Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/735 E. 2025/1891 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/735
- Karar No
- 2025/1891
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/735 Esas
KARAR NO : 2025/1891 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/365 Esas - 2022/906 Karar
TARİH: 28/12/2022
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında Akaryakıt alımına ilişkin 15.04.2018 tarihinde ... Sözleşmesi (“Sözleşme") akdedildiği, müvekkili şirket tarafından akdedilen işbu sözleşme gereğince muhataba 9 (dokuz) adet fuellopass cihazı teslim edildiği, akaryakıt kullanımı aktif hale getirildiği, davalı,nın akdedilen Sözleşme hükümleri çerçevesinde akaryakıt alım mükellefiyetini tam ve gereği gibi yerine getirmemesine bağlı olarak müvekkilş şirket tarafından Bakırköy 40.Noterliğinden 18.03.2019 tarih ve ... yevmiye numarası ve 03.12.2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarnameler ile sözleşme dahilinde yükümlülüklerini ifa etmeye başlamasını; aksi halde sözleşmenin 18. Maddesinde kararlaştırılan cezai şart bedelinin talep edileceğini, ayrıca muhatabın 3 günlük süre dahilinde edimlerini ifa etmemesi halinde, kendisine yakıt alımı ile ilgili ariyetten verilen cihazları müvekkili şirkete iade etmesini, aksi halde sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen cezai şart bedellerinin de talep edileceğinin ihtar edildiği, davalının gönderilen işbu ihtarnamelere rağmen, akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde akaryakıt alım mükellefiyetini tam ve gereği gibi getirmekten keyfi olarak imtina ettiği, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalıya benzer şekilde Bakırköy 40. Noterliği'nden 06.03.2020 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarname ile son kez uyarıldığı, davalı tarafından sözleşme hükümleri çerçevesinde akaryakıt alım mükellefiyeti yine tam ve gereği gibi yerine getirilmediği, davalının, akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde akaryakıt alım mükellefiyetini tam ve gereği gibi yerine getirmemesi ve ilk 6 aylık yakıt alım ortalaması altında yakıt alımı yapması ve Ocak 2021 ayında da yakıt alımını tamamen durdurmasına bağlı olarak müvekkili şirket tarafından Bakırköy 40.Noterliği 12.02.2021 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarname ile taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin 18. Maddesinde düzenlenen cezai şart bedelinin ödenmesi ve davalı elinde bulunan cihazların 15 gün içerisinde iadesi talep edildiği, davalı tarafın aleyhine keşide edilen işbu ihtarnameye rağmen bir kısım cihazı müvekkil şirkete iade edebilmiş ve kalan 7 adet cihazı iade etmediği, müvekkili şirket tarafından iade edilmeyen cihazlar ile ilgili Sözleşme'nin 4'üncü maddesinde düzenlenen cezai şart bedelinin de ödenmesi ile ilgili Bakırköy 40. Noterliği'nden 10.03.2021 tarih ve ... yevmiye numarası ile bir ihtarname keşide edilmişse de davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı, davalının sözleşmenin 4. ve 18. maddesine binen düzenlenen fatura bedellerini ödemekten imtina etmesi üzerine; müvekkili şirket tarafından arabuluculuk müessesine başvuruda bulunulmuş ancak 2021/38938 dosya numarası ile yapılan arabuluculuk başvurusu olumsuz sonuçlandığı, davalının sözleşme'nin 18'inci maddesi gereğince sözleşmede kararlaştırılan işbu cezai şart bedellerini ödemesi gerektiği, bu nedenlerle müvekkili şirketçe sözleşme kapsamında kararlaştırılan cezai şart bedellerini talep edebileceğinin sabit olması ve davalının sözleşme hükümlerine riayet etmemesi nedeniyle, işbu davanın ikamesinin zorunluluğu olduğu, açıklanan nedenlerle; fazlaya ve sair hususlara ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile müvekkili şirketin 18.888,71 Türk Lirası cezai şart bedeli alacağının 10.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsile, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı haksız ve mesnetsiz olduğundan kabul etmedikleri, İddia edildiği gibi müvekkili şirkette 9 adet fuellopass cihazı olmadığı ve iddiaların aksine tamamının iade edildiği, davaya konu edilen 9 adet fuellopass cihazının 6 Nisan 2018 tarihinde iptal edildiği, 6 Nisan 2018 yılında 7 araç için fuellopass cihazı oluşturulduğu, davaya dayanak sözleşmeye konu araçlardan kiralık olan araçların kiralama süresi sonunda yakıt alım kartları iade edildiğinden sözleşmeye bağlı 2 araç ... plakalı 2 tane araç kaldığı, bu araçlardan... plakalı aracın 11.01.2021 tarihinde satıldığı ve bu aracın fuellopass cihazının da iptal edildiği, 20.7.2018 de ise ... plakalı 2 araç için PO kartı talep edildiği, Davacı tarafça sözleşme hükümlerinin 'hakkın kötüye kullanılması'nı doğrular şekilde art niyetli uygulanmaya çalışılması ile araçların akaryakıt kullanımının durdurulması sözleşmenin sona erdirildiği sonucunu doğurduğundan işlevini yitirmiş olan 3 adet fuellopass cihazı davalı şirkete iadeli/taahhütlü olarak iade edildiği, müvekkilim şirketçe edim yerine getirilmişse de akaryakıt satışı davacı tarafça durdurulduğu, araç sayısı karşılıklı mutabakatla azaltıldığı, davacı şirket tarafına yapılan bildirimlere itiraz etmediği, sözleşmeyi sonlandırmadığı ve alışverişe devam ettiği, ancak davacı haksız ithamlarla sözleşmeyi feshettiği, sözleşme davacı şirket tarafından haksız kazanç elde edebilmek için planlı bir şekilde ve haksız olarak iptal edildiği, çünkü akaryakıt alımı azaldığında davacı bu kezde haksız ithamlarla sözleşme üzerinden haksız kazanç planları yaparak sözleşmeyi feshettiği, bu nedenlerle de davacının dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli hareket ettiği açık olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 28/12/2022 tarih ve 2021/365 Esas - 2022/906 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında akdedilen akaryakıt alım sözleşmesinin feshinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. (...)Taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğu her iki tarafın kabulünde olup, tartışma konusu değildir. O halde, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği aşikardır. Nitekim, her iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını içeren sözleşme hükümleri, taraflar için bağlayıcı niteliktedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde müşteri / davalının sözleşme ile üstlendiği edimleri riayet etmemesi ve sözleşmenin süresinden önce feshine sebebiyet vermesi, sistemde kayıtlı her aracın üç ay süresince yakıt almaması, araç sayısında %40 oranında azalma olması, ilk altı aylık yakıt alımları baz alınarak aylık yakıt alımlarında %40 oranında azalma olması yahut art niyetli olarak yakıt alımının kesmesi halinde satıcı / davacının sözleşmeyi tek taralı olarak feshedebileceği, sözleşmenin feshi sebebiyle davalı müşterinin araç başına 200 ABD Doları + KDV ile kendisine sağlanan iskonto bedellerinin toplamı kadar cezai şart bedelini ödeyeceği, yine sözleşmenin 4. maddesinde sistemin çalışması amacıyla davalı araçlarına takılan cihazların mülkiyetinin davacıya ait olduğu, bu cihazların davalıya ariyeten verildiği, sözleşmenin sona ermesi halinde davalının cihazları eksiksiz ve çalışır vaziyette davacıya teslim etmeyi taahhüt ettiği, aksi halde cihazların davacıya iade edilmemesi durumunda her bir cihaz için 200 ABD Doları + KDV, standart kart başına 50 ABD Doları + KDV tutarının davalıya fatura edileceği, ayrıca bu bedelin fahiş olduğundan bahisle tenkisinin talep edilemeyeceği, davalının bu hakkından peşin olarak vazgeçtiğini kararlaştırmışlardır. Davalı sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem içerisinde araç sayısının karşılıklı anlaşma ile azaltıldığını savunmuştur. Ancak, taraflar arasında karşılıklı olarak yapılmış böyle bir anlaşma söz konusu değildir. Bu kapsamda davalı tarafından herhangi bir yazılı belge yahut delil de ibraz edilmemiştir. Davalı karşılıklı anlaşmanın varlığına ilişkin davacı şirkete e-mail gönderdiklerini ve davacının bu bildirimlere itiraz etmediğine dayanmış ise de, davalı tek taraflı gönderdiği ve davacının herhangi bir irade beyanın söz konusu dahi olmadığı e-mailin karşılıklı yapılmış bir anlaşma olmadığı da izahtan varestedir. Kaldı ki, davacının araç azaltılmasına yönelik davalı e-mailine herhangi bir cevap vermemesi, bu duruma muvafakat verdiğini de göstermez. Taraflar arasındaki sözleşmede araç ya da cihaz sayısı bakımından herhangi bir sınırlama yoktur. Sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde araç sayısının artması ya da dönem dönem azalması mümkündür. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde bakıldığında, davalının edimi açısından önemli olan belli oranda araç sayısının azalmamasıdır. Dolayısıyla, davalı araç sayısının azaltılması ya da sözleşmenin 18. maddesi uyarınca araç miktarının oranının düşürülmesi noktasında her iki tarafın karşılıklı olarak akdettiği bir protokol yahut başka bir yazılı anlaşma belgesini dosyaya sunamadığına göre ispatlanamayan bu savunmasına itibar edilmemiştir. Öte yandan; sözleşmenin 18.maddesi uyarınca davalının akaryakıt alım oranının taahhüt edilen miktarın altında kaldığı, davacı tarafından noter kanalıyla gönderilen ihtarnamelerde akaryakıt alım oranının sözleşme hükmünü ihlal edecek miktarda olduğu ve bu durumun düzeltilmesi, sözleşmede taaahhüt edilen miktarda alım yapılması gerektiği bildirilmiş ise de; davalı sözleşme hükümlerine riayet etmemiş, taahhüt ettiği miktardan daha az tutarda yakıt almış, nihayetinde 2021 yılı ocak ayından itibaren tüm akaryakıt alımlarını durdurmuştur.Yapılan açıklamalar karşısında; davalının taahhüt edimlere riayet etmediği, davacı tarafından sözleşme ile üstlenilen edilen edimlere uyulması noktasında ihtarda bulunulmasına rağmen sonuç alınamaması karşısında; davacının akaryakıt alım sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği ve bu nedenle davalıdan sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart bedellerini talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan; akaryakıt alım sözleşmesi kapsamında davalıya cihazlar verilerek bu araçlara cihazlar monte edilmek suretiyle davalının araçları sisteme dahil edilmiştir. Davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenlerle feshedilmesi sebebiyle cihazların davacı şirkete iade edilmesi zorunludur. Zira, sözleşmenin 4. maddesinde cihazların mülkiyetinin davacıya ait olduğu, davalının ariyeten bu cihazları kullandığı, sözleşmenin feshedilmesi halinde cihazların davacıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Nitekim, bu durum davalının da kabulünde olup, davalı cihazların tamamının davacı şirkete iade edildiğini savunmuştur. Davalının ariyet alan sıfatıyla cihazları tamamen teslim ettiğini ispat etmesi zorunludur. Ancak, bu teslimin varlığına delalet edebilecek, teslimi kanıtlayan herhangi bir delil bulunmadığından (davacının iade edildiğini kabul ettiği cihazlar dışında) kiralık araçların cihazların iade edildiği davalı tarafından ispat edilememiştir. Bu itibarla, davacının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiği anlaşılmakla, hem sözleşmenin 18. maddesi hem de sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalı şirketten cezai şart isteyebileceği anlaşılmıştır. Davacı sözleşmenin 18. maddesi uyarınca 12/02/2021 tarihli 16.275,64 TL bedelli; sözleşmenin 4. maddesi uyarınca 05/03/2021 tarihli ve 2.613,07 TL bedelli olmak üzere toplam 18.888,71 TL tutarında iki adet fatura düzenlemiş, işbu faturaları e-fatura olarak keşide ederek davalı tarafa tebliğ etmiştir. (Ayrıca, iki adet fatura toplamı 18.888,71 TL tutarındaki cezai şart alacağının ödenmesi için Bakırköy 40. Noterliğinin 10/03/2021 tarih ve ... yevmye numaralı ihtarnamesini göndermiş, işbu ihtarnamede cezai şart faturalarının / alacaklarının ödenmesi için davalıya 3 gün atıfet süresi tanınmıştır. Ancak bahse konu ihtarname davalı şirkete 12/03/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, cezai şart fatura bedelleri ödenememiş, 16/03/2021 tarih itibariyle davalı açısından temerrüt durumu oluşmuştur.)Dava konusu cezai şart alacağına yönelik iki adet fatura tanzim edildiğinden muhasebesel açıdan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, ne yönde muhasebeleştirildiğinin de tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede her iki tarafın ticari defter ve belgeleri karşılıklı olarak incelenmiştir. Mali bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 22/08/2022 tarihli rapordan da görüleceği üzere, taraf defterlerinin alacak - borç hesabına ilişkin birbirini teyit ettiği, defterler arasında farklılık bulunmadığı, her iki tarafın defterinde aynı kayıtların yer aldığı, bu itibarla davacının davaya konu cezai şart faturaları sebebiyle davalıdan 18.888,71 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Başka bir anlatımla, davacının sözleşmenin 18. maddesi uyarınca 12/02/2021 tarihli 16.275,64 TL bedelli; sözleşmenin 4. maddesi uyarınca 05/03/2021 tarihli ve 2.613,07 TL bedelli olmak üzere toplam 18.888,71 TL tutarında iki adet faturanın yapılan bilirkişi incelemesinde davalının bu faturaları kabul ederek kendi ticari defterine kaydettiği anlaşılmıştır. O halde, muhasebesel açıdan dava konusu cezai şart alacağına yönelik kesilen faturaları kabul ederek ticari defterine kaydeden davalının, basiretli hiçbir tacirin kendi aleyhinde kayıt oluşturmayacağı ilkesi de nazara alınarak artık bu fatura bedelllerini / cezai şart alacağını ödemesi zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde muhasebe işlemleri gereği faturaların sisteme işlenmek zorunda kalındığını, bu nedenle davacıya borç gözüktüğünü, ancak faturaların kabul edilmediğini ileri sürmüş ise de; eldeki davaya konu cezai şart alacağına ilişkin kesilen iki adet faturanın bizatihi davalının kendi ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalının faturaları kabul ederek kendi defterine işlemesi / kaydetmesi karşısında itirazlar kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalının akaryakıt alım sözleşmesinin 4. ve 18. maddelerinde yer alan taahhütlerini, başka bir anlatımla sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimleri gereği gibi yerine getirmediği, bu kapsamda davacının haklı nedenlerle sözleşmeyi feshettiğinden anılan sözleşme hükümleri doğrultusunda cezai şart talep etmeye hakkının bulunduğu, nitekim sözleşmenin 4. ve 18 .maddeleri uyarınca düzenlenen cezai şart alacağına yönelik faturaların davalı tarafından kabul edildiği ve kendi ticari defterlerine kayıtlı bulunması karşısında; bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22/08/2022 tarihli mali incelemeler yönünden denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli rapor hükme esas alınarak davanın kabulü ile; 18.888,71 TL cezai şart alacağının 16/03/2021 temerrüt tarihinden (Bakırköy 40. Noterliğinin 10/03/2021 tarih ve ... yevmye numaralı ihtarnamesi ile, işbu ihtarnamede yer alan cezai şart faturalarının / alacaklarının ödenmesi için davalıya 3 gün atıfet süresi tanınmış, ihtarname davalı şirkete 12/03/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, 16/03/2021 tarih itibariyle davalı açısından temerrüt durumu oluşmuştur) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davanın kabulüne karar verilmiştir. Ticaret Hukukumuzda cezai şart, miktarı yönünden sadece, BK’nın 20. maddesindeki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK’nın 24. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir Ancak, TTK’nın 24. maddesi ile tacir olan şahsa ve onun âkidine tanınmış olan bu (akit serbestisi) ilkesi, bütün akitler için sınırlayıcı bir hüküm mahiyetinde olan TTK’nın birinci maddesi hükmünün atfı nedeniyle BK’nın (butlan) matlabını taşıyan 20. maddesi hükmü ile, tahdit edilmiştir. Şayet, taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan (cezaî şart) miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvını mucip olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede (ağır) ve (yüksek) ise, o zaman, böyle bir (cezaî şartı) ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, (kısmen) veya (tamamen) iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan (cezai şart)'ın (butlanı), hukukun genel bir ilkesidir. TTK’nın 24. maddesi hükmünün, bu genel müeyyidenin dışında kalacağını düşünmek mümkün değildir. Bir borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her (cezaî şart), ahlâk ve adaba aykırıdır. Mahkemelerin bu hususta karar verirken, borçlu bir şirket ise, bu şirketin ticaret sicilindeki kayıtlar celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğu, mal varlığının neye baliğ olduğu ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığı gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırılması icap etmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-922 E., 2019/706 K.). Nitekim aynı ilkeler 10.03.1940 tarihli ve 1940/7 E., 1941/71 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ve Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1974 tarihli ve 1970/1053 E., 1974/222 K., 09.05.1984 tarihli ve 1984/263 E., 1984/286 K. sayılı kararlarında da benimsenerek detaylı bir biçimde açıklanmıştır. Somut olaya dönüldüğünde; yukarıda değinilen ilke ve kurallar nazara alınarak davalı şirketin mali durumu hakkında yapılan araştırma sonucunda, nihayetinde talep edilen 18.888,71 TL cezai şartın davalı şirketin ticari faaliyet alanı, imzalanan sözleşme bedeli, davalının işlem hacmi, cirosu, mal varlığı vs... gözetilerek davalı açısından onun ekonomik mahvına sebep olacak tutarda olmadığı, aynı tespitlerin bilirkişi raporunda da ifade edildiği, bu bağlamda cezai şart miktarının davalının ekonomik mahvına neden olacak tutarda yüksek olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalının savunmalarının aksine, cezai şartın fahiş olmadığı ve davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağı anlaşıldığından cezai şarttan tenkis / indirim yapılması yoluna gidilmemiştir. Esasen, sözleşme hükümlerinde cezai şartın fahiş olduğu ileri sürülerek tenkis talebinde bulunulamayacağı davalı tarafından ayrıca kabul ve taahhüt edilmekle, nihayetinde davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜ ile;1-18.888,71 TL cezai şart alacağının 16/03/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddiaya konu ..., ... plakalı kiralık araçların 13.4.2020 tarihinde kiralama sözleşmesi sonlandırılarak iade edildiğini, (Araç iade evrakları dosyaya sunulmuştur), akabinde durumun 13.4.2020 tarihinde davacı firmaya bildirilerek bu araçların PO kartlarının iptalinin istendiğini ve gerekçesinin de firmaya bildirildiğini, araç iadeleri davacıya bildirildiğinden müvekkili şirketin bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, Davacı şirketçe müvekkili şirkete gönderilen faturaların da kabul edilmediğini, davacı tarafça iade işlemi kabul edilmediğinden muhasebe işlemleri gereği faturaların sisteme işlenmek zorunda kalındığı için müvekkili şirket hesaplarında borç gözükmekte olduğunu; yoksa müvekkili şirketçe bu faturaların kabul edilmediğini, Cezai şart kabulünün de hatalı olduğunu; çünkü, cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunduğunu; bunlardan birinin, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğerinin de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmek olduğunu; bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacının da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamak olduğunu; kiralık araç iadeleri davacıya bildirildiğinden müvekkili şirketin bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini; her ne kadar PO kartlarının teslimi ispatlanamamışsa da firmanın kart teslim edilmemesi nedeniyle uğrayacağı zararın kart başına 20 TL'yi geçmeyeceğini; dolayısıyla davacının 20 TL'lik zarar için 200 ABD Doları+KDV tutarında fahiş cezai şart talep etmesinin haksız olduğunu, İleri sürerek, yukarıda izah edilen nedenlerle istinaf ettiklerini; tehiri icra taleplerinin kabulüne, istinaf taleplerinin kabulü ile gerekçeli kararın kaldırılarak mahkemesine geri gönderilmesine veya mahkemece yeni karar oluşturulması ile davacı lehine kabul edilen vekalet ücretinin de kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 15/04/2018 tarihli ... Müşteri Sözleşmesi'nin haklı nedenle feshi sonucu, sözleşmenin 18 ve 4 üncü maddelerine dayalı düzenlenen cezai şart faturalarının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, davalının, dava konusu sözleşme kapsamında akaryakıt alımı taahhüt ettiği ve cihaz takılan araçlardan kiralık olanları kiralandıkları şirkete iade ettiklerinin ve kartların iptal edilmesi gerektiğinin davalıya bildirildiği, cezai şart faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olmasının sebebinin davacı yanın iade faturası kabul etmemesi olduğu, talep edilen cezai şart tutarının fahiş olduğu yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece tüm delillerin eksiksiz toplandığı, taraf defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, tahkikatın bitirildiği anlaşılmış olup, davalının araç azaltımı ve taahhüt edilen ürün alım miktarının azaltılması hususunda ortak mutabakat sağlanmadan ürün alımını azalttığı gibi, sözleşmeye aykırılığın giderilmesi yönündeki ihtarların da sonuçsuz kaldığı, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davalı tarafından sözleşmenin feshi sonrasında davacı mülkiyetinde olup davacıya iadesi gereken cihazların iade edildiğini ispat eder delil sunmadığı, davacının kestiği ceza faturalarının sözleşmenin eksik alıma ilişkin sözleşmenin 18 ve cihaz iadesine ilişkin sözleşmenin 4 üncü maddelerine uygun olduğu, anılan faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, diğer ifade ile davalının kendi defter ve kayıtlarına göre de, dava konusu faturalar tutarında davacıya borçlu göründüğü, davalının defterlerine kaydettiği bu faturalara karşı TTK'nun 21 maddesi uyarınca yasal sekiz günlük süre içerisinde itiraz hakkını kullanmadığı ve faturaların muhtevasını kabul etmiş sayıldığı, her iki sözleşme maddesine göre hesaplanan toplam 18.888,71-TL cezai şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının tespit edilmesi karşısında, cezai şart tutarında tenkise gidilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik hüküm ve gerekçesinde davalı yanın tüm istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığı anlaşılmış olup, davalı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.290,28-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 322,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 967,71-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.