Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/932 E. 2025/1548 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/932
Karar No
2025/1548
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/932

KARAR NO : 2025/1548

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 30/03/2023

NUMARASI : 2022/5 E. - 2023/84 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1994 yılında Konya'da kurulmuş ve o tarihten günümüze değin özellikle “hidrolik pompa” üretimi ve tüm Türkiye'de satışı konusunda sektöründe Maruf pozisyonunu arttırarak koruduğunu, davacı şirket bünyesinde hidrolik pompa, valf, adaptör, yağ tankları gibi muhtelif ürünler ürettiğini, Davacı 2008 yılında inşa ettiği “...” markası ile mesleki yeterlilik faaliyetlerine ortak olmuş, sayısız ülkeye ihracat gerçekleştirmiş, ulusal ve uluslararası çapta fuarlara katılmış olduğunu, Davacı “...” ibareli markasını ... nezdinde ilk olarak 24.06.2009 yılında tescil ettirdiğini TPE numarasının 2008/27541 olduğunu ve bu marka ile dilekçesinin ekinde belirttiği diğer markayla birlikte 07, 12, 35 ve 37. Sınıflarda işbu marka üzerinde münhasıran hak sahibi olduğunu, davacının lehine sağlanan korumanın yalnızca tescilli markalar aracılığı ile değil, aynı zamanda anılan tarihten bu yana kesintisiz ve yoğun ticari kullanım ile de sağlandığını, SMK. 6/3 uyarınca bu marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, karşı tarafın “...” markası ile kendi markasının kapsamındaki sınıflarda (hidrolik pompa ve benzeri ürünler) birebir aynı olarak ticaret yaptığını tespit ettiğini, davacının markasının sektörde yalnızca müvekkili işaret eden ayırt edici bir marka olduğunu, davalının bu markadan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, Davalı taraf tecavüz teşkil eden eylemlerini “...” markası altında tüm Türkiye nezdinde yürüttüğünü, http://www...com/ ve http://www...com/ alan adları üzerinde de davalı taraf fiili kullanımda bulunmakta olduğunu, Dava tarihi itibariyle işbu internet sitelerinin inaktif durumda olduğunu,İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/256 D.İŞ. dosyası kapsamında alınan tespit raporunda, işbu internet sitelerinin incelenmiş ve davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin tespit edildiğini, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/256 D. İş sayılı dosyada verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, erişim engellenmesine ve .../.../... markalarının kullanımının önlenmesi ile davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekebet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulması ve önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve görev itirazında bulundukları, davanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılması gerektiğini, Davacının arabuluculuk yoluna başvurmadığını, Davacının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/256 D. İş dosyası üzerinden aldığı 17.12.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararı neticesinde davalının kullanımında olan tüm sitelerde ihtilaf konusu ibarelerin kaldırıldığını, bunun icra marifetiyle değil, doğrudan Müvekkilinin kararı ile yapıldığını, sundukları facebook ve diğer web sitelerine ait ekran görüntülerinden bunun sabit olduğunu, bu nedenle tecavüzün tespiti, meni ve refi istenen davada; davalı tarafından internet sitelerindeki kullanım sonlandırıldığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, Davacının 2008/27541 numaralı tescil başvurusuna konu markasının, davalının hizmet verdiği alanla aynı sınıfta olmayıp geçerlilik süresinin 09.05.2018 tarihi itibari ile sonra erdiğini, yine hak iddia ettiği 2014/93655 numaralı tescil başvurusuna konu markası 35 ve 37. Sınıfta tescilli olup yine davalının hizmet verdiği alanla bağlantısı olmadığını, kaldı ki bu markanın geçerlilik süresinin de sona erdiğini, Davalı şirketin marka ihlalinde bulunduğu iddia olunan 30.09.2021 tarihli 2021/136989 sayılı başvuru ise tescil edilmediğini, ilgili markaya ilişkin olarak itiraz sürecine geçildiğini, davalı şirketin markaya itiraz ettiğini, bu anlamda tescil edilmiş bir marka olmadığından ilgili başvuru dayanak gösterilerek marka hakkının ihlal edildiğinin beyan ve tespitinin kabul edilmeyeceğini, Davalının 03.06.2015 tarihinde ticaret sicilde kaydedilerek ticari hayatına başlamış olup uzun yıllardır tüketici kitlesine hizmet verdiğini, Davalı ile davacının aynı hizmet sınıfında hizmet vermediğini, Markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimali olmadığını, işbu davada davacının markası ile Davalının ticari çevresinde kullandığı şekil ibaresinin tüm unsurları ve tüketici nezdinde bıraktığı izlenim birlikte değerlendirildiğinde biçim, düzenleme, tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olmadığını, hitap edilen tüketici çevresinin farklı olduğunu, davacının kullandığı ibarenin İngilizce, müvekkili firmanın unvanının ise tamamen Türkçe olduğunu davanın öncelikle usulden reddini; neticeten esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalının 14.03.2022 tarihli düplik dilekçesinde “damper, kamyon vb. araçların pompalarının satışını yapmakta iken; müvekkil şirket ağır iş makinelerinin hidrolik pompa, hidrolik motor, elektrik ve diğer mekanik aksamlarının tamirini yapmakta, yedek parçasını satmakta ve yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere servis hizmetlerini sağlamaktadır.” denilmekte olup inşaat alanında sıklıkla karşılaşılan damperler, kamyonlar ve iş makinelerin çoğu zaman inşaat sektöründe iç içe geçtiği ve bunlara ait bilhassa yedek parça satışı, satış sonrası hizmet verilmesi dahil servis ve bakım işlerinin de tamamlayıcılık bakımından ilişkili olduğu düşünüldüğünde sektörlerin ve sektörde kullanılan ürünlerin benzer olduğu bilirkişi raporunda isabet ile tespit edilmiş olup, özellikle hidrolik sistemlerin kullanıldığı ürünlerin başı çektiği ve hidrolik sistemin genel bir sistem ve mekanizma adı olarak damper, kamyon, iş makinesi gibi belli bir kara taşıtına özgü kılınamayacağını, genel bir makine işleyiş sistem ve aksanı olarak pek çok araç, makine ve robotik sistemin içerisinde ticari hayatta karşımıza çıkabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle, davacının tescilli markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanmış olduğu ürünler ile davalının markasal kullanımlarının aynı/benzer ürün ve hizmet sektöründe olması sebebiyle sınıfsal benzerlik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalının Facebooktaki kullanımlarında, davalının inaktif hale getirdiği ve tescilli ticaret unvanı hakkına istinaden kullandığı www...com alan adına ticari etki yaratacak şekilde halen gönderme yaptığı hususu da bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup, Söz konusu linke tıklanınca web sitesine ulaşılamasa da, söz konusu linke ticari etki yaratacak şekilde (benzer mal/hizmetler için reklam, tanıtım yapılması, satış için iletişim bilgilerinin paylaşılması, davaya konu markanın raporda tespit edilen farklı görsellerinin de aynı site içeriklerinde kullanılması, metatag kullanılması şeklinde google aramalarda sayfanın üst sıralama çıkarılması vs.) gönderme yapılması dahi marka ihlaline ve haksız rekabete neden olduğundan eylemlerin tespiti ve önlenmesi taleplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Özellikle makul derecede dikkatli bir internet kullanıcısının ilgili internet sayfasının marka sahibine mi, onunla işletmesel bağı olan birine mi yoksa tamamen farklı bir başka şahsa mı ait olduğunu özel bir araştırma yapmaksızın ayırt edememesi halinde markanın asli fonksiyonu da zedelenmiş demektir.Alan adları, öğreti ve yerleşik içtihatlar gereği birer işaret ve tanıtma vasıtasıdır. Bu gibi tanıtma vasıtalarının ve yine ticaret unvanının davacıya ait işaret ve markalarla iltibas yaratacak şekilde kullanımı aynı zamanda haksız rekabet teşkil etmektedir. HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli Bilirkişiler ... 'in 22/11/2022 tarihli bilirkişi raporlarında açıkça davalının, davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden kullanımlarının mevcut olduğu ve bunların başta davacının işaret ettiği facebook sayfaları olmak üzere halen devam ettiği teknik olarak belirlendiğinden hükme dayanak alınan rapor kapsamı, marka tescil belgesi, ticari sicil kaydı, D.iş sayılı dosya kapsamı gözetildiğinde," davanın kabulüne 1-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-İstanbul 2.FSHHM’nin 2021/256 diş sayılı dosyası kapsamında verilen tedbirin karar kesinleşene kadar devamına, 3-Davalının sosyal medya kullanımı kapsamında (https://www...com/...?id-...) ihlal teşkil eden paylaşımların HMK 389 vd maddeleri gereğince davalı yanca kararın kesinleşmesini mütakip makul sürede( 6 aylık sürede) ilgili hesapdan kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Sınaî Mülkiyet Kanunun 156/3 maddesine göre davacının yerleşim yerinin Konya olduğunu, davanın Konya Mahkemelerinde açılması gerekirken yetki itirazlarının değerlendirilmeden hatalı şekilde İstanbulda karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,-Markanın tescilli olmaması halinde hak sahibi Türk Ticaret Kanununa göre haksız rekabet hükümleri uyarınca dava açacağını, Davacının hak iddia ettiği markaya ilişkin 30.09.2021 tarihli 2021/136989 sayılı başvuru tescil edilmediğini, ilgili markaya ilişkin olarak itiraz sürecine geçildiğini, müvekkili şirketin markaya itiraz ettiğini, tescilli marka bulunmadığından ilgili davanın TTK uyarınca Ticaret Mahkemesi nezdinde açılması gerekirken hatalı şekilde Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi nezdinde açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,-Fikri ve Sınai Haklara ilişkin olarak açılacak davalarda dava şartı arabuluculuk yolunun tüketilmiş olması gerektiğini,-Davacının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/256 D. İş dosyası üzerinden aldığı 17.12.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararı neticesinde müvekkilinin kullanımında olan tüm sitelerde ihtilaf konusu ibarenin kaldırıldığını, bu işlemin icra marifeti ile değil doğrudan doğruya müvekkilinin kararı ile yapılmış olduğunu, hali hazırda ekran görüntüleri sunulduğu üzere hiçbir şekilde davacının hak iddiasında bulunduğu marka ibaresine ilişkin internet siteleri üzerinden kullanım söz konusu olmadığını, bu nedenle tecavüzün tespiti, meni ve refi istenen davada; zaten müvekkili tarafından internet sitelerindeki kullanım sonlandırıldığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekirken, hukuki yarar dava şartı olmasına rağmen karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu,-Davacının 2008/27541 numaralı tescil başvurusuna konu markasının, müvekkili şirketin hizmet verdiği alanla aynı sınıfta olmayıp geçerlilik süresinin 09.05.2018 tarihi itibari ile sonra erdiğini, hak iddia ettiği 2014/93655 numaralı tescil başvurusuna konu markasının 35 ve 37. Sınıfta tescilli olup yine müvekkilinin hizmet verdiği alanla bağlantısı olmadığını, bu markanın geçerlilik süresinin de sona erdiğini, Müvekkili şirketin, davacının son başvurusu olan 30.09.2021 tarihinden çok evvel sektörde satış işlemlerine başladığını, Müvekkili şirketin 03.06.2015 tarihinde ticaret sicilde kaydedilerek ticari hayatına başlamış olup uzun yıllardır tüketici kitlesine hizmet verdiğini, Davacının henüz kesinleşmemiş, itiraz sürecinde olan markasına dayanarak; müvekkilinin 6 yılı aşkın süredir hizmet verdiği isme ilişkin olarak hak iddia etmesinin makul ve kabul edilebilir olmadığını,-Davacının hak iddia ettiği marka ile; müvekkili şirketin tedbir kararı öncesi internet sitesi üzerinde kullandığı işaret arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimali olmadığını, Davacının marka iddiasında bulunduğu ... kelimesinin, Türkiyede ve yurt dışında faaliyet gösteren birçok hidrolik ürün satan işletmelerinin kullandığı ana unvanlarının başında yer aldığını, Google arama motoruna ... kelimesi ana kararkter olarak kullanıldığında ; ..., ..., ... natans, ... environmental, ... timeof use, ... Laval, ... model seed, ... Kpem, ... Model, Hydrotrekker, Hydrothorax, Vb. birçok firma sıralandığını, bu ismin öncelikle sadece müvekkili şirketin ticaret unvanı olarak kullanıldığını, teknolojinin geldiği durum da göz önünde bulundurularak şirketin bulunabilirliğini kolaylaştırmak için internet aramalarında yer aldığını, görsel anlamda ve hizmet verdiği tüketici çevresi anlamında farklılıklar bulundurduğunu, davacı firmanın kullandığı unvan İngilizce karakter olup, müvekkili firmanın unvanının tamamı ile Türkçe karakter olduğunu, tüketici çevresi son derece farklı olduğundan tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, iki marka arasında şekil unsuru açısından da ciddi farklılıklar olduğunu, markanın bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı tarafın yetkili mahkemenin Konya Mahkemeleri olduğunu ileri sürmüş ise de, internet kullanımları nedeniyle işbu kullanımların mevcut olduğu tüm mahkemelerin tecavüz davasında yetkili olduğunu, Davalının görev itirazı ise, huzurdaki dava yalnızca “haksız rekabet” değil, aynı zamanda marka hakkına tecavüz davası olduğundan haksız olduğunu, Mahkemenin bu itirazları değerlendirdiğini, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde görülen davalarda, maddi- manevi tazminat talebi yok ise arabuluculuk dava şartı olmadığını, markalar arasındaki benzerlik yüksek seviyede olup dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da “davacının markası ile davalının kullanımları arasında benzerlik bulunduğu, somut olayda karıştırma ihtimalinin bulunduğu ve kullanımların aynı/benzer sektörde olduğu” tespit edildiğini, Davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacı adına tescilli ''..." esas unsurlu markalarına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması , önlenmesi, , İstanbul 2. FSHHM'nin 2021/256 d.iş sayılı dosyasında verilen tedbirin devamı , erişimin engellenmesi taleplerine ilişkin olarak açılmıştır.Davacının tescilli markalarının tescil tarihleri, davalı şirketin 04.03.2015 tarihli kuruluş tarihinden öncedir. Davacının dava dilekçesinde 2008 /27541 numaralı ... ibareli markasının 7., 12. Sınıflarda 9.8.2008 tarihinden beri tescil edilip, yenilemesinin yapıldığı, keza 17/11/2014 tescil tarihli 2014 93655 numaralı 35., 37. Sınıflarda tescilli ... ibareli markasının da tescilli olup, dolayısıyla marka üzerinde davacının önceye dayalı hak sahibi olduğu ve bu markalara dayalı olarak tecavüz iddiasında bulunduğu anlaşılmıştır Yine alan adı oluşturulma tarihleri yönünden de davacının marka ve alan adı tescillerinin, davalının şirket kuruluşundan ve alan adı tescillerinden daha önceki tarihlere dayandığı ,bilirkişi raporu kapsamına göre .../... ibaresi üzerinde davalının değil, davacı tarafın önceye dayanan kullanımı olduğu tespit edilmiştir.Bilirkişiler ... 'in 22/11/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Facebook sayfalarında tespit yapılmış olup, Facebook sayfasının içeriğinin değiştirilmiş olduğu, ... hidrolik ibaresinin getirildiği, devam eden bazı sayfa içeriklerinde ise www...com ibaresinin ve diğer sayfalarda halen yer ise ... ve time hidrolik ibarelerinin farklı renk ve puntolarla kullanımının halen yer aldığı, Dosya münderacatına göre, .../... ibaresi üzerinde davalının değil, davacı tarafın önceye dayanan kullanımı olduğu görülmekte olup, Üstün Hak hususunun değerlendirmesi hususunun Mahkeme'ye ait olduğunu, Davaya konu işaretlerin bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim değerlendirmesinde; Davacının ... şekil markası ile davalının değişik renk, logo ve şekillerle ifade farklı kullanımları olan ... ibaresinin ortalama tüketici ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve karıştırılma ihtimalinin peşinen mevcut bulunduğu, Davacının ... şekil markası ile davalının ... Markasının ise benzer olduğu ve karıştırma ihtimalinin mevcut bulunduğu, Davacının tescilli markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanmış olduğu ürünler ile davalının Markasal kullanımlarının aynı/benzer ürün ve hizmet sektöründe olması sebebiyle sınıfsal benzerlik olduğu, Davalının ticaret unvanından kaynaklı meşru bir hakkına dayanıp dayanmadığı hususunun Mahkeme'nin takdirinde olup, davalının internet üzerinde tespit edilen kullanımlarının ticaret unvanına uygun olarak kullanılmadığı ve markasal kullanım niteliği taşıdığı, Davalının, davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden kullanımlarının mevcut olduğu ve bunların başta davacının işaret ettiği facebook sayfaları olmak üzere internette halen devam ettiği görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.Davalının 09.03.2015 tarih ve 8774 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi örneğindeki iştigal sahaları itibariyle ve ürünlerini teşhir ettiği web sitelerinin de kıyaslanması ile işaretlerin benzer mal/hizmetler alanında kullanıldığı görülmüştür. 2021/256 D.İŞ sayılı dosyasında da; benzer şekilde dava tarihi itibariyle halihazırda inaktif durumda olan http://www...com/ ve http://www...com/ web sitelerindeki ürünlerin incelenmesi ile aynı sonuca ulaşılmış ve 08.11.2021 tarihli tespit raporunda belirtilmiştir. Söz konusu raporun 7. Sayfasında; ürünlerin tamamının dosya konusu aynı sektör gurubu içinde yer aldığı” tespiti yapılmıştır.Dava dilekçesinin içeriği, iddianın ileri sürülüş biçimi ve netice-i talep dikkate alındığında , dava 6769 sayılı Sınai mülkiyet kanunda düzenlenen marka hakkının ihlaline dayalı olarak yine SMK 149 ve 150 maddeleri çerçevesinde açılmıştır. SMK 156/1 maddesine göre, "Bu Kanunda düzenlenen hukuk davalarına bakmaya görevli mahkeme, Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir. Mahkemenin görevsizlik kararının yerinde olduğu davalının da kabulünde olup esasen bu karara karşı bir istinaf sebebi ileri sürülmediği, istinaf sebebi olarak yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğinin belirtildiği, SMK m.156/3 maddesine göre, " Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir." bu düzenlemeye göre, yetkiye ilişkin davacıya seçimlik yetki hakkı verilmiş olup , davanın davacının ikametgahı mahkemesinde açıldığı yetki konusunda bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının görev yönünden istinaf isteminde ise, davanın marka hakkına tecavüz davası olduğundan SMK hükümlerine göre değerlendirme yapılacağından Mahkemenin görevli olduğu ayrıca Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde görülen davalarda, maddi- manevi tazminat talebi yok ise arabuluculuk dava şartı bulunmadığı anlaşılmıştır.SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde iltibasın söz konusu olabilmesi için ; tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Davacının 30.09.2021 tarihli 2021/136989 sayılı başvuru nolu markasının ise davacının daha önce tarihli markaları bulunduğundan sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça markaların benzemediği, iltibas tehlikesinin olmadığı ileri sürülmüş ise de, Davacının ... şekil markası ile davalının değişik renk, logo ve şekillerle ifade farklı kullanımları olan ... ibaresinin ortalama tüketici ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve karıştırılma ihtimalinin mevcut bulunduğu, Davacının ... şekil markası ile davalının ... Markasının ise benzer olduğu ve karıştırma ihtimalinin mevcut bulunduğu, Davacının tescilli markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanmış olduğu ürünler ile davalının Markasal kullanımlarının aynı/benzer ürün ve hizmet sektöründe olması sebebiyle sınıfsal benzerlik olduğu, davacının damper, kamyon vb. araçların pompalarının satışını yaptığı, davalı şirketin ağır iş makinelerinin hidrolik pompa, hidrolik motor, elektrik ve diğer mekanik aksamlarının tamirini yapıp, yedek parçasını sattığı ancak her iki kullanılan araçların da benzer sektörlerde kullanıldığı, davacı markaları ve davalı kullanımlarına ilişkin emtia ve hizmetlerin orta düzeydeki tüketici kitlesine hitap ettikleri, orta düzeydeki tüketici kitlesinin dikkat düzeyi göz önüne alındığında iltibasa neden olacağı ve bu nedenle davalının eyleminin, TPMK nezdinde davacı adına kayıtlı markalardan doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve men'ine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/03/2023 tarih ve 2022/5 E., 2023/84 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/932, K. 2025/1548, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-932-e-2025-1548-k-c62b1749bcba