Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/66 E. 2025/645 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/66
- Karar No
- 2025/645
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/66 Esas
KARAR NO: 2025/645
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/09/2022
NUMARASI: 2021/429 E. - 2022/601 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1351 D. İş ve 2016/1360 K. Sayılı kararı ile 31/03/2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli bonoya dayanarak 113.246,00 TL (... tarihli dolar kuru) alacak miktarı ile ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile iddia edilen alacak esasa geçilmiş olup takip konusunu müvekkili ... tarafından borçlu sıfatı ile düzenlenip diğer müvekkili ... tarafından kefil sıfatı ile imza edildiği iddia olunan; 30.12.2018 vade tarihli 10.000,00 USD bedelli, 26.01.2019 vade tarihli 50.000,00 USD bedelli, 28.02.2019 vade tarihli 15.000,00 USD bedelli, 31.03.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli, 30.04.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli, 31.05.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli, 30.06.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli, 30.07.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli, 30.08.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli olmak üzere 9 adet bono ihtiva eder bir ticari ilişki mevcut olmadığını, takip konusu senetler üzerindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, müvekkillerinin davalıya karşı hiçbir borcu olmamasına rağmen ihtiyati haciz kararı alındığını ve başlatmış olduğu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, Davalı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile başlatılan takibe dayanak oluşturan senetlerin ön yüzünde borçlu sıfatıyla müvekkili ...'nun kefil sıfatı ile de müvekkili ...'nun isimleri ve imzaların kendilerine ait olmadığını, Senet metinleri üzerinde müvekkillerin isimlerinin "..." ve "..." olarak görüldüğünü , halbuki müvekkillerinin soy isimlerinin "..." değil "..."' olduğunu, belirterek ;Davanın kabulü ile müvekkilleri ... ve ...'nun davalı yana borcu olmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. İcra takibinin iptaline, dava konusu takip dosyasının teminatsız veya sayın mahkeme aksi kanaatte ise mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve işbu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu borcun ödenmesini engeller mahiyette ve icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 03/10/2019 tarih, 2019/1351 D.iş ve 2019/1360 Karar No kapsamında %15 teminat miktarı olan 113.246,00 TL yatırılmak suretiyle takip borçluları ... ile ... aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığını, Akabinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında senetlerden kaynaklı olarak 04/10/2019 tarihinde kambiyo takibine geçildiğini, İhtiyati haciz mahkeme kararı alınmasını takiben, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından borçluların malvarlıkları sorgulanarak, aktif menkul, gayrimenkul ve 3. Şahıstaki alacakları gibi malvarlıkları üzerine ihtiyati hacizler uygulandığını, davacı/borçlular aleyhindeki icra takibi kesinleşmesine mütakiben kesin haciz işlemlerine başlanıldığını, Borçlu ... adına kayıtlı 35 adet aktif taşınmazlarına kayden haciz şerhleri işlendığını, tapu takyidatları incelendiğinde taşınmazların kaydında ipotek şerhleri ile diğer haciz alacaklılarının toplam 27.000.000,00 TL’ye yakın borç kaydı olduğunun görüldüğünü, ipotekli taşınmazlar cebri icra yolu ile ipotek alacaklıları tarafından hemen hepsi satışa çıkarıldığını,bu taşınmazlar kaydında haciz şerhi olmasına rağmen ipotek borcunu karşılanmadığından müvekkili alacaklıya herhangi bir ödeme gelmediğini, diğer borçlu ... adına sorgu yapıldığında ise bu kişiye ait herhangi bir menkul, gayrimenkul,3. Kişilerde hak ve alacağa rastlanılmadığını,tasarrufun iptali davasının açılmasının üzerinden yaklaşık 1,5 yıl geçmesi ve davacı ... vekili tarafından tasarrufun iptali davasına da süresinde cevap verilmesine rağmen ve tüm haciz işlemlerine hiçbir şekilde itiraz edilmediğinden, davacıların menfi tespit davası açmakta kötü niyetli olduklarını bildirmiştir. Davalı vekili ayrıca; İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kambiyo takiplerine mahsus haciz yolu olduğu, icra takibine geçildikten sonra 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu gereği senetteki borçlu ve kefillerin tamamının icra dosyasında müteselsil ve müştereken borçlu konumuna geçtiğini, söz konusu icra dosyasına konu 9 adet bono, kambiyo senetleri mahiyeti gereği şekil ve kurucu unsurlarına sahip olup, kambiyo senetlerinden olduğunu, işbu senetlere esas gerek mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınmış gerekse icra müdürlüğü tarafından icra takibine geçilmiş olduğunu, somut olayda taraflar arasında ticari ilişki olup olmaması kambiyo takiplerine mahsus haciz yoluna engel olmadığını davacılar vekili dava dilekçesinde değindiği diğer bir konu icraya konu bonolardaki soy ad yazımında "..." yerine "..." yazıldığı, bu sebeple senetlerdeki el yazısının borçlulara ait olmadığını beyan etmiş ise de ...’nun vekili tarafından tasarrufun iptali davasına sunulan cevap dilekçesinde bile müvekkilinin soy adını "..." şeklinde yazdığını, bu şekilde kayıtlara geçtiğini, davacılar vekilinin dilekçesinde sürekli olarak müvekkillerinin borçlu olmadıkları, senetlerdeki imza ve yazılarının müvekkillerine ait olmadığını iddia etmiş ise de bu hususla ilgili davacılar tarafından açılmış veya yürütülen herhangi bir Cumhuriyet Savcılığı dosyası bulunmadığını belirterek; davacı taraftan eksik alınan harç bedelinin yasal sürede tamamlattırılmasını, yasal sürede davacılar tarafından eksik harç mahkeme veznesine depo edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini,Usul ve esasa uygun yürütülen İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının devamına, davacı tarafın haksız şekilde istemiş olduğu ihtiyati tedbir talebinin Reddine, eğer ki Sayın mahkemenizce ihtiyati tedbir kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilecek ise de dava değerinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının 26/06/2021 tarihli dosya alacağının değerinin alınması ve yatırılacak teminat bedellerinin bu bedel üzerinden hesap edilerek vezneye davacılar tarafından depo edilmesine, tamamı ile kötü niyetli açılan davacı tarafları ayrı ayrı olmak üzere %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış ,Davacılar ... ile ... nun 9 adet bono üzerindeki imza ve yazıların kendilerine ait olmadığı konusundaki itirazlarının değerlendirilmesi bakımından, emsal imza ve yazı örnekleri getirtilmiş, davacıların ıslak imza ve yazı örnekleri alınmıştır. Bu belgelerin incelenmesi İstanbul Adli Tıp Fizik ihtisas dairesinden istenmiştir. Alınan 21/07/2022 tarihli Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi raporunda ve özetle ; Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu 9 adet senette borçluya atfen atılı imzalar ile ...'nun mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, İnceleme konusu senetlerde kefil "..." adına atılı imzalar ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı, bildirilmiştir. Davalı vekilinin ATK bilirkişi raporuna karşı itirazları; daha önce ödenen senetlerin bankadan getirtilmesi gerektiğini bildirmiş ise de, mahkememizce ...Bankası nın 22/02/2022 tarihli yazısı ekinde 31/10/2022 ödeme tarihli senet getirtilip, ATK incelemesine gönderildiğinden, diğer davalı itirazlarıda raporu değiştirmeye etkili bulunmadığından kabul edilmemiştir. Mahkememiz dosyasındaki menfi tespit istemine konu bonolar nedeniyle açılmış bir ceza davası taraflarca bildirilmemiştir. Ayrıca yine aynı bonolar nedeniyle davacılarca icra dairesi yada mahkemelerine yapılmış şikayet yada davada yapılmış bilirkişi incelemesi bulunmamaktadır. Davalı taraf bu bonoların neden davacılar tarafından düzenlenerek müvekkiline verildiğine, alacağın kaynağına dair açıklama yapmamış, sözleşme vs ibraz etmemiştir. Davalı vekili sıralı olan ve daha önce ödenen üç adet bono nedeniyle davacıların borcu kabul ettiği iddiasında bulunmuştur. Ankara BAM 22 HD nin 2017/2079 esas ve 2018/1607 karar sayılı kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 19 HD nin 2019/385 - 2020/1372E.K. sayılı kararında; "Dava, sahteliği iddia edilen bonolardan dolayı açılan menfi tespit davasıdır. Dava konusu bono asılları üzerinde yapılan grafolojik incelemede her üç senedin de fotokopi yoluyla elde edilmiş kopya imza olduğu açıkça tespit edilmiştir. Bu bonoların faktoring şirketleri tarafından bankalara tahsil için verildiği görülmektedir. Bonoların sahte olmasının mutlak defi olması nedeniyle herkese karşı ileri sürülebilmesi mümkün olduğundan, davalıların iyiniyetli hamil oldukları iddiaları hukuken dinlenemeyeği ..." açıklandığından davacıların dürüst olmadıkları, haklarını kötüye kullandıkları savunmaları kabul edilmemiştir. Davacıların sahtelik mutlak def i sonucu takibin dayanağı bonolar nedeniyle borçlu sayılamayacağı anlaşılmıştır. İcra takibine konu bonolardaki keşideci ve kefil imzalarının davacıların eli ürünü olmadığı belirlenmiş olmakla, menfi tespit talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olup, davacının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İİK.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren bono bedeli olan 750.000 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatı ile davacının sorumlu tutulması gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın kabulüne, davacı ... ( TC no:...) ve davacı ... (TC no: ...) nun İstanbul 3 İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konan 30.12.2018 vade tarihli 10.000,00 USD bedelli26.01.2019 vade tarihli 50.000,00 USD bedelli28.02.2019 vade tarihli 15.000,00 USD bedelli31.03.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli30.04.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 31.05.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli30.06.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.07.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli30.08.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 9 adet bono nedeniyle davalı takip alacaklısı ... e ( Tc no: ...) borçlu olmadığının tespitine, İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takibin iptaline, 198.221,40 USD karşılığı 1.131.487,40 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacılar lehine davalıdan tahsiline, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların borca ve imzaya itirazları haksız olup yerel mahkemece mevcut deliller ve beyanları dikkate alınmaksızın davanın eksik inceleme ve değerlendirme ile davacılar lehine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, borcun davacıların kabulünde olduğunu, davacılar tarafından müvekkiline ödemesi yapılan ve sonra ödeme dekontu cep telefonundan müvekkiline gönderilen bu kişilerin senetteki imzaya ve borca itirazlarının kabul edilebilir olmadığını, borçlu olmadıkları halde önceki senetleri neden ödediklerinin dava süresince davacılara sorulmadığını, mahkemenin davalıların davacılar tarafından düzenlenen bonoların alacağının kaynağına dair açıklama yapılmadığı ve sözleşme ibraz edilmediği gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, senedin kendisinin zaten borcun ispatı olduğunu, davanın reddi taleplerinin yanı sıra, taraflarınca AKT raporuna karşı ileri sürülen itirazlar değerlendirilmeksizin ve beyan ve talepleri dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olup eksik inceleme ile verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, AKT raporuna itirazları göz ardı edilerek ek rapor alınmaksızın karar verildiğini, davacı ...'nun mahkeme kaleminde gelip attığı imzası ile geçen yıl kendi avukatına verdiği vekaletnamedeki imzasının bile birbirini tutmadığını, bu şahısların her imzasının birbirinden farklı olduğunu, geçmişe dönük evraklar ile mahkeme kaleminde verdikleri imzalar üzerinde inceleme yapıldığında bu durumun görüleceğini, her imzası birbirinden farklı olarak kişilerin zaten kötü niyetli olduğunun ortada olduğunu ve hukuk düzeninin kötü niyeti korumaması gerektiğini, adli tıp raporunun bulgular ve sonuç başlıklı kısmının 6.3.2. Maddelerinde belirtilen belgelerin sunulması için davacılara kesin süre verilmesini talep etmiş olup bu taleplerinin kabul görmediğini ve değerlendirmeksizin hüküm verildiğini, ...'nun imzasının bulunduğu 05.11.2018 tarihli ödeme dekontunun bir örneğinin gönderilmesi için ...'a nüzekkere yazılması talep edilmişse de mahkemece bu taleplerinin de reddedildiğini, asıl ödemesi yapılan hatta ödeme dekontu bile whatsapptan atılan senedin imza incelemesinde yer almamasının raporu başlı başına sakatladığını, davacıların bazı senetleri ödeyip bazılarına yıllar sonra imza itirazında bulunmasının abesle iştigal olup hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, ... bank'a tekrar müzekkere yazılarak ... 'a teslim edilen diğer iki senedin fotokopilerinin de bir örneğinin mahkeme dosyasına celbi istendiğini ancak mahkemece bu taleplerinin de reddedilerek eksik inceleme yapıldığını, davacıların yemin deliline başvurmuş olmasına rağmen bu hususun da gerekçede yer almadığını ve değerlendirilmediğini, kısmi ödemeler ile davacıların kabulünde olan borcun kaynağının senetlere karşı ileri sürülen imza itirazlarının hem TMK madde 2 kapsamında hem de Yargıtay içtihatları gereği mümkün olmadığını, mahkemece dava konusu ile ilgisi olmayan bir BAM kararının davanın kabulüne dayanak gösterilmesinin hatalı olduğunu, kendilerince sunulan emsal kararların incelenerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin başlatmış olduğu icra takibinin üzerinden 3 yıl geçmesi, davacıların yasal sürede hakları varken kıymetli evraklara karşı imza itirazı yapmamış olmaları, bugüne dek 10 defa borçluların adreslerinde hacze çıkılmış olması ve tek bir itiraz olmaması, tasarrufun iptali davası açtıktan sonra 2 yıl geçmesi ve davacı ... vekili tarafından tasarrufun iptali davasına süresinde cevap verilmesine rağmen sözde takipten geç haberdar olunduğu sebebiyle menfi tespitin ancak açılabildiği iddiaları, sözde imza itirazında bulunmalarına rağmen bu konuda ticari defter ve deliller ile ortaya borcun olmadığını koyamamaları, bugüne dek 10 defa borçluların adresine hacze çıkılmış olması ve hiçbir itirazın olmaması, imza sahteliği iddiaları olmasına rağmen bu imzaları kimin ne zaman attığına dair bir beyanda bulunmadıkları ve savcılık şikayetine konu etmemeleri, imza ve borca itiraz etmelerine rağmen senetlerin bir kısmını ödemeleri sebepleriyle davacıların haklarını kötüye kullandıklarını, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacıların sıralı senetlerden üç senedi ödeyip diğer senetleri ödememesi üzerine müvekkilince icra takibi başlatılmasında hiçbir kötü niyet bulunmadığını, senetteki imzaların borçlulara ait olması bir yana imza incelemesi ile aksi iddia olunmakta ise de bu durumda borçluların kendilerinin dahi imzaları kimin attığını beyan etmediğini, bu halde hatalı AKT incelemesinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının haklı alacaklının kötüniyet tazminatı ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalılar arasında bu bonoları ihtiva eder bir ticari ilişki olmadığını, takip konusu senetler üzerindeki imzaların müvekkilleri ... ve ...'na ait olmadığını, söz konusu iddialarını ATK raporu ile kanıtlamış olduklarını, davalının ödemenin taraflarınca yapıldığını iddia ederek delil olarak sunduğu dekontların işbu dava ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, davalı tarafın sunduğu ödeme dekontlarının kendilerine ait olmadığı gibi dekontların kim tarafından gönderildiğinin de dekontta görülmediğini, müvekkillerinin davalı ... ile hiçbir ticari iş ilişkisi bulunmamakta olup senet metinleri üzerindeki imza ve soyisimlerinin müvekkillerin kendilerine ait olmamasının bu hususu ispatladığını, müvekkillerin soyisimlerinin ... olarak yazıldığını, hayatın olağan akışı çerçevesinde bir kişinin kendi soyismini yanlış yazmayacağını, davalı tarafın bonolardaki imza ve yazıların müvekkillerine ait olduğunu iddia ettiğini ancak davanın başından itibaren alacağın kaynağına ilişkin hiçbir beyanda bulunmadığını, davalının daha önceden 3 adet bononun ödendiğinden bahisle borcu kabul ettiklerini iddia ettiğini, kabul beyanları olmamakla birlikte bu hususta bir kez daha itiraz ettiklerini, karşı yanca bu yönde bir belge sunulamadığını, yargılamanın sürüncemede kalması için atılan soyut bir beyandan öteye geçemediğini, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına ilişkin İİK 72 gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ATK na ait 21/07/2022 tarihli raporunda ve özetle ;Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu 9 adet senette borçluya atfen atılı imzalar ile ...'nun mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, İnceleme konusu senetlerde kefil "..." adına atılı imzalar ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı" bildirilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. İİK 170/a-son fık., (Ek fıkra: 09/11/1988 - 3494/34 md.) Her ne suretle olursa olsun, imza inkarı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz. HGK 14/03/2012 tarih, 2012-12-62 esas, 2012-142 karar sayılı kararında;" Tüm bu açıklamalar göstermektedir ki, direnme gerekçesinde yer verildiğinin aksine, taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı; borçlunun, daha önce aynı şekilde düzenlenen çekleri hiç itirazsız ödediği; davacı/borçlunun bu şekilde davalı/alacaklıda güven duygusu oluşturduğu; daha önce görülüp kesinleşen ve tarafları aynı olan mahkeme kararıyla belirgindir. Hal böyle olunca, davalı/alacaklının, eldeki davanın dayanağı çekleri takibe koymakta kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu kabule olanak bulunmamaktadır. Davacı/borçlu bunun aksini de kanıtlayabilmiş değildir. O halde, mahkemenin; gerekçesi yerinde değilse de, sonucu itibariyle doğru bulunan, kötü niyet tazminatı ve para cezası taleplerinin reddine ilişkin direnme kararının; yukarıda açıklanan, değişik gerekçelerle onanması gerekir."denilmektedir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacılar tarafından icra takibine konu senetlerdeki imzanın kendilerine ait olmadığını ileri sürdükleri, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olduğu herkese karşı ileri sürülebileceği ATK raporu ile icra takibine konu senetlerdeki imzanın davacıların eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de davalı tarafından taraflar arasında ki temel ilişkiye dayalı olarak sıralı çekler verildiği ve üç adetinin ödendiğini ileri sürdüğü davalı tarafından 10/02/2022 tarihli dilekçesi ile ... Genel Müdürlüğü'ne ve Ataşehir şubesine müzekkere yazılarak üç adet bononun ödenip ödenmediğinin sorulmasını talep ettiği mahkemece müzekkere yazılmadığı, 24/03/2022 tarihli davalı vekili dilekçe ekinde watsap yazışmalarını ve 05/11/2018 tarihli senet ödeme dekontunu ibraz ettiği mahkemece bu belgeler de değerlendirilmeden eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/09/2022 tarih, 2021/429 E. 2022/601 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025