Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2309 E. 2024/2414 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2309
Karar No
2024/2414
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/2309

KARAR NO: 2024/2414

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/09/2024

ESAS NO: 2024/70

KARAR NO: 2024/821

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2024

İSTİNAF KARAR

YAZIM TARİHİ: 05/12/2024

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2024 tarih ve 2024/70 Esas - 2024/821 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya söz konusu ilişkiden kaynaklı olarak 200.000 TL bedelli bono verildiğini, davalının müvekkili aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını takip konusu bononun vade tarihinden hemen sonra 17.04.2023 tarihinde 50.000 TL, 50.000 TL, 50.000 TL, 20.000 TL ve 18.04.2023 tarihinde 30.000 TL olarak alacaklıya ödendiğini, dosyaya sunulan muavin defter kaydına göre davacının davalıya takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının görüleceği gibi 6.653.140,62 TL alacağı olduğunu, davalıya borcun ödenmesine rağmen mükerrer tahsilat yapılmaya çalışıldığını belirterek takibin iptaline ve menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının sunmuş olduğu ödeme belgelerindeki açıklamalarda cari hesap ödemesi açıklaması olduğunu, takip konusu senede yönelik ödeme olmadığını, senede atıf yapılmayan ödemelerin senet borcundan mahsubunun kıymetli evrak niteliğindeki senetlerdeki soyutluk ilkesini ihlal edeceğini, davacının iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının davalı ile olan ticari ilişkiyi inkar etmediğini, senetteki imzaya herhangi bir itirazı olmadığını, davacının ödemeyi yazılı delille ispatlaması gerektiğini, takibe konu bononun kayıtsız şartsız bir bedeli ödeme vaadi içerdiğini, davalının borcu ödediğini gösteren herhangi bir somut delil sunmadığını, ödemelerin açıkça cari hesaba ilişkin olduğunun yazılı olduğunu, davacının iddiasının aksine TBK 102 gereğince ödeme belgesinde açıklama yapılmaması halinde ödemenin muaccel borç için yapılmış sayılacağını, cari hesap ödemesi açıklaması içeren dekontlardaki bedelin takip konusu borçtan mahsubunun mümkün olmadığını, davacının sunduğu tek taraflı muavin defter kaydının kabulünün mümkün olmadığını, kıymetli evrakın kural olarak doğumuna neden olan olaydan veya hukuki ilişkiden bağımsız bir hukuki ilişki meydana getireceğini, davacının davalı firma ve davalı firma yetkilisi ve diğer firmalara yönelik borcu bulunduğunu, davalı firma yetkilisi ...'nin uhdesinde bulunan 05.01.2024 tarihli 3.000.000 TL bedelli çeke ilişkin ödemeden men yasağı almak suretiyle haksız ve kötü niyetli olarak davalının alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik girişimde bulunduğunu, çekin istirdadına yönelik dava açılmadığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Mahkememizce, dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak, davacının takibe dayanak senedin davalı defterinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı olması halinde senet borcunun tahsiline dair kayıt bulunup bulunmadığının tespiti hususunda rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 08/06/2024 tarihli raporda özetle; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davalının ticari defterlerinin incelenmesinden davalının takip konusu yaptığı bononun davalının ticari defterlerinde davacıdan olan alacağa karşılık giriş kaydının bulunduğu, davalının ticari defterlerinde takip konusu bononun dışında her biri 200.000 TL olan 3 adet bono daha bulunduğu, davalının ticari defterlerinde takip konusu bononun ve takip konusu yapılmayan diğer bonoların tahsil edildiği kayıtlıdır ve herhangi bir faiz tahakkuku da yapılmadığı, davalının işlemiş faizin saklı kaldığını belirten bir beyanını gösteren belge de dosyada bulunmadığı, takip konusu bononun vade tarihi ve davacının takip konusu bonoya mahsuben yaptığı ödemeler dikkate alındığında ve yapılan ödemeler öncelikle faize sayıldığında takip tarihi itibariyle davacının davalıya 412 TL anapara ve 56 TL işlemiş faiz borcu hesaplandığı, dava tarihinde ise 412 TL anapara ve 57,29 TL işlemiş faiz hesaplandığının tespit edildiği bildirilmiştir.

Davalı defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen raporda,takibe dayanak senedin tahsil edildiğinin davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği,senedin vade tarihinden sonra ödeme yapılmış olması nedeniyle ödemenin öncelikle faizden düşülerek yapılan hesaplamada davacının takibe dayanak senetten kaynaklı olarak davalıya takip tarihi itibariyle 412,00 TL anapara ve 56,00 TL işlemiş faiz borcu bulunduğu hesap edildiğinden davanın kısmen kabulü dava konusu takipten kaynaklı davacının davalıya 199.588,-TL ana para ve 36.733,04-TL işlemiş faiz borcu olmadığının tespitine, davalının bakiye alacağının bulunması ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğinin de ispatlanamaması nedeniyle kötüniyet tazminatının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş...." gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile, davacının Kayseri İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ve takibe dayanak 03/11/2022 tanzim, 200.000-TL bedelli ve 10/04/2023 vade tarihli senetten dolayı 199.588-TL anapara ve 36.733,04-TL işlemiş faiz borcu olmadığının TESPİTİ ile takibin bu miktar yönünden İPTALİNE, 2-Davacının kötüniyet tazminatı isteminin REDDİNE karar verilmiştir.

İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kanaatince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksiklikler barındırdığını, öncelikle ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturabilmesi için usulüne uygun tutulup tutulmadıklarının tespiti gerektiğini, ancak bilirkişi raporunda defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı değerlendirilmediğini, ticari defterlerin delil değerinin tespitinde tarafların ticari defterlerinin birbirlerine aykırılık içermemesinin de tespiti gerektiğini, ödeme iddialarının senetlere ilişkin yapıldığının kabulüyle hareket edilerek alacak-borç ilişkisinin tespiti yapılmışsa da ödeme dekontlarında açıkça belirtilen cari hesap ödemesi açıklamaları dikkate alınarak senetle birlikte cari hesap ilişkisinde mevcut tüm borcun tespiti yapılması gerektiğini, işbu tespitler ve defterlerde kapsamlı inceleme yapılmadan salt ödemelerin takip konusu senede istinaden yapıldığına ilişkin değerlendirmenin somut gerçeklikten uzak olduğunu, yerleşik Yargıtay kararlarının da nazara alındığında kambiyo senetlerinin sebepten mücerretliği ilkesi de nazara alınarak ticari defterlere başvurulmasının da usule aykırı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/997 E. 2019/5542 K., 12. HD. 7.6.1995 T. 8415/8437, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/04/2019 tarihli ve 2017/12-338 E., 2019/465 K. sayılı ilamı ile 22/06/2021 tarihli ve 2017/12-357 E., 2021/824 K. sayılı ilamlarında benimsendiği üzere ödeme belgesinde açıkça senedin vade, tanzim tarihi ve miktarına açık bir şekilde atıf yapılması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/19-821 K. 2019/58, Kanun metninden de anlaşılacağı üzere kişilerin haklarının kullanılması ve kazanılmasında iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu, dürüstlük kuralı (Bona Fides) mevcut bir hakkın kullanılmasında söz konusu olurken iyiniyet ise hakların kazanılmasında söz konusu olabileceğini, somut olayda da davacı tarafın haksız ve kötüniyetli girişimlerde bulunduğunu, bu durumun ise açıkça hukuk düzeninin koruma alanı dışında olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen nedenler ve mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle hukuka ve usule aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak eldeki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine konu bonodan dolayı ödeme savunmasında bulunarak davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

Davalının davacıya karşı başlattığı icra takibinde 200.000,00 TL senet bedeli ve 36.789,04 TL faiz olmak üzere toplam 236.789.04 TL alacak talep ettiği, dayanak olarak senedin gösterildiği görülmüştür.

Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez.

Davacı ispat yükümlüğünü yerine getirmek adına davalı alacaklının defter, kayıt ve belgelerine de dayanmıştır. 6102 sayılı Kanun’un 83 üncü maddesinde (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 80 ve 81 inci maddeleri) “Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır” hükmü düzenlenmiştir. Benzer bir düzenlemeye ise 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrasında “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” hükmü ile yer verilmiştir.

Öte yandan kambiyo senetleri illetten mücerret olup tacirler arası hukuki ilişkilerden dolayı düzenlense dahi ticari defter ve kayıtlara işlenmesi zorunluluğuna dair herhangi bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu tür belgeyi hüküm ve kuvvetten düşürecek her türlü iddianın da eşdeğer bir belgeyle ispatı gerekir. Davacı bonoya karşılık davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğu, ödemede bulunduğu savunması nazara alındığında bu beyanı sonrasında ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, davalının ayrıca ticari defterlerinde teslime ilişkin belgenin kaydının bulunup bulunmaması önem arz etmemişse de davalının defterlerinde davacının ödemesine ilişkin kayıtların incelenmesi gerekmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.05.2011 tarih, 2010/12014 E. ve 2011/6763 K. sayılı kararı).

İlk derece mahkemesine mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan raporda davalıya ait 2023 yılı defterleri üzerinde yapılan incelemede davalının davacıdan bu senetten kaynaklı bir alacağının bulunmadığı, davalının kendi defterlerinde davacının senede dair ödemede bulunduğunu belirttiği, bu kaydın kendi aleyhine delil teşkil ettiği görülmüştür. Davalının karşı tarafın ödemesini defterine kaydetmesi, daha sonra borcu bulunduğunu iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davalının kendi ticari defterindeki bu kayıt davacının ödeme yapması açısından karine teşkil etmektedir.Aynı zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, ödemenin davalı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davalı aleyhine karine oluşturur.

Davalı yanın ticari defterlerinde bononun numarası belirtilerek ödeme yapıldığının işlendiği , bononun davacı tarafından bu suretle ödendiği bilirkişi incelemesi ile ortaya konulmakla davanın kısmen kabulü kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/09/2024 tarih ve 2024/70 E. - 2024/821 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 16.143,09 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 4.036,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.107,09 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/2309, K. 2024/2414, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2309-e-2024-2414-k-ecfbb40a2975