Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1733 E. 2025/1416 K. – Ticaret Sicil

Konu: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1733
Karar No
2025/1416
Karar Tarihi
Konu
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1733 KARAR NO : 2025/1416 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/05/2024 NUMARASI : 2023/804 Esas - 2024/368 Karar DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı şirketin İstanbul Ticaret Odası'na ... Sicil no ile kayıtlı olduğunu, 27/11/2023 tarihinde davacı şirketin Bağımsız Denetçi Beyanının tescil ve İlanı konulu yazılarının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderildiğini, şirketin devam eden davaları olduğundan bahisle takyidat olduğundan bahisle talebin reddedildiğini, bu aşamada davacı şirketin eski ortaklarından ... ile şirket arasında görülmüş olan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/582 Esas nolu dosyası ile alakalı konulmuş olan her türlü tedbir kararının, aynı dosya çerçevesinde verilmiş olan 08/11/2023 tarihli ek karar çerçevesinde kaldırıldığını ve ayrıca şirkette görev yapan Denetim Kayyımının görevine son verildiğinin belirtildiğini, işbu kararın 14/11/2023 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilerek tescil ve ilanının istenildiğini, sonrasında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yönelttikleri, rutin işlerden olan "Bağımsız Denetçi Beyanı" konulu bila tarihli taleplerinin, 11/12/2023 tarihli ... Makbuz No ve ... X tahakkuk nolu cevapla "Şirket ortaklarıyla ilgili devam eden davanız sonuçlanmamıştır. Tescil Talebinizin işleme alınması mümkün değildir" şeklinde bir gerekçe ile reddedildiğini, davacı şirketin devam etmekte olan ve şirket yönetimine yahut ticaret sicildeki bir tescil işlemine dair hak kısıtlaması yaratabilecek olan tek davanın İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 Esas nolu davası olduğunu, kaldı ki; bu dava kapsamında sadece ve sadece "şirket ortaklarının sermaye artırımına gitmesi ve şirket ortaklarının 3. kişilere hisse devri yapması" hususları ihtiyati tedbir kararı ile kısıtlandığını ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bu hususun iletildiğini, ayrıca tapu müdürlüğünde şirkete ait bir adet gayrimenkulün satışına - devrine engel ihtiyati tedbir kararının verildiğini, bu ihtiyati tedbir kararlarının şirketin mutat işlemlerinin tescil ve ilanına engel olmadığını, kaldı ki, kabul edilen ve rutin işlemlere engel teşkil etmeyen bu ihtiyati tedbir kararları da istinaf edildiğini, bu davada davacı olan ...'un hali hazırda şirketin ortağı dahi olmadığını, şirketteki paylarının tamamının cebri icra ve ihale süreci sonunda ... ... tarafından iktisap edildiğini, davacı şirket ortağı konumunda olmadığı için her ne kadar tensiple belirtilen hususlar neticesinde Ticaret Sicil Müdürlüğü, herhangi bir yargı kararı ile yasaklanmamış ve rutin işlemlerden olan Bağımsız Denetçi Beyanını tescil taleplerinin reddetmiş bulunduğunu, TTK madde 34– "İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler" denildiğini, bu minvalde itirazlarını yetkili ve görevli Mahkememize ilettiklerini, haksız red kararı ile şirketin rutin işleyişinin önüne geçildiğini, Mahkemece tedbir kararı verilmemiş olan hususlarda Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün bu şekilde "devam eden davaların sonuçlanmadığı" gibi bir gerekçe yaratması, şirketin rutin işleyişinin önüne geçmekte ve şirketin faaliyetini imkansız hale getirmekte olduğunu, bundan birkaç ay sonra şirket müdürünün görev süresi sonlandığında gerçekleşecek tescil taleplerinin de aynı şekilde reddetmeleri halinde şirketin yönetim organı eksikliği gibi bir durumun gündeme gelebileceğini, yaşanabilecek olası gelişmeleri de göz önüne alarak, Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmemiş hususlardaki tescil taleplerinin kabul edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bu sebeple, "görülmekte olan dava dosyaları kapsamında, mahkemece verilmiş İhtiyati Tedbir kararları hariç olmak üzere diğer tescil taleplerinin, şirketin mutat faaliyetlerinin engellenmemesi adına kabulünün gerektiğini" düşündüklerini, son olarak 13/12/2023 tarihi itbarı ile, Ticaret Sicil Kayıtlarına şirketin eski ortağı ... ile alakalı daha evvel görüldüğünü ve karara bağlandığını, ek karar ile davalı şirket vekilinin talebinin kabulü ile, verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, halen kayyım olarak görevi devam eden Münir Şakrak'ın bulunduğu anlaşıldığından, bu kayyımın da görevine son verilmesine karar verildiği, fakat bu karara rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce 13/11/2023 tarihinde 15/01/2020 tarihine dönük olmak üzere "ihtiyati tedbir şirkete" açıklaması ile takyidat getirildiğini ve tescil taleplerinin reddinin gündeme geldiğini, bu sebeple Mahkemece verilen ihtiyati tedbir talepleri hariç olmak üzere, şirketin mutat işleyişine dair tescil taleplerinin reddine gerekçe gösterilen takyidatların tamamının kaldırılmasını ve bu minvalde de tescil istemlerini reddeden 11/12/2023 tarihli ... Makbuz No ve ... X tahakkuk nolu red kararının itirazen kaldırılmasına karar verilmesini arz ettiklerini belirterek anılan ve taraflarınca resen ele alınacak gerekçelerle davanın kabulüne ve Mahkemece yasaklanmamış bir hususa ilişkin tescil istemlerini reddeden İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 11/12/2023 tarihli ... Makbuz No ve ... X tahakkuk nolu red kararının itirazen kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davaya konu şirket hakkında ilgili mevzuat hükümlerinde belirtiği şekilde bir red kararının yazılmamış olup, bu bakımdan da davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davalı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü Türk Ticaret Kanunu. m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin ticaret sicili dosyasında yapılan incelemede, davacının belirttiği İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/665E sayılı davası ile ilgili tedbir bulunduğu gibi; bunun yanı sıra kesinleşmiş olduğu halde, fiili olarak tescil edilemeyen İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/582 Esas ve 2020/23 Karar sayılı kararı ile ve aslında, bu kararın tescil edilememesinden kaynaklanan veyahut da tescil edilemese de hukuk aleminde doğurduğu sonuçlarla ilgili bir engelin söz konusu olduğunun tespit edildiğini, huzurdaki davada tedbir bulunmadığına ilişkin davacı iddiasının eksik olduğunu, tescil edilememiş olsa da, ticaret sicili kayıtlarını etkileyecek şekilde tescil edilmiş pek çok kararın yokluğuna karar veren ve yine, bu sebeple de, söz konusu davadan sonra ve bu davaya ilişkin karar tescil edilmeden alınarak tescil edilmiş ve bu sebeple de iptali istenmemiş tescil edilmiş son iki genel kurul kararının da dayanağının ortadan kalkmasına neden olan bir Mahkeme kararının söz konusu olduğunu, yani söz konusu kararın tescil edilememiş olması ama varlığının da tespit edilmiş olması ve bu durumun, sicil kayıtlarında yarattığı belirsizliklerin zorunlu bir tedbir yarattığını, anılan kararın tescil edilebilseydi zaten, sicil kayıtları değişmiş olacağı halde ve bu aşamada ise, değişmesi gerekmesine rağmen, değişememiş olması ama bu haliyle de kabul edilmesinin hukuken imkansızlığına ilişkin bir fiili sonuç olduğunu, dava konusu başvurunun iade nedeni ya da davacının ifadesi ile tedbir ve aslında, dava konusu şirkete ilişkin tescil edilemediğini ve şirketin tüm yapısını değiştiren mahkeme kararının neticesi ve bu neticeler karşısındaki hukuki durumdan kaynaklandığını, yani tescil edilemeyen ama sonuçları doğmuş kararın varlığına ilişkin bir uyarı olduğunu söz konusu davalı Müdürlük kaydı olduğunu, dava konusu şirket ticaret sicili dosyasında daha evvel tescil edilmiş pek çok kararın iptaline ilişkin, bilgileri verilen kesinleşmiş İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının tescili bakımından ortaya çıkan ve fiili imkansızlık sebebiyle, veyahut da işbu kararın tescil edilmesi önündeki fiili engellerden dolayı, dava konusu şirketle ilgili ticaret sicili kayıtlarının, anılan Mahkeme kararı doğrultusunda ve buna uygun şekilde düzeltilmeden herhangi bir işlem yapılmasının mümkün olmadığına ilişkin bir kaydın, Mevzuata uygun olarak işlenmiş olup; huzurdaki dava da bununla ilgili olduğunu, dava konusu şirketle ilgili 12.01.2023 tarihli dilekçe ekine, yukarıda bilgileri verilen ve kesinleşmiş İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı konularak, anılan karardaki genel kurulların iptali için tescil başvurusu yapıldığını ama söz konusu Mahkemenin tescil edilmiş ortaklar/genel kurul kararlarının iptaline ilişkin kararı verirken değerlendirmediği ve iptal de edilmemiş olduğu için geçerliliğini koruyan tescil edilmiş hisse devri ile sermaye artırımı kararları bulunması nedeniyle; yani söz konusu kararın, şirketin güncel sermaye durumu ve hissedarlık yapısı değerlendirilerek verilmediği için sicil kayıtları ile uyumsuz olan mahkeme kararının tescil edilemediği ve bu konu hakkında, karar veren mahkemeye de bilgi verildiği gibi söz konusu mahkeme kararı ile çelişen kayıtlar nedeniyle veyahut da şirketin güncel pay durumu ve hissedarlık yapısı birbiri ile uyumsuz olduğundan; sicil kayıtları düzeltilene kadar, şirketle ilgili bir işlem yapılamayacağının tespit edildiğini ve bu tespite ilişkin mevzuata uygun hukuki yoruma dair kayıt düşülmüş olup; içerideki bu kayıt ve aslında, davalı tarafından yapılan hukuki değerlendirme gereğince, dava konusu tescil başvurusunun yapılamadığını, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş (Müvekkil Müdürlük kayıtlarında) tescilli kararlar ve yine, (Müvekkil Müdürlük kayıtlarında) iptal edilmemiş tescilli genel kurul kararları arasında uyumsuzluk bulunduğu için, anılan mahkeme kararının fiilen tescili veyahut da bu tescille kayıtların düzeltilmesi mümkün olmamışsa da; söz konusu kararın hukuki sonuçlarının mevcut olduğunu, yani iptal edilen kararlar neticesinde şirketin sermayesine ilişkin uyumsuzluk ve belirsizliğin oluştuğunu ve bu bakımdan da, dava konusu şirketin sermayesinin güncel durumunun tespit edilene veyahut da anılan İstanbul 5.Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi kararının tescilinden evvel tescil edilmiş ve iptal edilmesi gereken genel kurul kararları Mahkeme tarafından iptal edilene kadar, herhangi bir başka tescil başvurusu yapılmasının mümkün olmadığını, nitekim dava konusu şirketle ilgili tescili fiilen yapılamayan mahkeme kararına göre pay durumunun tescili talebi ile açılan 2023/246 E ve 2023/697 K sayılı davada, ilgili İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, davalı Müdürlük kaydını veyahut da huzurdaki davanın da açılmasının nedenini oluşturan konuya ilişkin davalı Müdürlük değerlendirmesini teyit eder şekilde; davayı reddederken, gerekçe bölümünde "...kaldı ki tescilin gerçekleşebilmesi için iptal edilen genel kurul kararları dışında ve sonraki tarihte yapılan sermaye artırımı kararlarının da iptali, pay oranlarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir." ifadelerine yer verildiğini, hal böyle iken dava konusu edilen "tedbir" olarak davacı tarafından adlandırılmış ve aslında, anılan ve kesinleşen mahkeme kararının tescil edilmesinin mümkün olmamasına rağmen, geçerli olmasının ve dolayısıyla da, dava konusu şirketin sermayesinin, ortaklıklarının ve pay oranlarının belirsizleşmesi neticesi olarak; şirket sermayesinin, ortakları ve payların belirlenmesine ilişkin açılacak bir tespit davasının tescili ardından şirketin karar alabileceğinin açıklanmasına ilişkin bu davalı Müdürlük kaydının hukuka uygun ve pay durumu, paydaşları belirsiz bir şirketin, herhangi bir konuda karar almasının mümkün olmadığını, kısaca dava konusu şirketin tescil başvurusunun iade nedeni, dava konusu şirketin sermayesi, ortakları, ortakların paylarına ilişkin ortaya çıkan belirsizlik olup; bu durum çözülmeden dava konusu şirketin herhangi bir konuda karar alamayacağının açık olduğunu, bu bağlamda dava konusu tescil işleminin gerçekleşememesinin nedeninin, açıklandığı üzere, dava konusu şirketin sermayesi, ortakları ve ortaklarının paylarına ilişkin olarak ortaya çıkmış belirsizlik ve bu belirsizlik düzeltilmeden herhangi bir tescil işleminin yapılamayacağına ilişkin, açıklandığı üzere Mevzuata uygun Müdürlük kaydı ya da aslında, hukuki değerlendirmesi olup; dava konusu şirket karar alabilmek için, şirketin müseccel 10 tane genel kurul kararının iptaline konu, kesinleşmiş ama fiili imkansızlıktan dolayı tescil edilememiş anılan İstanbul 5.Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesinleşmesinden önce tescil edilmiş ve dayanağını da yitirmiş genel kurul kararların iptali ile ortaklık durumuna ilişkin belirsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde, pay durumunun tespitine ilişkin dava açması ve bunu da tescil ettirmesi gerektiğini, sonuç olarak huzurdaki dava konusu tescil başvurusunun iadesinin, açıklanan hukuki değerlendirmeye ilişkin kayıttan iabret olup, yine ele alınan nedenlerle, davalı müdürlükçe dava konusu tescil işleminin iadesi ve aslında, buna neden olan hukuki değerlendirme de mevzuata uygun olduğunu, davalı müdürlüğün dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını ve bu nedenle de, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....Davacı şirketin 22.11.2023 tarihli genel kurulunun 4 nolu kararı ile ve 8 nolu kararı ile ... Denetim AŞ'nin bağımsız denetçi olarak seçilmesine karar verildiği görülmüştür. Bu bağımsız denetim şirketinin yetkilisi ... olduğu ve ...'un bağımsız denetçi belgesine haiz olduğu görülmüştür. O halde TSY 108/4. maddesine göre ... Denetim AŞ'nin bağımsız denetçi olarak tesciline dair prosedürün davacı şirket tarafından yerine getirildiği anlaşılmıştır. Öte yandan Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevap ve bilgi belgelerden, şirketin kaydında bir kısım mahkeme kararına göre takyidatlar bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca şirketin taraf olduğu yargılamaların dosyalarının UYAP suretleri de dosya içerisine alınmıştır. Tüm bu takyidat ve yargılamalara dair mahkeme dosyalarının içerisinde bağımsız denetçi beyanının tesciline engel herhangi bir ara karar veya nihai karar bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla beraber, yapılan sair yargılamalar sebebiyle, şirket ortaklarının kimler olduğu, paylarının ne oranda olduğu hususları tartışmalı olsa dahi bu husus yine de tescile engel değildir. Zira şirketin bağımsız denetçi atanmasına dair 22.11.2023 tarihli genel kurulunun iptaline dair açılmış bir davada ancak genel kurulunun usulüne uygun teşekkül edip etmediği tartışma söz konusu olabilir. Bu yönde açılmış ve bağımsız denetçi kararının iptaline ya da icrasının durdurulmasına dair bir karar olmadığı müddetçe ticaret sicil müdürlüğü, bu genel kurul kararının gereğini yerine getirmekten imtina edemez. Bu sebeple ticaret sicil müdürlüğünün bağımsız denetçi beyanını tescil etmeme yönündeki işleminin iptaline ve kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesinin 2. Sayfasının 7 nolu bendinde davacı taraf ayrıca şirketin sicilinde bulunan tüm takyidatların da kaldırılmasını talep etmemiş, davacı vekili bu talebini ön inceleme celsesinde tekrar etmiştir. Celp edilen ticaret sicil belgelerinde, takyidatların kaynağı olarak bir kısım mahkeme kararları ve icra dosyaları gösterilmiştir. Her şeyden evvel, eldeki dava sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü hasım gösterilerek açılmış bir dava olup, takyidatların lehtarları eldeki davada hasım gösterilmemiştir. Talebin neticesinden hukukları etkilenecek takyidat lehtarları aleyhine usulüne uygun bir dava açılmadan takyidatlar hakkında bir karar verilmesi mümkün değildir. Nasıl ki tapudaki haciz kaydını kaldırmak isteyen malik, tapu müdürlüğü aleyhine değil, haciz dosyası alacaklılarına karşı dava açması gerekiyorsa, ticaret sicilinde bulunan takyidatları kaldırmak isteyen ilgilinin de takyidat lehtarları aleyhine dava açması gerekir. Bu husus herkesçe bilinen malum bir hukuki düzenleme olduğundan HMK 124. maddesindeki taraf değişikliği müessesesinin burada uygulama alanı bulunmamaktadır. Öte yandan, bir mahkeme tarafından konulan takyidatın, aynı derecedeki başka bir mahkeme tarafından kaldırılması da mümkün değildir. Bunun için ilgilisinin takyidatı koyan mahkemeden usulüne uygun talepte bulunması gerekmektedir. Bu sebeple takyidatların kaldırılması talebinin de reddine dair davanın kısmen kabul / kısmen reddine, davalı ... Müdürlüğünün davacı ...nin bağımsız denetçi beyanının tescili talebine ilişkin vermiş olduğu 11/12/2023 tarihli ... makbuz numaralı ve ... X tahakkuk nolu geri çevirme / red işleminin iptali ile kaldırılmasına, takyidatların kaldırılması talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu halde, müvekkili bakımından açılan davanın kabul edilerek; müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararının bozulması gerektiğini, davaya konu şirket hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmamış olup; bu bakımdan da davanın usûlden reddedilmesi gerektiğini, kabul edilmemekle birlikte, huzurdaki dava usulden reddedilmediği takdirde, dava konusu iade işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü, Türk Ticaret Kanunu. m. 32 ve ticaret sicili yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, huzurdaki dava konusu tescil başvurusunun iadesine ilişkin kayıttan iabret olup, müvekkili müdürlükçe dava konusu tescil işleminin iadesi ve aslında, buna neden olan hukuki değerlendirmenin de mevzuata uygun olduğunu, dava konusu tescil işleminin gerçekleşememesinin nedeninin dava konusu şirketin sermayesi, ortakları ve ortaklarının paylarına ilişkin olarak ortaya çıkmış belirsizlik ve bu belirsizlik düzeltilmeden herhangi bir tescil işleminin yapılamayacağına ilişkin mevzuata uygun Müdürlük kaydı ya da aslında, hukuki değerlendirmesi olup; dava konusu şirket karar alabilmek için şirketin müseccel 10 tane genel kurul kararının iptaline konu, kesinleşmiş ama fiili imkansızlıktan dolayı tescil edilememiş anılan İstanbul 5.Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesinleşmesinden önce tescil edilmiş ve dayanağını da yitirmiş genel kurul kararların iptali ile ortaklık durumuna ilişkin belirsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde, pay durumunun tespitine ilişkin dava açması ve bunu da tescil ettirmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğün dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını ve bu nedenle de yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda, müvekkili bakımından davanın reddine karar verilmesi ve davanın açılmasına neden olmayan müvekkil aleyhine yüklenen yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hükmün kaldırılarak, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davacı ...nin bağımsız denetçi beyanının tescili talebine ilişkin vermiş olduğu 11.12.2023 tarihli ... makbuz numaralı ve ... X tahakkuk nolu geri çevirme / red işleminin iptali ile kaldırılmasına, takyidatların kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş olup, ret işleminin iptali kararına karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuşturİstinafa gelen uyuşmazlık temelde, istem konusuyla ilgili olarak ticaret siciline tescil koşulları bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı şirketin 22.11.2023 tarihli genel kurulunun 8 nolu kararı ile 2023 hesap dönemi için ... Denetim AŞ'nin bağımsız denetçi olarak seçilmesine karar verilmiş, davacı tarafça, alınan genel kurul kararının mevzuata uygun olduğundan bahisle ticaret sicil müdürlüğü kararına itirazın kabulüne karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.UYAP üzerinden dosya kapsamına alınmış olan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/582 Esas ve 2020/23 Karar ( Eski esas:2014/673) sayılı dosyasında davacı ... tarafından açılan “limited şirketin esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile payının tespiti” talepli davada ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğuna ve ...'un şirkette %40 oranında, ...'un %60 oranında pay sahibi olduğuna karar verilmiş ve bu karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarih, 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı ile onanarak 10.01.2023 tarihinde kesinleşmiştir.Davalı ... müdürlüğü, davacı tarafça yapılan başvuru sonucunda 11.12.2013 tarihli ... X tahakkuk nolu yazısında "şirket ortaklarıyla ilgili devam eden davanız sonuçlanmamıştır. Tescil talebiniz işleme alınması mümkün değildir." şeklinde cevap vermiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 34/1. maddesinde tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde yine ilgililerin sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Somut olayda davacı şirketin yaptığı başvurunun davalı ... Müdürlüğünce kabul edilmediği, tescil talebinin olumlu sonuçlanmadığı nazara alındığında davalı ... müdürlüğünün 11.12.2023 tarihli cevabının, tescil isteminin reddine yönelik karar niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin usulünce verilen bir ret kararı olmadığı yönündeki istinaf istemi yerinde değildir.TTK'nun 32/1. Maddesine göre sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre ise, tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34. Maddesine göre de tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise kararın şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı, tescil edilecek olguların gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığı, üçüncü kişilerde yanlış bir izlenim yaratacak nitelik taşıyıp taşımadığı ve kamu düzenine aykırı olup olmadığı ticaret sicil müdürlüğünce incelenecek hususlar arasındadır. Ticaret sicil müdürlüğü Kanunun emredici hükümlerine aykırılık sebebiyle tescil istemini reddedebilir. Bu kapsamda, ticaret sicil müdürlüğü bir genel kurul kararının butlanına veya yokluğuna neden olacak sebepler var ise tescil talebi reddetme yetkisi vardır. TTK'nın 635.maddesine göre 397. maddenin beşinci ve altıncı fıkraları dışında kalan, anonim şirketin denetçiye, denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanır. TTK'nun 399/1.maddesine göre denetçi, şirket genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi şarttır. Seçimden sonra, yönetim kurulunun, gecikmeksizin denetleme görevini hangi denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirmesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilan etmesi gerekmekte olup, talep üzerine Ticaret Sicil Müdürlüğü, TTK'nın 32.maddesi ve yönetmeliğin 34.maddesi doğrultusunda işlem yapacaktır.Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 108/4.maddesinde TTK'nun 400.maddesinde sayılan bağımlılık hallerinden birinin kendisinde bulunmadığına ilişkin denetçinin beyanı alınmadan, denetçinin tescil edilmeyeceği, 108/5.maddesinde denetçinin adı ve soyadı veya unvanı, kimlik numarası, yerleşim yeri veya merkezi, varsa tescil edilmiş şubesi tescil edileceğinden Genel Kurul kararında veya beyanda bu bilgilerin yer almasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bağımsız denetçi atanması kararının tescili için denetçinin TTK'nun 400.maddesinde sayılan bağımlılık hallerinden birinin kendisinde bulunmadığına ilişkin denetçinin beyanı ile bağımsız denetçilik belgesi fotokopisi, şirket ile denetçi arasında yapılan denetim sözleşmesi veya bağımsız denetim kuruluşu veya denetçi tarafından görevi kabul ettiğine ve şirketle denetçi arasında yapılan denetim sözleşmesinin akdedildiğine ilişkin yazılı beyanın sunulması gerekir. Somut olayda şekil bakımından TTK 399. maddesine uygun, kamu düzenine aykırı olmayan ve tescile tabi olan davaya konu bağımsız denetçi atanması kararının sicil tarafından tescil ve ilan edilmesi gerekli olup, bu yöndeki talebin yasa ve yönetmeliğe uygun olduğu gözetildiğinde davalı ... müdürlüğünün, şirketin ortakları ve ortaklık payları hakkındaki mahkeme kararını gerekçe göstererek, 22.11.2023 tarihli genel kurulunun 8 nolu kararı ile 2023 hesap dönemi için bağımsız denetçi seçilmesi kararının tescil ve ilan istemini reddetmesi usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle mahkemece davacı şirketin bağımsız denetçi beyanının tescili talebine ilişkin vermiş olduğu 11.12.2023 tarihli geri çevirme / red işleminin iptali ile kaldırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik olmayıp, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Diğer yandan mahkemece davalı ... müdürlüğü aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bağımsız denetçi beyanının tescil talebinin usul ve yasaya aykırı gerekçe ile reddine karar verilmesi sebebiyle bu konu hakkında dava açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine vekalet ücreti takdirine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025

....

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1733, K. 2025/1416, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1733-e-2025-1416-k-03938eed3ba3