Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2024/1686 E. 2024/1626 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1686
- Karar No
- 2024/1626
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1686
KARAR NO: 2024/1626
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 10/10/2024 (Derdest)
NUMARASI: 2024/830 Esas
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Halen yönetim kurulu başkanı olan ...'in, diğer iki kardeşi öldükten sonra, ölen kardeşlerinin şirket mal varlığında hiçbir hakkının olmadığını, şirketin tüm mal varlığının kendisine ait olduğunu açıkça beyan ederek; kardeşleri öldükten sonra şirketin ticari faaliyetlerini sistemli bir şekilde durdurak 2016 yılından bu yana yani yaklaşık 8 yıldır davalı şirket adına hiçbir proje almadığını, çeşitli yöntemlerle şirket mal varlığını eritmeye, şirketin içini boşaltmaya ve şirketin ticari birikimini kullanarak tek sahibi olduğu aynı sektördeki bir başka şirketin mal varlığını artırmaya başladığını, babalarının ölümüne müteakip amcasının kötü niyetini sezemeyen müvekkilinin, yönetim kurulu üyesi olarak söz konusu satışlardan elde edilen hasılatların gayriresmi kayıtlarını tutmaktayken açıktan alınan paraların neden şirketin hesabına amcasının alacağı gibi yatırıldığını sorguladığında şiddete uğrayarak şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin son kayıtlarına göre; Yönetim Kurulu Başkanı ...’in şirket ortaklar cari hesabında, 17.08.2018 tarihinde 9.714.460.48 TL alacağı görünmekte iken, bu alacak rakamının bir iki yıl içinde süratle 34.468.202,28 TL'ye daha sonra 70 Milyon TL'linin üstüne çıktığını, 1/3'ü davalı şirketin mülkiyetinde olan, ... Projesi - İstanbul İli Bahçelievler İlçesi, ... Ada ... Parsel numarasında kayıtlı ... No'lu dükkanın gerçek satış bedelinin neredeyse 1//10'u fiyatına 12 Milyon TL'ye (davalı şirket payına 4 milyon Tl) yukarıda izah edilen aynı yöntemle tapuda, ... Başvuru numarası ile satışının yapıldığının öğrenildiğini, aynı projede 3+1 meskenin satış değerinin 28 Milyon TL olduğunu, aynı bölgede emsal teşkil edecek eski bir yapı dükkanın değerinin ise 85 - 100 Milyon TL olduğunu, Yönetim Kurulu başkanı...'in, davalı şirket adına kayıtlı bulunmakta olan bir kısım lüks araçları (...(... ) -...(...)), satış gibi göstererek son bir yıl içinde kendi aile bireylerine devrettiğinin öğrenildiğini, 1/3'ü Davalı şirketin mülkiyetinde olan, ... Projesi - İstanbul İli Bahçelievler İlçesi, ... Ada ... Parsel numarasında kayıtlı ... No'lu dükkanın değerinin çok altında satılması halinde, müvekkili açısından geriye dönüşü olmayan mağduriyetler oluşacağından; yaklaşık ispat şartının gerçekleşmiş olması sebebiyle, öncelikle işbu taşınmaz bağımsız bölüme teminatsız olarak ihtiyati tedbir kaydı konulmasını, mümkün ise Şirketin tüm malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla tüm tapu kayıtlarına tedbir uygulanmasını, davalı şirketin taşınmaz satışlarının kontrol altına alınabilmesi amacıyla denetim kayyımı atanmasını, TTK m.531 hükmü gereği davalı şirketin haklı sebeple feshi'ne yada mahkemece feshine karar verilmediği taktirde müvekkilimizin şirketteki % 16,67 hissesi nispetinde davalı şirketin bölünmesine yada müvekkili payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip müvekkilinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 10.10.2024 tarihli ara karar ile "... İhtiyati tedbir; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığında 389. maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir. HMK 390/3. fıkrada, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğuna yer verilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Somut olayda bu şartın gerçekleştiğinin kabülü mevcut durum itibarı ile mümkün görülmemektedir. Açılan davanın niteliğinin yöneticinin azli ya da yöneticilerin sorumluluğu davası olmayıp, şirketin feshi davası olduğu; davanın niteliği itibariyle tedbir talep edilen taşınmazların dava konusu olmadığı; dava konusu olmayan taşınmazlarla ilgili tedbir kararı verilemeyeceğinden ve yine taraflar arasındaki dava dilekçesinde belirtilen başka mahkeme dosyaları, içerikleri ve belirtilen dosyalarda verilen kararlar da dikkate alınarak, şartları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını talep ve dava etmiş ise de; davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, henüz delillerin toplanmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna dair dava tarihi itibarı ile dosyada mübrez belge ve delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı gibi, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, şirketin organlarının tam olduğu, bu konuda eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle henüz delillerin toplanmamış olması, mevcut delillere göre yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ve değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözönünde bulundurularak (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 13.07.2023 Tarih ve 2023/1249 E. - 2023/1147 K. Sayılı ilamı) davacının denetim kayyımı tedbir talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir taleplerinin ret gerekçesinin hak ve hukuka aykırı olup, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını, mahkemenin red gerekçesini, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmemesine dayandırdığını, tedbir talepli davaların konusunun, TTK m.531 hükmü gereği, davalı şirketin haklı sebeple feshi olduğunu, tedbir kararı verilmediği takdirde, tedbire konu taşınmazın aynı daha önce satışı yapılan taşınmazlar gibi yönetim kurulu başkanının haksız mal edinmesine konu olacağını, 6100 sayılı Kanunun 389. maddesinde “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elden edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmünün mevcut olduğunu, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan koşulların sağlandığını, Mahkemenin vermiş olduğu söz konusu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir isnadı bulunmadığını, ilgili kanun hükmüyle açıkça çelişen, bu kararın verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale geleceğini beyanla Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/830 Esas No’lu dosyasında, 10.10.2024 tarihli usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararının kaldırılmasına, mahkemece yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde fesih kararı verildiğinde yahut mahkemece verilecek başka bir çözümde dahi tasfiye halinde şirket malvarlığının azaltılmaması için ivedilikle davalı şirketin mülkiyetinde olan ... Projesi - İstanbul İli ... İlçesi, ... Ada ... Parsel numarasında kayıtlı ... No'lu dükkanın tapu devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, ekte ibraz edilen yönetim kurulu üyesinin beyanı gereği şirketin tüm malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi için şirket mülkiyetinde bulunan tüm tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep, anonim şirketin haklı nedenle feshine ilişkin derdest davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusu ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda 531.maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." düzenlemesini içermektedir. TTK'da anonim şirketin haklı nedenle feshinin istenmesi halinde şirket hakkında verilecek tedbirlere ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu halde, tedbire ilişkin 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)nın 389 vd. Maddelerinin uygulanması gerekir. HMK'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Somut olayda, şirketin feshine ilişkin derdest davada davacının sunduğu deliller davanın niteliği ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacının haklılığını yaklaşık olarak ispatlayamadığı , davanın ilerleyen aşamalarında , davacının mahkemeden her zaman yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunması mümkün olup, ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ilk derece mahkemesince davalı şirketin taşınmaz malları ve İstanbul İli Bahçelievler İlçesi, ... Ada ...Parsel numarasında kayıtlı ... No'lu dükkan üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki engelleyecek mahiyette tedbir konulması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024