Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/641 E. 2025/2170 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/641
Karar No
2025/2170
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/641 Esas

KARAR NO : 2025/2170 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2020/466 Esas - 2022/1151 Karar

TARİHİ: 24/11/2022

DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)

KARAR TARİHİ: 18/12/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Beyoğlu 45.Noterliği 05/08/2019 tarih ... yevmiye nolu devir sözleşmesi ile ... Özel Eğitim Kurumları Ltd. Şti.'ni devralarak birleştiğini, müvekkili ile davalı arasında 01/07/2019 tarihli “Ruhsat Devir Mutabakatı ve Sulh Sözleşmesi” ve 01/07/2019 tarihli “Marka Lisans Kullanım Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkilinin bu sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirerek davalıya 31/07/2019 tarihli faturayı tanzim ettiğini, fatura ile ilgili davalı şirketle 16/08/2019 tarihli “Ek Sözleşme” imzalandığını, müvekkili ile davalı şirketin akdettiği 01/07/2019 tarihli “Ruhsat Devir Mutabakatı ve Sulh Sözleşmesi”nin 2.3 maddelerine göre sözleşmenin imza tarihinden önce ... Okulları ... Kampüsü'ne kayıt yaptıran ve sözleşmenin ekindeki listede yer alan 200 öğrencinin ödenen ve ödenecek 6.179.892,07 TL'sinin ...'ya ait olacağınım kararlaştırıldığını, davalının bu 200 öğrencinin öğrenim bedellerini tahsil ettiğini, müvekkili namına tahsil edilen bedellerin müvekkiline ödenmediğini, davalıya Beşiktaş 1. Noterliği 10.06.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin keşide edildiğini, ancak davalının yine ödeme yapmadığını, neticede, müvekkilinin cari hesap ve sözleşmeden doğan alacağının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 150.000,00 TL'sinin tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının “... Okulları” olarak 2019 yılına kadar Şenlikköy Mah. ... Cad. .. Bakırköy / İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğini, kira borçlarını ödeyememesi üzerinde mülk sahibi ...tarafından taşınmazdan tahliye edildiğini, mülk sahibinin aynı zamanda müvekkili şirket yetkilisinin babaannesi olduğunu, davacının taşınmazı boşaltmasından sonra müvekkili firmanın mülk sahibi olarak taşınmaz yeni bir okul kurduğunu, davacının taşınmazdan ayrılırken 3.300.000,00 TI kira borcu olduğundan, müvekkilinin bu borçların tasfiyesi ve sair hususlarla ilgili davacıyla 16/07/2019 tarihinde “Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi” imzaladığını, sözleşmenin 2.3. mad. Gereğince, sözleşmede Ek-6 olarak belirlenen 200 kişilik öğrenci listesindeki kişilerin eğitim bedelleri ile davacının sözleşme anında paralarını tahsil etmiş olduğu öğrencilerin yemek, kıyafet ve kitap bedellerinden maliyet haricindeki kâr kısmının davacıya ait olacağı, bu hizmetlere ilişkin maliyet kısmının ise müvekkiline ait olacağının kararlaştırıldığını, davacının yemek, kıyafet ve kitap bedellerinden pay alabilmesinin bu hizmetlere ilişkin bedelleri önceden tahsil etmiş olması koşuluna bağlı olduğunu, aksi takdirde sözleşme imzalandıktan sonra müvekkilinin tahsil ettiği yemek, kıyafet ve kitap bedellerinin tamamının müvekkiline ait olacağını, sözleşmenin imza anında davacının gerek listedeki öğrencilerin sayısı, gerekse öğrencilerden tahsil edilen paraların bedeli ile ilgili gerçek verileri paylaşmadığından davacının 200 öğrenci ile ilgili alacak hakkı bulunmadığını, davacının 2019-2020 eğitim dönemi için 2018 Aralık ayından itibaren kayıtlarını almaya başladığı öğrencileri bir liste haline getirerek, işbu öğrencilerin eğitim bedellerinin 6.179.892,07 TL olduğu beyanını içeren 200 kişilik listeyi sözleşme ekine koyduğunu, sözleşme ekinde sadece öğrenci listesi sunulmuş olup, bu öğrencilerin davacıyla ayrı ayrı imzaladıkları ve okula hangi hizmetler için ne kadar para ödediklerinin içeren sözleşmelerin asıllarının ek olarak sunulmadığını, sözleşme ivedi şekilde hazırlandığından müvekkilinin listedeki verilerin doğruluğuna güvenerek kesilen 31/07/2019 tarihli faturayı davacının cari hesabına kaydettiğini, 2019 Eyiül ayında öğrenciler okula gelmeye başlayınca, davacının müvekkili ile paylaştığı lisenin neredeyse tamamının gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıktığını, davacının paralarını aldığı halde listeye eklemediği kayıt dışı öğrencilerin mevcut olduğunu, listeye göre yalnızca eğitim bedeli ödemiş gözüken öğrencilerin aslında yemek, kitap, kırtasiye bedeli gibi tüm hizmet bedellerini de davacıya ödediğinin anlaşıldığını, muhasebe kayıtları ve sözleşmeler incelendiğinde davacının öğrencilerden 4,676.798,12 TL tahsil ettiği, liste dışı öğrenci kaydettiği ve müvekkilinin payına düşen bedelleri dahi aldığının ortaya çıktığını, bahsi geçen 200 öğrencinin kayıt bedelinin 6.179.892,07 TL değil 5.514.334,57 TL olduğunu, davacının keşide ettiği ihtarnamede 4.676.798,12 TL'yi tahsil ettiğini beyan ettiğini, tahsil edilen tutarın 5.514.334,57 TL'den mahsup edilmesi gerektiğini, listeye göre davacının okula 200 öğrenci kaydetmiş otlması gerekirken 24 öğrencinin okula başlamadan kaydını iptal ettirdiğini, 24 öğrencinin kayıt bedeli olan 771.749,02 TL'nin davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının listeye eklemediği kaydını alıp parasını tahsil ettiği 13 öğrenci bulunduğunu, müvekkilinin bu 13 öğrenciye bila bedel eğitim vermek zorunda kaldığını, bu öğrencilerin eğitim bedeli olan 250.231,01 TL'nin davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının sözleşmenin hazırlandığı 01/07/2019 tarihinden imzalandığı 16/07/2019 tarihleri arasında geçen 15 günlük sürede okulda faaliyet gösterdiğinden müvekkilinden habersiz şekilde 19 öğrencinin kaydını alıp bir kısım paraları tahsil ettiğini, bu öğrencilerden tahsil edilen 172.798,00 TL nin davacının alacak bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, davacının kaydını alıp İisteye eklediği ancak ücretini ödemeyen öğrecilerden tahsil edilemeyen 154.000,00 TL alacak bakiyesi olduğunu, sözleşmelerde muhatap davacı olduğundan müvekkilinin icra takibi başlatamadığım, tahsil edilemeyen 154.000,00 TL'nin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, Milli Eğitim Bakanlığından ödeme gelmediği halde listede yer alan teşvikli öğrenciler için 17.140,00 TL ücret iadesi yapılması gerektiğini, bu bedelin davacı alacağından düşülmesi gerektiğini, davacının ... kitap evinin alması gereken kitap paralarının bir kısmını önceden velilerden tahsil ettiğinden, kitap evinin işbu öğrencilere gönderdiği kitapların maliyet kısmının ...'ye ödenmesi gerektiğini, ödenen 54.497,96 TL'nin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının alacaklı olduğu tek kalemin öğrencilerden tahsil edilen yemek ve üniforma bedellerinin maliyet tutarları olup bu bedelin 289.891,00 TL olduğunu, müvekkilinin yukarıda sayılan kalemlerden dolayı 587.879,54 TL alacağı olduğundan, takas mahsup içerisinde davacının herhangi bir alacağı kalmadığı gibi müvekkiline 297.988,54 TL borçlu olduğunu, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/11/2022 tarihli, 2020/466 Esas - 2022/1151 Karar sayılı kararında;"...Dava,taraflar arasında imzalanan sözleşmelerden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. ....Davacı yönünden; Davacıya ait Özel ... ... Okullarının 01.07.2019 tarihli sözleşme ile davalıyadevredildiği ve ruhsat devir işlemleri konusunda yanlar arasında bir ihtilaf olmadığı sabittir.Davacının işbu sözleşmeden önce 2019-2020 yılına ait kayıt aldığı 200 öğrencinin kayıt bedellerinin 6.179.892,07 TL olduğu (bir diğer ifade ile devir bedeli) taraflar arasında imzalanan 16.08.2019 tarihli EK Sözleşme ile de kararlaştırmış ve davacının keseceği faturanın “Makine Teçhizat, demirbaş, portföy ve marka kullanım ve ruhsat bedeli” olarak kesilmesinde mutabık kalınmıştır.Davacı 200 öğrencinin sözleşme bedeli olan 6.179.892,07 TL bedelli faturayı 31.07.2019 tarihinde davalıya düzenlemiş, davalı da bu faturayı kayıtlarına almıştır.Davacı bu 200 öğrencinin sözleşme bedeli 6.179.892,07 TL olmakla birlikte,öğrencilerden tahsil edilen bedelin 4.592.448,12 TL olduğunu kabul etmekte, davalının da davacının tahsil ettiği bu bedele itirazı bulunmamaktadır (ihltilafsız). Yine davalı davacıya 84.350,00 TL ödeme yapmış ve tüm bu işlemler neticesinde, davacının davalıdan 1.503.093,95 TL alacağı kalmıştır.Davacı yan 16.07.2020 tarihine davalıya “Kıyafet-Kitap” bedeli olarak 810.274,38 TLbedelli fatura düzenlemiştir. İşbu faturayı davalıya tebliğ ettiğine ilişkin 24.07.2020 tarihli posta gönderim detayı ibraz etmiş ve davalının bu faturaya itiraz etmediğini iddia etmektedir. Ancak; yanlar arasında davacıya ait Özel Okulun davalıya ne şartlarda devir edileceğine ilişkin düzenlenen 01.07.2019 tarihli sözleşmede, devredilen okulda davacıya ait kitap-kıyafetler olduğu ve bunların davalıya fatura edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Söz konusu özel okul tüm demirbaş, makine teçhizatı ile davalıya devredilmiştir, keza zaten davacı sözleşmeden yaklaşık 1 yıl sonra bu faturayı düzenlemiş olmakla, davacı faturasının sözleşmeye uygun düşmemekte olup davacı alacağında gösterilemeyecektir,Yine davacı yan dava tarihinden sonra davalıya, yanlar arasındaki sözleşme sonrası davacının kayıt aldığı ve bir kısım eğitim ücretlerini tahsil ettiği 19 öğrenciye ilişkin 2 ad. 465.022,73 TL bedelli fatura düzenlemiştir.Halbuki yanlar arasındaki sözleşmede açıkça “..Sözleşme 01.07.2019 tarihinde imzalandıktan sonra okula kayıt yaptıran 19 öğrencinin kayıt bedellerini devralan alacakken, devreden almıştır. Bu nedenle 19 öğrenciden alınan bedeller de kayıtlardan gelecek paralardan peyder pey mahsup edilecektir. Kayıtlardan para gelmeye devam ederse,sözleşmede belirtildiği gibi önce 4.4'de belirtilen çek ödemeleri yapılacak, sonra 2.1'deki eski borçlar devredenin kar payından mahsup edilecek, sonra 19 öğrenciden devredenin aldığı bedeller devredenin kar payından mahsup edilecek, tüm bu ödemeler ve mahsup işlemleri bitince de, devralan devredene yıllık kardan net % 20 kar payı verecektir.” Hükmü bulunmaktadır. Yani sözleşmeden sonra davacının kayıt aldığı 19 öğrenciden tahsil ettiği bedeller davacının değil, davalınındır ve yanlar arasındaki diğer eski borçların mahsubundan sonra davacının aldığı bedellerin kar payından mahsup edileceği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmeden sonra davacının kayıt ettiği 19 öğrenciden tahsil ettiği bedellerin davalıya ait olacağı açıkça yazılıdır. Bu nedenle davacı bu tahsil ettiği bedellerden borçlu iken, üstüne 19 öğrenci bedeli olarak davalıya fatura kesmesi uygun değildir.Dolayısıyla buraya kadar davacının davalıdan 1.503.093,95 TL alacaklı olduğu,bu bedelin haricinde davacının davalıya düzenlediği faturaların sözleşmeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.Davalı yönünden; Davalı yan, sözleşme gereği 200 öğrencinin sözleşme bedelleri her ne kadar 6.179.892,07 TL olduğu gözüküyorsa da, fiziken yaptıkları incelemelerde bu 200 öğrencinin sözleşme bedelinin 5.514.334,57 TL olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla sözleşme gereği davacının düzenlemesi gereken faturanın 665.557,50 TL fazla olduğunu ve bu bedelin davacının alacağından mahsubu gerektiğini iddia etmektedir.Davacı yan her ne kadar 200 öğrencinin kayıt bedeli olarak 6.179.892,07 TL bedelli fatura düzenlemiş ise de, bunun karşılığında 4.592.448,12 TL tahsil ettiğini de ikrar etmektedir. Burada bakılması gereken sözleşme bedellerinin hangi tutarda olduğu değil, davacının kayıt aldığı 200 öğrencinin sözleşme bedeli alacağının tespiti doğru değildir.Davacının alacaklı olduğu bedel 200 öğrenci ile yaptığı sözleşmeden tahsil ettiği bedellerden sonra bu öğrencilerden geriye kalan alacak bakiyesi kadardır.Her ne kadar söz konusu ihtilafın çözümü için taraflardan her bir öğrencinin sözleşmesi,bu öğrencilerden davacının tahsil ettiği bedel ve davacının kalan alacak bakiyesi yönünden dayanakları sunulmamıştır.Davalı 200 öğrenciden 24 öğrencinin kaydını iptal ettirdiğini ve bunların bedelinin 771.749,02 TL olduğunu ve bu bedelin davacı alacağından düşülmesi gerektiğini iddia etmektedir. Kayıt iptal ettiren 24 öğrencinin kayıt bedellerinin iadesi davalı tarafından yapılmadığından, davalının bu talebi yerinde değildir. Davalı bila bedel 200 öğrenci okutmayı taahhüt etmiştir. Öğrencilerin 100 tanesi de kayıt iptal ettirse, davalı yan bu iptal bedellerini kendisi öğrencilere geri ödemediği sürece, davacının alacağından mahsup etmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun değildir. Davalı sözleşmede olmayan 13 öğrencinin (200 kişilik listede olmayan), eğitim öğretim yılı başladığında tespit edildiğini ve bu öğrencilerin kayıt bedellerinin 250.231,01 TL olduğunu ve davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Her ne kadar yanlar arasındaki sözleşme de bu 13 öğrenci yer almasa da, davalının yükümlülüğü 200 öğrenciyi bila bedel okutmaktır. Davalının kendi beyanlarında olduğu üzere 200 öğrenciden 24 öğrenci kaydını iptal ettiğinden, yerine bu 13 öğrenci kayıt alınsa da 189 öğrenci olmaktadır. Bu nedenle davalının bu talebinin sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmaktadır. Davalı sözleşme sonrası davacının kayıt aldığı 19 öğrenciden tahsil ettiği 172.798,00 TLnin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Yanlar arasındaki sözleşmede açıkça, sözleşme sonrası kayıt alınan 19 öğrencinin kayıt bedelinin davalıya ait olacağı hükmü bulunduğundan, davalının bu talebisözleşmeye uygun düşmektedir. Davalı, davacının kayıt aldığı öğrencilerden 154.000,00 TL'nin tahsil edilemediğini ve davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Bu öğrenciler ... ile sözleşme yaptığından herhangi bir takipte başlatılmadığını beyan etmekte olup davalının bu talebinin sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmaktadır.Davalı, davacının kayıt aldığı öğrencilerden eğitim teşviğinden yararlananlara 17.140,00 TL geri iade ödeme yapıldığını iddia etmektedir. Neticede davacının kayıt aldığı ve alacaklı olduğu bedele istinaden, davalı tarafından geri yapılan bir ödeme olduğundan davalı talebinin sözleşmeye uygundur. Davalı, davacının kayıt aldığı öğrencilerden kırtasiye ücreti de tahsil edildiğinden ve sözleşme gereği; “...Bu 200 öğrenciye ilişkin Ek.6 da verilen listede eğitim dışında kitap,kırtasiye, yemek vb. giderleri sadece 2019-2020 eğitim ve öğreti döneminde devreden tarafından tahsil edilmiş ise bu hizmetlere ilişkin bedeller devreden tarafından karşılanacaktır...Devreden bu 200 öğrenciden tahsil ettiği yemek, kıyafet, kitap ve diğer bedeller için 150.000,00 TL devralana 31.12.2019'a kadar ödeyecektir” Davacının bu hizmetlerin maliyetini karşılaması gerektiğinden, davacının ... Kitap evinin alması gereken bedeli velilerden önceden tahsil ettiğinden, ... kitap evine kitap maliyeti olarak 54.497,96 TLnin ödendiğini ve davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Sözleşme gereği davalının bu iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği gibi yemin hakkı hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığından söz konusu talebin sözleşmeye uygunluğu davalı tarafından ispat edilememiştir.Yine davalı sözleşme gereği, davalının öğrencilerden tahsil ettiği yemek ve üniforma bedellerinin maliyeti düşülüp kalan kar olarak davacının 289.891,00 TL alacağı olduğunu ve borçlarının mahsup edilmesinde, zaten bir alacağı kalmadığını iddia etmiş ise de bu hususun sözleşme ile dava ile bağlantısı ispat edilemeyip ikrarı değerlendirmeye alınmıştır.Neticeten tüm yapılan değerlendirmeler sonucunda;Davacının kayıt aldığı 200 öğrenciden bakiye alacak olarak 6.179.892,07 TL - 4.592.448,12 TL = 1.587.443,95 TL alacağı kaldığını ispatladığı, dava tarihinde davacının davalıdan 1.389.548,99 TL alacaklı olacağı, davalının davacının kayıt ettiği 200 öğrenciden alan alacak bakiyesinin 1.587.443,95 TL olmadığı ve daha düşük olduğunu usulüne uygun deliller ile ispat edemediği,buna göre,davacı alacağının 200 Öğrenci kayıt bedeli 6.179.892,07.-TL(-)davacının tahsil ettiği 4,592.448,12.-TL (-)davalının davacıya ödediği 84.350,00.-TL,(-)01.07.2019 tarihinden sonraki 19 öğrenciden davacının tahsil ettiği 172.798,00.-Tl (-)davacının kayıt aldığı öğrencilerden davalının tahsil edemediği 154.000,00.-TL (-)davacının kayıt aldığı öğrencilere iade ödenen teşvik 17.140,00.-TL (-) ... kitap evine ödenen bedel 59.497,96.-TL'nin düşülmesi ve bulunan rakama davalının davacı alacağı olduğunu ikrar ettiği 'yemek ve üniforma maliyetleri 289.891,00.-TL'nin eklenmesi sonucu davacı alacağının,1.389.548,99.-TL olduğu sonucuna varılmıştır.Davacı vekili,Mahkememize sunduğu ıslah dilekçesi ile dava değerini,1.239.548,99.-TL artırarak 1.389.548,99.-TL'ye yükseltmiş ve dava tarihinden itibaren işleyecek faiz adı altında 271.140,00.-TL faiz alacağını da talep etmiştir.Davalı da,cevap dilekçesini ıslah ederek takas def'ini ileri sürmüştür..... Davalı,davacıdan olan iki alacağını takas olarak ileri sürmüştür.Bunlardan bir tanesi alacağın temliki sözleşmesi ile devraldığı 510.000,00.-TL'lik alacak diğeri ise,taraflara arasındaki sözleşme uyarınca davacının ödemesi gereken eski kiralar nedeniyle oluşan 3.300.000,00.-TL'lik alacaktır.Her bir alacak yukarıda yapılan tanım ve koşullar çerçevesinde değerlendrildiğinde,davalının,510.000,00.-TL'lik alacak için ileri sürdüğü takas def'i yerinde olup bu miktar yönünden davacı alacağından düşülmesi gerekmektedir.Diğer taraftan 3.300.000,00.-TL'lik alacak yönünden ise,taraflar arasında yapılan sözleşmede bahsi geçen eski kira borçlarının nasıl ödeneceği belirlenmiş olup alacaklı konumundaki ev sahibi alacağını davalıya devrettiğine ilişkin bir hüküm bulunmayıp ev sahibi alacaklının imzaladığı bölümde eski kira borcunun sözleşmede belirtilen şartlarda ödenmesi halinde davacıyı ibra edeceği yazmakta olup bu kişi alacağını davalıya devrederek alacaklı sıfatının kalmadığı söylenemez.Bu durumda takasın ilk koşulu olan karşılıklı olarak birbirinden alacaklı olma durumu söz konusu değildir.Çünkü sözleşme uyarınca borç ödenmediği taktirde asıl alacaklı ev sahibinin eski kira borçlarını davacıdan tahsil etme imkânı devam etmektedir.Diğer yandan,eski kira borcunun tasfiyesi için yapılan sözleşme taraflarca her ne kadar takas olarak adlandırılmış ise de,teknik olarak takasın varlığı söz konusu değildir ve borç tasfiye protokolü niteliğindeki sözleşme maddesine göre,borç davalı tarafından değil kâr paı üzerinden ödenecektir.Bu belirlemeler karşısında davalının 3.300.000,00.-TL'lik alacak nedeniyle takas def'i yerinde değildir.Yukarıda belirtildiği gibi davacının alacağı 1.389.548,99.-TL idi,bu alacaktan 510.000,00.-TL'lik takas def'inin kabulü ile davacı alacağı 879.548,99.-TL'ye inmiş olup bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir.Davacı vekili mahkememize verdiği ıslah dilekçesi ile,başlangıçta faiz talebinde bulunmamasına rağmen dava tarihinden ıslah tarihine kadar geçen sürede işleyen faizi de davalıdan tahsilini talep etmiştir.Öncelikle davacı ıslah yoluyla ayrı bir dava konusu yapmadan da faiz alacağını talep edebilir.Faiz alacağının tespiti gerekmekte ise de,bilirkişi kurulu tarafından bu yönde bir belirleme yapılmamıştır.Ancak faiz hesabı matematiksel bir işlem olup Mahkemece de yerine getirilebileceğinden ve usul ekonomisi gözönüne alındığında davacının faiz alacağı mahkememizce resen hesap edilmiştir......Yukarıda yapılan hesaplamaya göre davacının,faiz alacağı 239.924,10.-TL olup bu miktarın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davacı vekili tarafından ne dava dilekçesinde ne de ıslah dilekçesinde ana paraya işlemiş faiz talebi bulunmadığından bu konuda değerlendirme yapılmamasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 879.548,99.-TL asıl alacak ve 239.924,10.-TL faiz alacağı olmak üzere toplam 1.119.473,09.-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin takas definin yerinde olduğu yönündeki görüşüne katılmadıklarını,Nihayetinde Yerel Mahkemenin müvekkilin davalı yandan müvekkilin alacağının 1.389.548,99 TL olduğuna kanaat getirdiğini, bilirkişilerin 3.300.000,00 TL'lık alacağın mahsup edilebileceği yönündeki görüşlerine Yerel Mahkemece itibar edilmediğini, tespit edilen 1.389.548,99 TL tutarındaki müvekkil alacağından ... Turizm'e ilişkin 510.000,00 TL'lik takas def'inin kabulü ile müvekkilin alacağının buna göre 879.548,99.-TL olduğuna kanaat getirdiğini, ancak mahkemece mahsuba konu edilen diğer ... Turizm alacağının davalı kayıtlarında bilirkişilerce görülmüş bir kayıt olduğunu, bu davada doğrudan müvekkil alacağından takasının mümkün olmadığını, söz konusu borcun mevcudiyetine ilişkin bir kesinleşmiş yargı kararı olmadığını ve davalının bu bedeli takas konusu yapmasının da hukuken kabul edilemeyeceğini, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece sözleşmenin bir bütün olarak değerlendirilmediğini, sözleşmede devir nedeniyle devralanın ödeyeceği herhangi bir fatura ödemesi düzenlenmemiş iken; faturaya itiraz edilmemiş olmasından hareketle devralan müvekkile faturanın ödemesi borcu, devredene de alacak doğduğu şekilde değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece taraflar arasında "yazılı sözleşme yokmuş" gibi, aksi yazılı sözleşme ispat edilen "adi karineye" üstünlük verilerek, ihtilafın defterler üzerinden değerlendirilmesinin de hatalı olduğunu, gerekçeli kararın 8. sayfasında hesaplamanın yapıldığı bölümde "...200 Ögrenci kayıt bedeli 6.179.892,07.-TL (-)davacının tahsil ettigi 4,592.448,12.-TL (-)davalının davacıya ödediği" şeklinde ibare irdelendiğine; defterlere göre bu ibare doğru gibi gözükmekte ise de müvekkil şirketin davalıya bu miktarda fiilen bir ödemesinin bulunmadığını, Sözleşme ile belirlenen edimler/hususların defterlerden hareketle çözümlenemeyeceğini, mahkemece sözleşmeye göre borç-alacak durumu belirlenmesi gerektiğini, mahkemece de kabul edildiği üzere; okul devri karşılığında müvekkilin 200 öğrencinin okutulması taahhüdünde bulunduğunu, bu hizmetin müvekkil tarafından ifa edildiğini, bu değerlendirmeye göre; davacının okulu müvekkile devir etmesine karşılık bir alacağı doğacak ise buna karşılık müvekkil taahhüt ettiği okutma hizmetini verdiğine göre; bu hizmetle ilgili okutma bedeli olarak 6.179.892,07 TL meblağda bir fatura düzenleyip defterine kayıt etmiş olması halinde davacıya herhangi bir borcunun bulunmayacağını, bu halde müvekkilin sadece fatura düzenlemediği için borçlu olmasının hatalı olduğunu, fatura düzenlenmesinin asli bir edim değil, vergi ve muhasebe kayıtları için yan bir işlem olduğunu, Ayrıca yerel mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin 200 öğrencinin müvekkil tarafından bila bedel okutulması mükellefiyeti yorumuna göre; müvekkilin sözde faturaya itiraz etmediğinden bahisle sözleşme şartlarına uygun olmayan faturaya, sözleşmeden daha fazla bir güç yükleyen değerlendirmesinin kendi içerisinde de çelişik olduğunu, davacının 200 öğrenci ile ilgili devir tarihine kadar öğrencilerden tahsil ettiği bedeller dışında özellikle müvekkilden herhangi bir alacağının da söz konusu olamayacağını, Takas define konu iki alacaktan birisinin taraflarına temlikinin söz konusu olmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin mezkur gerekçesinin sözleşme hükümleri karşısında dayanaksız ve hatalı olduğunu, mahkemeye göre; söz konusu kira alacakları müvekkil tarafından temlik alınmadığını, oysa ki "RUHSAT DEVİR MUTABAKAT ve SULH SÖZLEŞMESİ"nin madde 2.1(2. paragraf) "...Devreden 3.300.000,00 TL (üçmilyonüçyüzbintürklirası) kira borcunun ...tarafından DEVRALAN'a temlik edildiğini, .... kabul etmiştir." şeklindeki ifade ile açıkça söz konusu kira alacağının "temlik edildiği"nin düzenlendiğini, bu sebeple yerel mahkemenin söz konusu kira alacağının temlik edilmediği şeklindeki değerlendirmesinin dayanaksız olduğunu, yine ... arasındaki Marka Lisans Sözleşmesi'nin 4. Sayfasındaki...'in beyanları ve atıf yapılan ruhsat devri ve marka kullanım sözleşmelerininin imzalanmış olduğu, devrin yapılmış olduğu nazara alındığında; yerel mahkemenin gerekçeli karardaki ...hakkında "bu kişi alacağını davalıya devrederek alacaklı sıfatının kalmadığı söylenemez." değerlendirmesinin de dayanaksız kaldığını, bu durumun taraflar arasındaki Ruhsat Devir Sözleşmesi'nin madde 2.1 (2 paragraftaki) "TARAFLAR, ...in işbu kira ilişkisinden kaynaklı toplam 3.300.000,00 TL (üçmilyonüçyüzbintürklirası) alacağının aşağıda 2.2. maddede belirtilen koşullar dahilinde tasfiyesi hususunda mutabakata varmışlardır." düzenlemesinden kaynaklanmış olduğunu, ancak söz konusu hükmün taraflar arasında düzenlendiğini, anılan sözleşmenin 1. sayfasında "DEVRALAN ve DEVREDEN'den her biri "Taraf" ve birlikte "Taraflar" olarak anılacaktır" hükmü uyarıca Ruhsat Devir Sözleşmesinin madde 2.1 (2 paragraftaki) "taraf" ifadesinin ...e şamil olmadığını, bu sebeple takasa konu edilen kira alacağının taraflarına temlik edilmediğini, özellikle sözleşmelerin ekinde yer alan; EK 4 Dava Takip Listesi'ndeki davalardan vazgeçilmiş olması; EK 5 İade Edilecek Çek Senet Listesi'ndeki evrakların iade edilmiş olması, bu konuda herhangi itiraz bulunmadığı nazara alındığında halen ...tarafından istenebilir olduğuna yönelik yerel mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sözleşmenin yapıldığı esnada sözleşme nedeniyle davacının herhangi bir alacağının oluşmadığını, bu itibarla davacıya "kar payı doğması"nı, davacının "herhangi bir alacağı doğduğunda" şeklinde değerlendirmenin zorunlu olduğunu, zira sözleşmede davacının piyasaya olan 2.300.000 TL borçlarının ödenmesine müvekkilin yardımcı olacağı, devir işlemlerinden sonra davacının yönlendirmeleri ile okula olası yeni öğrenci kayıtları olacağı, bu işlemlerden para geleceği öngörülmüş ve bu paralardan (taraflara kar payı dağıtımı yapılmadan) davacının piyasa borçlarının ödenmesine yardımcı olacağının düzenlendiğini, Bu halde devir işleminden davacının devir öncesi kayıt ettiği 200 öğrencinden "tahsil ettiği"nden başkaca bir alacağının doğabileceği öngörülseydi, bu bedelden; öncelikle davacının bu borçlarının ödeneceğinin kararlaştırılacağını, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, bilakis müvekkilin sadece yardımcı olacağını taahhüt etmiş olması, yeni kayıt işlemi olmaması ve kayıtlardan herhangi bir para gelişi söz konusu olmamasına rağmen ve "devreden yeteri kadar kayıt sağlayamazsa devralan sadece gelen para kadarlık çekleri ödeyeceği, geri kalan meblağı ödemekle ilgili hiç bir yükümlüğü olmadığı" düzenlemesine rağmen sözleşmenin 4.4 maddesinde değinilen 2.300.000 TL meblağda davacının banka borçlarını ferileri ile birlikte 3 milyondan fazla ödemek durumunda kaldığını, yerel mahkemece sözleşmedeki davacının borçlarının "kar payından ödeneceği" hükmünün dar anlamda yorumlandığını, mezkur borcun davacı tarafından değil kar payı üzerinden ödeneceği anlamına geldiği ve bu durumun da yine takastaki "karşılıklı alacaklı olma" kuralına aykırılık teşkil ettiği şeklinde sözleşmenin bütününe göre çelişkili ve dayanaksız olduğunu, sözleşmedeki kâr payına ilişkin düzenlemeyle, davacının "alacaklı olma durumunun" düzenlediğini de nazara alınmak zorunda olduğunu, Davacı taraf okulun kira borcunu ödemediği için okuldan tahliye edilip netice itibariyle ödemelerini yerine getirmeyen bir şirket olduğundan; 3.300.000-TL gibi yüksek meblağlı bir borcun ödenmesinin yalnızca davacının yazılı taahhüdüne bırakılmasının söz konusu olmadığını, borcun ifasını sağlamak ve 3.300.000-TL'lik alacağın sürüncemede kalmasını önlemek için, iş bu alacağın davacı adına tahakkuk edecek kâr payıyla "alacaklı olma" halinde, pey der pey mahsup edilmesinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla 3.300.000-TL'lik alacağın, davacı adına tahakkuk edecek kâr payı nedeniyle alacaklı olması halinde mahsup edilmek suretiyle ödeneceğinin kararlaştırılmış olmasının, işbu borcu ödemekle yükümlü olan tarafın davacı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını, sözleşmedeki kâr payı düzenlemesinin asıl amacının, borcun ödenme şeklini belirleyerek alacağın tahsil imkanını kolaylaştırmaktan ibaret olduğunu, ancak bu durumun, alacağın yalnızca kâr payından mahsup edileceği anlamına da gelmediğini, mezkur alacağın kâr payından mahsup edilemediği hallerde 3.300.000-TL'yi ödemekle yükümlü olan tarafın her halükarda davacı şirket olduğunu, hal böyleyken yerel mahkemenin sözleşmedeki kâr payına ilişkin maddeyi borcun ödenme şekli olarak değil de sanki borcu ödemekle yükümlü olan tarafın davacı olmaktan çıktığı şeklinde yorumlamakla açıkça bir yanılgıya düştüğünü, dolayısıyla mezkur kararın işbu gerekçe yönünden de hatalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Mahkemece taraflarına yemin teklif edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama sırasında taraflarına yemin hakkının hatırlatıldığını, yazılı belgelerle ispat edemedikleri bir husus bulunmadığından taraflarınca yemin teklif edilmediğini, kırtasiyeciye ödenmiş olan 54.497,97 TL taleplerinin kabul edilmiş olması sebebiyle, devredenin 200 ögrenciden tahsil ettiği yemek, kıyafet, kitap ve diğer bedeller için 150.000,00 TL devralana (davalıya) 31.12.2019'a kadar ödemeyi taaahhüt ettiği 150.000 TL için yemin hakkı hatırlatılması yapıldığının görüldüğünü, taraflar arasındaki "RUHSAT DEVİR MUTABAKAT ve SULH SÖZLEŞMESİ" nin Madde 2.3/ son cümlesindeki "DEVREDEN bu 200 öğrenciden tahsil ettiği yemek, kıyafet, kitap ve diğer bedeller için 150.000 TL DEVRALAN' a 31.12.2019' a kadar ödeyecektir." açık hüküm karşısında mahkemenin sanki ispata muhtaç bir durum varmış ve ispat yükü taraflarında imiş gibi yemin hakkı hatırlatmasının hatalı olduğunu, sözleşme hükmü gereği davacının müvekkile ödemeyi taahhüt ettiği 150.000 TL ile ilgili taleplerinin kabul edilmemiş olmasının "dayanaksız" ve açıkça hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen "Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi'', 01.07.2019 tarihli '' Marka Lisans Kullanım Sözleşmesi" ve 16.08.2019 tarihli ''Ek Sözleşme" den kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu "Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi'', 01.07.2019 tarihli '' Marka Lisans Kullanım Sözleşmesi" ile davacıya ait ve sözleşmeye konu okulların eğitim ruhsatı, okul binası, demirbaşları, isim hakkı ve lisans kullanım hakkının devredildiği, yine 16.08.2019 tarihli ''Ek Sözleşme"nin "... Özel Eğitim Kurumları Ltd. Şti.(... olarak adlandırılacak ) ile ... Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş (MİL olarak adlandırılacak) arasında 01.07.2019 tarihinde imzalanan sözleşmedeki 2.3 maddesine göre sözleşmenin imza tarihinden önce ... Okulları ... Kampüsüne kayıt yaptıran ve sözleşmenin ekinde listesi yer alan 200 öğrencinin ödenen ve ödenecek olan, 6.179.892,07 TL'yi bulan kayıt bedellerinin ...'ya ait olduğu taraflarca kabul edilmişti. Ancak bu bedelin bina teçhizat ve demirbaş devir bedeli,portfoy ve marka süreli kullanım bedeli ve ruhsat bedeli adları altında faturalandırılması kararlaştırılmıştı. E faturada bu kadar detay yazılamadığından sözleşmeye ek sözleşme yapılmıştır. MİL'e, ... tarafından kesilecek KDV dahil 6.179.892,07 TL bedelli fatura bu şekilde kesilecek olup iş bu sözleşme, 01.07.2019 tarihli Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi adıyla yazılı olan ve taraflar arasında imzalanan ana sözleşmelerin ayrılmaz birer parçalarıdır." hükmünü içerdiği, bu hüküm uyarınca davacı tarafından davalıya dava konusu 6.179.892,07 TL bedelli faturanın düzenlenerek gönderildiği, davalı tarafından itiraz edilmeksizin ticari defterlerine kaydedildiği ve kesinleştiği, bu durumda tarafların 200 öğrenci için bu bedel üzerinden anlaştığı, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davalının davacının sözleşmenin imza anında listedeki öğrencilerin sayısı ve öğrencilerden tahsil edilen paraların bedeli ve muhteviyatıyla ilgili gerçek verileri paylaşmadığının ileri sürülemeyeceği, davalının bu verilerin inceletilmemesi halinde sözleşme serbestliği ilkesi gereğince ek sözleşmeyi imzalamaktan kaçınma hakkının bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin fatura bedelinin kesinleşmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu "Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi'' ve 01.07.2019 tarihli '' Marka Lisans Kullanım Sözleşmesi"nin taraflarının davacı ve davalı olduğu, dava konusu Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi'nin 2.1 ve 2.2 maddelerinde davacının dava dışı kiraya veren...'e olan 3.300.000,00 TL birikmiş kira borcunun tasfiyesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği, Hatice Şener 'in sözleşmeleri taraf olarak değil, tarafların imzasından sonra sözleşme içeriğinden haberdar olduğuna, muvafakat ettiğine ve davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde kira alacağının sözleşmede belirtilen şekilde tasfiye edileceğinin kabul ettiğine dair imzaladığı, davalı ile dava dışı ...arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir yazılı temlik sözleşmesinin bulunmadığı, sözleşmede taraflarca kira alacağının davalıya temlik edildiğinin belirtilmesinin tek başına alacağın temlik edildiği anlamına gelmediği, aksinin kabulü halinde dahi davacının kira borcunun tasfiye edileceğine ilişkin hükümdeki düzenlemeye göre henüz kira alacağının takas anında muaccel olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla Mahkemece davacının kira borcunun alacağından mahsup edilmemesi yerinde olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, "Ruhsat Devir Mutabakat ve Sulh Sözleşmesi''nin madde 2.3/ son cümlesindeki "DEVREDEN bu 200 öğrenciden tahsil ettiği yemek, kıyafet, kitap ve diğer bedeller için 150.000 TL DEVRALAN' a 31.12.2019' a kadar ödeyecektir." açık hükmünde yer alan davacının davalıya ödemeyi taahhüt ettiği 150.000 TL ile ilgili taleplerinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde bu bedelin mahsubunun talep edilmediği gibi cevap dilekçesinin ıslahı ile de sadece takasa konu alacakların mahsubunun talep edildiği, cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen bu hususun davacı tarafından açıkça muvafakat edilmediğinden savunmanın genişletilmesine aykırı olarak yargılama aşamasında ve HMK'nın 357/1 maddesi uyarınca istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği, ayrıca Mahkemece bu miktara ilişkin yemin delilinin hatırlatılmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece davalı tarafından ... kitap evine kitap maliyeti olarak 54.497,96 TLnin ödendiği ve davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davalıya yemin delili hatırlatılmış ise de, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu miktarın da davalı alacağında mahsup edilerek alacağının 1.389.548,99 TL olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından tespit edilen bu miktara itiraz edilmediği ve Mahkemece de davacının bu miktarda alacaklı olduğunun kabul edilerek sonuca gidildiği dikkate alındığında söz konusu kitap maliyet bedelinin davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle yemin delilinin hatırlatılması yerinde olmamış, ancak bu hususun sonuca bir etkisi bulunmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davacı vekili, davacının ... Turizm'e olan ve davalı tarafından temlik alınan 510.000,00 TL borca ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığından takasa konu olamayacağını ileri sürmüş ise de, takas ve mahsup define konu alacağın mahsubu için alacağın kesinleşmiş bir yargı kararı ile tespitinin zorunlu olmadığı, söz konusu alacaklara ilişkin alacaklı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takiplerine borçlu tarafından itiraz edilmediği ve kesinleştiği, yine Mahkemece yukarıdaki şekilde karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından icra takip dosyalarına icra takibine konu alacağın kendi alacağından mahsup edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği görülmekle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 9.422,52-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.807,12-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 76.471,21-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 19.117,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 57.353,41-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/641, K. 2025/2170, T. 24.11.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-641-e-2025-2170-k-94c7fd32d934