Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1022 E. 2025/1551 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1022
Karar No
2025/1551
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1022 Esas

KARAR NO : 2025/1551

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/11/2022

NUMARASI : 2019/312 E. - 2022/758 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nun 2018 yılında maddi olarak sıkıntıda olduğu dönemde dava dışı arkadaşı 3. Şahıs ... aracılığıyla daha önceden " çek kırma" yaptıklarının bildiği davalı ve diğer akrabaları ..., ... ..., ... ve ... ile tanıştırıldığını ve tefecilik yapan bu kişilerden 10/02/2018 tarihli sözleşme uyarınca faiz karşılığı 70.000 TL borç alarak 110.000,00 TL geri ödeme yapılacağı ve ayriyeten her ayın 25 inde 11.000 TL kar verileceğini ve bunun karşılığında teminat olarak müvekkil Bayram Adına tescilli bulunan İstanbul ili, Sultangazi ilçesi, Kemerburgaz mah. ... ada, 59/1 pafta 11 parselde bulunan taşınmaz ve ... plakalı aracın tescilinin devredileceğini, sözleşmede belirtilen tutar ödenince de ir edilen gayrimenkul ve araç tescilinin iade edileceği hususunda sözleşme tanzim edildiğini, sözleşme tanziminden sonra davalı ve akrabaları tarafından gerek kendi gerek ailesinin can güvenliği ile tehdit edildiğini ve farklı zamanlarda 140.000 TL , 20.000 TL ve 280.000 TL tutarlarında senedin cebir ve tehdit altında zorla imzalatıldığını, buna ilişkin savcılık'a şikayet dilekçesi verdiklerini, 20.000 TL tutarlı 10/09/2018 vade tarihli senedi tehdit ve cebir kullanarak düzenleme tarihi, düzenleme yeri ve muhatap kısmı boş bırakılarak zorla imzalatıldığını, 2018 yılının haziran, temmuz, ağustos aylarında Sivasta olduklarını, müvekkilinin davalının kardeşi ... tarafından aranarak " evinin önüne geleceğim, bagaja koyacağı seni, kimse seni bulamayacak bir daha " diyerek tehdit ettiğini, müvekkilinin bu tehditler üzerine icra takibi başlatılmadan önce savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ayrıyeten ceza yargılamasının sonuçlanması ile müvekkilinin korku ve tehdit altında söz konusu senedi imzaladıkları ve davalı ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkilerinin bulunmadığını, senedin doğumuna sebep herhangi bir ilişkilerinin olmadığını dava konusu senedin tahsili halinde müvekkillerinin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu senedin teminatsız veya teminat mukabilinde ödenmemesi mahiyette durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı taraflarca, dava ve takip konusu senedin kendilerine zorla, tehditle imzalattırıldığı, bedelsiz olduğu iddiası ile dava ve takip konusu senetten ve senedin konu edildiği icra takibinden dolayı menfi tespit isteminde bulunulduğu, dava konusu senedin üzerinde nakden kaydının bulunduğu, davacı borçluların senet üzerindeki imzalarına bir itirazının olmadığı, bononun bir kambiyo senedi olduğu, kambiyo senetlerinin her türlü hukuki ilişkiden mücerret olduğu, davacıların şikayeti üzerine başlatılan soruşturma dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, bononun zorla, tehditle imzalatıldığı yönündeki savunmanın tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceği, ancak dosyamızda dinlenen davacı tanığının davacının kardeşi olduğu da dikkate alındığında bu tanığın beyanının bu hususu ispata tek başına yeterli olmadığı, dosya kapsamında ispata yarar başkacada delil bulunmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle ve ayrıca ödemeye dair bir iddia ve ispatta bulunmadığından,Davacı taraflarca açılan davanın REDDİNE", karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk Derece Mahkemesi tarafından her ne kadar davacılarca yapılan şikayet kapsamında başlatılan soruşturma dosyasından KYOK verildiği ifade edilmiş ise de söz konusu soruşturma dosyasının halen derdest olduğunu, taraflarınca kanun yararına bozma yoluna gidilmiş olup, kanun yararına bozma talepleri kabul edilerek KYOK kararının ortadan kaldırıldığını, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde "Birden Fazla Kişi İle Tehdit, Nitelikli Yağma, Mağdurun Bir Senedi Vermeğe Mecbur Edilmesi Suretiyle Yağma" suçlarından dolayı yürütülen 2022/6190 soruşturma sayılı dosyanın halen derdest olduğunu, soruşturma dosyasından tanık ifadelerine başvurulduğunu ve soruşturma kapsamında dinlenen objektif tanıklar tarafından dava konusu senedin müvekkillerinden zorla, ölüm tehdidi ile alındığı ifade edildiğini, davalı hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılmasının pek olası olduğunu, bekletici mesele yapılmamasının da hatalı olduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/6190 sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma dosyasının sonucu beklenilmeksizin davanın reddine dair hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, -tanıklardan yalnızca ... dinlenerek, tanığın davacının kardeşi olması sebebiyle tanığın beyanının iddiaları ispata tek başına yeterli olmadığı kanaatine varıldığını, diğer tanık ...'ın dinlenmediğini, irade bozukluğu iddialarının tanık dahil her türlü delil ile ispat edilmesinin mümkün olduğunu, tanıklarının tamamı dinlenmeden salt dinlenen tanığın, olayların birebir görgü şahidi olduğu göz ardı edilerek davacının kardeşi olması gerekçesi ile anlatımlarına itibar edilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,-Dava konusu senet üzerindeki yazıların dava dışı ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, Davacılardan ... ile dava dışı 3. Kişi ... (davalının kardeşi) Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/151 esas sayılı dosyası ile görülen, huzurdaki Menfi Tespit Davasının konusunu oluşturan; Alacaklısı "...", borçlusu "...", kefili " ..." olan "10.08.2018" düzenleme tarih ve "10.09.2018" ödeme günlü, "20.000/ Yirmi Bin TL meblağlı emre muharrer senedin ön yüzünde yer alan ve mavi mürekkepli kalemle yazılmış olan tanzimle ilgili yazılarının, Davalının kardeşi ... isimli şahsın eli mahsulü olup olmadığı ile ilgili bilirkişi incelemesi yapılmış olup, tanzim edilen 20/05/2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; Mavi mürekkepli kalemle yazılmış olan " 10 Eylül 2018, ..., nakden, İst-Çağlayan, 10.08.18, ..., ..." ve ödeme günü hanesi altında yer alan "10.09.2018" tarih rakamları , Türk Lirası hanesi altında yer alan "20.000" rakamları, matbu metin yazıları içinde yer alan "YİRMİ BİN" yazısı, "ÖDEYECEK" bölümü, isim/unvan hanesi karşısında yer alan "..." ad soyad yazısı ve kefil hanesi karşısında yer alan "..." ad soyad yazısının, ... isimli şahsın eli mahsulü olduğu, kanaat ve sonucuna varıldığını, müvekkilleri ile senetlerde alacaklı görünen davalı ve dava dışı 3. Şahıs ... arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, tamamen doldurulmadan senet düzenlenmesi mümkün ise de, senet üzerinde müvekkilinin adını dahi kendi el yazısı ile yazmamış olmasının, senedi dolduran kişinin senette alacaklı görünen kişi değil, dava dışı ... olmasının iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, -Müvekkili Bayram'ın, ...'dan faiz karşılığı para aldığını, borcunu ödedikten sonra iade alacağı inancıyla da Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın dava konusu olan taşınmazı dava dışı ...'a devrettiğini, borcunu ödemesine rağmen, davalı ve akrabaları tarafından ölümle tehdit edildiğini, cebir ve zor kullanılarak boş senetlerin müvekkillerine imzalatıldığını, Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/151 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde de; "Tarafların dilekçeleri ve davalının isticvabında belirtilen senet asılları getirtilip, davalı ...'ın dosyadan alınan el yazısı ile karşılaştırılması suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan 25.05.2021 tarihli raporda; 10.08.2018 tanzim tarihli 20.000 TL bedelli senetteki bir kısım el yazılarının, 25.09.2019 tanzim tarihli 140.000 TL bedelli senetteki tüm el yazılarının davalının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir...Kardeşleri de oto galeri işiyle iştigal eden davalının, diğer kardeşi ... ile birlikte el ve işbirliği içinde hareket ettiği dosya kapsamından anlaşıldığından, davalının el yazısı ile oluşturulan senetlerin yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilmesi gerekir..." ifade edildiğini, tüm deliller dikkate alınarak kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası ve dayanağı 20.000,00 TL bedelli senet nedeniyle, dava ve takip konusu senedin tehditle, zorla imzalattırıldığı, davalı tarafa bir borcunun olmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulmuştur.Dava konusu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ve dayanağı bononun incelenmesinde; Dosya davalısı tarafından dosya davacılarına karşı 10.08.2018 düzenleme tarihli 10.09.2019 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli bonoya dayalı alacağın tahsili amacıyla toplam 22.998,01 TL üzerinden 13.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı bononun incelenmesinde ,alacaklının dosya davalısı borçlularının dosya davacıları olduğu, senet üzerinde nakden kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/83342 soruşturma sayılı dosyasında yetkisizlik kararı verilerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/84055 soruşturma sayılı dosyasında müştekilerinin ... ve ... olduğu, şüphelilerin ..., ... ..., ... ..., ... ve Yılmaz ... olduğu, birden fazla kişi ile tehdit, nitelikli yağma , mağdurun birsenedi vermeğe mecbur suretiyle yağma suçlarından soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonunda şüphelilerin müştekiye zorla senet imzalattırdığına dair müştekinin salt soyut iddiası dışında herhangi bir delil bulunmadığından ve müşteki ile şüpheliler arasında geçen eylemin alacak verecek meselesinden kaynaklı hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiği, karara itiraz üzerine itirazı inceleyen Sulh Ceza Hakimliğince itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak Davalı ve akrabaları hakkında dava konusu senede ilişkin olarak tefecilik yapmak, mağdurun bir senedi vermeye mecbur edilmesi suretiyle birden fazla kişi ile birlikte iş yerinde yağma suçundan iddianame düzenlendiği ve Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2025/199 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/151 esasa, 2021/287 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacının..., davalının ... olduğu, davanın İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece taraflar arasında taşınmazz satışına ilişkin inanç sözleşmesinin varlığı kabul edilerek, inanç sözleşmesi kapsamındaki 110.000,00 TL borcun faizi ile birlikte davacıya depo ettirildiği ve dava sonunda davanın kabulüne karar verildiği, dosyanın istinaf aşamasında olduğu, mahkemece davacı tarafından dosyamıza da fotokopisi sunulan "Sözleşme" başlıklı belgenin altındaki imzanın davalı tarafça kabul edilmediğinden davacı tarafçada aslı sunulmadığından imzasının imza incelemesi ile teyit edilememesi kapsamında fotokopi belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı tanığı ... 'nun talimat yoluyla alınan beyanında özetle; ": Davacılardan Bayram benim kardeşim, Yeter ise kardeşimin eşidir. Tarihini tam hatırlamamakla birlikte yaklaşık 1 sene önce Ben davalı tarafı tanımam. Fakat bu olaydan sonra tefecilik yaptıklarını duydum. Kardeşim Bayram aldığı para karşılığında evini ve arabasını rehin olarak davalıya vermişler. Kardeşim bana evini ve arabasını almaya gideceğimizi söyledi. Biz üç kişi davalının İstoç'taki galerisine gittik. Bana senet imzalatmak istediler. Ben imzalamadım. Galeri 2-3 katlı bir yerdi. Biz gittiğimizde Yazıhaneye çıktık. Yazıhanede 4-5 kişi vardı. Bu kişileri tanımıyorum. Biz oraya evi ve arabayı alacağımız düşüncesi ile gittik. İçeri girdiğimizde en başta önümüze senet koydular, hatırladığım kadarı ile ayrı ayrı iki senetti. Miktarlarını tam olarak hatırlamıyorum, fakat meblağı yüksek görünce ben bu senetleri imzalamayacağımı söyledim. Bunun üzerine kardeşimin eşi bağırıp çağırdı. Benim imzalayamayacağımı söyledi. Onlar da bunun üzerine Yazıhanede koltukta oturan çocuk "O zaman sen imzalayacaksın" dedi. Onlar bağırarak "imzalayacaksınız, arabanızı da evinizi de vermeyeceğim" dediler. Biz de bu durumdan korktuk can güvenliğimiz olmadığından sesimizi fazla çıkaramadık. Bayram'ın eşi Yeter de baskı altında senetleri imzaladı. Başka bir diyeceğim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.Davada, davacı ...'ın 2018 yılında maddi olarak sıkıntıda olduğu dönemde dava dışı arkadaşı ... aracılığıyla daha önceden "çek kırma" yaptıklarını bildiği davalı ve diğer akrabaları ..., ... ..., ... ve ... ile tanıştırıldığı ve tefecilik yapan bu kişilerden 10/02/2018 tarihli sözleşme uyarınca faiz karşılığı 70.000,00.-TL borç alarak 110.000,00.-TL geri ödeme yapılacağı ve her ayın 25'inde 11.000,00.-TL kar verileceği, bunun karşılığında teminat olarak daavcı Bayram adına tescilli bulunan İstanbul İli, Sultangazi İlçesi, Kemerburgaz Mah. ... ada, 59/1 pafta, 11 parselde bulunan taşınmaz ve ... plakalı aracın tescilinin devredileceği, sözleşmede belirtilen tutar ödenince gayrimenkul ve araç tescilinin iade edileceği hususunda sözleşme tanzim edildiği, sözleşme tanziminden sonra davalı ve akrabaları tarafından davacı ve ailesinin can güvenliği ile tehdit edildiği ve 140.000,00.-TL, 20.000,00.-TL, 280.000,00.-TL tutarlarında senedin cebir ve tehdit altında zorla imzalatıldığı, tehditler üzerine savcılığa suç duyurusunda da bulunulduğu beyan edilmekle, zorla imzalatılan senet sebebiyle davalıya borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği anlaşılmıştır.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK'nun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde, re'sen yapılan incelemeye göre davalı ve akrabaları hakkında dava konusu senede ilişkin olarak tefecilik yapmak, mağdurun bir senedi vermeye mecbur edilmesi suretiyle birden fazla kişi ile birlikte iş yerinde yağma suçundan iddianame düzenlendiği ve Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2025/199 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı, dosyadaki verilere göre henüz yargılamanın devam ettiği, aynı evrak sebebiyle yürütülen ceza davasının sonucunun, eldeki davanın sonucunu doğrudan etkileyeceği, ceza mahkemesindeki bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılmasının olanaklı bulunmadığı, buna göre, ceza davasının sonucunun beklenmesi, ceza davasında tespit edilen maddi olgular çerçevesinde varılacak sonuca ve gerekli görülürse tanıkların da dinlenerek karar verilmesi gerekirken, esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmiş olması sebebiyle bekletici mesele yönünden kararın kaldırılması gerektiği ve gerekli görülür ise tanıklarının da dinlenilmesi ve ceza dava dosyası ile birlikte değerlendirme yapılması gerekmektedir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih, 2019/312 E. 2022/758 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1022, K. 2025/1551, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1022-e-2025-1551-k-d34776389a3b