Bölge Adliye Mahkemesi · Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2024/1370 E. 2025/311 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1370
- Karar No
- 2025/311
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1370 KARAR NO : 2025/311
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP :.... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (HAKEM SIFATIYLA) TARİHİ : 13/03/2024 NUMARASI : 2023/31 HAKEM ESAS- 2024/5 HAKEM KARAR İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : .... VEKİLİ : .... İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVA : Rücuen Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2025 KARARIN YAZ. TARİH: 05/03/2025
Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ....'nin 06.01.2001 tarihinde davalı nezdinde çalışmaya başladığını, 6111 sayılı yasanın 166. maddesi gereği 05.11.2011 tarihinde Samsun .... emrine atandığını ve kurumdan 12.08.2022 tarihinde emekli olduğunu, toplam çalışma süresi olan 21 yıl 7 ay 7 gün karşılığı brüt 350.328,48-TL kıdem tazminatı ödendiğini, her ne kadar son işveren olması sebebi ile dava dışı işçiye ödeme yapılmışsa da davalının bünyesinde çalıştığı döneme karşılık gelen tutardan davalı idarenin sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte rücuen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili kurumun son işveren olmaması sebebiyle kıdem tazminatı alacağının da müvekkili nezdinde doğmadığını, dava dışı işçi ....'nin müvekkili kurumda önce ihale yolu ile hizmet alımı yapılan şirketler bünyesinde çalışmaya başladığını, daha sonra müvekkili kurum bünyesinde kadroya geçtiğini, 2011 yılında ise 6111 sayılı kanun kapsamında bütün hak ve alacaklarıyla davacı kuruma devredildiğini, müvekkili kuruma rücu talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun 4857 sayılı yasanın 6. maddesine göre devir tarihinden itibaren 2 yılla sınırlı olduğunu, faiz talebi ve ödeme tarihinden faize karar verilmesi talebinin de yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, "Dava, rücuen alacak talebine ilişkindir. 1-Tüm dosya kapsamından; dava dışı işçi....'nin 06/01/2001 tarihinde.... çalışmaya başladığı, 6111 sayılı yasanın 166.maddesi gereği 05/11/2011 tarihinden itibaren naklen devredildiği ....bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 12/08/2022 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu, davacı Kurumun dava dışı işçi ....'ye 21 yıl 7 ay 7 gün çalışması karşılığı 22/08/2022 tarihinde brüt 350.328,48 TL, net 341.281,41 TL kıdem tazminatı ödediği, davacı Kurumun ödenen kıdem tazminatından davalı işyerinde geçen çalışmalar yönünden davalının sorumlu olduğunu beyanla tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 30.000 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 2-6111 Sayılı Yasanın 166/1 maddesi ''İl özel idarelerinin sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, ....nün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, .... taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dâhilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır.'' hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 166/6 maddesinde ise ''Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcuttur. 3-a)İş Kanununun 112/1-b maddesi ''Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.'' b)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) ... işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir....'' c)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.'' hükümleri mevcut olup, ayrıca bu hususların yönetmelikte düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır. 4-Nitekim Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/2 maddesinde ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarda çalıştırılan işçilerden son alt işvereni ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir.'' düzenlemesi, 8/4 maddesinde ise ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsileder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılıcetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşlarıarasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz'' düzenlemesi mevcuttur. 5-6111 Sayılı Yasanın 166/6. maddesinde ''...Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcut ise de, kıdem tazminatına ilişkin ibarenin işçi yönünden hüküm ifade etmesi gerektiği, yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü de nazara alındığında davacı ve davalı kurumun kıdem tazminatı ödemesinden işçiye karşı birlikte sorumlu olması gerektiği, davalı Belediyenin yönetmeliğin 8/4 maddesinde belirtilen Kurumlar arasında yer almaması sebebiyle de davacı Bakanlığın kıdem tazminatının tamamını ödemesi sebebiyle dava dışı işçinin davalı .... çalıştığı süreye ilişkin hak kazandığı kıdem tazminatını davalı .... talep edebileceği kanaatine varılmıştır. 6-Davacının dava dışı işçinin davalı....'de çalıştığı döneme ilişkin hak kazandığı işçilik alacağını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakta ise de, hesaplama yönteminin ne şekilde yapılması gerektiği de tespit edilmelidir. Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin .... esas .... karar sayılı ilamı ve Samsun BAM 5.Hukuk Dairesinin .... esas .... karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin fesih edildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçi çalıştırdıkları dönemle ilgili olarak yükleniciler işverene karşı sorumludur. Bu nedenle giydirilmiş son ücret üzerinden ödenen kıdem tazminatından her bir kurum dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak sorumlu olmalıdır. 7-Alınan 03/03/2024 tarihli bilirkişi raporundan; dava dışı işçinin 06/01/2001 tarihinde.... çalışmaya başladığı, 6111 sayılı yasanın 166.maddesi gereği 05/11/2011 tarihinden itibaren naklen devredildiği .... bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 12/08/2022 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu, toplam çalışma süresinin 21 yıl 7 ay 12 gün olmasına karşın davacı kurumun 21 yıl 4 ay 17 gün üzerinden işlem yapması sebebiyle taleple bağlı kalınarak kıdeme esas süre 21 yıl 4 ay 17 gün olarak hesaplandığı, dava dışı işçinin son giydirilmiş brüt ücreti 16.965,40 TL ise de, 2022 2.dönem kıdem tazminatı tavanı 15.371,40 TL olması sebebiyle bu miktar üzerinden brüt kıdem tazminatı 328.639,13 TL bulunmuş, davalı belediyede çalışılan 3912 günlük sürenin karşılığı ise 165.206,41 TL tespit edilmiştir. 8-Davacı vekili yargılama sırasında talebini 165.206,41 TL olarak belirli hale getirmiş, davalı vekili davanın reddini talep etmiş, bilirkişi raporu yasal ve yeterli kabul edilerek davanın 165.206,41 TL yönünden kabulü gerekmiştir. 9-Dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de, dava tarihinden önce davacının temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Dava dosyasında temerrüdün oluştuğuna dair herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Ödeme yapılması ise temerrüt olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmiştir. 10-Davalı.... vekili zamanaşımı definde bulunmuş ise de 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden 4857 sayılı Yasanın 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmadığı anlaşılmakla reddi gerekmiştir (Yargıtay 22. HD'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamı). 11-Davalı vekili belirlenen miktardan damga vergisi düşülmesini talep etmiş ise de, esasen davacı kurum tarafından yapılan ödeme sırasında tüm miktar üzerinden damga vergisinin tahsil edildiği anlaşılmış, dava dilekçesinden belirsiz alacak davası olarak açıldığı anlaşılmakla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile, davanın kabulüne ve 165.206,41-TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla, konuya ilişkin yerleşik uygulama da dikkate alındığında bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, ödeme tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken dava tarihinden faize karar verilmesinin yerinde olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanağı olmadığı gibi yasal süresi içerisinde de açılmadığını, devredilen işçinin iş akdinin feshi sebebiyle davacı kurumca ödenmek zorunda kalınan tutarın, davacı kurumun sorumluluğunda olduğunu, kıdem tazminatının feshe bağlı bir talep olup işçinin emekli olmak amacıyla işten ayrılmasıyla hak kazanıldığını, devirden önce doğmuş bir borcun söz konusu olmadığını, dava dışı işçinin kıdem tazminatının fesihten önce doğmuş gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı işçinin müvekkil kurum kadrosundaki çalışmalarına ilişkin kıdem tazminatının tamamı, davacı kurumdaki son günlük giydirilmiş brüt ücreti üzerinden hesaplandığını, ancak 1475 sayılı Kanunun 14.maddesine göre müvekkil kurumun davacı kurumdaki ücret seviyesine göre sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava reddedilmeyecekse TBK'nun 167. maddesine göre karar verilmesi gerektiğini, dava dışı işçinin giydirilmiş brüt ücretinin bordrolar kontrol edilerek yeniden hesaplanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kısmi dava olarak kabul edilip ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden faize karar verilmesi gerektiğini, rücuya konu bedel hesaplanırken maddi hesap hataları bulunduğunu ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporu ve dairemizce de benimsenen gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olup harç alınmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sebebiyle davalı taraftan alınması gereken 11.285,24-TL nispi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.821,31-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.463,93-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkeme tarafından taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/03/2025
Başkan .... Üye .... Üye .... Katip .... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır