Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/1489 E. 2025/824 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1489
- Karar No
- 2025/824
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1489 Esas 2025/824 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1489 KARAR NO : 2025/824
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/09/2024 NUMARASI : 2022/496 Esas 2024/476 Karar
DAVA : Ortaklıktan Çıkarılma DAVA TARİHİ : 25/10/2022 KARAR TARİHİ : 14/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarılma, şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin asıl dava ile şirket ortaklığından çıkarılma istemine ilişkin birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette müvekkili ile davalı ...'nun %50'şer oranında pay sahibi olduklarını, davalı ortağın devlet memuru olduğunu, davalı şirketin gizli ortağı olan ...'nun ise anılan davalının abisi olduğunu, ... Bakanlığında uzman kadrosunda görev yaptığını, davalı ortağın ve aile fertleriyle davalı şirket arasında gayri hukuki ve gizli ilişkinin bir türlü sonlandırılmadığını, müvekkilinin davalı şirketin münferiden imza yetkili ve tek yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığı dönemde hem şirketin hem de şirketin hak sahibi olduğu ....net internet sitesini yönettiğini, anılan sitenin anlık kullanıcı sayısı en yüksek olan internet haber sitelerinden biri haline geldiğini, davalı ...'nun ise bu süreçte şirket işlerine hiçbir şekilde dahil olmadığını, davalı şirketin 28/06/2021 tarihli genel kurul toplantısında davalı şirketin yönetim kurulu üye sayısının 2'ye çıkarıldığını, şirketin temsil ve ilzam yetkisinin müşterek imza şeklinde düzenlendiğini, yönetim kurulu üyelerinin müvekkili ile görünürde ortak olan davalı ...'nun yeğeni, gizli ortak ...'nun oğlu olan 20'li yaşlarındaki ... olarak tayin edildiğini, fiilen yönetim kurulu üyeliğine ilişkin tüm iş ve işlemlerin gizli ortak olan ... tarafından yürütüldüğünü, gizli ortak adına düzenlenmiş genel vekaletname ile davalı şirketin tüm iş ve işlemlerinin gizli ortak tarafından takip edilebildiğini, anılan genel kurul toplantısında ...'nun yönetim kurulu üyesi olmasından sonra davalı şirketin ticari faaliyetlerinin olumsuz etkilendiğini, şirket çalışanlarına yapılan baskılar, gönderilen yazılar ve talepler nedeniyle tüm personelin motivasyonunun bozulduğunu, davalı şirket ortağı ile aile bireyleri olan gizli ortak tarafında şirkete bir sürü şahıslar getirildiğini, kavga ve baskı ortamı kurulduğunu, çalışanların tehdit edildiğini, yönetim kurulu üyesi ...'nun imzasının gizli ortak ...'nun talimatı ile şirketin tüm çalışanlarından hukuka aykırı taleplerde bulunulduğunu, şirket çalışanlarının şirket ortakları arasındaki husumet nedeniyle baskı altına alındığını, şirket hissedar yapısının %50'şer eşit pay şeklinde olması nedeniyle ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların çözümsüz bir hal aldığını, yönetim kurulu toplantılarında herhangi bir karar alınamaz, şirket yönetilemez hale geldiğini, gizli ortağın her türlü maddi menfaatinden yararlandığı, davalı şirkette hisselerin kendi adına tescil edilmesini reddettiğini, davalı şirket ve ....net için kamudaki kariyerinden vazgeçen müvekkili açısından mevcut durumun çekilmez hal aldığını belirterek öncelikle davalı ...'nun davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına, bu talebin kabul görmemesi halinde davalı şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'ın ülkenin en itibarlı internet sitesi olan ....net'in de içinde bulunduğu davalı şirkette %50'şer ortak olduğunu, 30/06/2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilandan da anlaşılacağı üzere, dava dışı ... ile davalı ...'ın birlikte yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, bu tarihe kadar tek başına yönetim kurulu başkanı olarak yetki kullanan davalı ...'ın bu yetkisinin sona erdirildiğini, her türlü işlemin müştereken yapılması hususunun karar altına alındığını, davalı ...'ın şirkette çalışan bir kısım personelle şirketi fiilen tek başına yönetmeye başladığını, kendisinden yönetim kurulu üyesi olarak talep edilen hiçbir belge ve bilgi talebine cevap vermediğini, en basit taleplerin dahi ancak mahkeme kanalıyla alınabildiğini, açılan çok sayıda davaya ilişkin mahkeme sürecinin uzun bir zaman almasını fırsata dönüştüren davalı ...'ın kurmuş olduğu internet sitesi olan ve akrabasıyla birlikte yürüttüğü ....com'u büyütmek için aynı alanda faaliyet gösteren ....net'i işlevsiz kılma gayretine girdiğini, ortağı olduğu şirketi zarara uğratmak için faaliyet gösterdiğini, şirketin işlemez hale geldiğini, şirket çalışanlarından bazılarının yönetim kurulu üyesi davalı ...'la birlikte hareket ettiği için iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, buna rağmen SGK çıkışının yaptırılmadığını, şirket yönetim kurulu üyesi ... ile müvekkilinin, diğer yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'ın çalışanları etkilemesi nedeniyle hiçbir bilgi ve belge alamadığını, kendisiyle eşit durumda olan davalı ... şirkete ait her türlü bilgiye ulaşmasına rağmen müvekkilinin her talebinin davalı ... tarafından uygun görülmediği gerekçesiyle verilmediğini, yönetim kurulu üyesi davalı ...'ın yetkili olmadığı halde şirkete personel giriş ve çıkışı yaptığını, davalı ...'ın kendi firması aleyhine yapılan ciddi bir faaliyet hakkında suç duyurusundan ve şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini, şirket çalışanına gönderilen yazılı talimata rağmen davalı ...'ın talimatına istinaden işlem yapmadığını, kasıtlı olarak Cumhurbaşkanı'nın ek gösterge açıklamasından önce ve enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından ....net sitesinin yayınını hayatın olağan akışına aykırı olarak kestiğini, milyonlarca memurun merakla beklediği ve site trafiği için büyük önem taşıyan enflasyon farkı haberi birçok sitede olmasına rağmen ....net'e girilmesini engellediğini, davalı ...'ın şirkette oluşturduğu fiili durum nedeniyle her şeyin müşterek imza ile yapılması zorunlu olan davalı şirkette hiçbir işlem yapılamadığını, şirket çalışanının yetkisi olmadığı halde ve şirketin maaşlı/sözleşmeli bir avukatı mevcut olduğu halde davalı ...'ın yönlendirmesiyle başka bir avukatla avukatlık sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketi taahhüt altına soktuğunu, bu kişinin iş akdi daha önce haklı nedenle feshedilmesine rağmen davalı ...'ın çift imza nedeniyle olumsuz tablo yüzünden bu personele hiçbir işlem yapılamadığını, davalı ...'ın yazdığı şerh nedeniyle şirketin uğradığı zararın tespitinin dahi mümkün olmadığını, şirketin reklam sorumlusu olan personelin davalı ...'ın talimatıyla reklam gelirlerini gizleyerek tek başına reklam sözleşmeleri yaptığını, şirket bilişim personelinin yetkisi olmadığı halde diğer yönetim kurulu üyesinin kullandığı haber giriş ve düzeltme şifrelerini kısıtladığını, google reklam gelirlerinin yer aldığı panelin şifrelerini kendisine vermediğini, bunun sebebinin kayıt dışı gelirlerin öğrenilmesi endişesi olduğunu, ciddi oranda vergi kaçırıldığını, yapılan şikayet üzerine Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca inceleme başlatıldığını, şirkete ait aracın şirket çalışanına tahsis edilerek kullandırıldığını, araç giderlerinin şirkete ödettirildiğini, yönetim kurulu üyesi davalı ... ile bir kısım davalı şirket çalışanlarının birlikte hareket ederek şirketi zarara uğratmalarının önüne geçilemediğini, müvekkilinin genel kurula karşı sorumlu olmasına rağmen hesapların ekstrelerini göremediğini, yıllarca şirketi tek başına yöneten diğer ortak ve yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'ın şirketi iyi idare edemediğini belirterek davalı şirketin tasfiyesine, ancak şirketin faal olması sebebiyle yönetim kurulu üyesi ve şirket ortağı olan davalı ...'ın davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, çıkma payının davalı ...'a ödenerek paylarının diğer davalı şirkete veya müvekkili ortağa verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinden sonra şirket gelirlerinin iki kat arttığını, davacı hakkında açılan tazminat davasının devam ettiğini, davacının şirkete yaptığı usulsüz işlemler sonrasında davacı tarafından olağanüstü genel kurul yapılmak zorunda kalındığını, müvekkilini temsilen dava dışı ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak davacının da uygun görmesiyle seçildiğini, davacının olayları farklı anlattığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı şirkete usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen anılan davalı davaya cevap vermemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl davada ki iddialarını savunmasında tekrarlayarak, birleşen davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, haklı sebeple şirket ortağının ortaklıktan çıkartılması talebi yönünden ihtilaf değerlendirildiğinde, davalı şirketin iki ortaklı ve eşit paya sahip ortaklık yapısına sahip olduğu, ortaklar arasında davalı şirketin yönetimine yönelik ihtilaflar bulunduğu, şirket yönetimine ilişkin kararlar alınamadığı, her iki ortağın da ihtilafların meydana gelmesinde eşit kusurlu olduğu, TTK’nun kollektif ve limited şirketlere yönelik düzenlemesinde haklı nedenlerle ortaklıktan çıkartma hususu düzenlenmesine rağmen, anonim şirketlere yönelik düzenlemelerde yalnızca TTK'nun 482. ve 483. maddesinde sadece sermaye koyma borcunu süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde ortaklıktan çıkarılma sonucunu doğuracak şekilde ilgili paylar yönünden paya bağlı hakların ıskatı usulünün düzenlenmesine rağmen, haklı nedenlerle ortaklıktan çıkma veya diğer ortağı çıkartma düzenlemesinin yer almadığı, anonim şirketlerde ortağının sadece sermaye koyma borcu bulunmakta olup, rekabet etmeme, sadakat vb. yükümlülüklerin sadece yönetim kurulu üyeleri için getirildiği, TTK'nun 531. maddesinde haklı sebeple şirketin feshi düzenlemesinin yer aldığı, yasal düzenleme ve Yargıtay içtihatlarına göre, haklı sebeplerin varlığı halinde dahi mahkemenin fesih yerine fesih talebinde bulunan pay sahiplerinin payının gerçek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkarılmasına karar verilebileceği gibi duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme karar verebileceğinin kabul edildiği, asıl ve birleşen davada ise her iki davacının, diğer ortağın ortaklıktan çıkartılmasını talep ettiği, bu sebeple her iki dava yönünden, davalı ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkartılması talebinin reddi gerektiği, şirketin feshi talebi yönünden ise TTK’nun 531. maddesi gerekçesinde de belirtildiği üzere haklı sebeplerin varlığı halinde dahi mahkemenin şirketin feshine karar vermek zorunda olmadığı, esas olanın şirketin devamı olduğu, dosyaya sunulan kayyum heyeti raporları ve bilirkişi raporuna göre şirketin faal olduğu, şirketin 2 adet gayrimenkulü, 1 adet aracı ve 154 adet muhtelif demirbaşı bulunduğu, kar elde ettiği, gelir kaynağını oluşturan Türkiye’nin takipçi sayısı açısından önemli internet sitelerinden biri olan www.....net internet sitesine sahip olduğu, Yargıtay içtihatları ve yasal düzenlemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere şirketler için feshin en son çare olduğu da dikkate alındığında, bu aşamada şirketin feshi koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin yönetiminde olduğu ....net internet sitesini müvekkilinin tek başına Türkiye'nin en önemli haber sitelerinden biri haline getirdiğini, davalı olan diğer ortak ile abisi olan gizli ortak ...'nun davranışları nedeniyle şirketin fiilen yönetilemez hale geldiğini, bu durumun tanık beyanlarıyla ispatlandığını, dava dışı ...'nun yönetim kurulu üyesi olmasından sonra yaşanan sıkıntılarla şirketin huzurunun kalmadığını, şirketin iş yapamaz duruma geldiğini, anılan yönetim kurulu üyesi tarafından şirket çalışanlarına baskı yapıldığını, personelin motivasyonunun bozulduğunu, iş yerinde huzur ortamının zedelendiğini, şirkete silahlı kişiler getirildiğini, yönetim kurulu toplantılarının kolluk kuvvetlerinin gözetimi altında yapılabildiğini, gizli ortağın tehditleri nedeniyle şirket idari personelinin şirkette sinir krizi geçirdiğini, davalının müvekkiline karşı ileri sürdüğü iddiaların haksız olduğunu, davalının kötüniyetli hareket ettiğini, davalının eylemlerinin haklı nedenle fesih sebebi oluşturduğunu, davalı ortağın bilerek davalı şirketin işleyişini bozduğunu, mahkeme tarafından ara karar ile şirkete kayyım atandığını, kayyımların görevine devam edeceği gerekçeli kararda açıkça belirtilmediğinden davalı ortağın ticaret sicil müdürlüğüne giderek kayyımların görevine son verildiğini, şirketin çalışamaz hale getirildiğini, şirketin marka hakkına sahip olduğu ....net sitesinin sunucu giderleri ödenemeyeceği için yayının kesilmesi riski bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, şirket çalışanlarının maaşlarının ödenebilmesi, şirketin marka hakkına sahip olduğu ....net sitesinin yayınının kesilmemesi için tedbiren davalı şirkete yönetici kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzun süredir şirketin etkili şekilde yönetilemediğini, bu nedenle sürekli değer kaybettiğini, şirket yönetiminde sorun gördüğü için yönetim kayyımı atanmasına karar veren mahkemenin davayı reddettiğini, şirketin açıkça çıkmaza sokulduğunu, dava sonunda kayyım heyetinin görevi sona erdiğinden şirketin yönetimsiz kaldığını, alınan bilirkişi raporunun iddialarını doğruladığını, raporda asıl davada davacı ortağın şirkette yaptığı usulsüzlüklerin sıralandığını, mahkeme gerekçesinde hem bilirkişi raporu kabul edilip raporda asıl davada davacı birleşen davada davalı ...'ın yaptığı tespit edilen usulsüzlükler belirtildiği halde ortakların eşit kusurlu görüldüğünü, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda müvekkilinin hiçbir kusurundan bahsedilmediğini, mahkemece kabul edilen bilirkişi raporundaki usulsüzlüklerin görmezden gelindiğini, rapordaki somut belgelerin mahkemece yok sayıldığını, TTK'nun 531. maddesinin dar yorumlandığını, her iki tarafında diğer ortağın ortaklıktan çıkmasını talep etmesinin davanın reddini gerektirmediğini, verilen kararın şirketi çıkmaza soktuğunu, diğer ortağın şirkete yaptığı usulsüzlüklerin ödüllendirildiğini, yapılan yargılama sonunda taraflardan birinin ortaklıktan çıkarılması ve çıkarılan ortağa çıkma payının ödenmesi gerektiğini, diğer ortağın ....com adlı rakip internet sitesi kurduğunu, davalı şirkete ait ....net ile rekabet ettiğini, alınan bilirkişi ek raporuyla bu iddianın ispat edildiğini, diğer ortağın şirketin kayıt dışı gelirlerini şahsi hesaplarına aktardığı iddialarının da ek bilirkişi raporuyla ispatlandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl dava; haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılma, mümkün olmadığı taktirde haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, birleşen dava; haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, şirket faal olduğundan davalı ortağın haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hükümde hangi pay sahiplerinin şirketin feshi talebiyle dava açabileceği açıkça düzenlenmiş olup, buna göre sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Anonim şirketin haklı sebeple feshi, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş hukuki çarelerden biridir. Azlık hakları tanınmasının hukuki veçhesi çoğunluğu elinde tutan ortakların azlığın haklarını sürekli olarak ihlal etmesine karşı hukuki çaredir. Bu durum karşısında hangi pay oranına sahip olan ortağın azınlık olduğunun tartışılması gerekecektir. Yasa hükmünde anonim şirketin haklı nedenle feshi davası açabilecek pay sahiplerine ilişkin asgari pay oranı olarak sermayenin en az 1/10, halka açık şirketlerde ise 1/20 oranına sahip olmak düzenlenmiştir. Anılan pay oranının altında pay sahibi olan anonim şirket ortakları azınlık pay sahibi ise de, yasanın açık hükmü karşısında anonim şirketin haklı nedenle feshini talep edemeyeceklerdir. Anonim şirketin haklı sebeple feshi, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğundan şirkette sahip olduğu pay oranı karşısında azınlık olarak nitelendirilemeyecek ortağın haklı nedenle anonim şirketin feshi talebiyle dava açamayacağının kabulü gerekecektir. Azlığa tanınan bu hak davacı yönünden dava şartıdır. Davacı sıfatının dava şartı olarak kabulünün usul hukuku yönünden önemli sonuçları bulunmaktadır. Fesih davası açma hakkı veren pay sahipliği sıfatı ve pay oranının davanın açıldığı tarihte var olması gerekmektedir. Bu çerçevede anonim şirketin haklı sebeple feshi davasının esas yönünden incelenmesine geçilebilmesi için öncelikle davacı tarafın davacı sıfatının var olup olmadığının tespiti gerekir. Davacı sıfatını oluşturan pay sahipliği sıfatı ve pay oranına ilişkin şartlardan birinin eksik olması halinde mahkemece işin esasına girilemeyecek, davacının maddi hukuka ilişkin haklılığı incelenemeyecektir (Yrd. Doç. Dr. Emel Hanağası, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davasının Medeni Usul Hukuku Perspektifinden Değerlendirilmesi, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C:XXXII, S:1, Y:2016, s:213 vd.). TTK sisteminde açıkça dava açma yetkisi verilen davacıların dava hakkı bulunduğuna göre sistem kurulmuştur. TTK'da yer alan düzenlemelerde, örneğin genel kurul kararının iptali, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası, ticaret sicil kararına itiraz, şirket ortaklığından çıkarma, ıskat vb. davalarında kimlerin dava açabilecekleri açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle de, azınlık (azlık) hakkı olarak tanınan dava hakkının çoğunluğa da tanındığı şeklinde bir yorum TTK sistemine aykırı olacaktır. Anonim şirketteki pay oranı %49,999'a kadar olan ortak azınlık sayılabilecek ise de, anılan oranın üzerinde pay sahibi olan ortak azınlık sayılamayacaktır. Somut olayda, davalı şirket %50'şer pay oranına sahip iki ortaklı bir anonim şirket olup, asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ... şirkette %50'şer pay sahibidir. Bu durumda mahkemece, anonim şirketin haklı sebeple feshinin çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğu, asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ...'nun davalı şirkette %50'şer pay sahibi bulundukları gözetilerek sahip oldukları pay oranları karşısında asıl ve birleşen davada davacı ortakların haklı sebeple şirketin feshini düzenleyen TTK'nun 531. maddesi uyarınca dava açma haklarının bulunup bulunmadığı, yasal düzenlemeye göre azlık olarak dava açma hakkının bulunup bulunmadığının dava şartı olduğu üzerinde durulmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olup, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus Dairemizce re'sen gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek ayrı ayrı ve kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen davaya ilişkin kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek ayrı ayrı ve KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2024 tarih ve 2022/496 Esas 2024/476 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen dava yönünden kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Asıl ve birleşen davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl davada davacı birleşen davada davalı ...'ın yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde asıl davada davacı birleşen davada davalı ...'a iadesine, 5-Asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'nun yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'na iadesine, 6-Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'nun istinaf aşamasında yapmış oldukları yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a.4 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/07/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.