Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/216 E. 2025/1003 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/216
Karar No
2025/1003
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/216 - Karar No:2025/1003 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a. 6 md)

ESAS NO : 2024/216 KARAR NO : 2025/1003

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2020/57 E-2023/690 K

DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali/Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ :25/11/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali/alacak istemine ilişkin davada mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 30.05.2017 tarihli sözleşme ile ana müteahhit tarafından davalı borçlu şirkete 26.11.2016 tarihinde ihale edilen “İstanbul Yeni Havalimanı İnşaatı Kapsamında İskele Binaları Çelik ve Uzay Kafes İşleri kapsamında yapılacak olan çelik kolonları ile krişlerinin 1 saat Yangına Dayanıklı Boya ile korunması işleri”nin ihale doküman ve içeriklerine, MAF dosyasına uygun olarak birim fiyatla müvekkili şirket tarafından üstlenilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, sözleşme ve ekleri ile yükümlendiği işleri ifaya başladığını, daha sözleşmenin başında davalı borçlu tarafın sözleşme ile yükümlendiği ana edim olan ödemeler başta olmak üzere bilhassa uygulama sahası uygulamaya uygun olarak teslim edilmediğini, müvekkili şirket sahada çalışmaya başladıktan sonra Maf Dosyası gereği çatı veya cephesi açık olan yerlerde hiçbir şekilde uygulama yapılamayacağı belirtilmesine ve bu husus da taraflarca mutabık kalınmasına rağmen müvekkili şirketin, üst işveren ... ve davalı tarafça uygulama yapmaya zorlandığını ve bu durumun malzeme ve işçilikte fahiş/öngörülemeyen bir artış olmasına sebebiyet verdiğini, sözleşmenin imzası safhasında kolonların astar öncesi temizliğinin nasıl olacağı MS dosyası ile karşı tarafça onaylanmasına rağmen müvekkili şirkete 1 ay boyunca kolonların zımpara ile kazınması sureti ile temizliğinin yaptırıldığını, bitirilmiş olan imalatların ( temizlik, astar, yangın boyası ve son kat boya ) aynı gün veya bir sonraki günün başlangıcında teslim alınmayarak sahada çalışan diğer taşeron firma işçilerinin ve makineleri tarafından uygulaması tamamlanan imalatlara sürekli zarar verilmesinin önüne ihtarlara rağmen geçilmediğini, bu sebeple imalatı tamamlanan sahalarda sürekli geri dönüşler yapılıp tadilat ve yeniden uygulama yapılmasına sebebiyet verildiğini, uygulanan yangın boyasının su bazlı olup sahadaki diğer imalatlar sebebiyle ve sahanın çatı ve cephelerinin açık olması sebebiyle sürekli tozlanma olduğunu, bu tozların uygulama yapılan sahada boyaya yapışması sebebiyle müvekkilinden neşet etmeyen bu aksaklıkların ek işçilik ve malzeme ile zımpara yapılmak sureti ile bertaraf edilmesi cihetine gidildiğini, neticede müvekkili şirketten sözleşmede belirtilmeyen imalat ve uygulama şeklinin yapılmasının istendiğini ve bu hususun dayatılarak sözleşme kapsamındaki işlerin haksız tutumlar, ek talepler, yer teslimindeki gecikmeler, sahadaki olumsuz koşullar sebebiyle tamamlanamadığını, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa gönderilen maillerde de ifade edildiği gibi işin devamı sırasında 800.000,00 TL civarında harcama yapılmasına sebebiyet verilmiş olduğunu, yine davalı şirkete gönderilen Bakırköy 8. Noterliği'nin 01.12.2017 tarih ve 20532 yevmiyeli ihtarnamesi ile son kez bildirildiğini, davalı tarafın ise müvekkili şirkete gönderdiği 01.12.2017 tarihli Ankara 17. Noterliği'nin 17204 yevmiyeli ihtarnamesi ile “işin süresi içinde teslim edilmediğini” bahane/gerekçe göstermek sureti ile 30.05.2017 tarihli sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiklerini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin sözleşme gereği üstlenmiş olduğu işeri askıya aldığını ve sahaya işçi çıkarmadığını, davalı tarafın 02.12.2017 tarihli mail göndererek müvekkili tarafından sahaya ekip çıkarılmadığını, bunun akde aykırı olduğunu, akdi ifaya devam edilmez ise sahaya başka taşeron sokulacağını ve işin bunlar marifeti ile yürütüleceğini ihtar ettiğini, ödemelerin yapılmaya başlanacağını, üst işveren ... ile de görüşüldüğünü , tüm pürüzlerin ortadan kaldırıldığını ve mevcut işi firmanızla devam ettireceğiz, işin aksaması yönündeki tüm engelleri kaldıracağız, firmanıza destek olacağız taahhüdü ile müvekkilinin olumsuz koşullarda işin kalan kısmını da teslim etmeye zorladığını, tarafların 02.12.2017 tarihinde ve 06.12.2017 tarihinde çözüm hususunda son bir toplantı yaptığını bazı kararlar alındığını, davalı tarafın bu toplantılarda da üstüne düşen ve taahhüt eden edimlerin hiçbirini yerine getirmediğini, akde aykırı tutumlarına devam ettiğini bunun üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1364 D.İş sayılı dosyası üzerinden keşif ve delil tespiti talebinde bulunulduğunu, dosyaya sunulan 20.02.2018 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporu'nda sözleşmenin başından itibaren akde aykırı olarak sözleşmede ve eklerinde belirtilen şartların sağlanmadığı, saha koşullarının tüm talep ve ihtarlara rağmen boya yapımına uygun hale getirilmediği, bu aksaklıklardan davalı tarafın mesul olduğu, davalı tarafça sözleşmeye uygun yer tesliminin yapılmadığı, bu ve uygulama yapılan alanın açık olması sebebiyle maddi ve manevi zararların husule geldiği, yapılan boya uygulamalarının tamamlanan kısımlarında diğer taşeron firma elemanlarının çalışmaları sebebiyle boya imalatlarına zarar verildiği, işin başlangıcından delil tespiti anına kadar tüm işçilik ve imalat hesaplarının toplamda 985.603,16 TL olduğu, ayrıca mezkur işçilik ve imalat hesapları üzerinden uzayan zaman süresi de nazarı itibara alınarak %15 kar tahakkuku gerektiği yönünde tespit yapıldığını, bu tespit sonrası keşide edilen 16.03.2018 tarihli faturanın Bakırköy 28. Noterliği'nin 22.03.2018 tarih ve 07846 yevmiyeli ihtarnamesi ile birlikte davalı tarafa gönderildiğini, ancak davalı tarafın fatura bedelini ödememesi üzerine hakkında İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/22936 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketçe yetki itirazında bulunulması üzerine takibe Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8841 Esas sayılı dosyası ile devam edildiğini, davalı borçlu tarafından bu takipte gönderilen ödeme emrine de itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu belirterek itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili , sözleşmeye konu işin bitiş tarihinin 15.08.2017 olduğunu, davacı şirketin taahhüt ettiği işi belirtilen sürede bitiremediğini, davacı şirket alanında uzman olduğunu iddia etmesi ve hatta sözleşmenin 3. maddesi gereği proje işini yerinde inceleyip, tüm şartları kabul etmesine rağmen işi tamamlayamadığını, proje konusu işin kış aylarına sarktığını ve kış koşullarında müvekkili şirketin imkanları ile tamamlanabildiğini, davacı firmanın, müvekkili şirketin tüm uyarılarına rağmen gerekli ciddiyeti ve özeni göstermemesi, tecrübesizliği ve yetersizliği hatta proje konusu işte koordinasyon ve organizasyon eksikliği gibi pek çok faktörler nedeniyle işi eksik bırakarak şantiye alanını terk ettiğini, müvekkili şirketin de ... ana işverene karşı çok zor durumda kaldığını, işin süresinde bitirilmediği ve idari yönetimin standartlarına uygun yürütülmediği, bir an önce eksiksiz teslim yapılmazsa sözleşmenin haklı olarak feshedileceği konusunın davacı şirkete ihtar edildiğini, davacının, haksız ve hukuka aykırı bir delil tespit raporu doğrultusunda alacakları olduğu iddiası ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü 2018/8841 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, tek taraflı olarak düzenlenen raporun HMK'nın 400. maddesi uyarınca hem usule hem de hukuka aykırı olduğunu, 20.02.2018 tarihli Bilirkişi Kurul Raporu incelendiğinde, kurulun kendi tespitlerinden ziyade talepte bulunan şirketin, iddialarının aynen kabul ettiğinin anlaşıldığını, bilirkişilerin mevcut durumu değil, delil tespiti talebinde bulunan tarafın iddialarını aynen raporlarına konu ettiklerini, davacı vekilinin sözleşmede kararlaştırılandan daha fazla ekip ve ekipmanın sevk edildiği iddialarının asılsız olduğunu, davacı tarafından yapılan işlerde eksik ve ayıpların tespit edildiğini, bunların mail ile davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirketin gerekli koordinasyonu sağlamadığı için müvekkili şirkete sık sık revize iş programı sunduğunu, müvekkil şirkete ... ana işveren tarafından gönderilen mail yazısında, sözleşme konusu iş ile ilgili ekip ve ekipman sayısının istenilen düzeyde olmadığı, Temmuz 2017 yılında tamamlanması gereken imalatların hala devam etmekte olduğu, 30.11.2017 tarihine kadar “tamamlanmazsa hak ediş ödemesi yapılmayacağının" ihtar edildiğini, anılan yazının davacı şirkete uyarı mahiyetinde gönderildiğini, davacının, işe fiilen başladığı anda engel olabilecek tüm hususları müvekkili şirket ve dava dışı ...' ya yazılı olarak bildirmesi ve uygunsuz koşullar giderilmeden işe başlamaması gerektiğini, yangına dayanıklı boyama işini yüklenen ... A.Ş. tarafından hazırlanması gereken ITP'nin, boyanın kabulü kriterleri eksik yapıldığı için birçok soruna neden olduğunu, anılan durumlar ile ilgili olarak müvekkili şirket tarafından karşı yana yazılı ve sözlü birçok uyarı yapılmasına ve haklı fesih şartları oluşmasına rağmen ... A.Ş. tarafından sunulan revize programlar neticesinde işin zamanında biteceği taahhüdüne güvenilerek işlerin devamına karar verildiğini, davacı şirket yetkilisinin müvekkil şirkete gönderdiği 29.11.2017 tarihli mailde, işin bitirilme taahhüdü tarihinden yaklaşık 4 ay kadar sonra uygulanan boyaların iç ortam ürünü olduğu, uygulama sonrasında ortam koşullarına maruz kalındığında sıkıntılar olabileceğinin bildirildiğini, davacı şirketin, işin %44'ünü tamamlayabildiğini, tamamladığı işin hak ediş ödemelerinin de yapıldığını, işin kalanının müvekkili tarafından tamamlandığını, yapılan ek maliyetler ile müvekkilinin, davacının kusuru nedeniyle zarara uğradığını, davacının en fazla isteyebileceği tutarın (3.580 m2 x 11,90 Euro=) 42.602 Euro olduğunu, davacı tarafın kesmiş olduğu ikinci faturanın dava konusu sözleşme konusu işin toplam bedelinden bile fazla olduğunu, kabul edilemeyeceğini, müvekkil şirketin tüm iyi niyetli ve hoşgörülü çabaları karşısında davacı şirketin akde aykırı davranmaya devam etmesi ve taahhüt ettiği işi tamamlamak için hiçbir çaba göstermemesi nedeniyle Ankara 17. Noterliğinin 04.01.2018 Tarihli 00169 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tek taraflı olarak davacı şirketin akdinin feshedildiğini belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında tanzim edilen 30.05.2017 Tarihli Yüklenici Sözleşmesine aykırı davranan davalı yüklenici şirketin, proje konusu işi eksik ifa etmesi neticesinde müvekkili şirketin ... İstanbul Yeni Havalimanı İnşaatı İskele Binaları Çelik ve Uzay Kafes İşleri kapsamında "Çelik Kolonlar ile 1 Saat Yangına Dayanıklı Boya İle Korunması" işinden dolayı uğradığı zarar, ana müteahhitin müvekkiline kestiği tüm cezalar ve yapılan kesintiler dahil, projenin bitirilmesi için yapılan ek maliyetler olmak üzere fazlaya ilişkin dava ve ıslah hakları saklı kalmak üzere ve Euro cinsinden olan alacaklarının fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden hesaplanarak şimdilik toplam 10.000 TL uğranılan zararın, temerrüt tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;" Asıl dava; eser sözleşmesi nedeniyle bakiye imalat bedeli ile kar mahrumiyetinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, Birleşen dava; eser sözleşmesi kapsamında işin yarım bırakılması sonucu ana müteahhidin kestiği ceza ve kesinti ile işin tamamlanması için yapılan ek maliyetler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, Ankara 28. İcra Dairesinin 2018/8841 Esas sayılı, İstanbul 5. ATM'nin 2017/1364 D.iş sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmış, bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Ankara 28. İcra Dairesinin 2018/8841 Esas sayılı dosyası incelendiğinde alacaklı ... Endüstri Enerji Yatırım Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, borçlu ... Metal Yapılar Endüstri Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 05/07/2018 tarihinde, 1.051.392,00 TL asıl alacak, 147.840,47 TL kar mahrumiyeti, 37.219,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.236.451,64 TL'nin tahsili için takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, süresi içerisinde mahkememizde dava açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucu düzenlenen 12.02.2021 tarihli raporda sonuç olarak: davacının 2017-2018 yıllarına ait incelenen resmi defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen resmi defterlerinde 27.07.2018 icra takip tarihi itibarıyla davalıdan 1.000.704,29 TL alacaklı olduğu açıklanmıştır. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 23.08.2021 tarihli raporda özetle; 30.05.2017 tarihli sözleşmenin 3. maddesine göre, çelik kolonlar ile kirişlerinin 1 saat Yangına Dayanıklı Boya ile korunması işinin birim fiyatın 11,90 Euro + KDV olarak belirlendiği bu birim fiyata göre davacı yüklenicinin hak ettiği tutarın 53.703,99 Euro + KDV olduğu, davalı tarafından sunulan 2 nolu fesih hak edişi içeriğinde mahallere göre yer verilen uygulama seviyeleri ile yer verilen boya alanlarına itibar edilerek bu hesabın yapıldığı, davalının hesabında birtakım hatalar olması sebebi ile toplam tutarda farklılık olduğunun görüldüğü, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1364 D.İş sayılı dosya kapsamında hazırlanan 20.02.2018 tarihli Bilirkişi Raporu incelendiğine, toplam yüklenici karı ve KDV dahil olmak üzere davacı yüklenicinin yapılan işte hak ettiği bedelin 985.835,68 TL olarak yer verildiği, ancak bu rakamın nasıl hesaplandığına ilişkin denetime elverişli bir içerik olmadığının görüldüğü, imalatların maliyetinin artmasına neden olan hususlara ilişkin davalı işveren veya ana müteahhit ... tarafından davacı tarafa verilen yazılı bir talimatın dosya kapsamında davacı tarafından sunulmadığı, dosya kapsamında taraflarca sunulan e-posta ve diğer yazışmaları incelendiğinde; Kasım 2017 tarihine kadar davacı yüklenici tarafından açık ve kapalı alanlarda boya uygulamasının yapıldığının anlaşıldığı, davalının ve ana müteahhit ...’nın davacı yüklenicinin yaptığı imalatların iş programının gerisinde kalması yönünde Temmuz- Ağustos- Eylül 2017 aylarında ve devam eden süreçte uyarılarda bulunduklarının görüldüğü, davacının sahada uzman bir teknik personeli bulundurmaması sebebi ile zaman zaman uyarıldığı, ekip sayısını artırması yönünde uyarılarda bulunulduğu, 30.05.2017 tarihli sözleşmeye göre işlerin tamamının 15.08.2017 tarihine kadar tamamlanması gerektiği ancak 3-4 kere revize iş programı hazırlandığı ve işin tamamlanamadığının görüldüğü, davalı ... şirketinin muhasebe usul ve ilkelerine uygun kayıt altına alınan 2017 ve 2018 yılı yevmiye, defteri kebir ve envanter defterinin T.T.K.’nun 64/III. maddesine göre yapılması gereken açılış ve yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde; 27/07/2018 icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 49.621,00 TL fazla ödeme yapmış olduğunun tespit edildiği, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu hazırlanan 12.02.2021 tarihli raporda; davacının 2017 – 2018 yıllarına ait incelenen resmi defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen resmi defterlerinde 27.07.2018 icra takip tarihi itibariyle davalıdan 1.000.704,29 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, tarafların ticari defterleri arasında oluşan (1.000.704,29 + 49.621,00) 1.050.325,29 TL’lik farkın, davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen 1.051.392,00 TL’lik ve 579982 no.lu fatura ile 30.06.2017 tarihinde davalı ödemesi olarak görünen 1.066,72 TL’nin (1.051.392,00 - 1.066,72 = 1.050.325,29) davalı şirketin ticari defter kayıtlarında görünmemesinden kaynaklandığı, teknik inceleme ve değerlendirme sonucunda, davacı yüklenicinin 2017 yaz aylarında ayrım yapmadan açık kapalı çalışmalara devam ettiğinin anlaşıldığı, işe başlanması sonrasında çalışma koşullarının imalata uygun olmadığına dair davacının davalı işvereni temerrüde düşürecek dosya kapsamında bir ihtarnamesinin görülemediği, çalışma şartlarının boya imalatına uygun olmaması durumunda imalatın yapılmayarak maliyet artışına engel olunmasının davacı yüklenicinin kontrolünde olduğu, bu durumda maliyet artışını engellemeyerek işe devam edilmesi sonucunda artan maliyetin bedelinin davalı işverenin uhdesinde bulunmadığının değerlendirildiği, bu bağlamda mahkemece davacının maliyet artışını kontrol edebileceği ve bu suretle artan maliyeti davalı işverenden talep edemeyeceği değerlendirilmesi yapılır ise, artan maliyetin davalı işverenden tarafından ödenmemesi sebebi ile sahaya çıkmayan ve çalışmayı durduran davacı yüklenicinin işi zamanında bitirememesi ve çalışmaya devam etmemesi sebebi ile sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedilmesinin yerinde olduğu, bu hâlde de davacının kâr mahrumiyeti talep etmesi koşullarının oluşmadığı, mahkemece aksi kanaatte olması ihtimali gözetildiğinde, ilgili kâr kaybı hesaplaması ile ilgili olarak dosya kapsamında sunulan belgeler kapsamında söz konusu kar mahrumiyeti ile ilgili somut belgelere dayanan bir talep olmaması sebebi ile bir hesaplama yapılamadığı, diğer taraftan davacı tarafından icra takibinde 147.840,47 TL tutarında kar mahrumiyeti alacağına yer verildiği, bu tutarın hesabında 20/02/2018 tarihli Bilirkişi Tespit Raporuna atıfta bulunulduğu, raporda "tüm maliyet ve işçilik maliyetlerinin yüklenici karı ve KDV dahil toplam 985.603,16 TL (KDV dahil) olduğu ve bu bedel üzerinden uzayan zaman süresi de göz önüne alınarak %15 kar tahakkuk ettirilebileceğinin" ifade edildiği, ifade edilen toplam 985.603,16 TL tutarının %15'i olan 147.840,47 TL'nin icra takibinde talep edildiği, raporda yüklenici karı dahil tutar üzerinden ilave olarak %15 oranında kar tahakkuk hesabında mükerrer hesaba yer verildiği, sonuç olarak davacı tarafından yapılan imalatın toplam tutarı olarak tespit edilen KDV dahil 63.370,71 Euro’dan, tarafların ticari defter kayıtlarına göre davalı yan tarafından yapılan ödeme tutarı olan 42.339,18 Euro’nun mahsubu sonucunda davacının takip tarihi (27.07.2018) itibariyle davalıdan (63.370,71 – 42.339,18) 21.031,53 Euro alacaklı olduğu, bu tutarın takip tarihi olan 27.07.2018 tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası satış kuru olan 5,6601 TL/Euro alındığında TL değerinin (21.031,53 x 5,6601) 119.040,56 TL olduğu, bu tutardan davacı yanın ticari defter kayıtlarında görünen ancak davalı şirketin ticari defter kayıtlarında bulunmayan 1.066,72 TL’lik davalı ödemesinin mahsubu sonucunda davacının davalıdan (119.040,56 – 1.066,72) 117.973,84 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya karşı keşide edilen Bakırköy 28. Noterliği’nin 22.03.2018 tarihli ve 07846 yevmiye numaralı ihtarnamesinin işlemiş faiz başlangıcına esas kabul edilerek, takipteki işlemiş faiz kalemi bakımından alacak hesaplaması yapılması gerektiğinin takdiri hâlinde, işbu ihtarnamenin tebliğ şerhine ulaşılamadığından faiz hesaplaması yapılamadığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin beyan ve itirazları üzerine düzenlenen 22.11.2021 tarihli ek raporda; kök rapordaki görüşler tekrar edilmiştir. Taraf vekillerinin kök ve ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sonucunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından düzenlenen 09/05/2022 tarihli raporda özetle; çatısı ve cephesi açık olan alanlarda söz konusu sözleşmeye konu boyanın yapılmasının mümkün olmayacağı açık olup bu durumun su bazlı boyanın etkinliğini etkilediği, açık ya da kısmen açık ortamda uygulama yapılan zeminlerde tozların yapışmasının boyama veriminin düşmesine sebep olduğu, ayrıca yine açık ya da kısmen açık ortamda uygulama yapılmasının uygulanacak ortamın yağmur ve kar sebebiyle ıslanmasına ve aynı şekilde boya uygulama verimini ciddi anlamda olumsuz etkileyeceği, açık ya da kısmen açık ortamda uygulama rüzgâr durumunda boyanın rüzgâr etkisiyle savrulmasına sebep olacağı, bunun sonucu olarak daha fazla boya tüketimine sebep olacağı, ayrıca savrulan boyanın da boyanması istenmeyen yüzeylere yapışmasına neden olduğu, bunun sonucu olarak daha fazla boya tüketimine sebep olduğu, yer teslimini eseri meydana getirmeye elverişli şekilde yapmayan davalı yanın kusuru nedeniyle boyanması istenmeyen yerlerde ilave tadilat ve temizliklere sebebiyet vermesi nedeniyle işin teslim tarihinin uzadığı, 30.05.2017 tarihli sözleşmeye göre 15.08.2017 tarihinde teslim edilmesi gereken işin 07.08.2017 tarihli iş programına göre teslim tarihinin 17.08.2017 olarak belirlendiği, 24.08.2017 tarihli iş ilerleme raporuna göre teslim tarihinin 12.09.2017 olarak belirlendiği, 21.09.2017 tarihli iş programına göre; PB1, PB2, PB3, PB4 ve PB5 alanları için farklı teslim tarihleri öngörüldüğü, en son teslim tarihinin 25.10.2017 tarihi olduğu ancak davacının bu tarihte de işi teslim etmediği gibi özen yükümü gereği durumu başlangıçta davalıya ihbar etmediği İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1364 D.İş 20.02.2018 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporuna göre; işin başlangıcından tespit anına kadar tüm işçilik ve imalat hesaplarının toplamda 985.603,16 TL (KDV dahil) olduğu, sözleşmenin feshinde işbu davanın her iki tarafın da (%50 nispetinde kusurlu oldukları düşünülmekle birlikte) kusur oranında nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı yanın da işi zamanında teslim etmemesi nedeniyle sözleşmenin feshinde kusurlu olması nedeniyle kar mahrumiyeti isteyemeyeceği, davalı yanca toplam yapılan ödeme tutarının 42.604,53 Euro karşılığı 185.984,77 TL olduğu da dikkate alınarak mahkemece takdir edilecek kusur oranına göre davacı yanın işçilik ve imalat bedelini talep edebileceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/489 Esas sayılı dosyası ile taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sonucunda düzenlenen 19/09/2022 tarihli ek raporda özetle; birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/489 Esas sayılı dava dosyası yönünden; iş sahibi sıfatında bulunan davacının fesih sonucu eksik kalan kısımları tamamlaması, tamamlatması sonucu uğradığını öne sürdüğü zararların ve bu taleplerin alacaklının ifaya olan çıkar kaybı (olumlu zarar) arasında olduğu, sözleşmeden dönme üzerine sadece olumsuz zararlar talep edilebileceğinden yarım kalan inşaatın tamamlanması için yapılması gereken masrafların tümünün ve iş vaktinde bitirilmediği için yoksun kaldığı gelirleri, kazançları borçludan talep edilebilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca cezai şart kararlaştırılan borç ilişkisinin (sözleşmenin) sözleşmeden dönme üzerine geçmişe yürürlü (etkili) şekilde ortadan kalktığından bunun bir hükmü olan cezai şart isteme hakkının da geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı nedeniyle birleşen davadaki tazminat-alacak taleplerinin davalıdan talep edilemeyeceği yönündeki hukuki konudaki kanaatin mahkeme tarafından değerlendirilip takdir edileceği, asıl dava açısından; kök raporda herhangi bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir. İlk iki bilirkişi raporu arasında çelişkiler bulunduğundan çelişkinin giderilmesi ve gerçeğin daha ziyade tezahürü için oluşturulan yeni bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/03/2023 tarihli raporda; asıl dava yönünden, sözleşmenin feshinde davacı yüklenicinin de kusurlu olması ve ayrıca davacı yüklenicinin 29.12.2017 tarihli 2 nolu fesih hakedişini ihtirazı kayıtsız imzalamış olması nedeniyle kar mahrumiyeti talep edip edemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, mahkemece 2 nolu fesih hakkedişinin davacı yüklenici tarafından ihtirazı kayıtsız imzalanması nedeniyle fesih hakediş raporunun kesinleştiğinin ve fesih hakedişine göre davacının varsa bakiye alacağının talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde; davacının Ankara 28. İcra Dairesinin 2018/8841 Esas sayılı dosyası çerçevesinde 06.07.2018 takip tarihi itibariyle 37.252,36.TL bakiye hakediş alacağı bulunduğu, ancak İstanbul 5. Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2017/1463 D. İş sayılı dosyasında mahallinde 02.01.2018 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 20.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda ise artan maliyet de dikkate alınarak KDV dahil 985.835,68 TL hakediş bedeli belirlendiği, çalışma şartlarının boya imalatına uygun olmaması durumunda imalatın yapılmayarak maliyet artışına engel olunmasının davacı yüklenicinin kontrolünde olduğu, bu durumda maliyet artışını engellemeyerek işe devam edilmesi sonucunda artan maliyetin bedelinin davalı işverenin uhdesinde bulunmadığı değerlendirilmekle birlikte mahkemece, davacı yüklenicinin artan maliyet bedelini de talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde ise mahkemece İstanbul 5. Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2017/1463 D. İş sayılı dosyasında Mahallinde 02.01.2018 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 20.02.2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı yüklenicinin maliyet artışını da talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde 749.656,75.TL artan maliyetten belirlenecek kusur oranında indirim yapılması gerektiği, mahkemece tarafların %50'şer oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacının artan maliyet nedeniyle talep edebileceği miktarın da 374.828,38.TL olacağı, birleşen dava yönünden; davanın eser sözleşmesi kapsamında işin yarım bırakılması nedeniyle ana mütcahhidin kestiği ceza ve kesinti ve işin tamamlanması için yapılan ek maliyetler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla sözleşmenin feshinde her iki tarafın da müştereken kusurlu olduğu belirlenmiş olup kusur oranı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin feshinde birleşen dava davacısı işverenin de kusurlu olması nedeniyle tazminat- alacak- taleplerini davalı yükleniciden talep edilemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tarafların rapora karşı beyan ve itirazları sonucunda düzenlenen 06/09/2023 tarihli ek raporda kök rapordaki görüşlerde herhangi bir değişiklik yapılmasını gerektirecek husus tespit edilemediği belirtilmiştir. Toplanan deliller, dosya içeriği ve özellikle 27/03/2023 tarihli asıl, 06/09/2023 tarihli ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; sözleşmenin feshinde her iki tarafından kusurlu olduğu, sözlemeyi fesheden asıl davada davalı birleşen davada davacı ... Metal Yapılar Endüstri Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle menfi zarar talep edebileceği, birleşen dava konusu edilen hususların müspet zarar kapsamında bulunduğu, kaldı ki fesihte kusurunun bulunması nedeniyle menfi zararı da talep edemeyeceği kanaatine varıldığından birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş, asıl dava yönünden ise, davacı ... Endüstri Enerji Yatırım Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin sözleşmenin feshinde müşterek kusurlu olduğundan icra takibine konu edilen kar mahrumiyetini isteyemeyeceği, her ne kadar taraflar arasında kesin hakediş düzenlenmiş ise de, icra takibine konu edilen asıl alacağın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1364 D.iş sayılı tespit bilirkişi raporuna dayanılarak talep edildiği ve fazla imalat bedelini de kapsadığı, kesin hakedişin sözleşmeye dahil olan imalatları kapsaması nedeniyle fazla imalat yönünden bağlayıcı olmayacağı, sözleşmenin feshinde her iki tarafa eşit oranda kusurlu olarak değerlendirilmekle, asıl davada hesaplanan fazla imalat bedelinin %50'sinin talep edilebileceği, icra takibinden önce usulüne uygun şekilde temerrüt gerçekleşmediğinden icra takibinden itibaren faiz istenebileceği, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı istenemeyeceği kanaatine varılmakla birleşen davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshinde müvekkilinin kusurlu olduğu kabul edilerek fazla imalat bedelinden indirim yapılması ve kar mahrumiyetinin verilmemesinin hatalı olduğunu, takipten önce keşide edilen 22/03/2018 tarihli ihtarla karşı tarafın temerrüde düşürüldüğünü, faizin bu tarihten başlatılması gerekirken takipten başlatılmasının hatalı olduğunu, asıl davada davalı lehine vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, alacağın likit olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğin i belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mevcut çalışma ortamı ve uygulama şartlarının bizzat davacı tarafından görülerek tespit edildiğini ve sözleşmenin bundan sonra imzalandığını ve buna göre iş bitim tarihinin 15/08/2017 tarihi olarak belirlendiğini, davacı tarafından numune plakalarının süresinde sunulmaması ve sonradan sunulan numunelerin onay almaması ile yeniden numune hazırlanması nedeniyle işin başlangıcında 42 günlük gecikme yaşandığını, ilerleyen süreçte sürenin üç defa uzatılmasına rağmen işlerin bitirilemediğini, işin yapımının davacı yüklenicinin kusuru nedeniyle kış şartlarına uzamasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporlarında davacı yüklenicinin TBK'nın 472/3 maddesi gereğince gerekli ihbar ve ihtar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek işe devam edip maliyet artışına sebep olması nedeniyle kusurlu olduğunun tespit edildiğini, işin devamı sırasında davacı tarafından çalışma koşulları nedeniyle maliyet artışı olduğunun ileri sürülmediğini, davacının sözleşmede ne miktar iş yapılacağını, birim fiyat üzerinden anlaşıldığını ve fiyat farkı ödenmeyeceğini bilmesine rağmen imalata devam ettiğini, fesih hakedişi imzalanırken hakedişte belirtilenden daha fazla imalat olduğuna dair ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, buna rağmen mahkemece fesih hakedişinin tüm imalatlara kapsamadığı ve fazla imalatları içermediği hususunda yorum yapılmasının hatalı olduğunu, fesih hakediş raporunun ihtirazi kayıtsız imzalanması nedeniyle kesinleştiğini, 27/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hesaplamaya itiraz edilmemekle birlikte bakiye alacağın fesih hakedişine göre fatura düzenlenmemesi ve bu nedenle KDV'nin ödenememesi nedeninden kaynaklandığını, davacı yüklenicinin işin bir kısmını yaptığını, ve yapılan işte gecikmesi nedeniyle karşılıklı olarak fesih hakedişin düzenlendiğini ve sözleşmesinin feshedildiğini, kalan işin müvekkili tarafından bitirildiğini, dava dışı şirketin yaptığı imalatın davacı tarafından yapılmış gibi gösterildiğini, birleşen davanın red edilmesinin de doğru olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali/alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Asıl davaya dayanak icra takip dosyasında; 1.051.392,00 TL asıl alacak, 147.840,47 TL kar mahrumiyeti ve 37.219,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.236.451,61TL üzerinden takip başlatılmıştır. Dava dilekçesinin içeriği, takipteki alacak kalemleri ve miktarları ile mahkeme kararında kabul ve red edildiği belirtilen kalemler dikkate alındığında; davacının talep sonucunun tam olarak açıklatılmadan hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hakimin davayı aydınlatma ödevi” başlığı altında düzenlenen 31. maddesinde; “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmü getirilmiştir. Yine, HMK'nun 119/ğ. maddesinde de dava dilekçesinde; talep sonucunun açık bir şekilde yazılması gerektiğine değinilmiştir. Somut olayda, davacı dava değerini 1.051.392,00 TL olarak belirtmiş ise de; talep sonucunda bu miktar yazılmadan takip dosyasında vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş; gerek yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, gerekse mahkeme kararında bu miktara dahil olmayan kar mahrumiyeti ve işlemiş faiz talepleri de değerlendirilmiş ve buna göre hüküm kurulmuştur. Bu durumda yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre mahkemece öncelikle davacı tarafa, asıl alacak talebi dışında kar mahrumiyeti ve/veya işlemiş faiz talebi bulunup bulunmadığının açıklatılması, buna göre karar ve ilam harçlarının tamamlatılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi, işlemiş faiz talebi bulunduğunun belirtilmesi durumunda 05/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan 22/03/2018 tarihli ihtarnamenin davalıyı temerrüde düşürücü nitelikte olup olmadığının da incelenerek, yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. (Yargıtay 6. H.D 2022/2263 E- 2023/4247 K. vb.) 2- Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini aşacak şekilde davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır. (Yargıtay 6 H.D 2023/3662 E-2025/870 K; 2022/3045 E-549 K. vb.)

Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2023 gün ve 2020/57 Esas 2023/690 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, 5-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 20/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/216, K. 2025/1003, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-216-e-2025-1003-k-60e9da4ec8e0