Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/995 E. 2025/1528 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/995
Karar No
2025/1528
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/995

KARAR NO : 2025/1528

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/02/2023

NUMARASI : 2021/198 E. - 2023/29 K.

DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Markanın Hükümsüzlüğü

İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 1963 yılında İspanya’da kurulan, pek çok firmayı bünyesinde barındıran ve sektöründe lider bir şirketler grubu olduğunu, müvekkilinin ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarından olan ve içlerinde "..." ve "... ..." markalarının da bulunduğu toplam sekiz farklı marka grubu altında faaliyet gösteren mağazaların da sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markasını ilk kez 1979’da İspanya’da tescil ettirdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilk defa 1994 yılında 153527 tescil numarası ile tescil edildiğini, akabinde zaman içinde muhtelif sayılarla tescil ettirildiğini ve TPMK nezdinde T/01479 sayı ile tanınmış marka olarak özel koruma altında olduğunu, dava konusu "... ..." ibareli markanın davalı adına ... sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu marka tescili ve kullanımının müvekkilinin tüm dünya çapında tanınmış ve tescilli "..." esas unsurlu markaları ile iltibas düzeyinde benzer olduğunu, müvekkili markası kapsamındaki ürün ve hizmetler ile ilişkilendirilebilir ve bağlantılı nitelikte hizmetler üzerinde tescil ettirdiğini, ticaret hayatında "..." kelimesini ön plana çıkararak kullandığını ve asıl niyetinin müvekkilinin tanınmış "..." markasını kullanabilmek için bir takım tali ve jenerik unsurlar ekleyerek bu markayı tescil ettirdiğini ve hem www...com.tr hem de otel hizmeti olarak faaliyet gerçekleştirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalı eyleminin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, davalıya ait www...com.tr alan adının iptalini ve davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sivas ilinin ... ilçesi doğumlu olup, memleketinde faaliyete geçirdiği oteline, ilçesi olan ... ismini verdiğini, davacının dayanak ettiği "..." markasının tekstil ve giyim alanında tescil edilmiş bir marka olduğunu, müvekkilinin ise konaklama hizmeti veren ve bu alanda faaliyet gösterdiğini, aralarında benzerlik bulunmayan ve iltibasa neden olması mümkün olmayan bir durumun mevcut olduğunu, markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı gibi faaliyet alanlarının ve iştigal konularının da birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde idari bir yerleşim yeri olan ... ilçesinde sırf ilçe ismini kullandığı gerekçesi ile herhangi bir işletmenin faaliyet göstermesine engel olma riski, serbest piyasa ekonomisine zarar verebileceğini, bu bağlamda davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2021/198 esas, 2023/29 karar sayılı, 14/02/2023 tarihli kararı ile; "Davacının marka hakkına tecavüze (ve haksız rekabete) dayalı iddia ve talepleri ile ilgili olarak; yukarıda SMK m.6/f.5 anlamında tanınmış markaya tanınan genişletici korumaya ilişkin hükümsüzlük düzenlemesi bakımından yapılan değerlendirme aynı düzenlemeyi bir marka hakkına tecavüz hali olarak kabul eden SMK m.7/f.2-c bendi açısından da geçerli olup, davalının ... ibaresini otelcilik alanında kullanmasının SMK m.7/f.2-c ve SMK m.29/f.1 uyarınca davacının tescilli marka hakkına tecavüz teşkil etmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Öte yandan, SMK m.7/f.5 hükmünü de dava konusu kullanım bakımından ele almak gereklidir. Fıkranın (a) ve (b) bentleri uyarınca marka hakkı sahibi, markasının; i) gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi, ii) malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim/sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması hallerinde üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanılmasını engelleyemez. Ticaret hayatının olağan akışında, başkasının markasından menfaat sağlama amacı gütmeden ve yanlış bir izlenime sebep olmadan, mal veya hizmetin ilgili tüketici kitlesine sunumunda o markanın (işaretin) tasviri amaçlı kullanımları hukuka uygun kabul edilmektedir. Bu istisna, marka hakkı sahibinin, makul marka korumasının amacını aşacak ve üçüncü kişiler aleyhinde tekel hakkına sahip olmasını engellemek amacı ile kabul edilmiştir. Burada işaretin açıklayıcı ve bilgi verici nitelikte kullanılması ve başkasının markası ile iltibas yaratmaması, ondan haksız yararlanma amacını taşımaması gerekir. Davalının Sivas İli ... İlçesinde verdiği otelcilik hizmetinde “...” ilçesinin adını kullanmasının tanınmış markaya dayalı tecavüz sebebinin şartlarını gerçekleştirmediği gibi, SMK m.7/f.5 kapsamında dürüst kullanım olarak değerlendirilmesi ve hukuka uygun kabul edilmesi gerekmiştir. Bu itibarla davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talebi yönünden de davanın reddi gerekmiştir. Davalı kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği için, davalının 01.09.2016 tahsis başvuru tarihli ....com.tr alan adının iptali koşullarının da oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davacının davasının REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sunduğu dilekçede, yerel mahkemenin dava konusu "... ... ..." markasının hükümsüzlüğü ve kullanımının durdurulması taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ettiğini, davalının Sivas'ta ikamet etmesinin veya kullanımın bu il sınırlarında yer almasının bir anlam ifade etmediğini, zira marka tescilinin ülke çapında kullanım hakkı verdiğini ve Sivas'taki ... bölgesinde ikamet nedeniyle dahi olsa bu sınırların dışarısında Türkiye'nin herhangi bir yerinde kullanımın müvekkilin ... markalarıyla bağlantı izlenimi uyandıracağını, ek ve kök bilirkişi raporlarında dava konusu markanın müvekkilin ... markasını aynen içerdiği ve ... markasının ününün üst düzeyde olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle markanın Sivas, ... bölgesi dışında kullanılması halinde karıştırılma ihtimalinin artacağını ve yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu savunduğunu, yerel mahkemenin taraf markalarının benzerliğini kabul etmesine karşın sadece mal ve hizmetlerin farklı olması gerekçesiyle SMK md. 6/1 koşullarının oluşmadığı yönündeki görüşünün, otelcilik alanında faaliyet gösteren çok sayıda ünlü moda markası bulunduğu argümanları dikkate alınmadığı için hatalı olduğunu belirttiğini, dava konusu "... ... ..." markasının ayırt edici unsuru olmayan "..." ve "..." ibareleri ile müvekkili markasıyla birebir aynı "..."yı içerdiğini, markadaki ayırt edici unsurun "..." olduğunun açık olduğunu ve eklenen şekil unsurunun da müvekkilin ... markalarını vurguladığını öne sürdüğünü, yerel mahkeme kararının aksine tarafların faaliyet gösterdikleri sektörlerin ve markalar kapsamındaki ürün ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dava konusu markanın tescil ve kullandığı 43. sınıf hizmetlerinin, müvekkili markalarının tescilli olduğu ürünlerin hizmet sektöründeki bağlantı ayağı niteliğinde olduğunu ve yakın ilişki bulunduğunu ifade ettiğini, müvekkiline ait "..." markasının tanınmış marka olduğunu ve EUIPO nezdinde 43. sınıftaki hizmetleri de kapsayacak şekilde 42. sınıfta da tescilli olması nedeniyle 43. sınıfta da korunması gerektiğini, ayrıca müvekkilin tekstil, aksesuar, ev tekstili, ayakkabı, parfümeri, optik, kozmetik vb. sektörlerdeki aktif kullanımının yanı sıra otel ürünleri ve aksesuarları da ürettiğini, "... ... ... ..." markalı ürünlerinin Türkiye'deki ... online satış mağazasında da satıldığını ve tüketiciler nezdinde bu sınıf hizmetler üzerinde görüldüğünde yalnızca müvekkili hatırlattığını, dolayısıyla dava konusu markanın kullanımının/tescilinin doğrudan ... ibaresine ilişkin olup marka sahibi ile müvekkili firma arasında bir bağ olduğu yanılgısının oluşmasına sebep olacağını, günümüzde birçok ünlü markanın dava konusu markanın tescil edildiği sınıflarda hizmet vermeye başlamasının, tüketiciler nezdinde müvekkilin de bu şekilde hizmet vermeye başladığı sanılmasına neden olacağını ve tanınmış markaların farklı sektörlerde faaliyet göstermesine alışkın olan tüketicilerin ... gibi pek çok tekstil markasının otelcilik sektöründe de faaliyet gösterdiğini bilmesi nedeniyle "... ... ..." ibaresini görmesi durumunda davalının müvekkili ile bağlantısı olduğunu düşünebileceğini ve haksız kazanç sağlayacağını, ... gibi tanınmış markaların da Türkiye'de otelcilik sektöründe faaliyet gösterdiğinin bilindiğini, bu durumların ortalama tüketicinin algısını etkilediğini, müvekkilin "... ... ... ..." isimli bir koleksiyonunun bulunması nedeniyle markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davaya konu marka tescilinin Türkiye'nin her yerinde kullanım hakkı sağlaması ve müvekkilin Türkiye'nin çeşitli illerinde çok sayıda "..." ve "... ..." mağazasının bulunması nedeniyle yüksek düzeyde tanınmışlığa sahip markalarının iltibasa yol açacağını, müvekkilin ... markalarının tanınmışlıktan yararlanarak daha geniş kapsamlı bir korumadan yararlanması gerektiğini, yerel mahkemenin müvekkili ... markasının giyim sektöründe çok tanınmış olduğunu kabul etmesine rağmen, otelcilik sektörü ile giyim sektörünün bağlantısız olmasından bahisle Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 şartlarının oluşmayacağı yönündeki kanaatinin çelişkili ve hatalı olduğunu, ... markasının toplumun tamamının tüketici kitlesini oluşturduğu giyim ürünleri ve aksesuarlar üzerinde kullanıldığını ve farklı yaş/ekonomik düzey/eğitim düzeyi vb. özellikleri taşıyan tüketici gruplarının tamamında yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, tanınmışlığının yalnızca giyim sektörüyle sınırlandırılmasının olanaksız olduğunu, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi nezdinde 2015/107 E. sayılı dosyada yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda tanzim edilen rapor ve mahkeme kararı ile ... markasının WIPO kriterlerine göre üst düzeyde tanınmışlığa sahip olduğunun kabul edildiğini, buna karşın bu tanınmışlığın davaya konu marka tescili/kullanımları kapsamındaki otelcilik hizmetlerine sirayet etmeyeceği kanısına varılmasının çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, zira ... markalarının otelcilik sektöründe de sıklıkla kullanılan ev dekorasyon/aksesuar ürünleri üzerinde kullanıldığını ve dosyadaki bilirkişi raporlarında da bu yöndeki tanınmışlığın kabul edildiğini, ARMANI, ... ve başka çok sayıda markanın otelcilik faaliyetleri de yürüttüğünü belirterek, bu kapsamda ilgili kullanımları ile otelcilik hizmetlerinin benzer/bağlantılı ve aynı tüketici kitlesine hitap eden hizmetler olup somut olayda müvekkilin SMK 6/5 ile sağlanan korumadan yararlanması gerektiğinin aşikar olduğunu, müvekkili tanınmış markalarının üçüncü kişiler tarafından farklı ürün ya da hizmetler üzerinde dahi kullanılmasının markaların ayırt ediciliğine zarar vereceğini, bu nedenle yüksek tanınmışlık ve ayırt edicilik taşıyan markanın farklı ürün/hizmetler bakımından bile korunması ve davaya konu markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, ... tarafından verilen tanınmış marka statüsü ve SMK 6/5 hükmü ile tanınmış markalara daha geniş koruma sağlanmasının amaçlandığını, dava konusu markanın, müvekkilin tanınmış ... markalarının birebir kopyalanması ve ayırt ediciliği bulunmayan ... ve ... ibarelerinin eklenmesi suretiyle oluşturulmuş olan “... ... ...” ibaresinden oluştuğunu ve tescilli ve tanınmış olduğu ürün/hizmetler ile bağlantılı hizmetler üzerinde tescil edildiğini, tesadüfi olmadığı açıkça ortada olan bu seçimlerin dava konusu marka sahibinin kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, kaldı ki davalının, davaya konu markayı tescilli olduğunu şeklinde değil, sınırlarını aşacak şekilde kullandığını ve fiilen müvekkilin ... markası baskın ve tek esas unsur olacak şekilde “... OTEL” şeklinde kullandığını, bu kullanımların doğrudan davalının müvekkilin tanınmış markasından haksız kazanç elde etme amacıyla dava konusu markaları tescil ettirdiğini gösterdiğini ve alınan aksiyonlar neticesinde bu markaların kötü niyetli olarak tescil edildiği kanaatine varıldığını, müvekkili şirketin sunduğu dilekçede, itiraz konusu kararın davalıya ait marka başvurusunda yer alan işaretin, ticaret unvanının, fotoğrafının, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkının içermesi halinde dahi, sahibine fikri mülkiyet hakkını koruma hakkı vermediğini belirten OE-00951 sayılı karara atıf yaptığını, dava konusu markanın müvekkili markaları ile yüzde yüz benzerlik arz ettiğini, iltibas teşkil edecek derecede benzer olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu nedenlerle SMK md. 6/6 kapsamındaki hakların ihlal edildiğini ve SMK md. 7/3-d uyarınca tescilinin reddi gerektiğini savunduğunu, yerel mahkemenin marka hükümsüzlüğü ve tecavüz taleplerini reddetmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davalının Sivas ili ... ilçesinde verdiği otelcilik hizmetinde "..." ibaresini kullanmasının, markayı iltizama dayalı "..." edebinin şartlarını gerçekleştirmediğini, müvekkili markalarının üst düzeyde tanınmış olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürdüğünü, davalının Sivas ili ... bölgesinde ikamet etmesinin kullanımın durdurulması talebini ortadan kaldırmayacağını, müvekkilin ... gibi tanınmış moda markalarının da otelcilik sektöründe faaliyet gösterdiğini ispatlayan görseller ve web sitelerine atıf yaptığını, ... Marka Dairesi Başkanlığı'nın da benzer gerekçelerle davalıya ait başvuruları reddettiğini gösteren kararları delil olarak sunduğunu, davalının müvekkilin ... markasının ününden haksız yararlanarak tek bir esas unsur olarak kullandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davalı adına tescilli 2015/34074 numaralı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, davacı adına tescilli "..." markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, www...com.tr ibareli alan adının iptali istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde sayılmış olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1, gerçek hak sahipliğine dayalı SMK'nın 6/3 , ''...'' markasının tanınmış marka olması iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/5 ile kötüniyet iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/9 maddelerine dayalı olarak davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği görülmüştür. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda yazılı kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafından tescilli ''...'' markasına dayanarak marka hakkına tecavüz, haksız rekabet, davalı markasının hükümsüzlüğü istemlerinin ileri sürüldüğü, davalının .../Sivas doğumlu olup kendi memleketinde faaliyete geçirdiği oteline ilçesi olan ''...'' ismini verdiğini, dava konusu ''...'' markasının tekstil ve giyim alanında tescil edilmiş marka olup kendisine ait olan ...-... markasının ise konaklama hizmeti verdiğini ve bu alanda faaliyet gösterdiğini, faaliyet alanlarının farklı olduğunu savunduğu, davalının markasının 43. sınıfta yer alan ''Yiyecek ve İçecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri'' için tescil edilmiş iken davacının ''...'' esas unsurlu markalarının davalının tescil tarihinden önce 43. sınıf hizmetleri açısından Türkiye'de tescilli olmadığı, davacının söz konusu markasını 09, 18, 20, 24 ve 25. sınıflarda yer alan mallar ve 35. sınıfta yer alan hizmetler için kullandığı, dolayısıyla taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığı saptanmıştır. Ayrıca davacının “...” ibareli markalarının “giyim ürünleri” yönünden tanınmış marka olduğu, bununla birlikte “...” ibaresinin Sivas ilinin ilçesinin adı ile aynı olduğu, bu ilçede hizmet veren otelin isminde kullanıldığı, ayrıca davacı tarafın tanınmışlık açısından ileri sürdüğü giyim sektörü ile otelcilik sektörünün farklı hizmet sınıflarında bulunduğu, davalı markasının sadece “...” ibaresini değil, aynı zamanda “... ...” ibaresini de kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda markalar arasında bütüncül olarak yapılan değerlendirmede, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda SMK'nın m.6/f.1 koşullarının oluşmadığı saptanmıştır. Davacının gerçek hak sahipliği (SMK m.6/f.3) iddiası ile ilgili olarak davacının, hükümsüzlüğünü talep ettiği davalı markasının ilişkili olduğu 43. sınıf hizmetleri aynen ya da benzer olarak ihtiva eden önceki tarihli marka tescilleri/kullanımları bulunmadığından SMK m.6/3 koşullarının oluşmadığı saptanmıştır. Davacının ''...'' markası 14.11.2007 tarihi itibarıyla TPMK nezdinde tanınmış marka olarak (T/01479 sayı ile) kayıt altına alınmış ise de giyim/tekstil sektöründe tanınmış marka olduğundan davalının 43. hizmet sınıfında ... ilçesindeki otel ismindeki kullanımı yönünden markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamasının, markanın itibarının zarar görebileceğinin veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin olanaklı görünmediği anlaşılmakla, SMK'nın m.6/5 koşullarının oluşmadığı saptanmıştır. Son olarak kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebi tetkik edildiğinde kötüniyetli marka başvurusu hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması olarak tanımlanmakta olup davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ve SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük hâlinin sübut bulduğunu gösterir ispata elverişli somut delillerin bulunmadığı anlaşılmıştır. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet istemleri yönünden ise SMK'nın m.7/f.5 hükmü gereğince inceleme yapılmış olup istikrar kazanan Yargıtay içtihatları kapsamında söz konusu istisna hükmünden yararlanabilmek için üçüncü kişilerin kullanımının markasal kullanım mahiyetinde olmaması ve dürüstlük kuralları çerçevesinde ticari veya sınai konularıyla ilgili olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda markayı hiçbir gereklilik olmadığı halde oldukça büyük şekilde ve yanında herhangi bir tanımlayıcı ibareye yer verilmeyecek şekilde gerçekleştirilen kullanımların, marka hakkına tecavüz teşkil edeceğine vurgu yapılmakta olup somut olaya bakıldığında, davalının Sivas ili, ... ilçesinde bulunan otelinde “...” adını kullandığı, ''...'' ibaresinin ilçe adı olarak tercih edildiği, hizmetin coğrafi kaynağına ilişkin açıklama mahiyetinde olduğu ve ''...'' ibaresinin ... ... şeklinde tanımlayıcı ibarelerle kullanıldığı, gereklilik olmadığı halde davacı markasının esas unsuru olan ''...'' ibaresinin tek başına kullanılıp ön plana çıkarılmadığı, bu kapsamda davalının davacı markasının esas unsurunu dürüst ticari kullanım amacını aşar şekilde markasal kullanımının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla SMK'nın 7/5 düzenlemesi gereğince dürüst ticari kullanımların marka sahibi tarafından engellenemeyeceği, bu nedenle davalı kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağından ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/02/2023 tarih ve 2021/198 E., 2023/29 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/995, K. 2025/1528, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-995-e-2025-1528-k-c5671f3c0013