Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2024/1441 E. 2024/1901 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1441
Karar No
2024/1901
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2024/1441 Esas

KARAR NO:2024/1901

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ:03/09/2024

NUMARASI:2022/145 E.

DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde; davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanılan, müvekkili şirketin tescilli tanınmış markasına tecavüz niteliğinde olan, "..." marka, işletme adı ve unvanlarının kullanıldığı tüm araç ve gereçlere el konulmasına, "..." marka, logo ve unvanına tek başına veya başka unsurlarla yer verilen tabela, etiket, broşür ve her türlü belge ve doküman ile sair dijital, görsel, işitsel ve yazılı reklam-tanıtım materyallerinin sosyal medya ve genel olarak internet üzerinde kullanımının durdurulmasına, davalılara ait veya davalı tarafından kontrol edilen... adlı web sitesine erişimin durdurulmasına, içinde "..." ibaresi, unvanı, işletme adı, logosu ve markası geçen tüm içeriklerin/yönlendirici kodların/anahtar sözcüklerin kaldırılmasına, bunların toplatılıp, muhafaza altına alınması hususlarını kapsar şekilde, HMK.md.390/2 uyarınca davalıya tebligat yapılmaksızın (karşı taraf dinlenilmeksizin) ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama sonunda davalı markalarının hükümsüzlüğüne, ticaret unvanının terkinine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve menine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/07/2022 tarihli 2022/145 E sayılı ara kararıyla; "davacı adına tescilli markalardan en eski tarihli olanın 30/07/2010 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markası olduğu, 19. sınıfta tescil edildiği, davalının en eski markasının 12/02/2020 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markası olduğu, 02 ve 37. sınıflarda tescilli olduğu, incelenen internet sitesinde davalının markasının genellikle boya ürünleriyle ilgili kullanıldığı, davacı ile davalının markalarının farklı sınıflarda tescilli olduğu, davacının davasına dayanak yaptığı markaların hiç birisinin davalının markalarının tescilli oldukları 02. ve 37. Sınıflarda tescilli olmadıkları, davacının markasının tanınmış marka olup olmadığının yargılama sonucunda tespit edilebileceği, davalının markasının da tescilli olduğu, marka kullanımının tescile dayandığı, HMK'nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, internet üzerindeki marka kullanımlarının davalının markasının tescili kapsamında kaldığı, ayrıca erişimin engellenmesine karar verilmesi talep edilen ... alan adlı internet sitesinin davalıdan ayrı bir tüzel kişiliği olan .... A.Ş.'ne ait olduğu, davada taraf olmayan kişi hakkında ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceği" gerekçesiyle; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dairemizin 06/10/2022 tarihli 2022/1295 Esas-2022/1360 Karar sayılı kararıyla; "davacı ve davalı tarafın tescilli markalarının bulunduğu, davacı markası eski tarihli olsa da, tescil sınıflarının farklı bulunduğu, davalı kullanımlarının markaya tecavüz teşkil edip etmediğinin yargılama ile çözüleceği, tanınmış marka iddiasına ilişkin bilirkişi raporunun yeterli olmadığı ileride değişen koşullara göre alınabilecek bilirkişi raporu ve yaklaşık ispat koşullarının varlığı halinde mahkemece her zaman tedbir kararı verilebileceği, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda ilk derece mahkemesince verilen kararda esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin 23/02/2024 tarihli duruşmada, alınan raporlarla hükümsüzlük koşullarının ve marka hakkına tecavüz yönündeki şartların oluştuğunun sabit olduğu, sundukları uzman görüşü ve Anadolu 2. FSHHM'nin 2023/56 Esas sayılı dosyada alınan raporların da iddialarını doğruladığı, ihtiyati tedbir yönünden yaklaşık ispatın sağlandığı hatta çok üzerinde kesin olarak ispat edildiği dikkate alınarak tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarihli 1 nolu duruşma ara kararıyla; "Tedbir talebi yönünden daha önce karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği anlaşılmıştır.Dairemizin 04/04/2024 tarih, 2024/494 Esas ve 2024/680 Karar sayılı kararı ile "... ihtiyati tedbir talebi yönünden verilen kararın, gerekçeli karar şeklinde yazılmadığından istinaf incelemesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle gerekçeli karar yazılması ve ara kararın taraflara tebliği ile dava dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere yeniden Dairemize gönderilmesi için yerel mahkemesine geri çevrilmesine.." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesi 29/04/2024 yapılan yargılama sonunda; "...Dosya kapsamı değerlendirildiğinde daha önce davacı tarafça ihtiyati tedbir talep edildiği, 04/07/2022 tarihinde rapor alınmak suretiyle tedbirin değerlendirildiği, tedbirin reddine karar verildiği daha sonra 12/01/2023 tarihinde davacının talebi üzerine rapor alındıktan sonra tekrar tedbir talebinin değerlendirildiği ve karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacı tarafça 23/02/2024 tarihli celsede tekrar tedbir talebinde bulunulduğu, dosyanın geldiği aşama ve davacı aleyhine ikame edilen hükümsüzlük davası ve daha önceki verilen tedbir kararları dikkate alınarak bu aşamada yeniden tedbir yönünden bir değerlendirilme yapılmasının gerektirir bir durum olmadığı kabul edilerek tedbir talebi yönünden daha önce karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinafı üzerine bu kez Dairemizce 11/07/202 tarih, 2024/893 E., 2024/1311 K. Sayılı kararı ile, "...tescilli bir marka hakkına, davalı tarafından haksız eylemleri neticesiyle tecavüz edildiği belirtilmek suretiyle, ihtiyati tedbir talebinin kabulü, haksız fiil teşkil eden marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı talep edilmiş ise de; marka üzerinde öncelik hakkı sahibi olunduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne ilişkin derdest dava bulunduğu, taraf iddia ve savunmalarının yargılamayı gerektirdiği, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporlarına göre, davacıya ait markaya karşı tecavüz eyleminin oluştuğu, davalının markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların oluştuğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu ve davacının markası ile davalı markalarının tescil sınıfları farklı olmakla birlikte işletmesel bağlantı olduğunun belirtildiği, her ne kadar davacı tarafça karşı hükümsüzlük davası yönünden kesin hüküm bulunduğu belirtilmiş ise de, kesin hükmü konu davada tarafların farklı olduğu ve her dosyanın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği,Mahkemece istinafa konu ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin daha önce değerlendirildiği belirtilmiş ise de, değişen koşullarda yeniden tedbir hakkında değerlendirme yapılmasının mümkün olduğu, birleşen dava yönünden Mahkemenin rapor istediği ancak henüz raporun sunulmadığı da dikkate alınarak, karşılıklı sunulan deliller kapsamında ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesi, karşı tarafa davacının muhtemel zararlarını karşılamak üzere mahkemece uygun görülen teminatın yatırtılmasına karar verilmesi ters teminata hükmedilmesi dosya ve delil kapsamına uygun görülmekle, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına," karar verilmiştir.İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 03/09/2024 yapılan yargılama sonunda; "İhtiyati tedbir talep eden davacı-birleşen dava dalısı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince aleyhine tedbir talep edilen davalılar- karşı davacı tarafa ihtiyati tedbir kararının tefhiminden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde SMK' nun 159/2-c maddesi gereğince 300.000,00 TL nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu mahkememize depo etmesi için bir hafta kesin süre verilmesine, talep edenin fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE," karar verilmiştir. Davacı-birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-dosya kapsamındaki somut kanıtlar, bilirkişi raporları, dosyanın geldiği aşama, karşı tarafın açtığı davanın tamamen kötü niyetli ve yargılamayı uzatmaya dönük olduğunun aşikar olması, haklılıklarının yaklaşık ispatın ötesinde tamamen ispatlanmış olması,...markasının tanımlayıcı olmadığına dair verilen kesin nitelikteki Yargıtay kararları, Yargıtay’ın bir başka üçüncü kişi tarafından başvuru konusu yapılan ... ibareli markayı dahi Müvekkili Şirket’in ... markası nedeniyle reddetmesi, karşı tarafın tamamen kötü niyetli bir şekilde...markasının tanımlayıcı olduğuna ilişkin dava açmasına karşın çok sayıda “...-...” unsurlu marka başvuru yapmasındaki açık kötü niyet gibi çok sayıda somut kanıt ve vaka karşısında tüm tedbir taleplerinin kabul edilmesi gerekirken karşı tarafı ödüllendirir gibi 300.000 TL tutarında teminatla ters teminata karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili Şirket’in tanınmış markasına karşı uzun süredir devam eden ağır tecavüzün derhal sonlandırılması gerektiğini,verilen ters teminat kararıyla müvekkili şirket’in en değerli varlığı olan markasına ağır şekilde tecavüz edilmesinin önünün daha da açıldığını, karşı taraf daha da cesaretlendirildiğini, menfaat ve adalet terazisi ters düz olduğunu, müvekkili şirket’in hiçbir yasal hakkının gözetilmediğini, müvekkili Şirket’in sadece 2023 yılında vergi idaresi nezdinde beyan olunan matrahı 1 Milyar TL’nin üzerinde olduğunu, 114 Milyon TL civarında sadece kurumlar vergisi ödediğini, böylesine ticari büyüklükteki bir firmanın en önemli değerlerinden biri olan markasına karşı yapılan ağır tecavüz için sadece 300.000 TL tutarında bir teminat öngörülmesinin kabul edilemeyeceğini, 300.000 TL, 1 Milyar Türk Lirasının, 0003'üne denk geldiğini, böylesine bir ters teminat kararının, hiçbir hakkı korumadığı gibi karşı tarafı da cesaretlendirdiğini, 300.000 TL'nin Müvekkili Şirket’in binlerce kamyon sevkiyatını yaptığı “...” markalı ürünlerin bir adet kamyon sevkiyatındaki tutardan bile daha az olduğunu, Davalıların, sanki Müvekkili Şirket’i temsile yetkiliymiş gibi, “...” sponsorluğunda ve adı altında gerçekleştirdikleri yalnızca bir ödül töreni masrafı olarak dahi onmilyonlarca lira harcarken Davalılar’ın tecavüz teşkil eden eylemlerine karşılık 300.000 TL tutarında bir teminata hükmedilmesinin adeta Davalıları gerçekleştirdikleri tecavüz eylemleri nedeniyle ödüllendirmek ve tecavüze teşvik etmek anlamına geldiğini, Davalının Türkiye’nin ve İstanbul’un en merkezi noktalarında ... markasının kendisine ait bir dış cephe markası olduğuna dair outdoor reklamlar vermek suretiyle Müvekkili Şirketin marka haklarına tecavüzü çok daha ileri noktaya taşıyan eylemlerde bulunduğunu, Yerel Mahkeme’nin hükmettiği ters teminat tutarının davalı tarafın verdiği haksız ve hukuka aykırı verdiği yüzlerce reklamın sadece birinin dahi bedeli olmadığını,-Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi tarafından, ters teminata hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirtilirken, karşı yanın açtığı kötüniyetli hükümsüzlük davasının gerekçesi hatalı incelendiğini ve karara hatalı şekilde yazıldığını, İstinaf mahkemesinin ters teminat hakkındaki kararının bu hatalı inceleme nedeniyle verildiğini, her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2024/893 E. sayılı kararında, Davalı’nın marka hakkı üzerinde öncelik hakkı olduğu gerekçesiyle Müvekkili Şirket markasının hükümsüzlüğünü talep ettiğini belirtse de, birleşen dosyadaki dava dilekçesi incelendiğinde görüleceği üzere Davalının hükümsüzlük davasını yalnızca tanımlayıcılık gerekçesine dayandırdığını, Müvekkili Şirket markasının tanımlayıcı olmadığı ve bu nedenle hükümsüz kılınamayacağına ilişkin kesinleşmiş Yargıtay kararı olduğunu, bu nedenle kesinleşmiş Yargıtay kararının yok sayılması ve Yargıtay kararının bilirkişilerin denetimine/incelemesine sunulması Anayasa’ya ve Mahkemelerin Bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğunu, SMK Madde 27/5, markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararlarının herkese karşı sonuç doğuracağını düzenlemiş olup markanın tescilli olduğu sınıflar kapsamında tanımlayıcı olup olmadığının davanın taraflarına göre farklı şekilde değerlendirilebilir bir husus olmadığı ve davanın taraflarının kim olduğunun incelemede hiçbir öneminin olmadığı, tanımlayıcılık değerlendirmesinin yalnızca markaya ilişkin incelemeyi gerektirdiği ve bu konuda birebir aynı başvuru numaralı markaya ilişkin kesinleşmiş Yargıtay kararının varlığı sabit olmasına rağmen, bu husus gerekçe yapılarak tedbir taleplerinin tümden kabul edilmemesinin ve Davalılar’ın yalnızca 300.000 TL teminat ödemesine karar verilmesinin ölçülülük ilkesine ve hakkaniyete tamamen aykırı olduğunu,-Davalıların yargılama süreçlerinden alınan toplamda 8 bilirkişi raporunun da tümden aleyhlerine olmasına, tecavüzü, haksız rekabeti defalarca tespit etmesine ve Davalılar lehine en ufak bir tespit/kurum kararı olmamasına rağmen, 3 senedir sürdürdükleri tecavüz eylemlerine büyük bir özgüvenle ve iltibas düzeyini de arttıracak şekilde devam ettiklerini, Müvekkili Şirket’in dünya çapında ve inşaat sektöründe tanınmış “...” markasının, kurumsal rengi olan turuncu ile dış cephe alçı levhası olarak kullanılmakta iken Davalıların tüm otoyollara turuncu renk ile reklam verdiğini ve “...” ibaresini de çıkararak bu reklamlarda “ ...” sloganını kullandıklarını, “...” vurgulaması ile onlarca renk seçeneği arasından Müvekkili Şirket’in kurumsal renginin tercih edilmesinin iltibas ve marka sulandırılması kastını açıkça gösterdiğini, ayrıca milyonlarca lira tutacağı öngörülen iki ödül töreni düzenlediklerini ve bu törenlere “...adına buradayız” beyanları ile katıldıklarını, ...’un sunumunda gerçekleşen ödül töreninde, ..., ..., ... gibi ünlülere ödüller sunulduğunu, Müvekkili Şirket markasını, Müvekkili Şirket’in herhangi bir muvafakati olmadan, marka hakkı sahipliğini yerle bir ederek kullanan Davalı Şirketler ve üçüncü kişilerin eylemleriin aynı zamanda TCK kapsamında suç teşkil ettiğini, Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet haklarını saklı tuttuklarını, -Müvekkili Şirket’in markasının tanınmışlığı ve kalite sembolü olduğu dosyada defaatle tespit edilmiş olup Davalıların ödül töreninde ünlülerin katılımı için yoğun şekilde para harcarken, Müvekkili Şirket markasına tecavüz ederek piyasaya sürdükleri inşaat malzemelerinde ise kaliteye hiçbir önem vermediklerini,tüketicinin Müvekkili Şirket markasının kalitesine güvenerek, Müvekkili Şirket markası ile bağlantısı olduğunu düşünerek satın aldıkları Davalılar’ın ürünlerine yazılan internet sitelerindeki yorumların Davalılar’ın piyasaya sürdükleri ürünlerin oldukça kalitesiz olduğunu, mahalle arasında satılan ürünlerin dahi daha kaliteli olduğuna ilişkin olduğunu, Davalılar’ın tüketiciler tarafından kalitesiz olduğu belirtilen ürünlere ilişkin üretim faaliyetlerine devam etmelerinin Müvekkili Şirket markası yönünden yaratacağı zararın yalnızca bu yorumlar dikkate alındığında bile izahtan vareste olduğunu, İstinaf başvurularının kabulü ile, kötüniyeti su yüzünde olan Davalılar’ın dayanılmaz boyuta gelmiş tecavüzünün tesis edilecek ihtiyati tedbir kararı ile durdurulması, hakkın ve hukukun tesis edilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin, 2022/145 E. Sayılı dosyasından verilen, 03.09.2024 tarihli ara kararın aleyhe yönleri ile istinaf incelemesi yapılmak suretiyle kaldırılmasına, Davalılar’ca kullanılan ... ibareli alan adlı internet sitesinin kapatılmasına, mümkün değil ise erişimin engellenmesine, Davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanılan, Müvekkili Şirket’in tescilli tanınmış markasına tecavüz niteliğinde olan, “.../..." marka, işletme adı ve unvanlarının kullanıldığı tüm araç ve gereçlere el konulması; “.../...” marka, logo ve unvanına tek başına veya başka unsurlarla yer verilen tabela, etiket, broşür ve her türlü belge ve doküman ile sair dijital, görsel, işitsel ve yazılı reklam-tanıtım materyallerinin sosyal medya ve genel olarak internet üzerinde kullanımının durdurulması; Davalılar’a ait veya davalı tarafça tarafından kontrol edilen "..." adlı web sitesine erişimin durdurulması; içinde“.../...” ibaresi, unvanı, işletme adı, logosu ve markası geçen tüm içeriklerin/yönlendirici kodların/anahtar sözcüklerin kaldırılması; bunların toplatılıp, muhafaza altına alınması hususlarını kapsar şekilde, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, aksi halde Davalılar’ın yatırması gereken ters teminata ilişkin, 300.000 TL tutarındaki teminat tutarının kaldırılarak ters teminatın tutarının Müvekkili Şirket’in vergi matrahı da dikkate alınmak suretiyle 113.848.000,00 TL olarak veya Müvekkili Şirket’in muhtemel zararlarını karşılayacak sağlayacak bir tutar olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı ... BOYA SANAYİ VE TİCARET A.Ş adına tescilli ... numaralı "...",... numaralı "... " ve ... numaralı "... ..." ibareli tescil numaralı markaların hükümsüzlüğünün talepli olarak açılmıştır. Davalılardan ... ... A.Ş. adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanı ... numaralı "... ..." ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın hükümsüzlüğü ve Davalılarca kullanılan ... ibareli alan adlı internet sitesinin kapatılmasına, mümkün değil ise erişimin engellenmesi talep edilmiştir.Birleştirilen Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2023/532 E. Sayılı dosyasında, terditli olarak açılan davada, asli uyuşmazlığın; dava şartı noksanlığı bulunup bulunmadığı, hak düşürücü süre noksanlığı bulunup bulunmadığı, davalıya ait ... sayılı "..." ibaresinin tanımlayıcı olup olmadığı, hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, fer'i uyuşmazlığın; asli talebin kabul edilmemesi halinde, davacı tarafın "..." ibaresi altında satış, pazarlaması yapılan boya ve benzeri ürünler ile bunlarla ilintili olarak her türlü kullanım ve fiillerinin davalıya ait ... sayılı marka hakkına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, bu istem bakımından dava şartı noksanlığının bulunup bulunmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığının tespiti isteminin yerinde olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davacı adına tescilli markalardan en eski tarihli olanın 30/07/2010 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markası olduğu, 19. sınıfta tescil edildiği, davalının en eski markasının 12/02/2020 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markası olduğu, 02 ve 37. sınıflarda tescilli olduğu, incelenen internet sitesinde davalının markasının genellikle boya ürünleriyle ilgili kullanıldığı, davacı ile davalının markalarının farklı sınıflarda tescilli olduğu, davacının davasına dayanak yaptığı markaların hiç birisinin davalının markalarının tescilli oldukları 02. ve 37. Sınıflarda tescilli olmadıkları görülmüştür.... numaralı "..." ibareli markanın, ... numaralı "..." ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın, ... numaralı "... " ibareli markanın, ... numaralı "..." ibareli markanın 02.sınıfta yer alan “Boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner kartuşları dahil); besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler. işlenmemiş doğal reçineler. Boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller.” sınıfında tescilli olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafa ait “...” ibareli markaların 06,17,19 ve 35.sınıflarda tescilli olduğu, Davalı taraf markalarının “...” esas unsurlu markalarve 02.ve 37.sınıflarda tescilli markalar olduğu anlaşılmıştır.Dairemizce 11/07/2024 tarih, 2024/893 E., 2024/1311 K. Sayılı kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesi yönünde gerekçe oluşturulduğu anlaşılmıştır.Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle tedbir talebinin ters teminat ile kabulüne karar verilmiş olup, davacı tarafça tedbirin tam olarak kabulü aksi halde teminat miktarının arttırılması istemi ile istinaf edildiği anlaşılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, yukarıda içeriği açıklanan deliller dikkate alındığında, somut olayda; dosyaya sunulan delillere, bilirkişi raporuna ve tarafların iddia ve savunmalarına göre, tedbir talebi açısından yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğu, ancak davalı tarafça da davacı adına kayıtlı marka yönünden hükümsüzlük davasının açılmış olduğu, her ne kadar davacı tarafça hükümsüzlük davasının sebebi nedeniyle dikkate alınmaması gerektiği ileri sürülmüş ise de, tedbir talebi değerlendirilirken esasa yönelik inceleme yapılmayacağı, hükümsüzlük davasında verilecek karara yönelik bir değerlendirmenin esasa yönelik olacağı, bu yöndeki başvuru sebeplerinin yargılama sırasında esasla birlikte değerlendirilmesi gereken savunma sebepleri olduğu, tedbir ve teminata ilişkin kararların yargılamanın seyrine göre her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında, tedbir amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, muhtemel zararlara karşılık makul oranda belirlenen teminat karşılığı ihtiyati tedbir talebinin ters teminat ile kabulü kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak uygulanan tedbir kararının içeriği dikkate alındığında HMK 392. Maddesinde belirtildiği üzere , ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır hükmüne göre taktir edilen 300.000,00 TL teminat miktarının muhtemel zararları karşılamak için yeterli olmadığı, muhtemel zararlara karşılık 5.000.000,00 TL teminat alınmasının uygun olacağı , bu nedenle davacı vekilinin belirlenen teminata dair istinaf sebeplerinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, davacı vekilinin yüzüne karşı verilen 03/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına , ihtiyati tedbir talebinin takdiren 5.000.000,00 TL nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla kabulüne, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesİnin 03/09/2024 tarih, 2022/145 E. sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince aleyhine tedbir talep edilen davalılar- karşı davacı tarafa ihtiyati tedbir kararının tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde SMK' nun 159/2-c maddesi gereğince 5.000.000,00 TL nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu ilk derece mahkemesine depo etmesi için bir hafta kesin süre verilmesine,4-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 1 hafta içinde teminat yatırılmadığı takdirde ya da teminat yatırılsa bile aynı süre içinde kararın infazı için ilgili icra Dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına, Teminat yatırıldığında tedbir gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5-İstinaf talebi kabul edildiğinden istinaf karar harcının istinaf eden/ talep halidne iadesine,6-İstinaf yargılaması için talep eden davacı tarafından yapılan 2.338,80 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 855,20 TL istinaf karar harcı, 390,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.584 TL'nin ileride haksız çıkan taraftan alınmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 8-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/1441, K. 2024/1901, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-44-hukuk-dairesi-2024-1441-e-2024-1901-k-60355152481f