Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/1765 E. 2024/1904 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1765
Karar No
2024/1904
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1765 Esas

KARAR NO:2024/1904 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2016/799 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH:16/08/2024 (Ara Karar Tarihi)

DAVA:Tespit, Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit),

DAVA TARİHİ:03/08/2022

KARAR TARİHİ:28/11/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili talep dilekçesinde özetle, İstanbul 18.İcra Hukuk Mahkemesi 2022/818 E, 2023/555 K sayılı dosyası ile ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin borçlu yönünden iptaline karar verildiğini, kararın İstanbul BAM 20.HD'nin 2022/818 E, 2023/555K sayılı ilamı ile 17.04.2024 tarihinde kesinleştiğini, ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte icra işlemlerinin durdurulması ve davacı adına tescil için tapuya müzekkere yazılmaması hususunda tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Mahkemenin 09/07/2024 tarihli ara kararı ile; " 1-Davacının tedbir talebinin kabulüne,İstanbul Anadolu... İcra Dairesinin ... Talimat Taşınmaz Satış dosyası (Esas dosya İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası) ile ihale edilen Çekmeköy Tapu Müdürlüğünün ... Ada ... Parsel ... nolu bağımsız bölüm taşınmazın, icra dairesi tarafından (esas ve talimat dosyaları yönünden) Muhatap ... Bankası iflas idaresi adına tüm tescil işlemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine,İhale bedeli olan 1.100.000,00 TL'nin %20 'si oranında 220.000,00 TL teminatın mahkeme veznesine yatırılması koşuluyla ihtiyati tedbir kararının icrası için müzekkere yazılmasına, Davalı vekilinin 10/07/2024 tarihli tedbire itiraz dilekçesi ile; davalı vekilinin yasal süresinde ara karara itiraz ettiklerini ve ara karardan rücu talep ettiklerini, menfi tespit davası icra takibinden sonra açılmış ise tedbir kararı verilemeyeceğini, HMK md 92 ve İİK md 72 gereği teminat yatırılması gerekirken sadece ipoteğin takip dosyasından satışı yapılan taşınmazın ihale bedeli üzerinden teminat yatırılmasına karar verilmesinin kanuna açıkça aykırı olduğunu, ihayele ilişkin şartların kamu düzeninde olduğunu, 2015 yılında yapılan ihalenin kesinleştiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ihale tarihinde takibin iptali ve menfi tespit kararı bulunmadığı takdirde alacaklının tescil isteme hakkına sahip olduğunu, öte yandan ara kararda yazılı olan takibin iptali kararının esas ve karar numarasının yanlış olduğunu ayrıca kararın kesinleşmediğini temyiz aşamasında olduğunu, müvekkilinin kesinleşmiş ihale neticesinde, ipotek alacaklısı olduğu ve alacağa mahsuben taşınmazı almış olduğundan davacının bir zararının bulunmadığını, ihale bedelinin 02.07.2024 tarihinde dosyaya ödendiğini, işbu sebeplerle 09.07.2024 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, ara karardan rücu edilmesini, ve huzurda görülen menfi tespit davasının reddini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinini davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/08/2024 (Ara Karar Tarihi) tarih 2016/799 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Menfi tespit davasına konu alacak nedeniyle ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibin, İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/818 esas 2023/555 karar sayılı kararı ile davacı borçlu yönünden iptaline karar verildiği, davalının istinaf talebinin İst. BAM 20. Hukuk Dairesinin 2024/862 esas, 2024/12237 karar sayılı ilamı ile reddedildiği kararın henüz kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde ise bu takibe dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle ihale edilen taşınmazın satın alan adına tescilinin telafisi imkansız zarar doğuracağı, ortada bir takip de kalmayacağı anlaşılmakla, 09/07/2024 tarihli tedbir kararının usule, yasaya ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmakla tedbire itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile, "Davalının 10/07/2024 tarihli dilekçe ile sunduğu itirazlarının reddine," karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, menfi tespit davası takipten sonra açılmış ise tedbir kararı verilemeyeceğini; işbu davada görülen menfi tespit talebinin takipten sonra yapılmış olup bu konuda İİK Md. 72' de özel düzenleme bulunduğunu; bu kanun maddesinde bu olayda tedbir kararının verilemeyeceğinin açıkça ifade edildiğini; özel normun önceliği ilkesi gereği tedbir talebi değerlendirilirken İİK uygulanacağı yerde HMK hükümlerinin uygulandığını; üstelik İİK Md. 72/3 gereği sadece veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebileceğini, tescilin engellenmesine yönelik karar verilemeyeceğini, Davacı borçlu hakkında 2014 yılında takip işlemlerine başlandığını, devam eden menfi tespit davasının ise 28/06/2016 tarihinde açıldığını; bu halde takipten sonra açılmış olan dava dosyasından takibin ve tescil işlemlerinin durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2020/85 K. 2020/454 T. 13.2.2020 ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/7853 K. 2023/11863 T. 13.9.2023),Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/376 K. 2019/279 Sayılı 12.3.2019 tarihli karar da icra takibinden sonra açılmış olan menfi tespit davasında HMK hükümlerinin değil, İİK hükümlerinin uygulanacağına hükmettiğini,Davacının İİK'nun 72/3 maddesi gereği teminat yatırılması gerekirken sadece ipotek takip dosyasından satışı yapılan taşınmazın ihale bedeli üzerinden teminat yatırılmasına karar verilmiş olmasının kanuna açıkça aykırı olduğunu, takibin durdurulması için alacağın % 115'inden aşağı olmamak üzere teminat yatırılması gerekmekte iken dosyanın konusu olmayan ihale nazara alınarak ihale bedeli üzerinden teminat yatırılmasına karar verildiğini, taşınmazın tescili önlenmek isteniyorsa, taşınmazın değeri üzerinden teminat yatırılması gerektiğini; taşınmazın değerine ilişkin olarak başka bir alacaklının yaptırmış olduğu kıymet takdir raporunun ilk derece mahkemesine sunulduğunu; taşınmazın değerinin bu raporda 28.000.000-TL olarak belirlendiğini, bu sebeplerle teminat tutarına da itiraz edilmişse de itirazlarının reddedildiğini; kararın bu yönden de hukuka uygun olmayıp kaldırılması gerektiğini; mahkeme tedbir kararının kaldırılması taleplerini reddederse de kanunda açıkça yazılı olduğu şekilde teminat ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini,Tescil taşınmazın aynına ilişkin olup, yolsuz tescil veya hakkın kullanımından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarında genel görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu; tedbire davaya bakmakla görevli mahkemenin karar verebileceğini; verilen tedbir kararında ilk derece mahkemesinin görevli olmadığını; borçlunun asliye hukuk mahkemelerinden tedbir kararı almaya çalıştığını, hatta tedbir kararından sonra dahi tedbir talep ettiğini; diğer tüm dosyalardan tedbir talebinin reddedildiğini, Taraflarından bilinen, borçlunun tedbir talep ettiği dosyalara ait kararların istinaf dilekçemiz ekinde sunulmakta olup (EK 2) karar tarihlerine bakıldığı vakit tedbir kararı verildikten sonra dahi tedbir başvurusu yapıldığının anlaşılacağını; bu durumun borçlu davacının salt kötü niyetli olduğunu gözler önüne sermekte olduğunu; davacı borçlu görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesini olduğunu bildiği halde, bu mahkemelerde tedbir kararı reddedilince menfi tespit dosyasından talep ettiğini ve amacına ulaştığını, İstanbul Anadolu 22. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/393 E. Sayılı, 05/07/2024 tarihli karar, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/43 D.İş Sayılı 05/07/2024 tarihli karar, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/48 D.İş Sayılı 17/07/2024 tarihli karar, İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/52 D.İş Sayılı 07/08/2024 tarihli karar, İstanbul 38. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/245 E. Sayılı 01/08/2024 tarihli karar sayılı dosyalarında tedbir taleplerinin reddedildiğini, İhaleye ilişkin şartlar kamu düzeninden olup, 2015 yılında yapılıp ihalenin kesinleştiğini;Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ihale tarihinde takibin iptali, menfi tespit kararı bulunmadığı takdirde alacaklının tescil isteme hakkına sahip olduğunu; menfi tespit dosyasında kamu düzeninden sayılan cebri icra ihalesinin sonucuna müdahale edilemeyeceğini, ihalenin mahkeme kararı ile 25/06/2024 tarihinde kesinleştiğini, borçlu tarafın iki tane ihalenin feshi davası açmış olduğunu, her ikisinin de reddedildiğini, ihalenin feshi talebinin reddine dair İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/91 E. - 2023/299 K. Sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 9. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/630 E. - 2017/780 K. Sayılı kararı kesinleşme şerhleri ile birlikte mahkemeye sunulduğunu,Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ihaleden sonra takip iptal edilse bile, yasal koşullara uygun olması halinde ihalenin geçerli olacağının ve taşınmazın ihale alıcısına tescilinin yapılacağının kabul edilmekte olduğunu,Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’ nin, 2022/7688 E., 2023/48 K., 10.1.2023 tarihli ilamında;“... Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ihalenin feshi talebinin reddine ilişkin davanın kesinleştiği hususu da dikkate alındığında ihaleden sonra takibin iptaline karar verilmiş olması yapılan ihaleyi etkilemeyecektir. Bu durumda İİK 135. maddesi gereğince ihale alıcısı adına tescilin yapılması gerektiği açık olup mahkemece şikayetin kabul edilmesinde yasaya aykırılık ve isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf talebinin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçeleri ile HMK'nın 353/1-b/1 maddeleri uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.” denildiğini, yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’ nin 2021/6485 E., 2021/8600 K., 7.10.2021 tarihli ilamı ;“…ihale tarihinde, icranın geri bırakılmasına ilişkin şikayet dosyası derdest olup ihaleden önce bu yönde verilmiş bir karar bulunmadığından ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ihaleden sonra takip iptal edilse dahi ihalenin yasal koşullara uygun olarak yapılmış ise geçerli olduğu kabul edildiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi’nin aksi yöndeki gerekçesi yerinde bulunmamıştır.” denildiğini, Tedbir kararı verilmesi için aranan yaklaşık ispat kuralının da gözetilmediğini; tedbir kararında yazılı olan takibin iptali kararının esas ve karar numarasının yanlış olduğunu; ayrıca dayanak gösterilen karar kesinleşmemiş olup temyiz aşamasında olduğunu; bu kararda borçlunun borcunun olup olmadığının irdelenmediğini, YİBBGK., E. 2021/2, K. 2023/1 sayılı ilam uyarınca mükerrer takibe dayalı karar verildiğini, borçlunun menfi tespit davasında borcu bulunmadığını ispat etmesi gerektiğini ancak ispat edemediğini; dolayısıyla yaklaşık ispat kuralı dahi gözetilmeden tedbir kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Takibin iptali kararının İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/818 E. 2023/555 K. Sayılı ve 13.03.2023 tarihli olduğunu; kararın taraflarından istinaf kanun yoluna ve ardından temyiz kanun yoluna taşındığını; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/862 E. - 2024/1237 K. Sayılı ilamı üzerine karar temyiz kanun yoluna taşındığını; Temyiz formunun dahi 24.06.2024 tarihinde hazırlanmış olup kararın kesinleşmediğini; buna dayanılarak tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını,Esasen takibin iptali şikayetinin ilk olarak İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi' nde 2019/1891 Esas sayılı dosya ile görüldüğünü ve yetkisiz vekile tebligat yapılarak işlemlerin yürütüldüğünü; kararın taraflarından öğrenilmesi ve istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine kararın kaldırılmasına karar verildiğini; istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nun 353/1-a.4-6. maddesi gereğince İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 11.02.2022 tarihli ek kararı ile 21.12.2021 tarihli kararının kaldırılmasına karar verildiğini; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/2711 E., 2022/2966 K. Sayılı ilamın dilekçeleri ekinde dosyaya sunulmakta olduğunu; (EK -3). esasen takibin iptali şikayetine bakan İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmediğini; buna dayanarak verilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini,Bahsi geçen bu kararın YİBBGK., E. 2021/2 K. 2023/1 sayılı, 20.1.2023 tarihli ilam gerekçe gösterilerek mükerrer takip yapıldığı iddiasından yola çıkılarak verildiğini; yoksa İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi' nde görülen bu şikayette borçlunun borçlu olup olmadığının irdelenmediğini, borçlunun şikayetlerinin görüldüğü dosyalardan yalnızca biri olan İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/595 E. Sayılı dosyasına ait kararı ve bilirkişi raporunu sunduklarını, bu karar ve raporun takip dosyasının bir kısmının özeti mahiyetinde olduğunu ve borçlunun davasında haksız olduğunu üstelik borcunu ödemek yerine kaçınmak için her yolu denediğine ispat niteliğinde olduğunu,Takibin iptaline karar verildikten sonra verilen bu kararın da borçlu tarafından istinaf kanun yoluna taşındığını; şimdi aynı dosya ile ilgili hem takibin iptaline dair bir karar hem de devamına dair bir karar bulunmakta olduğunu; borçlunun hukuku kötü niyetine alet ederek bir hukuk garabesi yaratmaya çalışmakta oluğunu,Borçlu tedbir kararından sonra, takibin iptali şikayetlerinden başka bir de 30/07/2024 tarihinde, ihale kesinleştikten sonra "satışın durdurulmasına yönelik" tedbir kararı verilmesini talep ettiğini; İstanbul 38. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/245 E. Sayılı dosyaya ait şikayet dilekçesi ile tensip zaptının kötü niyete ispat olarak dilekçeleri ekinde sunulmakta olduğunu,Müvekkilinin kesinleşmiş ihale neticesinde, ipotek alacaklısı olduğu ve alacağa mahsuben taşınmazı almış olduğu halde ihale bedelini dosyaya yatırmış olduğundan aslında davacının bir zararı bulunmadığını; ihale bedelinin 02.07.2024 tarihinde dosyaya ödendiğini; ihalenin salahiyetini etkileyen bir durum bulunmadığına ve davacı borçlu da zarara uğramadığına göre tedbir talebinin alacaklı müvekkile zarar vermekte, mağduriyetine yol açmakta olduğunu; esasen mülkiyetin ihale ile kazanılmış olmasına rağmen tedbir dolayısıyla tescil alınamamasının alacaklıyı zarara sokmakta olduğunu, Tedbir kararının verilmesi için aranan asıl unsurun zararın olması veya doğması ihtimali olduğunu; ihale bedelinin alacaklı oldukları halde dosyaya yatırıldığından zarar unsuru oluşmadığını; ihalenin kesinleşmesi ile yapılacak tescilin kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğunu; bu bağlamda asıl zarara uğrayanın alacaklı müvekkil olduğunu,2015 yılında yapılan ihale neticesinde onlarca dava açıldığını: müvekkilinin 2015 yılından bu yana alacak hakkını alamamakta olduğunu; İstanbul 10. İcra Müdürlüğü' nün sıra cetveli yapılması kararından sonra herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına müvekkilinin, alacaklı olduğu parayı, ihale bedelini İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyaya 02.07.2024 tarihinde yatırdığını; makbuz dilekçeleri ekinde Mahkemeye sunulmakta olduğunu; oysa davacı borçlu kendisi mağdurmuş gibi hareket etmekte olduğunu, Borçlu takiplere ilişkin bizlerin bildiği 5 dosya ile menfi tespit davası açtığını, ihaleden sonra kıymet takdirine itiraz etmek ve ihale kesinleştikten sonra satış işlemlerinin durdurulmasını talep etmek de dahil onlarca memur işlemini şikayet dosyası açtığını; bu dosyaların davacı borçlunun kötü niyetini ortaya koymakta olduğunu; tek amacının alacaklıyı yıldırmak olan borçlunun aynı zamanda yargılama görevini yapanları da yorduğunu gözetmeksizin pervasızca hareket etmekte olduğunu; hukuki mücadelesinin makul sınırları aştığını; dürüstlük kuralını hiçe saymakta olduğunu,Davacının her gün değişik mahkemelerden tedbir kararı almaya çalışmakta, adli makamları meşgul etmeye devam etmekte olduğunu; kötü niyetli davacının bu tedbir kararından sonra dahi tedbir talep etmeye devam ettiğini; herkes haklarını kullanırken ve borçlarını öderken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu,İlk derece mahkemesinde görülen bu menfi tespit davasının dahi aynı taleple açılan İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/572 E., İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/657 E. Sayılı dosyalarla birleştiğini; davacının her makama sayfalarca dilekçe sunarak, icra memurları dahil yargı görevi yapanları devamlı etkilemeye çalışmakta olduğunu, İleri sürerek, izahına çalışılan ve resen nazara alınacak nedenlerle 09.07.2024 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, ara karardan rücu edilmesini, nihayetinde görülen menfi tespit davasının reddini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemli davada,... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde icra işlemlerinin dava sonuna kadar bulunduğu noktada durdurulması ve ipotekli taşınmazın davalı adına tescilinin tedbiren önlenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece İstanbul Anadolu... İcra Dairesinin ... esas sayılı takibinde davalıya ihale edilen ipotekli taşınmazın davalı adına tüm tescil işlemlerinin, ihale bedelinin % 20'si oranında teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasına karar verildiği, karara karşı yapılan itirazın 16/08/2024 tarihli ara karar ile reddedildiği, bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davalarda taraflar aynı olup, asıl dava davacının kefili olduğu davalı ile feri müdahil ... şirketi arasında yapılan genel kredi ve kefalet sözleşmesinden ötürü borçlu olmadığını tespiti, birleşen İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava, davacının aynı kredi alacağına dayalı olarak aleyhinde başlatılan ... sayılı ipotek takibinden ötürü borçlu olmadığının tespiti, birleşen İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava, davacının aynı kredi alacağına dayalı olarak aleyhinde başlatılan ... sayılı kambiyo takibinden ötürü borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.Davacının birleşen İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi davasının konusu olan ipotek takibinin İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/818 esas 2023/555 karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2024/862 esas, 2024/1237 karar sayılı ilamı ile reddedildiğini ileri sürerek ipotek takibinin ve davalıya ihale edilen taşınmazın davalı adına tescil işlemlerinin menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği ve mahkemece talebin kabul edildiği görülmektedir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; ipotekli takipte alacaklı olan davalının, ipotekli taşınmazı ihale yolu ile devraldığını ve ihale bedelini icra dosyasına ödediği, davacının açtığı ihalenin feshi davasının reddedildiği ve red kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ihalenin kesinleşmesinden sonra, aynı alacakla ilgili kambiyo takibi bulunduğundan bahisle verdiği takibin iptali kararının, koşulları kamu düzenine ilişkin bulunan ve feshedilmemiş ihalenin sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki bu kararın kesinleşmediği ve temyiz aşamasında olduğu, nitekim iptal kararının davacının borçlu olup olmadığının incelenmesi sonucunda da verilmediği, ihale ile davalının mülkiyeti kazandığı, menfi tespit davasını gören mahkemenin İİK'nun 72/3 fıkrası uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibi tedbiren durdurmasına yasal olanak bulunmadığı gibi, kesinleşmiş ihale ile mülkiyetin davalıya geçmesinden sonra açıklayıcı mahiyette olan tescil işleminin de tedbiren yapılmasına da karar veremeyeceği, bu hususun ancak açılacak bir tapu iptali tescil davasında görevli asliye hukuk mahkemesi tarafından değerlendirilebileceği, öte yandan HMK'nun 389 maddesi uyarınca da tedbir kararı verilemeyeceği, çünkü davacının davalıya genel kredi ve kefalet sözleşmesi kapsamında ve ipotekle teminat altına alınmış borcu bulunmadığının yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı, davacının benzer tedbir istemleri ile icra hukuk mahkemelerine yaptığı çok şikayetin mahkemelerce reddedildiği, yine mahkemece ihale bedelinin yüzde yirmisi üzerinden teminata hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu, İİK'nun 72/3 fıkrası uyarınca alacağın en az yüzde yüz on beşini karşılayacak tutarda teminat yatırılması gerektiği, ihtiyati tedbir kararının ve itirazın reddine yönelik ek kararın hukuka aykırı olduğu yönündedir.Asıl ve birleşen davalarda davacının İstanbul 15 İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde ipotek takibinde, asıl borçlu ... Şirketi yönünden verilen iflas erteleme tedbiri nedeniyle ipotek takibinde satış işlemlerinin durdurulması talebiyle şikayet yoluna başvurulduğu, mahkemenin 2019/1723 esas, 2020/204 karar sayılı ilamı tedbirlerin 19/11/2014 tarihinde kaldırıldığı gerekçesi ile yalnızca takip tarihi olan 13/10/2014 tarihi ile 19/11/2014 tarihleri arasındaki satış ve muhafaza işlemlerinin durdurulmasına karar verildiği, bu tarihten sonra satış işlemlerine devam edildiği anlaşılmıştır. ... sayılı takip dosyası UYAP üzerinden incelenmiş olup, alacaklı ... A.Ş. tarafından, borçlu ... Şirketi ve ipotek borçlusu ... hakkında İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine ipotekli taşınmazın 03/11/2015 tarihinde ile satıldığı anlaşılmıştır. İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ... şirketi tarafından açılan ihalenin feshi davasının İstanbul 1 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/91 Esas 2023/299 karar sayılı kararı ile reddedildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin 2023/5945 esas, 2023/6929 karar sayılı ilamı ile reddedildiği anlaşılmıştır.İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/818 esas, 2023/555 karar sayılı ilamı ile davacının şikayetinin, aynı alacağa ilişkin elinde hem kambiyo senedi hem rehin bulunan alacaklının, önce kambiyo takibi yaparak seçim hakkını kullandığı, ipotek takibinin mükerrer olduğu gerekçesi ile kabul edildiği ve ipotek takibinin iptaline karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçtiği, esas hakkında verilen red kararının temyiz edildiği davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.İİK'nın 72/3 fıkrası uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davalarında takibin tedbir yolu ile durdurulmasına yasal olanak bulunmayıp, yalnızca icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Yapılan tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, birleşen davada dava konusunun ipoteğin dayandığı genel kredi ve kefalet sözleşmelerinden ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti olduğu ve davanın takipten sonra açılmış menfi tespit davası olduğu, buna göre İİK'nun 72/3 fıkrası uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilemeyeceği, öte yandan TMK'nun 705/2 ve İİK'nun 134 ve 135 maddeleri ile Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin 2022/12658 esas, 2023/4842 Karar sayılı; 2022/7688 esas, 2023/48 karar sayılı ilamları nazara alındığında takibe konu taşınmazın ihale yolu ile paraya çevrilmesi ve ihalenin kesinleşmesi halinde ortaya çıkan hukuki sonucun, ihale feshedilmediği sürece, takibin iptal edilmesi halinde ortadan kalkmayacağı, birleşen dava konusu ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yolu ile takipte yapılan ihaleye yönelik açılan fesih davasının reddedildiği ve red kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, esasen takip hukukuna ilişkin bu hususun, davacının davalıya genel kredi ve kefalet sözleşmesinden ötürü borçlu olup olmadığına dair yargılamanın yapıldığı eldeki menfi tespit davasının konusunu da teşkil etmediği, kaldı ki İİK'nun 72 maddesinde menfi tespit davalarında verilebilecek tedbirler özel hüküm ile düzenlenmiş bulunduğundan, HMK'nun 389 ve devamı maddelerinin, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında uygulanamayacağı, yine İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesi'nin mükerrerlik nedeniyle takibin iptaline yönelik temyiz incelemesindeki kararının henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle takibin zaten durduğu ve ancak Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi halinde takibin iptali sonucu doğacağı, dolayısıyla davacının takibin HMK'nun 389 maddesine göre takibin tedbiren durdurulmasını talep etmekte hukuki yararının da bulunmadığı, bu gerekçelerle mahkemece davalı tarafından tedbir kararına yapılan itirazın kabulü gerekirken reddedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, davalı yanın ek karara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, birleşen İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davalı yanın birleşen davada verilen tedbire itirazın reddine dair 16/08/2024 tarihli ek karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca ek kararın kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, birleşen davada davalının itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesinin 09/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı yanın birleşen dava yönünden verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair 16/08/2024 tarihli ek karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/08/2024 (Ara Karar Tarihi) 2016/799 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davalı yanın ihtiyati tedbire itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesinin 09/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Yasa gereği ihtiyati tedbire itiraz yönünden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İhtiyati tedbire itiraz eden tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 5-İhtiyati tedbir talep eden tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ihtiyati tedir talep edenden alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,8-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1765, K. 2024/1904, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2024-1765-e-2024-1904-k-5ada25f1223c