Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1414 E. 2025/1049 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1414
Karar No
2025/1049
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....-..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2024 NUMARASI : ... Esas- ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI: ..... VEKİLİ : Av...... DAVA : İstirdat İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/07/2025 YAZIM TARİHİ : 11/07/2025 Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin çimento fabrikası bulunduğunu, davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirket tarafından düzenlenen faturalarda, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine karşılık olarak perakende satış hizmet bedeli, tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini, 2011 Ocak – 2015 Aralık arası dönem için uygulanmak üzere 28.12.2010 gün ve 2999 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Kararı ile, 01.01.2011 tarihinden itibaren dağıtım şirketleri tarafından uygulanmasına karar verilen tarifelerin belirlendiğini, 29.12.2010 gün ve 3002 sayılı Kurul Kararı ile de, 01.01.2011 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilen 21 dağıtım şirketi için tarife uygulamalarına ilişkin usul ve esasların belirlendiğini, Danıştay 13. Dairesi'nin 31.03.2015 tarih, ... E. ... K. sayılı kararıyla, perakende satış hizmeti fiyatının abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiği gerekçesi ile Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 11. maddesinin ve dava konusu kararların bu Yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımlarının serbest tüketiciler yönünden iptaline karar verildiğini ve 13.05.2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili şirketin de serbest tüketici olduğu açık olup, kesinleşen iptal kararı kapsamında olduğunu, iptal kararına bağlı olarak tüketim miktarına göre hesaplanarak fazladan alınan PSH bedelinin hukuki dayanağının kalmadığını ve müvekkiline iadesi gerektiğini ileri sürerek, 2015 Ocak döneminden itibaren 2015 Aralık dönemi sonuna kadar davalı ile devam eden sözleşme süresi boyunca fazladan alınan PSH bedelinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi akabinde HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz olan alacak tutarının bilirkişi incelemesi ile belirli hale gelmesinden sonra artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 20.000,00 TL’nin, ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, yönetmelik hükmünün serbest tüketiciler yönünden iptal edildiğini, davacının ise, serbest tüketici olmadığını, bir tüketicinin serbest tüketici olma hakkına haiz olmasının onu tek başına serbest tüketici yapmadığını, bu hakkını kullanarak tedarikçisini seçmesi halinde serbest tüketici olunduğunu, davacının taleplerinin açık olmadığını, idari yargının görevli olduğunu, işbu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu fatura kalemleri ile ilgili tarifelerin EPDK tarafından belirlendiğini ve mevzuat gereği zorunlu olarak uygulandığını, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu faturalara itiraz edilmediğini ve fatura içeriğinin kabul edildiğini, davacının hem zamanaşımı hem de müvekkilinin işlemine itiraz etmemesi nedeniyle işbu davayı açamayacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın kesin hüküm ve derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra yeniden dava edilebilir hale gelmediğini ve 6719 sayılı Kanun çerçevesinde konusuz kalma özelliğini devam ettirdiğini, müvekkilinin EPDK tarifesini değiştiremeyeceği gibi, tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil edemeyeceğini, EPK kararlarına göre işlem tesis edilmiş olup, müvekkilinin hukuka aykırı herhangi bir işleminin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; Her ne kadar bilirkişi raporunda 31/12/2015 tarihli Per. Sat. Hiz. Bedeli 145.171,02 TL olarak bildirilmiş ise de; Per. Sat. Hiz. Bedelinin 110.517,00 TL olduğu anlaşılmış olup, toplam 527.761,23 TL üzerinden yapılan hesaplamada (527.761,23 - 103,00=) 527.658,23 TL X %18 = KDV dahil 622.636,71 TL olarak düzeltilmiştir. Neticeten; yargılamaya esas alınan bilirkişi raporlarına göre, davacının davasının kısmen kabulü ile; 622.636,71 TL fazla ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren 6183 Sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, 622.636,71 TL fazla ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, yargılama sırasında davacı şirketin serbest tüketici olmadığı ve PSH bedellerinin mevzuata uygun olduğunun EPDK'dan gelen cevap yazısı ile tespit edildiğini, mahkeme kararında ve mahkeme kararına dayanak yapılan ek bilirkişi raporunda mevzuat açısından eksik dayanak kullanıldığını ayrıca, bilgi ve kanuna dayanmayan bir ön kabulle davacı şirketin serbest tüketici olduğu belirtilerek rapor oluşturulduğunu, kanun koyucu ve idari otoritelerin, serbest tüketici olmasına rağmen ikili anlaşma ile tedarikçisini seçmeyen tüketiciler ile serbest tüketicileri ayrı olarak değerlendirdiğini ve bu iki grup tüketicinin de faturalandırma sistemini ayrı yaptığını, Danıştay tarafından kabul edilen iptal kararında da bu ayrım benimsenerek ilgi yasa hükümlerinde sadece serbest tüketiciler yönünden iptal edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda herhangi bir gerekçe ve önceki rapor ile çelişkiyi gidermeden davacı şirketin serbest tüketici olduğuna kanaat bildirildiğini, halbuki davacı şirketin müvekkili şirketle ikili anlaşmasının bulunmadığını, mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini ve yeniden rapor aldırılmadığını, EPDK'nın görüş yazısı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmemesi ve bu ikisi arasında bilirkişi raporuna itibar edilmesinin yerinde olmadığını ayrıca, EPDK kararlarında serbest tüketici olmayan ve serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen tüketicilere yönelik tarifeler anılan kurul kararları ile açıklanmışken son kaynak tedarik tarifesi yayınlanmadığından ve PSH bedelinin ne şekilde uygulanacağına dair bir hüküm olmadığını iddia etmenin mümkün olmadığını, bilirkişilerce bu gerekçe bir yandan rapora dayanak yapılırken bir yandan da davacının serbest tüketici olduğuna dair kabullerin de raporda yer aldığını, bilirkişilerin her iki hususu da davacıya dair nitelendirme yapmalarının da hukuken mümkün olmadığını, davacının ya serbest tüketici olduğunu, ya da serbest tüketici olmadığını, ya da serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen tüketici olduğunu, bunlardan ikisine birden tabi olmanın mümkün olmadığını, davacının ikili anlaşma ile tedarik yapmadığı için serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen tüketici olduğunu, bu durumda elektrik enerjisini EPDK kararları ile belirlenen tarifelere göre belirlenen fiyatlar üzerinden tükettiğini, bunun aksini iddia ve kabul etmenin EPDK kararlarına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacından haksız yere tahsil edilen PSH bedelinin tespiti ile istirdadı istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, anılan maddenin 1. fıkrasının ı bendinde ''aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması'' yani derdestlik ve i bendinde de '' aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması'' yani kesin hüküm dava şartı olarak belirtilmiştir. Bu kapsamda, davacı tarafça Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında 18/12/2015 tarihinde açılan davada, davacı tarafça dava tarihinden geriye dönük 10 yıllık dönem için talepte bulunulduğu, mahkemece 03/07/2017 tarih, ... K. sayılı kararla, davacının davasının alacağın 49.237,68 TL'lik kısmı yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kalan kısmı yönünden davanın kabulü ile 762,32 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM.....HD'nin 15/05/2018 tarih, ... E-... K. sayılı ilamı ile istinaf isteminin esastan reddine, kararın temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay.....HD'nin ... E-... K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verildiği ayrıca, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında da, 07/05/2021 tarihli dava dilekçesi ile, 2011 yılı Ocak döneminden itibaren davalı ile devam eden sözleşme süresi boyunca fazladan alınan PSH bedelinin tespiti ile istirdadının talep edildiği ve davanın derdest olduğu anlaşılmakla, kesin hüküm ve derdestlik, dava şartı olup, mahkemece yargılama sırasında her zaman re'sen nazara alınması gerektiğinden, işbu dava dosyaları getirtilerek, kesin hüküm ve derdestlik yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi yerinde görülmemiştir. Ayrıca, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu uyarınca karar verildiği belirtilmiş olmakla birlikte, bilirkişiden kök ve itiraz üzerine ek raporlar alındığı, davalı tarafça rapora itirazda bulunulduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek mahiyet ve yeterlilikte görülmediği hatta çelişkiye de sebebiyet verdiği anlaşılmakla, taraf iddia ve savunmaları ile delilleri kapsamında, uyuşmazlık konusu ve enerji piyasası alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden, davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayan, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 10.633,08 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

.....

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1414, K. 2025/1049, T. 10.07.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1414-e-2025-1049-k-0e428d4dc111