili 19/09/2019 tarihli dilekçesinde 10.000,00 TL'lik maddi tazminat talebinin 1000,00,00 TL'sinin iş gücü kaybı, 9.000,00 TL'sinin ise tedavi gideri olduğunu bildirmiştir.Davalı... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesi ekler kısmında kusur oranını belirleyen herhangi bir belge sunmadığını, Kaza Tespit Tutanağında sürücü adlarının üzerinde karalamalar ve değişiklikler yapıldığının aşikar olduğu, davacı yanın parmağında oluşan geçici zararın beden bütünlüğünü olumsuz etkileyecek nitelikte olmadığını, talep edilen 50.000,00-TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, bu tür kazalar sonucu tüm zararların Sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın 11/09/2016-11/09/2017 tarihleri arasında müvekkili şirket tarafından sigortalı olduğunu, davacının dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığı, koruyucu önlemleri alıp almadığı gibi müterafik kusur durumunun varlığının araştırılması gerektiği, yasa gereği tedavi giderlerinden... sorumlu olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, herhangi bir ödeme yapıldı ise bu ödemenin tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, müvekkilinin manevi tazminat talebinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, müvekkilinden ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davanın kısmen kabulü ile, 937,50-TL tedavi gideri, 10.030,28-TL sürekli iş göremezlik ve 350,08-TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 11.317,86-TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...Şti yönünden kaza tarihi olan 08/05/2017 tarihinden diğer davalı ... Sigorta A.Ş yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tedavi gideri talebinin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Şti'den kaza tarihi olan 08/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. ve davalı... Şti. istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davanın tümden kabulü yerine kısmen kabul kararı hatalı olduğunu, 10.05.2017 tarihli fatura ile 438,00 TL; 25.05.2017 tarihli fatura ile 7.500 TL olmak üzere toplam 7.938 TL ödeme Kredi Kartı ile yapılmış, bizzat müvekkilin kartından yapılan tedavi giderlerine ilişkin bu rakam gerek bilirkişi raporunda ve gerekse mahkemece atlanarak eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, müvekkil tarafından yapılan ve bizzat ödeme belgeleri dosyaya sunulan tedavi giderleri eksik ve hatalı hesaplandığından doğal olarak reddedilen kısım yönünden de karşı taraf lehine hükmedilen ilam vekalet ücretine haksız ve hukuka aykırı olarak hükmedildiğini, bu yönden de karar hatalı ve ortadan kaldırılması gerektiğini, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat çok düşük olup, genç yaşta ruhen çektiği elem, üzüntü ve acılarını teskin etmekten uzak olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza tarihi göz önüne alındığında hesaplamanın Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak TRH-2010 Yaşam tablosu esas alınarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talepler poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, davaya konu talepler haksız fiilden kaynaklandığından avans faize hükmedilmiş olması hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı .... Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza tarihi 08.05.2017 tarihinde meydana gelmiş olup kaza tarihinde geçerli yönetmelik, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik olduğunu, öte yandan, kaza 2017 yılında gerçekleşmiş olup bu tarihte geçerli Genel Şartlar çerçevesinde tazminatın TRH-2010 Yaşam tablosu üzerinden %1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak hesaplanması gerektiğini, ancak hükme dayanak raporda TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak progresif rant yöntemiyle hesaplama yapıldığını, meydana gelen trafik kazalarından doğan zararın karşılanabilmesi için trafik kazasının karayolu ve karayolu sayılan yerlerde meydana gelmesi, meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, somut olay bakımından, müvekkili şirkete ithaf edilebilecek herhangi bir kusur mevcut olmadığını, davacının talepleri haksız fiilden kaynaklandığından ve müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalısının sorumluluğundan fazla olamayacağından tazminata avans faiz işletilmesi mümkün olmadığını, müvekkili şirket yalnızca yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 08/05/2017 günü saat 19.00 sıralarında ... Caddesi üzerinde Esentepe istikametinden D100 istikametine seyir halinde olan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol ön köşe kısmının gidiş istikametine göre sol tarafında bulunan ... Caddesi üzerinde sola dönüş yapmak isteyen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüsün sağ ön yan kısmı ile çarpışmasıyla sola savrulan minibüsün sol yan kısmının ... Caddesi üzerinde sağ tarafından gelen ve kendisine yol vermek için duraklayan dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol ön köşe kısmına çarpması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ın 6/8 %75 oranında davacının 2/8 %25 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...'in kusur ve ihlalinin bulunmadığı; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/497 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ın asli derecede, davacının tali derecede kusurlu olduğu, 15/01/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş (Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik dikkate alındığında; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %1 olduğu, İyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği) olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "..." formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları).Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı minibüs trafik kaydında kullanım amacının yolcu nakli olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte minibüs olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporunda ki tedavi gideri hesaplaması bakımından davacı/davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporunda ki tedavi gideri hesaplamasına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili, davalı ... A.Ş. ve davalı ... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili, davalı ... A.Ş. ve davalı ... Şti. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 773,12 TL harçtan peşin alınan 364,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 409,12 TL harcın davalı ... A.Ş. tahsili ile Hazineye irat kaydına,c-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.456,22 TL harçtan peşin alınan 364,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1092,22 TL harcın davalı ... Şti. tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/04/2025