Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2023/907 E. 2026/360 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/907
- Karar No
- 2026/360
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/907 KARAR NO : 2026/360
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/1417 KARAR NO : 2022/1056 DAVA TARİHİ : 03/12/2015 KARAR TARİHİ : 15/12/2022 DAVA : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12.03.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 12.03.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2022 tarih ve 2015/1417 Esas, 2022/1056 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket ve grup şirketlerinin dava konusu işten önce de birçok iş yaptıklarını, tüm bu işlerin süresinden önce teslim edildiğini, yapılan işlerin ve davacı şirketin sürekli takdir edildiğini, bundan dolayı davalı şirket tarafından dava konusu işin yapımının da davacı şirkete verildiğini, Davalı ile davacı şirket arasında 07/08/2014 tarihli "Eser Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin konusunun "Sözleşmenin Konusu" başlıklı 1/d maddesinde; "İşbu sözleşmenin konusu, ...Şirketi'nin .. Caddesi No:.... adresinde bulunan maliki bulunduğu gayrimenkulde müteahhit tarafından projesine, ekli şartnamelere ve işin tekniğine uygun malzemeli ve anahtar teslimi olarak birim fiyatlı "Roller Press & V-Seperatör" projesini Çimento Değirmeni 5 Hammadde yer bunkerleri ile Ana klinker silosu alt boşaltım klapelerinden başlayıp, çimentonun 3-4-5-6 numaralı çimento silolarına döküldükleri noktaya kadar devam ederek hat üzerinde bulunan: Roller Presi, SKS Seperatörü Sistem Filtresini, Sıcak Hava Ocağını, Elevatörleri, Tüm nakil bantları, havalı bantları ve kaynatma vantilatörlerini, ayrım klapelerini, pnömatik tesisatların ve tüm ihtiyaç duyulan ekipmanlarını, transfer noktasında tozsuzlaştırma sağlayacak olan Torbalı JetPuls Filtreleri, bakım işlerinde kullanılacak olan monoray vinçleri, köprülü vinçleri ve her türlü pnömatik ekipmanlarda kullanılacak olan basınçlı hava tesisatını tüm izolasyon ve kumlama boyama işlerini tamamlayarak mal sahibi'ne garantili olarak teslimidir." Şeklinde düzenlendiğini, sözleşme konusu işlerin sözleşmenin ekinde bulunan "Comflex sistemi mekanik işler birim fiyat genel tablosu” başlıklı belgede somutlaştırıldığı, numaralandırıldığı ve birim fiyatının tespit edildiğini, gecikmeli olarak yapılan yer tesliminden sonra davacı şirketin söz konusu şantiyede işe başladığını, sözleşme ile yüklendiği tüm yükümlülüklerini uygun sürede ve miktarda yerine getirdiğini, ayrıca davalı şirketin, davacı şirkete sözleşme konusu "Roller Pres & V-Seperatör" projesi dışında, söz konusu projenin ikinci etabı olarak anılan ve birçok bölümü birlikte götürülmesi gerekli kül silosu imalat ve montaj işinin de verdiğini, davacı şirketin bu konudaki yükümlülüklerini de yerine getirmeye başladığını ve söz konusu imalat için dava dışı bir alt yüklenici ile anlaşarak gerekli imalatları yaptırdığını, davacı şirketin tüm yükümlülüklerini normal sürecinde ifa etmeye devam ederken, henüz sözleşmenin süresi bitmeden, davacı şirketten kaynaklanmayan, işveren şirket ve alt yüklenicilerinden kaynaklanan gecikmeler sonrası, davalı şirket tarafından Bornova 1. Noterliği'nin 04/06/2015 tarih ve 12895 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, davacı şirkete, sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi aksi halde temerrüde düşeceğine dair ihbarda bulunduğunu, bu ihtarnameye, Karşıyaka 6. Noterliğinden 11/06/2015 tarih 10583 yevmiye numaralı ihtarname ile gerekli itirazlarda bulunularak davacı şirketten kaynaklanan herhangi bir gecikme veya temerrütün söz konusu olmadığının davalı şirkete bildirildiğini, ihtarname ekinde, yer tesliminin davalı tarafın iddia ettiği gibi 22 Aralık 2014 tarihinde değil 08 Şubat 2015 tarihinde yapıldığını, 22 Aralık 2014 tarihinin, fiili yer teslimi değil evrak üzerinde davalı şirketin işleyişi bakımından imzalanması şart koşulan tarihi ifade ettiğini, kaldı ki, söz konusu tarihte halen inşaat süreci devam ettiğinden yer tesliminin yapılmasının da mümkün olmadığını, ibraz ettiklerini, davacı şirketin yüklenmiş olduğu işlerin başlayabilmesi için, daha önce yapılması gereken ve davacı şirketin dışında yüklenicilere yaptırılan inşaat işlerinin tamamlanıp binanın temizlenerek, mekanik işlerin başlatılması ile ilgili olarak, muhtelif tarihlerde toplantılar yapıldığını davalı şirket tarafından taahhüt edilen bina teslim tarihi 14 Aralık 2014 olmasına karşın kayıtlı teslim tarihi olarak 22 Aralık 2014 yazıldığını, ancak binanın 08 Şubat 2015 tarihinde teslim edildiğini, dolayısıyla 150 günlük iş yapım süresinin bu tarih baz alınarak hesaplanması ve işin bitiş tarihinin 22 Temmuz 2015 olması gerektiğini. Davalı şirketin fiili durumu nazara almayarak sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini. Eğer 2015 Haziran ayında feshetmeseydi davacının ibraz ettiği "Tespit Raporu"nda da tespit edildiği gibi işi süresinde bitirebileceğini, yer tesliminin Haziran 2015 tarihinde dahi yapılamadığını, davacı şirket tarafından montajı yapılacak 5 adet nakil bandının monte edileceği yer olan 4 adet çelik bant galerisi ile 2 adet filtre ve 3 adet monoray vincin montajının yapılacağı elevator kulelerinin davacı şirkete teslim edilemediğini ve montaj yapılacak seviyeye getirilemediğini, durumun, ibraz ettikleri, şantiyenin özellikle inşaat bakımından durumunu gösterir resimler ve yine ibraz ettikleri 01.05.2015 tarihli ".... Santiye Raporu" başlıklı rapor ve içeriğindeki resimlerden de açıkça anlaşıldığını, yine davacı şirketin yüklenicisi olduğu iş ile ilgili hayati önem taşıyan Basınçlı Hava Sarfiyatları ile ilgili verilerin defalarca talep edilmesine rağmen 2015 Haziran ayında hala davacı şirkete bildirilmediğinden tesisatın yapımına başlanamadığını, diğer yandan fesih tarihine kadar, proje kaynaklı onlarca hatalardan kaynaklı gecikmeler ortada iken (köprülü vinç betonarme guselerinin yapılmaması, bantların rulman ve keçe seçimindeki hatalar, nakil bantlarındaki örtü saçı genişliğindeki hatalar, inşaat projeleri ile mekanik projelerin örtüşmemesi nedeni ile yeniden delinmek zorunda kalınan roller pres kaide delikleri vs.), bütün iş akışı mükemmel seyrediyormuşçasına tüm sorumluluğun davacı şirkete yüklenmeye çalışılmasının gerçek durum ve hukukla bağdaşmadığını, diğer yandan, anılan yatırımın gerçekleştirilmesinin yalnızca davacı şirketin sorumluluğunda olmadığını, inşaat işlerinin farklı bir yüklenici tarafından ifa edildiğini, gecikmiş ya da zamanında tamamlanamamış inşaat işleri sonrasında, mekanik işlerin hemen bitirilmesini talep etmenin, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, bir o kadar da haksız hukuka aykırı bir durum yarattığını, mekanik işler yüklenicisinin yani davacı şirketin inşaat işlerinin tamamlanmasından sonra çalışmaya başlamaktan başka bir seçeneği olmadığını, aksine talep ve iddiaların hukuk çerçevesinde kabulünün mümkün olmadığını, bu sebeple davalı şirketin ihtarnamesinde ileri sürdüğü sözleşmeye aykırılık ve temerrüt halinin gerçekleşmediğini, dolayısıyla davalı yanın feshinin hukuka aykırı, iş bu davalarının haklı ve hukuka uygun olduğunu, davalı şirketin iddialarının aksine, ilgili banka tarafından gönderilen temlik evrak öncesi tüm süreçin davalı şirkete bildirilerek ve davalı şirketin de katılımı ile yürütüldüğünü, Davalı şirkete tüm gerçeklerin ihtarname ile bildirilmesine rağmen, davalı şirketin Bornova 1. Noterliğinin 18/06/2015 tarih ve 13955 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aksine iddialarda bulunarak itirazda bulunduğunu, söz konusu ihtarnameye, İzmir 8. Noterliğinin 26/06/2015 tarih ve 04675 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gerekli itirazlarda bulunularak, şirketten kaynaklanan herhangi bir gecikme veya temerrüdün söz konusu olmadığını, aksine davranış ile sözleşmenin haksız yere feshedilmesi halinde tüm sorumluluğun davalı şirkete ait olacağının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde davalı şirkete bildirildiğini, buna rağmen davalı şirketin Bornova 1. Noterliği’nin 25/06/2015 tarih ve 14616 yevmiye numaralı ihtarname ile davacı şirket ile akdettiği sözleşmeyi hukuka aykırı şekilde tek taraflı olarak feshettiğini, hukuka aykırı haksız fesih sebebiyle davalı şirkete davacı şirket tarafından Karşıyaka 6. Noterliği'nin 03/07/2015 tarih ve 12045 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gerekli itirazlarda bulunulduğunu, davacı şirketten kaynaklanan herhangi bir gecikme veya temerrüdün söz konusu olmadığını, sözleşmenin haksız yere feshedilmesinin tüm sorumluluğunun davalı şirkete ait olduğu ve uğranılan her türlü zarar için yasal yollara müracaat edileceğinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde davalı şirkete bildirildiğini, aradaki sözleşmesinin hukuka aykırı şekilde feshi sebebiyle işin başka yükleniciye verilmesi ve yapılması mevzu bahis olduğundan, davacı şirketin ifa ettiği edimlerinin tespit edilememesi sonucuyla karşı karşıya kalınması ihtimali sebebiyle, ileride açacakları işbu dava ve diğer tüm davalarına ve hukuki müracaatlarına esas olmak üzere şantiyede davacı şirket tarafından yapılan imalatların tespiti için Söke Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/13.D.İş: 2015/14 K. sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduğunu, talep üzerine davalı şirketin Aydın caddesi No: 234 Söke/Aydın adresinde 07/07/2015 tarihinde yapılan keşif suretiyle yapılan tespit sonrasında bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor ile; "işin bitirilme oranının %85 olduğu, yapılan işin tutarının KDV dahil 5.611.134,76 TL olduğu ve kalan eksik işlerin bir ay gibi bir sürede yapılabileceğinin" açıkça tespit edildiğini, davacı şirketin alt yüklenicisi olan ve fesih sorası ise davalı şirket tarafından iş verilen dava dışı ....Şti. tarafından Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/84 D.İş 2015/87.K sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu tanzim ettirilen Tespit Raporunda davalı şirket için davacı şirket tarafından verilen siparişler sebebiyle Roller Pres ve Kül Silosu imalatının tümüyle bitirildiği ancak davalı şirketin gecikmeli yer ve montaj sahasının uygun hale getirememesi sebebiyle sevk ve montajının yapılamadığının açıkça tespit edildiğini, aynı raporda yapılan imalatın davacı şirket ile alt yüklenici firma arasındaki sözleşmeye göre toplam bedelinin de 638.861,80 TL olarak tespit edildiğini, davacı şirketin alt yüklenici ... Şti. ve işbu davaya konu tüm imalatına dair peşin olarak çek ile ödeme yaptığından ayrıca zarara uğradığını, davalı şirketin sebepsiz yere ve haksız şekilde nakde çevirdiği teminat mektupları sebebiyle toplamda 1.942.000 TL kadar bankalara borçlanmasına ve bankalarca davacı şirket hakkında icra takibe geçmesine sebebiyet verdiğini, sözleşmenin devamı esnasında, davalı şirkete ayrıca sözleşme dışı birçok iş yapıldığını ve bu işler sebebiyle ödenmesi gerekli bedellerin de davalı şirket tarafından eksik ödendiğini, sözleşmenin feshinden sonra ise ödenmesinden tümüyle imtina edildiğini, ibraz ettikleri tüm evrakların da gösterdiği üzere, davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket etmesi ve nihayetinde sözleşmeyi haksız yere tek taraflı olarak işin devamı esnasında feshetmesi sebebiyle davacı şirketi zarara uğrattığını, davalı şirketin hukuka aykırı ve haksız yere fesih yoluna başvurduğunu, sebepsiz yere teminat mektuplarını nakde çevirdiğini, hak edilen bedelleri sebepsiz yere ödemediğini, davalı şirketin tüm bunları planlı ve sistematik şekilde davacı şirketin zarara uğraması işi başka kişilere vermek amacıyla yani tümüyle kötüniyetle yaptığını, zararlarının tazmini için işbu davayı açtıklarını belirtmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, halka açık ve hisseleri borsada işlem gören, SPK denetimine tabi ve şimdiye kadar asla yatırım müteahhitleriyle davaya konu benzeri bir husumete muhatap olmamış, Türkiye’nin en kurumsal şirketlerinden biri olduğunu, davacı şirket ile davalı şirketler arasında bir çok yatırım işi olduğunu, söz konusu işlerin de birçoğunu davacı şirketin layıkıyla yerine getirdiğini ve hak ettiği alacaklarını da tamamıyla aldığını, davacının, davalı grup şirketleri ile iş yapmanın rahatlığıyla bankalarca kendisine güven duyulan, geniş kredi imkanları sağlanan bir şirket haline geldiğini, rahat kredi kullanabilmenin rahatlığı ve davalı hak edişlerde sağladığı yüksek kredibilite ile rehavete kapıldığını, aldığı avansları ve kullandığı kredileri, gayrimenkul şirketi kurarak, bu işlerinde kullandığını bu nedenle finansal dengesinin bozulduğunu, bu duruma rağmen birkaç sefer finansal sıkıntıya düşen davacı şirkete, davalı tarafından erken avans ödemeleri yapılarak yardımcı olunduğunu, davacı şirketin, .... Mah. .... Cad. No:.... adresinde bulunan fabrikasında, Roler press ve V-Seperator yapımı işi için davacı şirket ile anahtar teslimi eser sözleşmesi imzaladıklarını, iş yeri tesliminin 22/12/2014 tarihinde yapıldığını ve sözleşmeye göre de işin tamamlanması gereken tarihin 21/05/2015 olduğunu, davacı işletme sahibinin, 25/05/2015 tarihinde ....’da bulunan davalı şirketin merkezine avukatıyla gelerek, 2015 Mayıs ayına ilişkin tüm çeklerinin ödenmediği için arkasının yazıldığını, .... Bank ile yaptığı kredi anlaşması gereğince artık bankanın finansal olarak arkasında durmayacağını, bugüne kadar taşeronlara verdiği çekleri ....bank’ın desteği ile aştığını, devam eden işleriyle ilgili taşeronlarına keşide ettiği çeklerin ödenmemesi dolayısıyla işlerin duracağını belirterek, sözleşmeyi karşılıklı anlaşarak feshetme teklifinde bulunduğunu, yürüyen yatırımın yarım kalmaması için, işin teslim tarihinin de geçmiş olmasına rağmen, davalı şirketin, davacıya yardımcı olmaya çalıştığını, 27/05/2015 ve 01/06/2015 tarihlerinde .... Bank, davalı şirket ve davacının katılımıyla davalı şirketin merkezinde düzenlenen toplantılarda, davacının....bank’a olan borcunun 9.000.000,00 TL'yi bulduğu, söz konusu borca karşılık 3.000.000,00 TL civarında bir teminatının olduğu, bu nedenle davacının alt taşeronlarına kestiği Mayıs ve Haziran ayı çeklerinin ödenemeyeceğinin banka yetkilileri tarafından ifade edildiğini, davacının, davalı ile akdettiği sözleşmeye aykırı olarak, hakediş yapması karşılığı ilerde doğması muhtemel alacaklarını ....bank’a devrettiğini, ancak....bank’ın davacı hakkında 29.05.2015 tarihinde İzmir 15. İcra Dairesinden 2015/130 Esas numarasıyla yasal takip başlatarak 6.500.000,00 TL için ihtiyati haciz kararı alarak davalı şirkete haciz ihbarı gönderdiğini, Mayıs 2014 itibariyle çeklerinin karşılığı çıkmayan ve alacaklarını alamayan alt taşeronların yatırım sahasında çalışmamaya, getirdikleri ve karşılığını alamadıkları malları geri almaya ve yatırım sahasını terk etmeye başladıklarını, işin %80'ini yapacak alt taşeron .... firmasının, davacıya 03/06/2015 tarihinde ihtarname göndererek sözleşmeyi feshedeceğini bildirdiğini, akabinde de ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattığını, sözleşme gereği yüz elli takvim günü süre içerisinde yerine getirmesi gereken taahhüdünü 21/05/2015 tarihine kadar yerine getirmemiş olduğu, sözleşmenin 15. Maddesi gereği hak ediş neticesinde doğacak alacaklarının devir edilemeyeceği, sözleşme hükümlerine aykırı davranışının sözleşmenin 19. Maddesine aykırı olacağı ve bu durumun haklı fesih nedeni olacağı hatırlatılarak, mevcut akde aykırı durumların giderilmesi için davacı şirkete temerrüt ihtarı çekildiğini, davalı şirketin, akabinde Söke Sulh Hukuk Mahkemesi kanalıyla 2015/9 Esas sayılı dosya üzerinden bir tespit yaptırarak, mevcut yatırım sahasında davacı işçilerinin bulunmadığını, bu haliyle 3 aydan daha fazla sürecek bir çalışmayla ancak işin tamamlanacağını, ve işin konusu olan roler presin sahada dahi olmadığını tespit ettirdiğini, davacının şantiye sahasında çalıştırdığı taşeronlarına alacaklarını veremeyeceğini beyan etmesi üzerine, ..., .... , ...., ..., ...., .... Şti. firmalarının davalıya haciz ihbarnameleri göndermesi üzerine, davacının davalıdaki hak edişlerini yapsa dahi mevcut borcunu karşılamayacağı anlaşıldığından kendisine 2. bir ihtar çekildiğini, işin, zamanında bitirilmediğinin sabit olması, verilen sürede de bitirilemeyecek olması, tüm bu akde aykırılıklar giderilse ve her şey yolunda gitse dahi, 19/06/2015 tarihi itibariyle Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/9 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitle üç ay dan önce işin bitirilemeyeceğinin anlaşılması, şantiye sahasındaki durumda en ufak bir değişiklik olmaması ve tüm işlerin durmuş olması gerekçeleriyle sözleşmenin 19. maddesi ve Borçlar Kanunun eser sözleşmesi hükümleri ve genel esaslarına göre davalının, sözleşmeden dönerek 25/06/2015 tarihi itibariyle akdi feshetmek durumunda kaldığını, yarım kalan işin farklı firmalarla görüşülerek, davacı firma ile anlaşılan metraj fiyatlarının çok üzerinde bir fiyatla.... Şti.'ne 03/08/2015 tarihi itibariyle verildiğini, işin gecikmesinin ve yatırımın geç devreye alınması dolayısıyla oluşan zarara bu zarar da eklendiğinde davalı şirketin maliyetinin arttığını, davacının, bilirkişi raporundan bahisle, sözleşmenin fesih edildiği tarihte işin %85'inin tamamlanmış olduğunu iddia ettiğini. Bilirkişinin, raporu hazırlamış olduğu 29/07/2015 tarihinde Roler Press'e ait imalatların henüz sahaya gelmediğini ve montajın da en ağır ve en spesifik kısmını Roler Press oluşturduğundan, Roler Press montajının tamamlanmış gibi belirtilmesinin doğru olmadığını, Roler Press'e ait imalatların, 11/08/2015 tarihinden itibaren sahaya sevk edildiğini ve ....Firması tarafından 13/08/2015 tarihinde yabancı süpervizör eşliğinde montajına başlandığını ve Aralık 2015 itibariyle bitirildiğini, davacının eksik bıraktığı hususların Müteahhit .... tarafından 3 aydan da daha uzun bir sürede tamamlandığını, Davacı şirketin yapılacak olan sistemi bant galerilerinden ve bantlardan ibaret göstermeye çalıştığını, bant galerilerinin tesliminde herhangi bir gecikme söz konusu olmadığını, davacının galerilerin teslim edilmediği konusundaki iddiasının da doğru olmadığını, bu galerilerde çalışacak olan ... firmasının 07/01/2015 tarihinde fabrika sahasına gelmiş ve galerilerde demontaj işlemine başlamış olduğunu. 20/02/2015 tarihine kadar bu galerilerde 53,75 ton demontaj işi yapıldığını ve buna istinaden 1. Hak edişte 101.103,75 TL para ödendiğini, bilirkişi raporunda sadece galerilerde ve bant yollarındaki aksaklıklardan bahsedildiğini, ancak ana iş olan Roller Press, V-Separator, SKS Separator ile ilgili herhangi bir şey belirtilmediğini, Oysa sürekli lastik bantlardaki gecikmelerden bahseden davacının o tarihlerde lastik bantlarla ilgili malzemelerinin de sahada olmadığını, sevk irsaliyesinden de görüleceği üzere 26/05/2015 de bir kısım malzemelerin gelmiş olduğunu, diğer bir kısmın ise 10/08/2015 tarihinde sahaya geldiğini, yine aynı raporda ....’ nin yeterli stok alanı vermemesinden dolayı hasarlanmış lastik bant tamburu resmi konulmuş olduğunu, ancak bu lastik bant tamburlarının hasarlanmasının ....'nin sorumluluğunda olmadığını. Mekanik işler teknik şartnamesi madde 75’e göre bu hasarların tamamının müteahhidin sorumluluğunda olduğunu, yer teslim tarihinin 22/12/2014 olduğunu. Bu tarihte müteahhite binanın temizlenmiş ve atıklardan arındırılmış olarak teslim edildiğini, müteahhitle yapılan 08/12/2014 tarihli toplantıda talep edilen iş programı 15/12/2014 tarihinde geldiğini, programa göre işin tamamının 17/02/2015 tarihinde bitirileceğinin görüldüğünü, gelen malzemelerin tarihlerine bakıldığında ise en önemli ekipmanların, müteahhidin işi bitireceğim dediği tarihte henüz daha sahada olmadığının görüldüğünü, sisteme ait en önemli malzeme olan Roller Press gövde imalatlarının geliş tarihinin 11/08/2015 olduğunu, bu sisteme ait davalı tarafından teslim edilen ekipmanların dışındaki tüm ekipmanların teminin davacıya ait olduğunu, bunlara ait hava sarfiyatlarının hesaplanmasının da .... firmasının sorumluluğunda olduğunu, davalı tarafından temin edilen ekipmanlara ait hava sarfiyatlarının dokümanlarının 10/12/2014 tarihinde CD ile elden ... ..'ya ve 09/03/2015 tarihinde dosyalanmış haliyle orijinal doküman olarak elden ...'a teslim edildiğini, davacının yapması gerekenin kendi temin ettikleri ekipmanlara ait hava sarfiyatı ile ...’nin teslim etmiş olduğu hava sarfiyatlarını birleştirerek buna göre hesaplarını yapmak olduğunu, ancak bu hesapların....ye 14/05/2015 tarihinde gönderilebildiğini, Betonarme guselerin, betonarme inşaat işleri ile birlikte, çelik guselerin ise 17/01/2015 tarihinde, yani vincin sahaya sevkiyatından 20 gün önce, tamamlandığını, köprülü vince ait guselerin yapılmaması iddiası doğru olmadığını, Roller Press ankraj deliklerindeki hataların işin süresini kesinlikle etkilemediğini, Roller Presse ait ekipmanlar 11/08/2015 tarihi itibariyle sahaya 2. müteahhit tarafından getirildiğini, davacının iddia ettiği gibi Roler press montajının 1 ay gibi bir sürede tamamlanmasının mümkün olmadığını, Türkiye'de çeşitli fabrikalarda da bu projenin yapılmış olduğunu, ortalama 90 gün gibi bir sürede bitirildiğini, ayrıca 19/06/2015 tarihinde yapılan bilirkişi tespitine ait raporda da bu sürenin teyit edildiğini, davacı firmanın asıl sistemle ilgili (Roller Press, V-Separator, SKSSeparator, Hidrolik tesisat) montaj konularında bilgi sahibi olmadığı için sürekli işin çok küçük bir kısmını teşkil eden lastik nakil bantların üzerinde durmakta olduğunu, ancak burada da tarihlere bakıldığında bu kısımda dahi imalat ve montaj konularında başarılı olamadığının görüldüğünü Davacının iddia etmiş olduğu 22/12/2014 tarihinde gerçek yer teslimin yapılmadığı, çünkü yer teslim yapılacak bir binanın olmadığı sözüne karşılık dosyaya konulan fotoğrafta Roller press ve V-Separator binasının temizlenerek montaja hazır olduğunun görüldüğünü, davalının 21/05/2015 tarihine kadar davacıdan işi bitirmesini sabırla beklediğini, akabinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi için 25 Haziran 2015 tarihine kadar beklediğini ancak davacının yatırımı tamamlayamayacağının somut olarak sabit olması üzerine Borçlar Kanunun Eser sözleşmesi hükümlerine göre sözleşmeyi feshettiğini, davacının yaptığı hak edişlerinin parasını fazlasıyla aldığını, davacının davalıdan alacaklı olması bir tarafa davalının yatırımını geciktirdiği için sözleşmenin 14. Maddesi uyarınca 5 aydan fazla gecikme cezası bedeli ödemek durumunda olduğunu, davacının, davalıya aynı iş için ikinci bir sözleşme yapmasına neden olduğu ve birim maliyetlerinin ve işin maliyetinin de artmasına neden olduğu için de tazminat ödemesi gerektiğin, yine davacının mevcut yatırım ile fabrikanın maliyet düşüklüğünden dolayı elde edeceği kardan da davalıyı yoksun bıraktığı için de ayrıca tazminat ödemesi gerektiğini, bu bedellerinden işbu davada hesaplanması ve takas itirazlarının da davada değerlendirilmesini talep ettiğini belirtmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 15.12.2022 tarih ve 2015/1417 Esas, 2022/1056 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davalı ile davacı şirket arasında 07/08/2014 tarihli "eser sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin konusunun "sözleşmenin konusu" başlıklı 1/d maddesinde; "İşbu sözleşmenin konusu, ....Şirketi'nin ... Caddesi No:.... adresinde bulunan maliki bulunduğu gayrimenkulde müteahhit tarafından projesine, ekli şartnamelere ve işin tekniğine uygun malzemeli ve anahtar teslimi olarak birim fiyatlı "roller press & v-seperatör" projesini Çimento Değirmeni 5 Hammadde yer bunkerleri ile Ana klinker silosu alt boşaltım klapelerinden başlayıp, çimentonun 3-4-5-6 numaralı çimento silolarına döküldükleri noktaya kadar devam ederek hat üzerinde bulunan: Roller Presi, SKS Seperatörü Sistem Filtresini, Sıcak Hava Ocağını, Elevatörleri, tüm nakil bantları, havalı bantları ve kaynatma vantilatörlerini, ayrım klapelerini, pnömatik tesisatların ve tüm ihtiyaç duyulan ekipmanlarını, transfer noktasında tozsuzlaştırma sağlayacak olan Torbalı JetPuls Filtreleri, bakım işlerinde kullanılacak olan monoray vinçleri, köprülü vinçleri ve her türlü pnömatik ekipmanlarda kullanılacak olan basınçlı hava tesisatını tüm izolasyon ve kumlama boyama işlerini tamamlayarak mal sahibine garantili olarak teslimidir." şeklinde düzenlendiğini, sözleşme konusu işlerin sözleşmenin ekinde bulunan "comflex sistemi mekanik işler birim fiyat genel tablosu” başlıklı belgede somutlaştırıldığı, numaralandırıldığı ve birim fiyatının tespit edildiğini, gecikmeli olarak yapılan yer tesliminden sonra davacı şirketin söz konusu şantiyede işe başladığını, sözleşme ile yüklendiği tüm yükümlülüklerini uygun sürede ve miktarda yerine getirdiğini, ayrıca davalı şirketin, davacı şirkete sözleşme konusu "roller pres & v-seperatör" projesi dışında, söz konusu projenin ikinci etabı olarak anılan ve birçok bölümü birlikte götürülmesi gerekli kül silosu imalat ve montaj işinin de verdiğini, davacı şirketin bu konudaki yükümlülüklerini de yerine getirmeye başladığını ve söz konusu imalat için dava dışı bir alt yüklenici ile anlaşarak gerekli imalatları yaptırdığını, davacı şirketin tüm yükümlülüklerini normal sürecinde ifa etmeye devam ederken, henüz sözleşmenin süresi bitmeden, davacı şirketten kaynaklanmayan, işveren şirket ve alt yüklenicilerinden kaynaklanan gecikmeler sonrası, davalı şirket tarafından Bornova 1. Noterliği'nin 04/06/2015 tarih ve 12895 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, davacı şirkete, sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi aksi halde temerrüde düşeceğine dair ihbarda bulunduğunu, bu ihtarnameye, Karşıyaka 6. Noterliğinden 11/06/2015 tarih 10583 yevmiye numaralı ihtarname ile gerekli itirazlarda bulunularak davacı şirketten kaynaklanan herhangi bir gecikme veya temerrütün söz konusu olmadığının davalı şirkete bildirildiğini, ihtarname ekinde, yer tesliminin davalı tarafın iddia ettiği gibi 22 Aralık 2014 tarihinde değil 08 Şubat 2015 tarihinde yapıldığını, 22 Aralık 2014 tarihinin, fiili yer teslimi değil evrak üzerinde davalı şirketin işleyişi bakımından imzalanması şart koşulan tarihi ifade ettiğini, kaldı ki, söz konusu tarihte halen inşaat süreci devam ettiğinden yer tesliminin yapılmasının da mümkün olmadığını, ibraz ettiklerini, davacı şirketin yüklenmiş olduğu işlerin başlayabilmesi için, daha önce yapılması gereken ve davacı şirketin dışında yüklenicilere yaptırılan inşaat işlerinin tamamlanıp binanın temizlenerek, mekanik işlerin başlatılması ile ilgili olarak, muhtelif tarihlerde toplantılar yapıldığını davalı şirket tarafından taahhüt edilen bina teslim tarihi 14 Aralık 2014 olmasına karşın kayıtlı teslim tarihi olarak 22 Aralık 2014 yazıldığını, ancak binanın 08 Şubat 2015 tarihinde teslim edildiğini, dolayısıyla 150 günlük iş yapım süresinin bu tarih baz alınarak hesaplanması ve işin bitiş tarihinin 22 Temmuz 2015 olması gerektiğini, davalı şirketin fiili durumu nazara almayarak sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, eğer 2015 Haziran ayında feshetmeseydi davacının ibraz ettiği "tespit raporu" dan da tespit edildiği gibi işi süresinde bitirebileceğini, yer tesliminin Haziran 2015 tarihinde dahi yapılamadığını, davacı şirket tarafından montajı yapılacak 5 adet nakil bandının monte edileceği yer olan 4 adet çelik bant galerisi ile 2 adet filtre ve 3 adet .... vincin montajının yapılacağı elevator kulelerinin davacı şirkete teslim edilemediğini ve montaj yapılacak seviyeye getirilemediğini, durumun, ibraz ettikleri, şantiyenin özellikle inşaat bakımından durumunu gösterir resimler ve yine ibraz ettikleri 01.05.2015 tarihli ".... santiye raporu" başlıklı rapor ve içeriğindeki resimlerden de açıkça anlaşıldığını, yine davacı şirketin yüklenicisi olduğu iş ile ilgili hayati önem taşıyan Basınçlı Hava Sarfiyatları ile ilgili verilerin defalarca talep edilmesine rağmen 2015 Haziran ayında hala davacı şirkete bildirilmediğinden tesisatın yapımına başlanamadığını, diğer yandan fesih tarihine kadar, proje kaynaklı onlarca hatalardan kaynaklı gecikmeler ortada iken (köprülü vinç betonarme guselerinin yapılmaması, bantların rulman ve keçe seçimindeki hatalar, nakil bantlarındaki örtü saçı genişliğindeki hatalar, inşaat projeleri ile mekanik projelerin örtüşmemesi nedeni ile yeniden delinmek zorunda kalınan roller pres kaide delikleri vs.), bütün iş akışı mükemmel seyrediyormuşçasına tüm sorumluluğun davacı şirkete yüklenmeye çalışılmasının gerçek durum ve hukukla bağdaşmadığını, diğer yandan, anılan yatırımın gerçekleştirilmesinin yalnızca davacı şirketin sorumluluğunda olmadığını, inşaat işlerinin farklı bir yüklenici tarafından ifa edildiğini, gecikmiş ya da zamanında tamamlanamamış inşaat işleri sonrasında, mekanik işlerin hemen bitirilmesini talep etmenin, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, bir o kadar da haksız hukuka aykırı bir durum yarattığını, mekanik işler yüklenicisinin yani davacı şirketin inşaat işlerinin tamamlanmasından sonra çalışmaya başlamaktan başka bir seçeneği olmadığını, aksine talep ve iddiaların hukuk çerçevesinde kabulünün mümkün olmadığını, bu sebeple davalı şirketin ihtarnamesinde ileri sürdüğü sözleşmeye aykırılık ve temerrüt halinin gerçekleşmediğini, dolayısıyla davalı yanın feshinin hukuka aykırı, iş bu davalarının haklı ve hukuka uygun olduğunu, davalı şirketin iddialarının aksine, ilgili banka tarafından gönderilen temlik evrak öncesi tüm sürecin davalı şirkete bildirilerek ve davalı şirketin de katılımı ile yürütüldüğünü, davalı şirkete tüm gerçeklerin ihtarname ile bildirilmesine rağmen, davalı şirketin Bornova 1. Noterliğinin 18/06/2015 tarih ve 13955 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aksine iddialarda bulunarak itirazda bulunduğunu, söz konusu ihtarnameye, İzmir 8. Noterliğinin 26/06/2015 tarih ve 04675 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gerekli itirazlarda bulunularak, şirketten kaynaklanan herhangi bir gecikme veya temerrüdün söz konusu olmadığını, aksine davranış ile sözleşmenin haksız yere feshedilmesi halinde tüm sorumluluğun davalı şirkete ait olacağının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde davalı şirkete bildirildiğini, buna rağmen davalı şirketin Bornova 1. Noterliği’nin 25/06/2015 tarih ve 14616 yevmiye numaralı ihtarname ile davacı şirket ile akdettiği sözleşmeyi hukuka aykırı şekilde tek taraflı olarak feshettiğini, hukuka aykırı haksız fesih sebebiyle davalı şirkete davacı şirket tarafından Karşıyaka 6. Noterliği'nin 03/07/2015 tarih ve 12045 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gerekli itirazlarda bulunulduğunu, davacı şirketten kaynaklanan herhangi bir gecikme veya temerrüdün söz konusu olmadığını, sözleşmenin haksız yere feshedilmesinin tüm sorumluluğunun davalı şirkete ait olduğu ve uğranılan her türlü zarar için yasal yollara müracaat edileceğinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde davalı şirkete bildirildiğini, aradaki sözleşmesinin hukuka aykırı şekilde feshi sebebiyle işin başka yükleniciye verilmesi ve yapılması mevzu bahis olduğundan, davacı şirketin ifa ettiği edimlerinin tespit edilememesi sonucuyla karşı karşıya kalınması ihtimali sebebiyle, ileride açacakları işbu dava ve diğer tüm davalarına ve hukuki müracaatlarına esas olmak üzere şantiyede davacı şirket tarafından yapılan imalatların tespiti için Söke Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/13.D.İş: 2015/14 K. sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduğunu, talep üzerine davalı şirketin ... caddesi No:...adresinde 07/07/2015 tarihinde yapılan keşif suretiyle yapılan tespit sonrasında bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor ile; "işin bitirilme oranının %85 olduğu, yapılan işin tutarının KDV dahil 5.611.134,76 TL olduğu ve kalan eksik işlerin bir ay gibi bir sürede yapılabileceğinin" açıkça tespit edildiğini, davacı şirketin alt yüklenicisi olan ve fesih sonrası ise davalı şirket tarafından iş verilen dava dışı ... Şti. tarafından Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/84 D.İş 2015/87.K sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu tanzim ettirilen Tespit Raporunda davalı şirket için davacı şirket tarafından verilen siparişler sebebiyle roller pres ve kül silosu imalatının tümüyle bitirildiği ancak davalı şirketin gecikmeli yer ve montaj sahasının uygun hale getirememesi sebebiyle sevk ve montajının yapılamadığının açıkça tespit edildiğini, aynı raporda yapılan imalatın davacı şirket ile alt yüklenici firma arasındaki sözleşmeye göre toplam bedelinin de 638.861,80 TL olarak tespit edildiğini, davacı şirketin alt yüklenici .... Şti. ve işbu davaya konu tüm imalatına dair peşin olarak çek ile ödeme yaptığından ayrıca zarara uğradığını, davalı şirketin sebepsiz yere ve haksız şekilde nakde çevirdiği teminat mektupları sebebiyle toplamda 1.942.000,00 TL kadar bankalara borçlanmasına ve bankalarca davacı şirket hakkında icra takibe geçmesine sebebiyet verdiğini, sözleşmenin devamı esnasında, davalı şirkete ayrıca sözleşme dışı birçok iş yapıldığını ve bu işler sebebiyle ödenmesi gerekli bedellerin de davalı şirket tarafından eksik ödendiğini, sözleşmenin feshinden sonra ise ödenmesinden tümüyle imtina edildiğini, ibraz ettikleri tüm evrakların da gösterdiği üzere, davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket etmesi ve nihayetinde sözleşmeyi haksız yere tek taraflı olarak işin devamı esnasında feshetmesi sebebiyle davacı şirketi zarara uğrattığını, davalı şirketin hukuka aykırı ve haksız yere fesih yoluna başvurduğunu, sebepsiz yere teminat mektuplarını nakde çevirdiğini, hak edilen bedelleri sebepsiz yere ödemediğini, davacı şirketin zarara uğradığının iddia edildiği, 07/08/2014 tarihli “eser sözleşmesi” başlıklı sözleşme 13 sayfa ve 30 maddeden ve 1 sayfalık “Gomflex Sistemi Mekanik İşler Birim Fiyat Genel Tablosu” başlıklı birim fiyat tablosundan oluştuğu, mal Sahibi olarak davalı.... AŞ. ve Müteahhit olarak da davacı .... Şti. tarafından imzalandığı, sözleşmenin, “işin süresi” başlıklı 5. Maddesinde “Müteahhit, işi, yerin teslim tarihinden itibaren 150 takvim günü içerisinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorundadır. " şeklinde belirtme olduğu, sözleşmenin, “ihbar mükellefiyeti” başlıklı 10. Maddesinde “Müteahhit eseri inşa edeceği yerde işin gereği gibi veya zamanında yapılmasına mani olacak hususları vakit geçirmeksizin, derhal mal sahibine bildirmekle mükelleftir.” belirtildiği, sözleşmenin “devir” başlıklı 15. maddesinde “Müteahhit bu sözleşmeden doğan iş ve yükümlülüklerini, hak ve alacaklarını Mal Sahibinin yazılı izni olmaksızın tamamen veya kısmen, üçüncü şahıslara devir ve temlik edemez.", sözleşmenin “akde aykırılık” başlıklı 19. Maddesinde, “Taraflardan birisinin akde muhalefet etmesi halinde, diğer taraf akdi feshedebilir. Müteahhidin akde muhalefeti ve/veya işi zamanında Mal Sahibine teslim etmemesi halinde, Mal Sahibi akdi tek yanlı feshederek, işi bir başkasına yaptırabilir. Bu durumda doğabilecek, Mal Sahibinin doğrudan ve dolaylı tüm zararlarından ve cezai şart bedelinden Müteahhit sorumludur.” şeklinde belirtmenin bulunduğu, “iş yeri teslim tutanağı” başlıklı tek sayfalık tutanakta; “Sözleşme Tarihi : 07.08.2014” , “İşe Başlama Tarihi (Yer Teslimi) : 22.12.2014”, “İş Bitim Tarihi : 21.05.2015”, “Sözleşme Bedeli : 5.562.785,-TL” olarak belirtilmekte, tutanak sonunda “….iş yerine gidilerek yer gösterilmiş ve iş bu tutanakla beş nüsha olarak yer teslimi yapılmıştır.” yazısının altında, davalı .... AŞ ve Davacı ... Şti. isimleri ve imzaları bulunduğu, dosyada bulunan, evrak, tutanak, fotoğraf ve video görüntülerinin incelenmesi sonucu sözleşme fesih tarihine kadar olan süre içerisinde; dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda; Davalı .... AŞ den kaynaklanan elevatör kulesi yer tesliminde 2 hafta ila 1 aylık gecikme ve davacı... Şti. den kaynaklanan 11 günlük bir gecikme tespit edilebildiği, ancak sözleşmenin 10. Maddesinde açıkça belirtilmiş olmasına rağmen fesih işlemi öncesinde Davacı ... Şirketi tarafından hazırlanmış, yer teslimindeki gecikme ve ek süre talebini bildiren resmi bir tebligata rastlanmadığı, fesih tarihine kadar yapılan iş miktarı ve kalan işlerin tamamlanması için gerekli süre, iki ayrı bilirkişi raporu ile iki ayrı şekilde belirtildiği, fesih tarihinden (Haziran 2015) yaklaşık 7 yıl sonra dosya üzerinden yapılan inceleme ile o tarihe kadar yapılmış olan kesin iş miktarının ve kalan işler için gereken kesin sürenin tespitinin mümkün olmadığı, ancak dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden, işin ağırlıklı bölümü olan Roller Press imalatlarının montajının fesih tarihinden (Haziran 2015) sonra başka bir müteahhit (....) tarafından yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda fesih tarihinde işin %85 oranında tamamlanmış olması ve kalan işinde 1 aylık süre içerisinde tamamlanmasının mümkün gözükmediğini, davalı .... A.Ş nin sözleşmeyi, davacı ... Şirketinin finansal sıkıntıya girmesi nedeniyle işi tamamlayamayacağı kanaati oluştuğu ve 07/08/2014 tarihli sözleşmenin 15. Maddesindeki “Müteahhit bu sözleşmeden doğan iş ve yükümlülüklerini, hak ve alacaklarını Mal Sahibinin yazılı izni olmaksızın tamamen veya kısmen, üçüncü şahıslara devir ve temlik edemez.” hükmüne aykırı olarak Mal Sahibinin onayı olmadan doğmuş veya doğacak alacaklarını ....’a devrettiği için sözleşmenin 19. Maddesi uyarınca fesih ettiği kanaatine varıldığını, davalı ... AŞ nin, fabrikanın geç faaliyete girmesi ve işi başka bir müteahhitte daha yüksek bir fiyatla tamamlatmak zorunda kalması sonucu oluştuğunu iddia ettiği zararın hesaplanması mevcut bilgi ve belgelerle mümkün olmadığından heyetçe hesaplama yapılamadığının belirtildiği, taraflara arasında karşılıklı irade ile kurulan eser sözleşmesinin karşılıklı irade beyanı ile oluşturulan devir ve temlik yasağı maddesine dayandırıldığı, davacının da devir ve temlik yasağına aykırı olarak işlemde bulunduğu anlaşılmakla dosya içerisinde bulunan belgeler, taraflar arasındaki eser sözleşmesi, ihtarnameler, 12/05/2022 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 14.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -İlk derece mahkemesinin 13 sayfadan oluşan kararın 7'nci sayfasında başlayan gerekçe bölümü ilgili yasa maddelerinin ve teorik bilginin verilmesi sonrasında 9'uncu sayfasında somut olayda şeklinde ayırımla devam ettiğini, somut olayda ayırımında ise mahkemece 12.05.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunun özetlenmesi ile yetindiğini, neticede rapordaki tespitler sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine vardığını, ancak bu şekilde bir gerekçe ile hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olup gerekçeli karar verme zorunluluğun ihlali sayıldığını, defalarca beyan ettikleri vakıalar, iddialar ve itirazları değerlendirilmeden neden itibar edilmediği ortaya konulmadan, eksik bilirkişi incelemelerinin tamamlanmasına dair taleplerinin reddinin kararda değerlendirilip gerekçelendirilmeden sadece rapordaki eksik ve hatalı tespitlerin özetlenmesi ile gerekçeli karar tesisinin hukuka aykırı olup hükmün kaldırılmasını gerektirdiğini, bu sebepledir ki, hükmün kaldırılmasına ve eksik bilirkişi incelemesinin yapılarak davamızın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini,
-Diğer istinaf sebeplerine halel gelmemesi kaydıyla, taleplerine rağmen müvekkili şirketin eksik bıraktığı edilen işlerin başka firmalara yaptırıldığı iddiasına dair evrakın dosyaya celp edilmeden karar verildiğini, yargılamanın başından beri davalı şirketin, müvekkili şirket tarafından yapılmayan işlerin başka firmalara yapıldığını iddia ettiği işlere dair evrakların dosyaya celbi talep edilmiş ise ilk derece mahkemesi tarafından bu taleplerinin yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, halbuki, söz konusu evrakın celbi ile davalı şirketin iddia ettiği üzere müvekkili davacı şirket tarafından yapmadığı iddia edilen işlerin diğer firmalara yaptırılmadığı çünkü zaten müvekkili şirket tarafından yapıldığının açıkça ortaya çıkacağını, bu sebeple söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Diğer istinaf sebeplerine halel gelmemesi kaydıyla, dosyada hiçbir raporun dosyada mübrez itirazlarını değerlendirmediğini ve bu yönde ısrarlı taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilerek yetersiz, eksik ve hatalı raporlara dayanılarak hüküm tesis edildiğini, mevcut raporların işteki gecikmenin davalı şirketten kaynaklandığında dair tespitlerine rağmen dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile itirazları ve gecikmenin davalı yandan kaynaklandığı açıkça tespit edildiği hususu nazara alınarak toplam gecikme süresinin, işin bitirilen kısmının, işin bitirilen kısmının maddi değerinin, fesih anında eksik kalan işin bitirilmesi için gerekli sürenin tespitine dair taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilerek hüküm kurulmuş olup bu usulle verilen hükmün hukuken kabulünün mümkün olmadığını, -Diğer istinaf sebeplerine halel gelmemesi kaydıyla, bedel tahsiline dair iş bu davada taleplerine rağmen mali müşavir bilirkişiden rapor alınmamasının usul hukukunun temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, dava konusu olan işin maddi değeri, bitirilen ve eksik kalan işin değeri, ödenen bedelin bitirilen kısma karşılık gelip gelmediği yönünden de dosyada hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bu hususların tespiti için dosyanın mali müşavirlerden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak; yapılan işe karşılık ödenen bedelin eksik olup olmadığının, teminat mektuplarının haklı/haksız nakde çevrilip çevrilmediğinin, müvekkili davacı şirketin yaptığı iş miktarınca davalı şirketten alacaklı olup olmadığının tespitine dair taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilerek hüküm kurulduğunu, bu usulle verilen hükmün hukuken kabulünün mümkün olmadığını, -İlk derece mahkemesinin gerekçe olarak karara işlediği 11.05.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; “Davalının 2 hafta-1 aylık gecikme ile yer teslimi yaptığı” şeklinde yapılan tespite rağmen, ayrıca davalının sözleşmeyi 19'uncu maddeye göre feshettiği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesinin, gerek dosya münderecatıyla gerekse de teknik ve sanatsal kurallara aykırı olup bu usulle verilen hükmün hukuken kabulünün mümkün olmadığını, iş bu tespit ve kabulün başta dosya münderecatı olmak üzere işin niteliği ve işin gerektirdiği teknik kurallara uygun olmayıp ne hukuki ne nede inşaat mühendisliği bilim kuralları çerçevesinde kabulünün mümkün olmadığını, davalının zamanında yer teslimi ve işin geciktiğine dair iddialarının kabulü manasına gelmemesi kaydıyla, davalı şirketin yer tesliminin 22.12.2014 tarihinde yapıldığını işin verilen 150 günlük sürede bitirilmediğini iddia etmekte olup, bilirkişi heyeti tarafından da bu iddiaya değer atfedilmese de gecikmelerin kimden kaynaklandığına dair bir tespitte bulunulamadığından ve müvekkili davacının haciz ihbarlarına maruz kalması sebebiyle işin süresinde bitirilmeyeceği sonuç ve kanaatine varılması sebebiyle feshin haklı olduğu tespitinde bulunulduğunu ve bu tespitin ilk derece mahkemesi tarafından aynen kabul edildiğini, ancak dosyada mübrez olup da bilirkişi heyeti dolayısıyla da ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirme dışı tutulan aşağıda hususların, yerin davalı şirket tarafından geç teslim edildiğini diğer bir ifade ile gecikmenin davalı şirketten kaynaklandığını, feshin haksız olduğunu açıkça sübuta erdirdiğini, -Davalı yanın iddiasının aksine dava dışı inşaat şirketinin yapımını üstlendiği ve bitmeden müvekkil şirketin imalata başlaması mümkün olmayan inşaat işini Ocak 2015'te dahi bitirmediğini gösterir günü gününe kaydedilmiş video çekiminin ... linkinden izlenebileceği gibi CD (EK-89-Olarak Dosyada mevcut olduğunu) olarak da ibraz edildiğini, iş bu videodan ve videonun ilgili kısmına dair iki resimden de anlaşılacağı üzere 03.01.2015 tarihinde bile inşaatın devam ettiğini ve 03.01.2015 tarihindeki seviye nazara alındığında çatı inşaatının başlamadığı çatının açık olduğunun açıkça görüleceğini, bu sevideki inşaatın bitim tarihinin de iddia edildiği üzere geçmiş bir tarih yani 31.12.2014 olamayacağı, en iyi ihtimal ile alanın kısmen müvekkil şirkete gerçekte teslim edildiği Şubat 2015 olacağının açıkça ortada olduğunu, yine bu seviyede devam eden inşaat alanına müvekkili davacı şirketin imalat yapamayacağının teknik olarak kesin olduğunu, buna rağmen, yerine sevk ile montajı yapılacak tüm ekipmanın Ankara'da imal edilmiş halde sevk için beklendiğinin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının 2015/84 D.İş Sayılı dosyasında 13.07.2015 tarihli olarak Mak. Müh. .... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporu ile kalan işin 30 gün içinde bitirilebileceğinin de Söke Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/13 D.İş sayılı dosyasında 29.07.2015 tarihli olarak Bilirkişi Makine Müh. .... tarafından tanzim edilen rapor ile sabit olmasına ve bilirkişi heyeti tarafından da gecikme hususu eksik de olsa tespit edilmesine rağmen sözleşmenin 19'uncu maddeye göre feshedildiğine dair tespitte bulunulması ve bu tespitin ilk derece mahkemesince de aynen kabul görerek hükme dayanak yapılmasının açıkça hukuka aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi heyeti ve mahkemesinin CD ve fotoğrafları değerlendirildiğinde gecikme olgusunun davalıdan kaynaklandığını açıkça ortada olmasına rağmen feshin haklı olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, -Yine dosyada mübrez evrak nazara alındığında Bilirkişi Heyetinin ve tabi ki raporu hükme aynen alan ilk derece mahkemesinin dosyada mübrez evraka ve gecikmenin davalıdan kaynaklandığında dair tespite rağmen sözleşmenin 19'uncu maddesine dair feshi haklıymışçasına tespitte bulunması ve bu yönde hüküm tesisi tümüyle dosya münderecatı ve işin gereklilikleri ile çeliştiğini, öncelikle, müvekkili şirketin bankalara olan tüm borcunu karşılar nitelikte ipotek teminatı verildiğini, bankalarca bu teminata başvurulduğunu, iddianın aksine müvekkilinin bu şekilde dara düşmesinin sebebinin davalı şirket iken bilirkişi heyetince müvekkilinin acz halindeymişçesine tespitte bulunulması ve bu yanlış tespitin ilk derece mahekemsi tarafından kabulünün hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi heyeti davalı yandan kaynaklanan gecikmeyi tespit etmesine rağmen bu gecikmenin müvekkili şirkete zararı ve işin yapımına dair oluşturduğu olumsuzluklar değerlendirilmeden davalı şirketin iddialarına itibar edilerek müvekkilinin iş yapamaz halde olduğunun ima edildiğini ve bu soyut ima somutlaştırılmadan ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiğini, -Yer tesliminin 08.02.2015'te yapılmış olduğunun kabul edilmesi halinde bile işin 08.07.2015 tarihinden önce bitirilmesinin mümkün olmadığı şeklinde tespit ve bu tespite dayalı hüküm de dosya münderecatı ile çeliştiğini, bilirkişi heyetinin dolayısıyla da ilk derece mahkemesinin nazardan kaçırdığı husus yer tesliminin davalı yanın iddia ettiği üzere 22 Aralık 2014 tarihinde değil kısmen de olsa 08.02.2015 tarihinde yapıldığını, 08.02.2015 tarihinde yapılan yer tesliminin kısmi olup, yer tümüyle teslim edilmediğinden işin bitirilmesi için son sürenin de 08.07.2015 olmasının mümkün olmadığını, -22 Aralık 2014 tarihinin, fiili yer teslimi değil evrak üzerinde davalı şirketin yatırım teşvik uygulamasından yararlanması için imzalanmasını şart koştuğu tarihi ifade ettiğini, kaldı ki, söz konusu tarihte halen fiilen inşaat süreci devam ettiğinden yer tesliminin yapılmasının da mümkün olmadığının dosyada mevcut olduğunu, not içerir ve şantiyenin özellikle inşaat bakımından durumunu gösterir resimlerin (EK-5-Olarak Dosyada mevcut olduğunu) 01.05.2015 tarihli .... Şantiye Raporu başlıklı rapor ve içeriğindeki resimler (EK-6-Olarak dosyada mevcut olduğunu) ile şantiyenin, iddia edildiği üzere müvekkili şirketin çalışmasına hazır hale getirilmediğinin açıkça görüleceğini, -Müvekkili şirketin yüklenicisi olduğu işlerin başlayabilmesi, daha önce yapılması gereken ve müvekkili şirketin dışında yüklenicilere yaptırılan inşaat işlerinin tamamlanıp binanın temizlenerek, mekanik işlerin başlatılması ile ilgili olarak, muhtelif tarihlerde toplantılar yapıldığını, davalı şirket tarafından taahhüt edilen bina teslim tarihi 14 Aralık 2014 olmasına karşın kayıtsal teslim tarihi olarak 22 Aralık 2014 yazılmış ise de bina kısmen de olsa ancak 08 Şubat 2015 tarihinde teslim edilebildiğini, dolayısıyla 150 günlük iş yapım süresinin bu tarih baz alınarak hesaplanan işin bitiş tarihinin 22 Temmuz 2015 olduğu buna rağmen davalı şirketin fiili durumu nazara almayarak sözleşmeyi tek taraflı feshettiği, 2015 Haziran ayında sözleşme haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedilmeseydi o an itibariyle işin %85'ini bitiren müvekkili şirketin dosyada mübrez tespit raporunda da (EK-13-Olarak Dosyada mevcut olduğunu) tespit edildiği gibi işi gerçek süresinde bitirebileceğini, bu sebepledir ki, fiiliyatta Haziran 2015'te bile halen inşaat işinin devam ettiği sahanın müvekkili davacı şirkete tesliminde yaşanan ve davalıdan kaynaklanan gecikmenin söz konusu feshin haksızlığına delil kabul edilmemesinin anlaşılamadığını, yer tesliminin fiiliyatta Haziran 2015 tarihinde bile tam olarak yapılmamışken ve davalı şirket tarafından doğruluğu iddia edilen teslim tarihi olan 22.12.2015 tarihinde sonra 150 gün geçtikten sonra yani işin süresi fiilen taraflarca uzatılmasına rağmen sözleşmenin 25.06.2015 tarihli ihtarname ile feshedilmesi ve bu feshin haklıymışçasına tespitte bulunulmasının açıkça hukuka aykırı olup buna dair tespitin kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkili şirket tarafından montajı yapılacak 5 adet nakil bandının monte edileceği yer olan 4 adet çelik bant galerisi ile 2 adet filtre ve 3 adet ...vincin montajının yapılacağı elevator kulelerinin inşaatı 2015 yılı haziran ayında da devam ettiğinden müvekkili şirkete teslim edilmediğini, söz konusu sahanın müvekkili şirket için hazır hale ve montaj yapılacak seviyeye getirilmediğinden dosyada mübrez not içerir ve şantiyenin özellikle inşaat bakımından durumunu gösterir resimler (EK-5-Olarak Dosyada mevcut olduğunu) ile 01.05.2015 tarihli ....Santiye Raporu başlıklı rapor ve içeriğindeki resimlerden (EK-6-Olarak Dosyada mevcut olduğunu) de açıkça anlaşıldığı üzere iddianın aksine bir yer tesliminin yapılmış olmasının fiilen imkânsız olduğunu, -Davalı şirketin 22.12.2014 tarihinden itibaren 150 günün geçtiği 22.05.2015 te değil 25.06.2015 tarihinde yani fiiliyatta Haziran 2015'te bile halen inşaat işinin devam ettiği sahanın müvekkili davacı şirkete teslim edilmediği bir anda sözleşmeyi feshettiğini, bu sebepledir ki, aksine görüş ve kanaat bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınması hukuka aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, -Yine müvekkili şirketin yüklenicisi olduğu iş ile ilgili hayati önem taşıyan Basınçlı Hava Sarfiyatları ile ilgili verilerin defalarca talep edilmesine rağmen 2015 Haziran ayında hala müvekkili şirkete bildirilmediği dosya münderecatı ile sabitken ve yer tesliminin gecikmeli yapıldığı açıkça tespit edilmişken sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınmasının hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, -Dosyada mübrez evrak ile sabit olduğu üzere; fesih tarihine kadar, müvekkili davacıdan kaynaklanmayan tümü davalı çevresinde gerçekleşen proje kaynaklı onlarca hatadan kaynaklı gecikmeler mevcutken (köprülü vinç betonarme guselerinin yapılmaması, bantların rulman ve keçe seçimindeki hatalar, nakil bantlarındaki örtü saçı genişliğindeki hatalar, inşaat projeleri ile mekanik projelerin örtüşmemesi nedeni ile yeniden delinmek zorunda kalınan roller pres kaide delikleri v.s.) ve yer tesliminin gecikmeli yapıldığı açıkça tespit edilmişken sadece müvekkilinin gerçekle bağdaşamadığı açık olan mali durumunda dair iddialara dayanılarak sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınmasının hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, -Dosyada mübrez Teknik Şartnameler (EK-90-Olarak Dosyada mevcut olduğunu) incelendiğinde müvekkilinin imalata başlayabilmesi için sahanın hazır getirilmesinin davalı yanın sorumluluğunda olduğu, mal sahibi tarafından teslim edilecek motor, ekipman ve malzemenin atmosfer koşullarından etkilenmemesinin müvekkili şirkete yüklendiği, teslim edilecek ekipmanın listelendiğinin açıkça ortada olduğunu, buna rağmen dosya içinde mevcut delillerden açıkça görüldüğü üzere; motor ve ekipmanın monte edileceği alan su ile doluyken, binanın çatısı halen açıkken, şantiyede kirlenmeye sebebiyet veren inşaat işi devam ederken diğer bir ifade ile kendisine yer teslimi yapılmayan ve yer tesliminin gecikmeli yapıldığı açıkça tespit edilmişken sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınması hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, bu sebepledir ki, fiiliyatta Haziran 2015'te bile halen inşaat işinin devam ettiği sahanın müvekkili davacı şirkete teslim edildiğine dair sonuç ve kanaat ile feshin haksız olduğuna dair herhangi bir değerlendirme yapılmamasına ilk derece mahkemesince itibar edilmesinin hukuken kabulünün mümkün olmadığını, -Galeri tipi binada çatı kapanmadan imalat yapılamayacağına dair tespite rağmen sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınması hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, galeri Tipi Bina olarak inşa edilen binanın üstü açıkken alt katında iş yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, -İmalat yapılan ve teslim edildiği iddia edilen tarihten 12 gün sonra bile halen çatısı kapatılmamış ve su içinde olan Bina/Kule'nin önceki bilirkişi heyeti tarafından sanıldığı üzere normal bir bina gibi arada kat ayırımları olan yekpare tavan-taban döşemesi bulunan bir yapı olmadığını, yapı yekpare olarak tabandan tavana gidilmekte ve katlar arasında tamamıyla kapanmayan, ekipmanın hareket ettiği galeriler olup çatıdan zemine kadar açıklığın devam ettiğini, dolayısıyla yukarda imalat devam ederken aşağıda ayrıca başka işlerin yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu sebepledir ki, bu hususta savunma ve iddialarının sübut bulduğunu ve gecikmenin davalı yandan kaynaklandığı açıkça ortaya çıkmışken sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınması hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, -Gerek dosyada mübrez tüm evrak gerekse de bilirkişi heyetinin tespiti nazara alındığında gecikmenin münhasıran davalı şirketten kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, ibraz ettikleri tüm delillerin sahadan anlık görüntü içeren kayıt, resim ve yazışmalar olup bir tarafından müvekkili şirket, diğer tarafında ise davalı şirketin mevcut olduğunu, dosyadaki CD kaydı, resimler, mailler yer tesliminde, proje, malzeme ve sair onaylarda davalı yandan kaynaklı tüm gecikmeler açıkça ortadayken iş bu raporu tanzim eden bilirkişi heyeti tarafından da halen durumun yazılı olarak davalı şirkete bildirildiğine, ek süre talep edildiğine dair dosyada yazılı evrak bulunmadığının ileri sürülmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınmasının anlaşılamadığını, Mail yazışmalarında; -Sözleşmede hüküm altın alınan onay alma düzenlemesi gereği, müvekkili şirketin ana alt yüklenicisi olan ...makina yetkililerinden .... tarafından 20.01.2015 tarihinde müvekkili şirket Proje Sorumlusu ...'ya gönderilen “Sıcak gaz hattı ve kelebek kalpe aktuatörleri” konulu onay talepli E-Mailin (EK-15-Olarak mevcut olduğunu) aynı gün davalı şirket işveren yetkililerinden ...'ye gönderilmiş ise de onayın e-maili (EK-16-Olarak mevcut olduğunu) tam 6 gün sonra yani 26.01.2015 tarihinde gönderildiğini, iş bu mailden de açıkça anlaşıldığı üzere süre gelen ve tümüyle davalı şirket işverenden kaynaklı onay sebepli gecikme süreci göz ardı edilerek müvekkili şirketin maddi durumundan kaynaklı geciktiğine dair yorum dayanaksız olup kabulünün mümkün olmadığını, belirttikleri bu yazışmalarda bile 6 günlük bir gecikmenin davalıdan kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, -Müvekkil şirketin ana alt yüklenicisi olan ... Makina yetkililerinden ... tarafından 24.01.2015 tarihinde müvekkili şirket Proje Sorumlusu ...'ya gönderilen “Sıcak gaz jeneratörü boru hattı” konulu hata bildirme e-mail (EK-17-Olarak dosyada mevcut olduğunu) aynı gün davalı şirket işveren yetkililerinden....'ye gönderilmiş ise de hatanın giderildiği revize resimleri içerir e-mail (EK-18-Olarak mevcut olduğunu) 2 gün sonra yani 26.01.2015 tarihinde gönderildiğini, iş bu mailden de açıkça anlaşıldığı üzere süre gelen ve tümüyle davalı şirket işverenden, proje hatalarından kaynaklı gecikme süreci göz ardı edilerek müvekkili şirketin maddi durumundan kaynaklı geciktiğine dair yorum dayanaksız olup kabulünün mümkün olmadığını, belirttikleri bu yazışmalarda bile 2 günlük bir gecikmenin davalıdan, yani hatalı projeden kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, -Projedeki hata ve yetersizlikler sebebiyle müvekkili şirketin Proje Sorumlusu .... tarafından davalı şirket yetkililerden ...'ye 27.01.2015 tarihinde “Kompansatör imalatı” konulu uyarı e-maili (EK-19- Olarak mevcut olduğunu) gönderildiğini, söz konusu belirsizliğin davalı şirket işveren yetkililerinden ... tarafından gönderilen cevabi e-mail (EK-19-Olarak mevcut olduğunu) ile giderildiğini, görüldüğü üzere; projedeki hata veya belirsizliklerin ancak bu tür zaman kayıplarına sebebiyet veren süreçler sonunda giderilebildiğini, ancak buna rağmen ne yazık ki, iş bu dilekçeye konu 01.06.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda da bu hususlar göz ardı edildiğini ve müvekkilinin maddi durumu öne çıkartılarak feshin haklılığına kanaat getirildiğini,
-Müvekkil şirket alt yüklenicilerinden ... yetkililerinden ... tarafından 22.01.2015 tarihinde müvekkil şirket Proje Sorumlularından ...'ye gönderilen “Rulmanlı yatak çap hatası” konulu proje hatası bildirme e-maili (EK-20-Olarak mevcut olduğunu) aynı gün davalı şirket işveren yetkililerinden ...ye gönderilmiş ise de hatanın giderildiğine dair revizeleri içeren düzeltme e-maili (EK-21-Olarak mevcut olduğunu) 1 gün sonra yani 23.01.2015 tarihinde gönderildiğini, iş bu mailden de açıkça anlaşıldığı üzere süre gelen ve tümüyle davalı şirket işverenden, proje hatalarından kaynaklı gecikme süreci göz ardı edilerek müvekkil şirketin maddi durumundan kaynaklı geciktiği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, belirttikleri bu yazışmalarda bile 1 günlük bir gecikmenin davalıdan, yani hatalı projeden kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, -Müvekkili şirketin ana alt yüklenicisi olan ... yetkililerinden ... tarafından 27.01.2015 tarihinde müvekkili şirketin Proje Sorumlusu ...'ya gönderilen “Roller Press Frame ve V Seperatör Süpervizör tarihleri” konulu e-mail (EK-22- Olarak mevcut olduğunu) ile süpervizörün işi engellemeyecek tarihlerde gelmesinin talep edildiğini ve iş bu e-mail aynı gün davalı şirket işveren yetkililerinden ...ye gönderilmiş ise de, işveren tarafından talep edilen hususlar dikkate alınmayarak kötüniyetle başkaca hususlar ileri sürülerek 27.01.2015 tarihli cevabi e-mail (EK-23) ile olumsuz cevap verildiğini, görüldüğü üzere gerek alt yüklenici gerekse de müvekkili şirketin talebi nazara alınmadan işte gecikmeye sebebiyet veren başka bir uygulamada ısrar edildiğini, dolayısıyla gecikme davalı şirketten kaynaklandığını, -Müvekkil şirket ana alt yüklenicisi olan ... yetkililerinden ... tarafından 19.01.2015 tarihinde müvekkili şirket proje sorumlusu ...'ya gönderilen “Tozsuzlaştırma hattı revizyonu” konulu hata bildirme e-mail (EK) aynı gün davalı şirket işveren yetkililerinden ....'ye gönderildiğini ve süre gelen yazışmalar sonrasında revize resimleri içerir final e-maili (EK-25) 9 gün sonra yani 28.01.2015 tarihinde gönderildiğini, belirttikleri bu yazışmalarda bile 9 günlük bir gecikmenin davalıdan, yani hatalı projeden kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, -Müvekkil şirket alt yüklenicilerinden ... yetkililerinden ... bey tarafından 27.01.2015 tarihinde müvekkili şirket proje sorumlusu....'ye gönderilen ... Montaj İşlemleri” konulu davalı şirketin inşaat işi al yüklencilerinin beklendiğine, sahanın montaja uygun olmadığına dair e-mail (Ek-26) aynı gün davalı şirket işveren yetkililerinden ....'ye gönderildiğini ve süre gelen yazışmalar sonrasında söz konusu hususların kabul edildiğini gösterir e-mail (EK-27) 1 gün sonra yani 28.01.2015 tarihinde gönderildiğini, belirttikleri bu yazışmalarda bile 1 günlük bir gecikmenin yanında sahanın montaja hazır olmadığı durumun davalıdan, davalının diğer yüklenicilerinden kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, -Müvekkili şirket Proje Sorumlusu ....'nın, davalı şirket işveren yetkililerinden ...ve kontrolör firma ...yetkilisi ... ... arasında süre gelen 28.01.2015 ve 29.01.2015 tarihli e-mail yazışmasından (EK-28) da anlaşılacağı üzere projede hatalı birim girildiğinin davalı şirket tarafından açıkça kabul edildiğini, belirttikleri bu yazışmalarda bile gecikmenin davalıdan, yani hatalı projeden kaynaklandığı açıkça ortada olmasına rağmen bilirkişi heyeti tarafından kısa da olsa tespit edilen ve davalıdan kaynaklandığı kesin olan gecikmeye rağmen sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınması hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, -Bilirkişi heyetinin aşağıda ibraz edecekleri ve davalı yandan kaynaklı sebeplerle gecikildiğini açıkça tespit etmesine rağmen, feshin haksız olduğunu açıkça sübuta erdiren bir kısım hususları nazara almamasının açıkça hukuka aykırılık olması ve tanzim edilen raporu hükme esas alınabilecek bir rapor olmaktan çıkarmasına rağmen ilk derece mahkemesince iş bu rapora dayanılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Bilirkişi heyetinin incelemekle görevlendirildiğinin itirazlarından olan ve diğer bilirkişi heyeti tarafından nazardan kaçırılan hususların başında davalı yanın kesin kabule dair herhangi bir evrak ibraz edememesini değerlendirmediğini, önceki bilirkişi heyetleri gibi iş bu dilekçeye konu raporu tanzim eden bilirkişi heyetinin de davalı yanın 22.01.2016 tarihli dilekçesi ekinde EK-14 olarak ibraz ettiği tarihli resimlerde 06.02.2015 tarihinde bile yerin halen inşaat halinde olduğunun görülmesine rağmen gecikmenin müvekkili şirketi iş yapamaz hale getirdiğine dair bir tespitte bulunmadığını, bu açık eksikliklere rağmen ilk derece mahkemesince rapor hükme esas alınarak usul ve yasaya aykırı hüküm tesis edildiğini, Yukarıda da beyan ettikleri üzere mahkemece hükme esas alınan 12.05.2022 tarihli raporda işin bitirilen kısmına dair tespit yapılmamasının da eksiklik olup bu husus raporu hükme esas alınabilecek rapor niteliğinden çıkarmasına rağmen ilk derece mahkemesince raporun aynen hükme dayanak yapıldığını, dosyada mübrez evrak yüklenilen işin tüm özeliklerini ayrıntılı olarak ortaya koyduğunu, hatta gerek davalı yanca gerekse de davacı müvekkili şirket tarafından iş üzerinde bilirkişi incelemesi ile tespit yaptırıldığını, raporların dosyada mevcut olduğunu, iş bu raporların ve dosyada mübrez tüm evrakın karşılaştırılması ile işin bitirilen kısmı açıkça tespit edilebilecekken bilirkişi heyeti tarafından herhangi bir tespitte bulunulmamasının dosyanın eksik incelemeye tabi tutulduğunu ve bu eksik rapora rağmen mahkemece hüküm tesisi edildiğini gösterdiğini, -Dosyada mübrez tespit raporu ile sabit olduğu üzere işin %85'inin bitirildiğini, kalan kısmın ise bir aylık sürede bitirilebilecekken ve örnek olarak sadece yukarıda ibraz ettikleri mail yazışmalarında bile 19 günlük bir gecikmenin davalıdan kaynaklandığı ortadayken ve yer tesliminin gecikmeli yapıldığı açıkça tespit edilmişken sözleşmenin 19'uncu maddesine göre yapılan haksız ve hukuka aykırı feshin haklıymışçasına görüş bildirilmesi ve bu görüş ile kanaatin hükme dayanak alınmasının hukuken anlaşılabilir bir durum olmadığını, itirazlarına rağmen bilirkişi heyetinin dolayısıyla da ilk derece mahkemesi tarafından, ne kadar imalat yapıldığı bu imalata karşın ne kadar bedel ödendiği hususlarında bir inceleme yapılmadığını, -Öncelikle, ne kadar imalat yapıldığının dosyada mübrez evrak ile sabit olduğunu, ancak buna rağmen eğer evrak eksik görülmekteyse yapılması gereken şeyin davalı şirketten eksik olup başka kişilere tamamlattırıldığı iddia edilen işlere dair tüm evrakların ibrazının istenilmesinin gerektiğini, iş bu evrakın celbi sonrasında dosyanın tekrar bilirkişi heyetine tevdi ile yapılan imalat miktarının tam tespitinin gerektiğini, aksi halde sözleşme feshedilmiş olsa bile müvekkili şirket tarafından %85'inin bitirildiği tespit raporu ile sabit olan imalatın bedelinin tahsil edilmemiş olunacağını, -Davanın niteliği gereği bitirilen işlerin miktarı, bedelleri, hakkedişleri ve buna dair ödenen bedellerin tespitinin zorunluluk arz ettiğini, ancak ısrarlı taleplerine rağmen dosyada bu yönde bir tespit bulunmadığını, bu sebeple de eksik olan hükmün hukuken kabulünün mümkün olmadığını, talepleri arasında teminat mektuplarının haksız yere nakde çevrilmesi sebebiyle teminat bedellerinin iadesi/tahsili yönünde talep bulunulmasına rağmen dosyanın hiçbir aşamasında söz konusu teminatlara dair bir değerlendirmede bulunulmadığını, -Dava dilekçelerinde teminat mektuplarının nakde çevrilmesi sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları ve bilirkişi incelemesi sonrası tespit edilecek miktar kadar davayı ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL nakde çevirme tarihlerinden itibaren ilgili bankaların söz konusu borca uyguladıkları faiz oranı ile işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair talep yer almasına rağmen dosyada mübrez hiçbir raporda bu hususun değerlendirilmediğini ve teminat mektuplarının nade çevrilmesinde davalının haklı haksız mı olduğunun ortaya konulmadığını, bu sebeple de verilen hükmün eksik ve usul ile yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, Yukarıda açıkladıkları ve re'sen tespit edilecek nedenlerden dolayı usul ve yasaya uygun istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararının kaldırılarak yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasına, davanın dava dilekçesindeki talepleri ile tümüyle kabulüne, HMK m.329/1-2 uyarınca vekalet ücretine ve idari para cezasına 1 ve 2 uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine, istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırmasına rağmen yargılama yapmama yönünde karara varması halinde ise taleplerimiz doğrultusunda yargılama yapılması ve nihayetinde davanın dava dilekçesindeki talepleri ile tümüyle kabulüne, HMK m.329/1-2 uyarınca vekalet ücretine ve idari para cezasına hükmedilmesine karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasıyla uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Taraflar arasında 07/08/2014 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmeye göre davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. İşin bedelinin anahtar teslim birim fiyatlı olduğu (5.562.785,00 TL) işin süresinin yer teslim tarihinden itibaren 150 gün olduğu; taraflar arasında 22/12/2014 tarihinde iş yeri teslim tutanağının düzenlendiği, söz konusu tutanakta işin bitim tarihinin 21/05/2015 olarak belirtildiği görülmüştür. Davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye Bornova 1.Noterliğinin 04.06.2015 tarihli 12895 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek sözleşme süresinin dolmasına rağmen işin bitirilmediği, sözleşmeye aykırılığın giderilmesi aksi halde temerrüde düşüreceğine dair ihtarda bulunulduğu; buna karşılık davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine Karşıyaka 6.Noterliğinin 11.06.2015 tarih 10583 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek kendilerinden kaynaklanan herhangi bir gecikme ve temerrüt söz konusu olmadığı, işyerinin geç teslim edildiği, iş yeri teslim tarihinde işe başlanamadığının bildirildiği; daha sonra davalı iş sahibi tarafından Bornova 1. Noterliğinin 25.06.2015 tarih 14616 yevmiye nolu ihtarnamesi ile "Sözleşme gereği 150 takvim gününe kadar yerine getirilmesi gereken taahhütlerin 21.05.2015 tarihine kadar yerine getirilmediği, fazladan verilen süre zarfında da yerine getirilmediği, sözleşmenin 15.maddesine göre hakediş neticesinde doğacak alacakların devredilemeyeceği hükmüne rağmen sözleşmenin 19.maddesine aykırı olarak ... ile temlik anlaşması yapılarak akde aykırılığın verilen süre içerisinde düzeltilmediği, şantiye sahasında çalıştırılan taşeronlara alacaklarının verilmeyeceğini beyan edildiğinden taşeronlar tarafından başlatılan icra takibi neticesinde davalıya haciz ihbarnameleri gönderildiği ve bu alacakların işin bedelini aştığı, sahadan yaklaşık bir aydır taşeronların çekilerek hiçbir işin yapılmadığı ve işin zamanında bitirilmeyeceğinin sabit olduğu" belirtilerek taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği görülmüştür. Davacı yüklenici vekili, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi uyarınca yer tesliminin 22.12.2014 tarihinde değil 08.02.2015 tarihinde yapıldığını, buna göre işin bitiş tarihinin 22.07.2015 tarihi olduğunu, davalı şirketin ise sözleşmeyi tek taraflı olarak 2015 yılı Haziran ayında feshettiğini, davalı iş sahibinin montajı yapılacak 5 adet nakil bandının, 4 adet çelik bant galerisinin, 2 adet filtre ve 3 adet ... vincin montajının yapılacağı elevatör kulelerine davacı yükleniciye teslim etmediğini ve montaj yapılacak seviyeye getirmediğini, basınçlı hava sarfiyatlarıyla ilgili verileri davacıya bildirilmediğini, proje kaynaklı hatalardan kaynaklanan gecikmeler olduğunu, davalı iş sahibinin inşaat işlerini farklı yüklenicilere ifa ettiği ettirdiğinden davacı yükleniciden mekanik işleri hemen bitirmesini talep etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı iş sahibine ilgili banka tarafından gönderilen temlik evrakı öncesinde tüm süreçler bildirilerek protokol düzenlendiğini, davalı iş sahibinin sözleşmeyi haksız olarak feshedip teminat mektuplarını nakde çevirip haksız yere mal edindiğini, davalının ayrıca sözleşme dışı yapılan işler sebebiyle ödenmesi gerekli bedelleri eksik ödediğini belirterek davacı yüklenicinin yoksun kaldığı kârın, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın, imalatı bitirilen roller pres ve kül silosunun sevk ve montajının yapılamaması nedeniyle uğranılan zararın ve haksız fesih sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 297/1-c maddesi uyarınca da hükmün tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerekir. Kararlarda bulunması gereken gerekçeler sayesinde taraflar, hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilecektir. Buna göre mahkemece tarafların tüm delilleri açıkça değerlendirilerek davanın hangi gerekçeyle reddedildiğinin karara yansıtılması gerekirken, gerekçesiz hüküm kurulması, Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen "Hukuk Devleti" ilkesini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenen "Hukuki dinlenilme" hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen "Adil yargılanma" hakkını ihlâl edecektir. YHGK'nın 07.12.2011 tarihli 15-708 Esas, 737 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. (Emsal Yargıtay 6.HD'nin 2022/1923 Esas ve 2023/2105 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; mahkemece kurulan hükmün gerekçesi sayılan nitelikleri taşımadığı gibi, gerekçe içeriğinde yalnızca, 12.05.2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna yer verilmesi, tarafların hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri için yeterli bulunmamış olup bu husustaki davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı yüklenicinin yoksun kaldığı kârın tahsili için şimdilik 2.500,00 TL, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili için şimdilik 2.500,00 TL, imalatı bitirilen roller pres ve kül silosunun sevk ve montajının yapılamaması nedeniyle uğranılan zararın tahsili için şimdilik 2.500,00 TL ve haksız fesih sebebiyle uğranılan zararın tahsili için şimdilik 2.500,00 TL'nin tahsilini talep ettiği; mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi gereği davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı vekiline talep edilen "haksız fesih sebebi uğranan zararın tahsili için şimdilik 2.500,00 TL'nin" hangi kalemlerden oluştuğu hususunda açıklama yapması için süre verilmemesi; ayrıca sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davacı yüklenici tarafından yapılan işin miktarının ne kadar olduğu, davalı iş sahibi tarafından ne kadar ödeme yapıldığı hususunda hak edişler ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılarak taraflar arasında yapılan sözleşmenin 22. maddesine göre teminat mektubunun haksız yere nakde çevrilip çevrilmediği, davacı yükleniciye iadesi gereken bedel bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmaması usule ve yasaya aykırı olup bu husustaki davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2022 tarih ve 2015/1417 Esas, 2022/1056 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.