Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/533 E. 2026/169 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/533
- Karar No
- 2026/169
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/533 Esas 2026/169 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/533 KARAR NO : 2026/169
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2022 NUMARASI : 2021/134 Esas 2022/952 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/08/2021 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/03/2026
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin asıl dava ile itirazın iptali istemine ilişkin birleşen davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl davada davacı ... tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı ... tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleşen davaların kabulüne verilen hükme karşı asıl davada davacılar-birleşen davada davalı ... vekili ile birleşen davalarda davacı banka vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin evli olduğunu, oturdukları yerine aile konutu olup, davalının aile konutu hakkında eşinin rızası alınmadan ipotek işlemi yaptığını, bu konuda açılan davanın derdest olduğunu, davalının aynı alacağa ilişkin icra takipleri başlattığını, davalının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolunu izlemesi, bu takip sonlandıktan sonra bakiye borç bulunması halinde aynı dosyadan kefillere karşı icra takibini sürdürmesi gerektiğini, davacının diğer kefil adına kayıtlı taşınmazı icra takibi sonucu satarak 251.000,00 TL'yi tahsil etmesine rağmen müvekkili aleyhine başlatılan takip dosyalarına bildirmediğini, takibe konu borcu mevcudiyetine ait belgelerin geçerliliğinin tartışmalı bulunduğunu, ipotek işlemleri yapılırken bankacılık işlemlerinde hiçbir açıklama ve bilgilendirme yapılmadan, ipotek borcundan hariç olarak müvekkili ...'nın ipoteğe kefaletinden kaynaklanan mükerrer borçlandırma yapıldığını, kefalette eş rızası gerektiğini belirterek hukuka aykırı olarak yapılan Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/1554 sayılı icra takibinin iptaline, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/150 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Sistem ... Ltd. Şti ile aralarında akdedilen genel kredi sözleşmesi ve Business Card üyelik sözleşmesi uyarınca anılan şirketin kredi ve kredi kartı kullandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, davalının da borçlu şirketin müteselsil kefili olduğunu, hesap kat ihtarnamesinin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında, ipotek bedelinin mahsubundan sonra bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/460 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ve Business Card üyelik sözleşmesi uyarınca davalıya kredi ve kredi kartı kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, hesap kat ihtarnamesinin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında, ipotek bedelinin mahsubundan sonra bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'nın kefil olan ...'nın eşi olup, müvekkili ile asıl borlu şirket arasındaki ilişkide kefil sıfatı bulunmadığını, hesap kat ihtarnamesinden sonuç alınamayınca borçtan sorumlu olanlar hakkında yasal işlemlere başlandığını, davacı ...'nın maliki olduğu taşınmazın müvekkilinin taşınmazının teminatı olduğunu, davacı tarafından açılan dava nedeniyle söz konusu teminatın nakde çevrilemediğini, müvekkilinin alacağının ipotek bedelini geçtiğini, ipotek bedeli düşüldükten sonra bakiye kısma ilişkin davacı ... ve dava dışı borçlu şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, bu davadan önce müvekkili tarafından itirazın iptali davası açıldığını, yasa gereği davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğini, müvekkilinin davacıdan alacağının tahsili için takip başlattığını, davacı ...'nın kefil olması nedeniyle borçtan sorumlu bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/150 esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının başlattığı icra takibi varken mükerrer olacak şekilde dava konusu icra takibini başlattığını, takibin hukuka aykırı olduğunu, davacının sözleşmelerde müvekkilinin bilgisi dışında açığa imza şeklinde bir işlemle karşı karşıya bırakıldığını, sözleşmelerin her sayfasının altının imzalanmadığını, imzaların, ad ve soyadların el ürünü olmadığını, borç kalemlerinin tutarlarının belirsiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/460 esas sayılı dosyasında davalı davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; itirazın iptali davasının 04/03/2021 tarihinde açıldıktan sonra aynı gün menfi tespit davasının da açıldığı, bu hali ile İİK'nun 72. madde kapsamında menfi tespit davası olduğu, itirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı borç ile ilgili menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, birleşen dava dosyasında davanın 04/03/2021 tarihinde açıldığı, itirazın iptali davası niteliğinde olduğu dikkate alındığında aynı gün açılan menfi tespit davası yönünden davacı ...'nın dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı, asıl dosyanın diğer davacısı ...'nın ise icra takibinin tarafı olmadığı gibi, banka ile yapılan genel kredi sözleşmelerine kefil ya da taraf olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın da maliki bulunmadığı, davanın anılan davacı yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, birleşen davalar yönünden somut olayda, öncelikle çözülmesi gerekli hususun davacının davalı tarafından aldırılan kefilliğinin usulüne uygun olup olmadığı yönünden olacağı, davacı banka ile davalı ... Sistem Eğitim Kurumları arasında, 02/01/2014 tarihli GKS'de 35.000,00 TL bedelli davalı ...'nın kefaletinin bulunduğu sözleşme akdedildiği, sözleşme limitinin 18/06/2014 tarihinde 191.000,00 TL'ye, 10/07/2014 tarihinde 791.000,00 TL'ye, 24/11/2014 tarihinde ise 850.000,00 TL'ye yükseltildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasında 02/10/2014 tarihinde kredi kartı sözleşmesi imzalandığı, genel kredi sözleşmesi, limit artırma sözleşmeleri ve kredi kartı sözleşmesinde davalı ... ve dava dışı ...'ün kefaletlerinin bulunduğu, kefalet sözleşmelerinin Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olarak tesis edildiği, kefalet sözleşmesinin akdedildiği tarih itibariyle davalı ...'nın asıl borçlu şirket ... Sistem Eğitim Kurumları şirketinin ortağı olması nedeniyle eş muvafakatı alınmasına yer olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın beyanlar hanesinde aile konutu şerhi bulunmadığı, davalı-birleşen dosya davacısının Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/1554 sayılı dosyasında işlem gören ilamsız icra takibinde davacı/birleşen davalının ipotek yönünden sorumluluğunun devam ettiği de gözetilerek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte tahsil edilecek para ile bu davaya konu icra dosyasında tahsil edilecek miktar arasında tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde ilamsız icra takibine yapılan itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada davacı ... tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, davacı ... tarafından açılan davanın hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleşen Ankara 8. ATM'nin 2021/460 esas ve birleşen Ankara 6. ATM'nin 2021/150 esas sayılı dosyalarında davacı ... Bankası tarafından davalılar ... ve ... Sistem Eğitim Kurumları Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın Ankara 5. İcra Dairesinin 2017/9693 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasındaki tahsilatta tekerrüre yol açmamak şartıyla kabulüne, Ankara 11. İcra Dairesinin 2021/1554 sayılı dosyasında davalılar ... ve ... Sistem Eğitim Kurumları Ltd. Şirketinin yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanan asıl alacak tutarına %28,08 ve taksitli kredi ile borçlu cari hesap kredisinden kaynaklanana asıl alacak tutarlarına %40 oranında faiz işletilmesine, alacak likit olduğundan, 78.982,01 TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve ... Sistem Eğitim Kurumları Şirketinden alınıp davacı bankaya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacılar-birleşen davada davalı ... vekili 21/01/2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen davalar yönünden kaldırılmasını, talepleri gibi yeni bir karar verilmesini istemiştir. Birleşen davalarda davacı ... Bankası vekili 06/01/2013 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın aleyhe olan kısımlar yönünden kaldırılmasını, birleşen davalar yönünden davalılar hakkında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, birleşen davalar ise genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Asıl davada davacı yan davalı bankanın başlattığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl davada davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, davacı ... tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılması halinde menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususlar itirazın iptali davasında da ileri sürülebilecektir. Hukuki yararın varlığı dava şartlarından olup, mahkemece de bu hususun resen dikkate alınması gerekmektedir (Emsal Yargıtay (Kapatılan)19. Hukuk Dairesinin 16.06.2020 tarih 2018/1702 Esas 2020/1048 Karar sayılı ilamı). Somut olaya gelindiğinde ise, HMK'nun 118. maddesi uyarınca dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. menfi tespit istemine ilişkin asıl dava 04/03/2021 tarihinde, itirazın iptali istemine ilişkin birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/460 Esas sayılı dosyasında ise dava 05/08/2021 tarihinde açılmıştır. Menfi tespit istemine ilişkin asıl dava ile itirazın iptali istemine ilişkin birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/460 Esas sayılı dava tarihleri karşılaştırıldığında asıl dava tarihinin birleşen anılan itirazın iptali dava tarihinden önceki tarihlidir. Öte yandan, menfi tespit istemine ilişkin asıl dava ile itirazın iptali istemine ilişkin birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/150 Esas sayılı davası 04/03/2021 tarihinde olmak üzere aynı tarihte açılmıştır. Asıl dava ile anılan birleşen davanın aynı tarihte açılmış olması karşısında HMK'nun 118. maddesi de gözetilerek asıl ve birleşen dava dilekçelerinin kaydedildiği saate bakılması gerekecektir. Asıl davada dava dilekçesi 04/03/2021 tarihinde 13:23'de, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/150 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesi 04/03/2021 tarihinde saat 16:48'de kaydedilmiştir. Dava dilekçelerinin kaydedildiği saatler gözetildiğinde menfi tespit istemine ilişkin asıl davanın saatinin daha önceki saat olması karşısında asıl davanın anılan birleşen davaya göre daha önce açıldığının kabulü gerekecektir. Bu durumda mahkemece asıl davada, menfi tespit istemine ilişkin asıl davanın itirazın iptali istemine ilişkin birleşen davalardan daha önce açıldığı, asıl davada davacı ...'nın menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, hukuki yarar dava şartının gerçekleştiği gözetilerek anılan davacı hakkında açılan davanın esasına ilişkin deliller değerlendirilmek suretiyle esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davacı ... tarafından açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/150 Esas ve Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/460 Esas sayılı davaları hakkında verilen karara gelindiğinde, Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HMK'nun 297. maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesindeki yargılamayı tekrarlamak ve esas hakkında karar vermek yetkisine sahiptir. Ancak ilk derece mahkemesi yargılaması usul hukukuna uygun yürütülüp karar da gerekçesi yazıldığında iki dereceli yargılama sistemi uygulanmış olacaktır. Diğer bir anlatımla, ilk derece mahkemesi yargılamasının tekrarlanması gereken ağır bir usul hatası varsa HMK'nun 353. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerekir. Yukarıda anılan Anayasa ve yasa hükümleri ile yapılan açıklamalar karşısında istinafa konu mahkeme kararının Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi ve Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyaları yönünden incelenmesine gelindiğinde; birleşen davalara konu Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/1554 sayılı icra takip dosyasında tahsili talep edilen alacak miktarı 1.094.910,07 TL'den 700.000,00 TL ipotek bedeli mahsupla bakiye 394.910,07 TL'dir. Birleşen dosya davalıları icra takibinde borcun tamamına itiraz etmiş, davacı vekilince de, anılan miktar dava değeri olarak gösterilmek suretiyle davalıların icra takibine itirazlarının reddi talebiyle birleşen davalar açılmıştır. Mahkemece ise, birleşen davalara ilişkin gerekçede sadece davalı kefil ...'nın kefaletinin yasal koşullara uygun bulunduğu belirtildikten ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda birleşen davalara konu icra takibi nedeniyle birleşen dosya davacısı bankanın icra takip tarihi itibarıyla birleşen dosya davalılarından alacaklı olduğu miktarın 929.078,67 TL olduğu, 700.000,00 TL ipotek bedeli mahsup edildiğinde davacının talep edebileceği alacağın 229.078,67 TL bulunduğunun tespit edildiği belirtildikten sonra birleşen dosya davalıların icra takibine itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiği şeklinde gerekçe yazıldıktan sonra birleşen davaların kabulüne, birleşen dosya davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, takibin devamına karar verilmiştir. Anılan kararda bilirkişi raporunun hükme esas alınıp alınmadığı belirtilmediği gibi, bilirkişi raporunda davacı bankanın davalılardan bakiye 229.078,67 TL alacağı bulunduğu belirtildiği halde, davalıların itirazının iptali ile devamına karar verilen takipteki alacak miktarı olan 394.910,07 TL'nin ne şekilde hesaplandığına ilişkin bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bir başka anlatımla, birleşen davalar yönünden mahkeme kararı gerekçesizdir. Kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re'sen gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle asıl davada davacılar-birleşen davalı ... vekili ile birleşen davalarda davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl davada davacılar-birleşen davalı ... vekili ile birleşen davalarda davacı banka vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2022 tarih 2021/134 Esas 2022/952 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl davada davacılar-birleşen davalı ... tarafından yatırılan 179,90 TL maktu istinaf karar harcı ile 6.744,08 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde asıl davada davacılar-birleşen davalı ...'ya iadesine, 5-Birleşen davalarda davacı banka tarafından yatırılan 179,90 TL maktu istinaf karar harcı ile 359,80 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde birleşen davalarda davacı bankaya iadesine, 6-Asıl davada davacılar-birleşen davalı ... ile birleşen davalarda davacı banka tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/02/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.