Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2024/1522 E. 2024/1432 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1522
Karar No
2024/1432
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1522

KARAR NO: 2024/1432

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/06/2024 tarihli ara karar.

NUMARASI: 2023/591E.

DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali

Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne- kısmen reddine dair verilen 07.06.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirket hisselerinin muris ...'e ait olduğunu, ...'in 22.09.2015 tarihinde vefat ettiğini, şirket payları üzerinden mirastan kaynaklanan elbirliği ile mülkiyet rejiminin devam ettiğini, oybirliği olmadan toplanan 21.06.2023 günlü 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının ve alınan kararların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, toplantıda yeterli nisap bulunmadığından alınan kararların batıl olduğunu, ...'in eşi ve mirasçısı ...'inde 18.06.2019 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın terekeye dahil olan hisselerin de ayrıca mirasçıları tarafından elbirliği halinde mülkiyet rejiminde olduğunu, önceki kararlar yönünden de iptal davaları açıldığını ileri sürerek, 21.06.2023 günü yapılan 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı ve alınan kararların hükümsüzlüğüne, karara kadar yürürlüklerinin askıya alınmasına, şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ait genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin açılan davanın İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/515 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, anılan dosyada İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 2024/38 Esas, 2024/293 Karar sayılı ilamı ile davalı şirketin paylarının elbirliği halinde mülkiyet olduğu ve yapılan genel kurul toplantılarının yok hükmünde olduğu, yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğinn, hüküm altına alındığını, 02/04/2024 tarihinde 2020 ve 2021 yıllarına ait Genel Kurul Kararlarının Yürütmesi'nin durdurulmasına dair İhtiyati Tedbir Kararı verildiğini, 16/05/2024 tarihinde 2024/374 Karar No ile 2020 ve 2021 yıllarına ait Genel Kurul Kararlarını yok hükmünde olduığunun tespitine karar verildiğini belirterek; yetkisiz kişilerce fiilen yönetilmekte olan dava dilekçesinde talep edildiği gibi davalı şirkete tedbiren tebiren yönetim kayyumu atanmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 29.05.2024 tarihli dilekçesinde özetle; 21.06.2023 tarihli toplantının yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, genel kurulun butlanını gerektirir bir durum bulunmadığını, muris ...'in vasiyetnamesi doğrultusunda, tüm mirasçıların münferit pay sahibi sıfatıyla genel kurula çağrıldığını, her birnin münferit pay sahibi olarak oy kullandığını ve tutanağa “elbirliği mülkiyeti olduğuna dair herhangi bir muhalefet şerhi yazılmadığını, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/323 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesi ile şirket yönetim kurulu tarafından 19.10.2017 tarihinde karar alınarak davacı tarafın da içinde bulunduğu tüm pay sahiplerinin, pay defterine münferit pay sahibi olarak işlendiğini, ... tarafından İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 08.04.2016 tarihinde terekenin korunması davası açtığını (2016/31 Tereke), mahkemenin 19.04.2016 tarihli ara kararında terekenin TMK'nın 589 ve devamı maddeleri korunması önlemleri çerçevesince avukat İbrahim Bülbül’ün tereke idare memuru olarak atandığını, davacının feragati ile bu davanın reddedildiğini, bu nedenle tereke temsilcisinin 13.07.2016 tarihine ertelenen genel kurula katılmadığını, şirketin 13.07.2016 tarihinde yapılan 2015 yılına ait genel kurulunda murisin yasal ve atanmış tüm mirasçılarının katıldığını, ardından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/323 Esas sayılı dosyasında verilen kararı kesinleştiğini ve şirket yönetiminin mirasçıları münferit pay sahibi olarak kaydettiğini, el birliği mülkiyetin bu şekilde paylı mülkiyete dönüştüğünü, davalının İstanbul 2. ATM'nin 2016/1007 Esas sayılı dosyasında açtığı iptal davasında, delil bulunmaması nedeniyle ıslahla butlan sebebine dayanıldığını ve mahkemece davanın reddine karar verildiğini, bu davada da elbirliği ile mülkiyete dayalı iddiaların bulunduğunu ve mahkemece incelenen iddiaların yerinde görülmediğini, mirasçıların pay defterine kayıt edildikten sonra ayrı ayrı oy kullanmaya hiç bir zaman itiraz etmediklerini, davacının da bir çok genel kurula kendi adına katılarak toplantı tutanağını imzaladığını, davacının ayrıca kendisini münferit pay sahibi görerek şirkete karşı bir çok dava açtığını, şirketin paylarının mirasçılar adına münferiden pay defterine işlenmesinin davacının lehine olduğunu ve elbirliği mülkiyeti iddiasında bulunulmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin bulunması halinde de eylemli olarak taksimin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, usulüne uygun alınan kararların yürütülmesinin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, TTK'nın 389 ve devamı maddelerindeki zarar ve yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediğini, şirketin usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve ..., ... ve ...'den oluşan yönetim kurulunca temsil edildiğini, yöneticilerin yasaya aykırı bir eyleminin bulunmadığını, şirketin organsız kalmadığını savunarak, davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 07.06.2024 tarihli ara kararıyla; "...Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' hükmünü içermektedir. HMK'nın 390/3 maddesinde ise 'Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.' şeklinde düzenleme yapılmıştır. TTK 447. maddesinde genel kurul kararının butlanı davasında uygulanacak düzenlemeler getirilmiş olup. Buna göre; TTK MADDE 447- (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. TTK'nın 449. maddesine göre; Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. düzenleme yapılmıştır. Dava, davalı şirketin genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalı şirkete kayyım atanmasına ve dava konusu genel kurul kararların yürütmesinin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş olup; davacı ve diğer ortaklara müteveffa ...'in ve ...'in şirketteki payları miras olarak intikal etmiş olmakla davacı ve diğer ortaklara geçen payların elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, miras taksim sözleşmesi yapılmadığı iddia olunmakla ve dosya kapsamında TTK 477 ve devamı maddeleri uyarınca mirasçılar arasında anlaşma olduğuna dair bir delilin de bu aşamada sunulmadığı nazara alınarak Genel Kurul Kararlarının yürütmesinin durdurulması yönündeki talebe ilişkin olarak yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, bu kapsamda 21/06/2023 günü yapılan 2022 tarihli olağan genel kurulda alınan karaların icrasının ilerde telafisi imkansız zarar doğma ihtimali hususunda da yakın ispat koşullarının mevcut olduğu görülmekle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin ise şirketin organsız olmadığı, şirket yönetiminin devamı halinde kitlenme durumu olacağına dair yakın ispat koşullarının bu aşamada oluşmadığından.."gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.06.2023 tarihinde yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nın 449. maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına ve 2022 tarihli olağan genel kurul kararları karar çerçevesinde işlem yapılmasının mahkemece hüküm verilene kadar tedbiren durdurulmasına, davacının şirket hissedarı oluşu dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınmasına takdiren yer olmadığına, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, her iki taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti davasında, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/515 Esas sayılı dosyasında, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 2024/38-293 sayılı kararı ile payların elbirliği mülkiyeti halinde olduğunun belirlenerek, genel kurul toplantılarının yok hükmünde olduğunun ve yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin belirlendiğini, mahkemece bu karara uyarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini, anılan karada genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespit edildiğini, yok hükmünde olan kaydi yönetim kurulunun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararını etkisiz bırakmak, için bu gündemle olağanüstü genel kurul yapma kararı aldığını, tedbir kararı uyarınca, yetkileri kaldırılan kaydi yönetim kurulu üyelerinin, hiçbir karar alma yetkisi bulunmadığını, olağanüstü genel kurul kararı yapma yetkilerinin de bulunmadığını, mahkeme kararlarını hiçe sayan kaydi yöneticilerin yerine şirkete kayyım atanmasının gerektiğini, haksız olarak şirketi ele geçiren bir gurubun yönetimde olduğunu, batıl genel kurul topklantısı ile seçilen kaydi yöneticilerin, yetkilerinin kaldırılması akabinde batıl bir karar alarak, batıl bir genel kurul yaparak kendilerini yeniden seçtirdiklerini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının redde ilişkin bölümünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru ve itiraz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemsince verilen tedbir kararının hatalı olduğunu, murisin şirketin %81,71 payına sahip olduğunu, tedbir şartlarının bulunmadığını, yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediğini, alınan kararla şirketin işlemez hale getirildiğini, teminat alınmamasının hatalı olduğunu, bir çok kez reddedilen kayyım atanması talebinin ileri sürülmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 21.06.2023 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, kararların yürütmesinin durdurulmasına ve şirkete kayyım atanmasına; istinaf başvurusu ise davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine ilişkindir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü; aynı Kanun'un 390/3. maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Buna göre, genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun, davacı tarafça yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesi ile şirketin genel kurulunda alınan kararların yürütmesinin durdurulması istenmiştir. İlk derece mahkemesince tarafların yokluğunda verilen istinaf konusu 07.06.2024 tarihli ihtiyati arar karar ile kayyım atanması talebinin reddine, genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebinin ise kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yasal düzenlemeye uygun olarak, kabul edilen ihtiyati tedbir kararları yönünden itiraz yolu açık tutulmuştur. HMK'nın 342. maddesi ile 394/1. maddesindeki, "Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz." düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde, kabul edilen kısma ilişkin kararın istinaf incelemesine konu olmadığı anlaşıldığından ve bu talebin mahkemece itiraz şekilinde değerlendirilecek olması karşısında, sadece davacı vekilinin reddedilen ihtiyati tedbire yönelik istinafı incelenmiştir. Davacı vekilinin kayyım atanması talebi mahkemece reddedilmiştir. İlk derece mahkemesince belirlendiği üzere herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, şirket yöneticilerinin yönetim yetkisinin kötüye kullandıkları da yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmamıştır. Şirkette organ boşluğu bulunmadığı ve istinaf başvurusunda belirtildiği üzere 22.04.204 tarihli çağrı ile yani dava konusu karardan sonra yönetim kulunun seçildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, HMK'nın 389. maddesinde belirlenen, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde hakkın elde edilmesinin imkansız hâle geleceği veya zorlaşacağının da kanıtlanmaması karşısında ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi bu aşama itibariyle yerindedir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında sunulacak deliller ışığında yaklaşık ispatın gerçekleşmesi halinde, yargılamanın her aşamasında yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesi ve mahkemece yeniden yapılacak değerlendirme sonucu verilen karara karşı kanun yolunun açık olması karşısında, mahkemenin bu aşamada tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalının istinaf başvurusu yönünden ise ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı davalının yokluğunda verilmiş olup HMK'nın 394.maddesi uyarınca itiraza tabidir. Bu tür kararlara karşı doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Bu nedenle davalı vekilinin başvurusunun, HMK'nın 394.maddesi anlamında itiraz dilekçesi olarak değerlendirilip itiraz hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 07.06.2024 tarihli ara karar redde ilişkin bölümü yönünden usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun itiraz niteliğinde olması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı vekilinin başvurusu, HMK'nın 394. maddesi uyarınca itiraz olarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.10.2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1522, K. 2024/1432, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2024-1522-e-2024-1432-k-72c02c23ac4f