Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/853 E. 2024/752 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/853
Karar No
2024/752
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1680 KARAR NO : 2024/1898 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/09/2024 NUMARASI : 2023/853 E. 2024/752 K. DAVA KONUSU : İtirazın İptali KARAR YAZIM TARİHİ : 11/11/2024 İSTEM: Davacı vekili, Müvekkil şirketin ile ... AŞ arasında düzenlenen ön protokole göre ... ili ... ilçesi ... mah. ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaza karşılık gelen hisselerin tamamının müvekkil ... A.Ş satışı konusunda anlaştıklarını, söz konusu hisselerinin devrinin gerçekleşmesinden önce 200.000,00 doları kaparonun ... A.ş nin protokolde belirtilen şirketi temsile yetkili kişisi ...'ın hesabına o günkü Tc Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınıp TL olarak da yatırılması hüküm altına alınmış, bunun üzerine sözleşmedeki devir işleminin gerçekleşeceğine güvenin müvekkil şirket 200.000,00 doların protokolde belirlenen temsile yetkili kişisi ...'ın hesabına gönderildiğini, hisse devrinin gerçekleşmemesi, davalı tarafın ön protokol uyarınca göndermiş olduğu rapora bedeli olan 200.000,00 doları iade edilmemiş olması sebepleri ile Tire İcra Müdürlüğünün 2022/2722 esas sayılı dosyası il söz konusu kaparo bedelinin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalı taraf söz konusu icra takibine 08/12/2022 tarihinde sunduğu bir itiraz dilekçesi ile ile itiraz ettiğini, bu nedenlerden dolayı davanın kabulüne, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği görüldü. CEVAP: Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmaz satış bedelinin satış sözleşmesinin tarafı olan dava dışı şirkete yapılan ödeme olduğunu, muhatabın da bu şirket olduğunu, takip dosyasına yapılan ödemenin de bu şirket tarafından yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. MAHKEME : "...davalının tacir olmadığı" gerekçesiyle, "Davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1-c, 115/2 maddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, " karar vermiştir. BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ: Davalı vekili, cevap dilekçesini tekrar ederek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürmüştür. GEREKÇE: Dava, harici taşınmaz satışı nedeniyle kaparo olarak gönderilen bedelin taşınmazın devredilmemesi nedeniyle tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Anayasanın 37. maddesine göre, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 14.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." denilmektedir. Somut olayda davacı tüzel kişi tacir ise de,ilk derece mahkemesince yapılan araştırmalar kapsamında davalının tacir statüsünde bulunmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle davanın nispi ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, davanın türü ve uyuşmazlığın niteliğine göre somut olayda mutlak ticari dava da söz konusu değildir. Bu sebeple uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu itibarla, mahkemece aynı gerekçe ile verilen görevsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından sair yönlerden incelenmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 1)Davalı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/09/2024 tarih ve 2023/853 Esas - 2024/752 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)Davalıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3)İstinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4)İstinaf giderinin kullanılmayan kısmının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nin 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere olmak üzere 11.11.2024 günü oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/853, K. 2024/752, T. 11.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-853-e-2024-752-k-5873d3acd2f9