Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/943 E. 2026/248 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/943
- Karar No
- 2026/248
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/943 - 2026/248
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/943 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/248 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/308 E 2023/175 K
DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 05/03/2026 YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili müvekkilinin davalı şirkete diğer davalının garantörlüğünde faturalara dayalı hazır beton satarak teslim ettiğini, vade farkı ve mal alımına ilişkin alacaklı olduklarını belirterek müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan 36.358,56 TL asıl alacak 25.230,50 TL işlemiş faiz ve KDV olmak üzere toplam 61.589,06 TL dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşme faizi+KDV ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalılar vekili; davacı, Ankara 28.İcra Müdürlüğünün 2018/1126 sayılı dosyası ile davalılar ... İnşaat Otomotiv Ticaret Limited Şirketi ve ... aleyhine icra takibi başlattığını, takip dayanağı cari ekstresi ve faturalarda borçlu görünen kişi ise dava dışı ... İnş. Oto. Tic. Ltd. Şti olduğunu, kötüniyetli alacaklı, takip talebine dayanak cari hesap ekstreleri ve faturalarda borçlu görünen kişi açıkça ... İnş. Oto. Tic. Ltd. Şti olmasına rağmen, takip dosyasına ayrıca, davacı ... San. Tic. AŞ. ile davalı ... İnşaat Otomotiv Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan ve diğer davalı ...'nın garantör olarak imzaladığı 13.04.2017 tarihli sözleşmeyi de eklediğini, davacı tarafından açılan itirazın iptali davası Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/767 esas sayılı dosyası ile görüldüğünü ve mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalılar alacaklı görünen şirkete, davaya dayanak olarak gösterilen belgelerden doğan hiçbir borcu bulunmadığını, davacı Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2018/1126 sayılı dosyasına ve devamla açılan itirazın iptali davasına ... İnşaat Otomotiv Ticaret Limited Şirketi ile imzalanan 13.04.2017 tarihli sözleşmeyi sunarken, iş bu davada ise ... İnş. Oto. Tic. Ltd. Şti ile imzalanan 13.04.2017 tarihli sözleşmeyi sunduğunu, davacı fatura konusu malların hangi sözleşme uyarınca ve kime teslim ettiğine dair ise herhangi bir açıklama yahut belge de sunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece: Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde; taraflar arasında hazır beton üretim ve teslimi hususunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olup, davacı yan sözleşmeye konu hazır betonun üretilerek teslim edildiğini iddia ettiği, davalı yan ise sözleşmeye konu hazır betonun teslim edildiği, davacı tarafından kesilen satış faturalarının sözleşme kapsamına uygun olduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadenin de kesin vade olduğu ve ihtara gerek olmaksızın davalının temerrüde düşeceği, davalı iş sahibine toplamda 296.423,84 TL fatura düzenlendiği, iş sahibince ise toplamda 254.054,78 TL tutarında ödeme yapıldığı, asıl alacağın 36.358,56 TL (18.446,16 TL+17.912,40 TL) ve yine davalı yanca kabul edilen 6.010,50 TL vade farkı faturası olmak üzere toplamda 42.369,06 TL, ile sonrası için hesaplanan faiz tutarı toplamının 65.379,43 TL olduğu taleple bağlı kalınarak 61.589,06 TL üzerinden davanın kabulüne, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise ; HMK'nun 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle davalı ... yönünden HMK 114/1-ı ve 115/1 maddesi gereğince reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; derdest bir advanın varlığından bahsedilemeyeceğini hazır beton satışının davalı şirket ile davalının garantörlüğünde yürütüldüğünü garanti veren sıfatıyla davalı ...’nın da sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken daha önce dava dışı şirket olan ... İnş. Otomotiv Tic. Ltd. Şti aleyhine açılan dava dosyasının eldeki dava dosyasından dava konusu ve tarafların farklı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak Davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık davalı garantörün hazır beton sözleşmesi kapsamında mal bedelinden ve vade farkına ilişkin düzenlenen fatura bedelinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; hazır beton satımına ilişkin tahakkuku yapılan fatura bedelinden ve cari hesaba dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir. Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir. Derdestlik anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir. Davacı yan, davalılardan ...’nın garantörlüğü ile diğer davalı şirkete satılarak teslim edilen mal bedelinin ve vade farkı alacağının tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece davacı asıl borçlu yönünden davanın kabulüne diğer davalı yönünden ise aynı dava sebebine dayalı olarak açılan davanın eldeki dava yönünden derdest dava niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun "Dava Şartları " başlıklı 114.maddesinin 1-ı bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" dava şartı olarak sayılmış olup, buna göre tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın ikinci kez açılamayacağını ifade eder. Aynı dava ikinci kez açılırsa ikinci davada bu husus ileri sürülmese bile resen gözetilerek ikinci dava dava şartı yokluğundan reddedilir. Derdestliğin olması için aynı davanın iki kez açılması gerekir. Bir dava hakkında kesin hüküm verilinceye kadar dava derdest kabul edilir. Başka bir ifadeyle, bir davanın derdest olması, o dava hakkında henüz kesinleşmiş bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu durumda, dava dosyası önceden açılmış ve yargılama süreci halen devam etmektedir. Derdestlik, esasen belirli bir hukuki durumu tanımlar. Tarafları, dava konusu ve nedeni aynı olan farklı bir davanın başka bir mahkemede hali hazırda görülmekte iken, mevcut veya farklı bir mahkemede tekrar açılması halinde ikinci davanın açılmasını engeller. Bu durumlarda ikinci dava, derdestlik nedeniyle usulden reddedilmelidir. Somut olayda her ne kadar ilk derece mahkemesince derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, eldeki dava açısından derdestliğe gerekçe olarak kabul edilen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/767 Esas ve 2022/228 Esas sayılı dosyalarında devam eden davaların tarafları aynı olmadığı anılan davada her ne kadar anılan davalı taraf ise de davalının garantörlüğü ile davaya konu olan sözleşme kapsamında asıl borçlu sıfatıyla sözleşmeye taraf olmayan dava dışı ... İnş. Otomotiv Tic. Ltd.Ş. aleyhine husumet yöneltilmiş olup takip dayanağı cari hesap alacağı olarak gösterilmiş eldeki davada sözleşmeye taraf olan asıl borçlu ile birlikte davalı garantör sıfatıyla ... adına hazır beton satışına dayalı ve vade farkı 30/11/2017, 10/10/2017, 30/09/2017 tarihli faturalara dayanmıştır. Davaya dayanak belgeler ve taraflar farklı olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince HMK'nun 114/1-ı maddesinde derdestlik için aranan şartların gerçekleşmediği gözetilerek davalı ... yönünden de işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/308Esas, 2023/175Karar ve 17/03/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 05/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."