Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/29 E. 2024/226 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/29
Karar No
2024/226
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2022 NUMARASI .... DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi ile Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/12/2022 tarih ve 2021/92 Esas - 2022/410 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar vekilince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markanın 05, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde sahibi olduğunu, bu marka altında giyim ürünlerinin üretim ve satışını yaptığını, davalıların müvekkilinin markasıyla iltibas oluşturacak derecede benzer "..." markası ile "..." internet sitesinde ürün satışı gerçekleştirdiğini, bu ibareyi işletme adı olarak da kullandıklarını, davalıların bu faaliyetinin müvekkilinin marka hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nın 2020/142 D.İş sayılı dosyasında söz konusu internet sitesi üzerinde delil tespiti yapıldığını, davalıların eyleminin haksız rekabet de teşkil ettiğini, maddi zararlarına ilişkin olarak belirsiz alacak davası açtıklarını ve SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca tazminat talep ettiklerini, delil tespiti masraflarının da zarar kapsamında olduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, belirsiz alacak davası hükümlerine göre alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde talep arttırmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 23.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00-TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 23.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılar aleyhine verilecek mahkeme kararının masrafı davalılara ait olmak üzere ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, "......." internet sitesi üzerinden yapılan satışların sadece müvekkillerinden "...-... ..." şahıs işletmesine ait olduğunu, diğer davalılarla bir bağlantısının bulunmadığını, davalı ... davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olup, anılan internet sitesinde "..." markası ile herhangi bir mağaza açmadığını, ürün satışı yapmadığını, davalı ...'un diğer davalının işletmesinde sigortalı olarak çalıştığını, açıklanan nedenle davalı ... ve davalı şirketin taraf ehliyeti bulunmadığını, müvekkilleri tarafından "..." markası taşıyan bir ürün üretilmediğini veya satılmadığını, davalı ...'un oğlunun adının "..." olması nedeniyle bu ismi seçtiklerini ve sadece ... unvanı olarak kullandıklarını, davacının markasının öğrenilmesi üzerine "... ..." markasını kullanmaya başladıklarını, davacının "..." markasını ayak giysileri üzerinde kullanmadığını, ibarenin sadece ... unvanı olarak kullanılması sebebiyle marka hakkına tecavüzün de söz konusu olmadığını, davacının markasını ayak giysilerinde kullanmaması nedeniyle maddi tazminat talep etmesi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmakla birlikte talep edilen tazminatın da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/142 D.iş sayılı delil tespit dosyasında "..." alan adı altında faaliyet gösteren sanal pazar yerinde "... ..." isimli mağazada 22 adet "..." markalı ... ürünü bulunduğunun tespit edildiği, davalının tespit edilen faaliyetinin 25 ve 35. sınıfları kapsadığı, şirket merkezi olarak kayıtlı adresin ise ev olduğu ve incelenmek üzere herhangi bir defter, belge tespit edilemediği; davacı tarafça emsal olarak sunulan sözleşmelerin lisans bedeli hesaplamasında dikkate alınamadığı; davalı firmanın internet üzerinden ... yapması, giderlerinin bu bağlamda az olması göz önünde bulundurularak ciroya uygulanacak hak bedeli oranın % 10 olarak alınması ve marka gücü endeksi olan % 35 oranının bu orana uygulanarak % 3,50 lik bir lisans bedeli oranının uygulanmasının hakkaniyetli olacağı; ... ... ... ... ve ... Tic. A.Ş. tarafından 06.05.2022 tarihli yazı ile "....com" online alışveriş sitesinde ... ... ve ... ... .... isimli satıcıların tüm sipariş bilgileri ve satıcılara ait tespit edilen diğer tüm bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırıldığı; dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde, davalının, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin 6.337,03-TL olduğu, 10.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun bulunduğu; hükmedilen tazminatlara davacı vekili talebi doğrultusunda 23/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz işletilmesinin ve hükmün ilan edilmesinde davacının menfaatinin bulunduğu; davalılardan ... ....davalılardan ... ..... Ltd. Şti'nin ortağı ve yöneticisi olduğu, bu kişi tarafından "..." markası ile alakalı herhangi bir mağaza açılmadığı ve ürün satışının yapılmadığı, dolayısıyla adı geçenin iş bu davada taraf sıfatına sahip olmadığı, ayrıca diğer davalı şahıs işletmesinde sigortalı olarak çalışan sıfatında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının marka hakkına, davalılar ... ... .. tarafından tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine; 6.337,03-TL maddi tazminatın 23/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar ... ... tahsiline; 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... ... 23/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, mahkeme karar özetinin masrafı davalılar ... ... ve ... ... ....'ye ait olmak üzere ülke çapında yayım yapan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, davalıların "..." markası altında hem ürün satışı gerçekleştirdiklerini, hem de mağazacılık faaliyetinde bulunduklarını, davalıların mağazacılık faaliyetinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, davalardan ... satışa sunduğu "..." ibareli ürünlerin de müvekkili markalarıyla karıştırılabileceğini, davalılardan ... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, zira anılan davalının davalı şirketin yetkilisi ve müdürü olduğunu, anılan davalının da şirket müdürü olarak müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkilinin daha önce akdettiği mevcut lisans sözleşmelerinin lisans bedeli hesaplamasında dikkate alınmamasının da doğru olmadığını, raporun kendi içinde çelişki içerdiğini, davalı tarafın müvekkilin markası adı altında kendi ürünlerini üretip satışını gerçekleştirdiğini ve söz konusu bu satıştan haksız kazanç elde ettiğini, bu nedenle davalının müvekkilin ürünlerini satmadığı gibi bir gerekçe ile lisans sözleşmesinin uygulanamayacağı şeklindeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış, yaygın bir kitle ile geniş bir pazara hitap eden bir marka olup; davalıların müvekkilinin ününden, itibarından ve müşterilerinden faydalanmak için markanın birebir aynısını kendi işletmesinde ve ürünlerinde kullandığını, bilirkişi tarafından belirlenen marka gücü oranının %35'in çok daha üzerinde olması gerektiğini, hak bedeli oranının da düşük hesaplandığını, mahkemece takdir edilen maddi tazminat tutarının herhangi bir caydırıcılığının bulunmadığını, manevi tazminat tutarının da tamamına hükmedilmesi gerektiğini, tazminatlardan fazla müvekkilini borçlandırıcı şekilde karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin de adil yargılanma, hak arama hürriyeti ve mahkemelere erişim hakkını kısıtladığını, delil tespit dosyası için yapılan yargılama giderleri talep edildiği halde bu masrafların yargılama giderine dahil edilmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili istinaf başvuru dlekçesinde, müvekkili şirket tarafından "..." markası ile hiçbir ürün satılmadığını, bu konuda bir delil sunulmadığını, müvekkili ... şahıs işletmesi tarafından satışı yapılan ayakkabılarda da "..." markasının kullanılmadığını, bu ibarenin sadece ... unvanı olarak kullanılmış olduğunu, "..." ibaresi ürün kodu olarak kullanıldığından bu ibareyi taşıyan ürünlerin tazminat hesaplamasına dahil edilmesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davacının "..." markasını ayak ürünlerine ilişkin kullanmadığının, davacı adına tescilli "..." markasının tanınmış bir marka olmadığının dolayısı ile davacının bu markayı tüketicilerin tercih etmesinde ilave katkısının bulunmadığının tespit edildiğini, davacının kullanılmaması sebebi ile hükümsüzlüğü gereken bir markanın sırf TPMK da tescili mevcut olduğu için maddi ve manevi zarara uğradığını kabul etmenin tescil hakkının kötüye kullanımı manasına geldiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ... ... ve davalı şirketin "....com" online alışveriş sitesinde "... ..." markasal kullanımı ile ... sattıklarının tespit edildiği, davalılar tarafından kullanılan markanın davacının "..." ibareli markalarıyla iltibas oluşturduğu, davalıların bu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiği, bu durumda davacının maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, öte yandan, maddi tazminat hesabında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, takdir edilen manevi tazminat tutarının da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, dava, davalı şirket yetkilisi ... ...'na da yöneltilmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, anılan davalı yönünden dava reddedilmiştir. Ancak dosya kapsamı ile davalı ... ...'nun davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu sabit olup, davalı şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemi de sübut bulmuştur. Her ne kadar 6102 sayılı TTK'nın 632. maddesi uyarınca, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin işlemiş oldukları haksız fiillerden şirket sorumlu olur ise de, 4721 sayılı TMK'nın 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yani haksız fiilden dolayı şirketin yönetimi ve temsili ile yetkili kişiler genel hükümlere göre, şirketler ise 6102 sayılı TTK'nın 632. maddesine göre sorumlu olabilirler. Haksız fiil nedeniyle sorumluluk davası haksız fiili ika eden şirket veya şirket yetkilisi aleyhine ayrı ayrı açılabileceği gibi birlikte de açılabilir. Bu durumda, davalı şirketi münferiden temsile yetkili ... ...'nun da dava konusu haksız fiil oluşturan eylemlerden sorumlu tutulması gerekirken, taraf sıfatının bulunmadığından bahisle, anılan davalı yönünden davanın reddi doğru olmamıştır. Yine, davacı tarafça, delil tespiti dosyasında yapılan giderlerin de tahsili talep edilmiş, mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK'nın 326. maddesinin ilk fıkrasında Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, ikinci fıkrasında ise davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı düzenlenmiş olup, HMK'nın 323/1-ç bendinde geçici hukuki koruma tedbirlerine ilişkin giderler de yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Açıklanan nedenle, delil tespiti giderlerinin yargılama giderlerine dahil edilmemesi doğru olmamıştır. Öte yandan, davacı vekili 20.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş ve kendisine vekille temsil ettiren davalılar lehine davanın ret sebebine göre reddedilen kısım üzerinden iki ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş ve manevi tazminat talebinin kısmen reddedilmesi, yargılama gideri hesabında dikkate alınmıştır. Hal böyle iken Anayasa Mahkemesi, 25/12/2024 tarih ve 2024/29E.-2024/226 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu tespitinde bulunarak hükmü iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı ile ilgili olduğu ve manevi tazminat davasının kısmen reddedilmesi hâlinde davayı açan kişinin yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulmasının bu kişi üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle bu hakkı sınırladığı tespitinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi'ne göre, manevi zararların karşılanmasında paradan yararlanılması kaçınılmaz olmakla birlikte Türk hukukunda ilgili yasal düzenlemelerde manevi tazminat olarak ödeneceği ifade edilen uygun bir miktar ya da bir miktar paranın belirlenmesine yönelik herhangi bir hesaplama yöntemi bulunmamakta olup ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenleme de bulunmadığından HMK'nın 326/2 maddesi ile mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamamaktadır (AYM, E.2024/9, K.2024/226, 25/12/2024, 23-46 §§). Her ne kadar iptal hükmünün ilgili kararın Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren 9. ay sonra yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış ise de, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326/2 hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığı tespit edilmiş ve bu nedenle ilgili hükmün iptaline karar verilmiştir. Bu halde Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırılığı tespit edilmiş ancak iptal kararının yürürlüğe girmesi için süre verilen durumlarda söz konusu kuralın uygulanıp uygulanmayacağının irdelenmesi gerekmiştir. Anayasa Mahkemesi Hulusi Yılmaz [GK B. No: 2017/17428, 1/12/2022] kararında Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olup kamu gücü kullanan makamların her türlü iş ve işlemlerinde öncelikle Anayasa hükümlerini gözetmek zorunda olduklarını ve Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca hâkimlerin önlerine gelen uyuşmazlıkları öncelikle Anayasa hükümlerini dikkate alarak çözüme kavuşturmaları gerektiğini anayasal bir zorunluluk olarak belirlemiş ve mahkemelerin Anayasa'ya aykırılığı açık olan bir kanun hükmüne dayalı olarak uyuşmazlığı çözmesinin Anayasa'nın 152. maddesine aykırı olduğu gibi ilgili hükmün bireysel başvuruya konu olması hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verebileceğine işaret etmiştir. Somut uyuşmazlıkta ilgili kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca hükmün iptali için itiraz yoluna gidilmesi söz konusu olamayacağı ve bu hükme dayalı olarak karar verilmesi iptal kararı ile açık bir çelişki oluşturup bireysel başvuruya konu edilmesi halinde mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olabileceğinden manevi tazminat isteğinin redde konu bölümü esas alınarak davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları da isabetli bulunmuştur. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/12/2022 gün ve 2021/92 E. - 2022/410 K sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; A)Davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin TESPİTİNE, DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, B)6.337,0.-TL maddi tazminatın 23/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, C)10.000,00-TL manevi tazminatın 23/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, D) Mahkeme karar özetinin masrafı davalılara ait olmak üzere ülke çapında yayım yapan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maddi olmayan talepler yönünden 615,40-TL maktu, maddi manevi tazminat talebi yönüden 1.115,98-TL nispi karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 1.731,38-TL harçtan, peşin ve ıslah harcı olarak alınan 449,78-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.281,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine kabul edilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 6.337,03-TL, kabul edilen manevi tazminat üzerinden belirlenen 10.000,00-TL ve kabul edilen diğer talepler üzerinden belirlenen 40.000,00-TL olmak üzere toplam 56.337,03-TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 281,75-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 91,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 5.364,75-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 7/8 kabul edilerek bu orana tekabül eden 4.694,15-TL'ye 449,78-TL mahsup edilen peşin ve ıslah harcı, 59,30-TL başvuru harcı eklenerek oluşan 5.203,23-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ... ... ... Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan 83,00-TL tebligat masrafı, ile 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 575,00-TL‬ yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/8 kabul edilerek bu orana tekabül eden 71,87-TL'sinin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 279,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-Harçlar Kanununa göre davalılardan alınması gereken 1.731,38-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 279,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.452,38-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/29, K. 2024/226, T. 06.05.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-29-e-2024-226-k-27b01f4044f4